Zazaki Kürt Dilinin Özüdür, Bürokratik Kararlarla Koparılamaz
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Zazacayı Kürtçeden tamamen yalıtılmış, bağımsız bir dil olarak tasnif edip ayrı bir müfredata bağlama kararı; tarihsel, sosyolojik ve bilimsel gerçeklikleri göz ardı eden politik ve yapay bir ayrıştırma girişimidir. Yüzyıllardır aynı tarihsel belleği, ortak coğrafyayı, toplumsal kaderi ve kültürel muhayyileyi paylaşan bir halkın dilsel zenginliğini idari tasarruflarla parçalamaya çalışmak kesinlikle kabul edilemez.
Zazacanın Kürt dil ailesinin kadim bir lehçesi olduğu gerçeği, konjonktürel yaklaşımlarla silinemeyecek kadar köklü vesikalarla sabittir. 1597 tarihli Şerefname’den başlayarak bölge tarihini ve sosyolojisini kaydeden temel kaynaklar, Kürtleri dilsel ve toplumsal kollara ayırırken Zaza havzasını daima bu bütünlüğün ayrılmaz bir sütunu olarak kaydetmiştir.
19. yüzyılın büyük medrese alimlerinden Molla Halil el-Si'ridi, eserlerinde Kürtçenin ana kollarını sayarken Zazakî’yi doğrudan bu lisanın temel bir şubesi olarak tarif etmiştir. Zazaca basılmış ilk edebi ve dini eser niteliğini taşıyan Mela Ehmedê Xasî’nin 1899 tarihli Mevlid’inde ve bizzat dönemin Osmanlı Maarif Nezareti’nin verdiği resmi basım ruhsatında eserin dili tereddütsüz bir biçimde "Kürtçe’nin Zaza lisanı" olarak tescil edilmiştir.
Mesele sadece yazılı metinlerle sınırlı kalmamıştır. Bu hakikati ise bizzat halkın kendi öz tanımlamasıdır. Dersim’den Bingöl’e, Elazığ’dan Diyarbakır’a uzanan geniş coğrafyada Zazaca konuşan milyonlarca insan, yüzyıllardır kendi dilini "Kirdkî" ya da "Kirmanckî", kendini ise "Kird" veya "Kırmanc" olarak adlandırmaktadır.
Bu topraklarda yaşayan insanların kendi kimliklerini tarif ederken kullandıkları kök doğrudan Kürtlüğe dayanırken, dışarıdan kurgulanan yapay sınıflandırmalarla bu bağı koparmaya çalışmak toplumsal hafızayı inkar etmektir. 1925 Şeyh Said Hareketi’nden 1937–38 Dersim trajedisine kadar modern tarihin en kritik dönemeçlerinde Zazaca konuşan aktörlerin tümü, hem resmi devlet kayıtlarında hem de halkın ortak hafızasında Kürt kimliğinin öznesi olarak yer almıştır.
Bir dilin farklı lehçelerine pedagojik ihtiyaçlar doğrultusunda ayrı ders kitapları ve özel öğretim programları hazırlanması anlaşılabilir bir eğitim adımı olabilir. Ancak bu çeşitliliği, onu var eden gövdeden tamamen koparıp "ayrı bir millet, ayrı bir dil" yanılsamasına dönüştürmek büyük bir infialdir. Kürt dili; Kurmancî, Zazakî (Kirdkî), Soranî ve Goranî kollarıyla bir bütündür. Tarihin, ulemanın, yazılı edebiyatın ve bizzat o dili konuşan halkın açık iradesi ortadayken, bürokratik kararlarla Zazacanın Kürtçeden ayrıştırılmasını asla kabul etmiyoruz.
Kürt Stratejik Araştırma Merkezi
27 yıl önce evinde katledilen Abdulrezak Erdoğan’ın akıbeti göz göre göre tüm bilinenlere rağmen faili meçhul bırakıldı.
Adalet kavramının içini boşaltmadan, bir insanın canını hiçe sayan bu zihniyetin yeri toplumun içinde değil parmaklıklar ardında olmalı.
#AbdulrezakErdoğan
Îro jî me li Rubarokê serdana gundên Bêgijnê, Navberoja û Nehrî kir. Pêşwaziya gelê me yê qedirbilind û gundên me yên xwedî manewîyateke xurt, gelekî germ û ji dil bû.
Hevdîtinên me yên bi gel re, bi hevalên me yên partiyê û bi tevlîbûna Hevserok Keskin Bayındır berdewam dikin.
Li Bajêrge û Geverê me civînên gel pêk anîn. Gelê me em bi coş û germiyeke mezin pêşwazî kirin.
Xebatên me wê bê navber bidomin. Civînên me yên gel wê bi tevlîbûna Hevserokê DBP’ê Keskin Bayındır berdewam bikin.
Kim ve ne olduğunu ben biliyordum ve bunu ifşa ettiğim için linç yedim zamanında. Senin iftiralarına da maruz kaldım.
Sen pişman olmayacak kadar yüzsüz bir düzenbazsın. Esas biz pişmanız sana destek verdiğimiz için. Senin gibi tek doğru tarafı olmayan birine gidip oy verdik. Ve siyasi hayatımın en büyük hatası sana gidip oy istemektir!
1994 yılında güvenlikçi politikalar gerekçesiyle boşaltılan Şemdinli’nin Ayranlı, Meşelik ve Üzümkıran köylerinin sakinleri, otuz yıldan fazladır kendi topraklarına ve mülklerine hasret bırakılmıştır. Bölgedeki pek çok köy aynı durumu yaşıyor fakat geçici de olsa giriş izni verilirken, bu üç köyün yurttaşlarına uygulanan mutlak yasak kabul edilemez. Üstelik 2013-2015 yılları arasında yurttaşlarımız köylerine gitmiş, bağını bahçesini işlemiş ve bunun hiçbir güvenlik zafiyeti yaratmadığı da fiilen görülmüştür. Dün hiçbir sorun teşkil etmeyen tarımsal üretim ve mülke erişim taleplerinin, bugün soyut "güvenlik" gerekçeleriyle sistematik olarak reddedilmesi sürecin ruhuna aykırıdır.
Ancak durumun en vahim ve kabul edilemez tarafı, mülki idarenin yurttaşlarımıza verdiği cevaptır. Şemdinli Kaymakamlığı'na hak aramak için başvuran yurttaşlara "Resmi izin veremeyiz, kaçak yollarla gidebilirsiniz" denilmiştir. Kaymakamlık, yurttaşın can güvenliğini tehlikeye atacak gayrimeşru ve hukuka aykırı yollara sevk edemez. Yetkililerin görevi, yurttaşın anayasal hakkı olan mülkiyet ve seyahat hakkını güven içinde kullanmasını sağlamaktır. İlgili kurumları ve iktidarı, yurttaşlarımızı kendi öz topraklarına yabancılaştıran bu adaletsizliğe ve ciddiyetsizliğe derhal son vermeye çağırıyoruz.
ULUSLARARASI PEN BAŞKANI BURHAN SÖNMEZ:
📌Barışın yalnızca çatışmasızlık değil; özgürlük, demokrasi ve eşitlikle örülmesi gerektiğini yaşayarak öğrendik
📌Bugün kalın çizgilerle etrafımıza çizilen çerçevelerin içindeki ufuk barıştır
📌 Barışa açılan yoldur. Bu yüzden barışta ısrar ediyoruz
https://t.co/dI40incaqy
Ben 47 yaşında bir uzman doktorum. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Aslen Trabzonlu, doğup büyüdüğüm şehir ise Manisa. 21 yıllık meslek hayatımın 14 yılını Doğu Anadolu'da; başta Bitlis olmak üzere Van ve Cizre'de görev yaparak geçirdim.
Yıllar boyunca binlerce Kürt aileyle, binlerce Kürt kadınla karşılaştım. Şunu çok net gördüm ki; Kürt kadını her şeyden önce ailesinin, kültürünün ve onurunun temsilcisidir. Muayeneye çoğu zaman annesiyle, kardeşiyle, eşiyle ya da evladıyla gelirdi. Bunun sebebi bir doktora güvenmemek değil; yüzyıllardır taşıdığı örfün, edebin ve aile terbiyesinin bir yansımasıdır.
Bu yüzden Kürt kadınını konuşurken, onu siyasi tartışmalara ya da kişisel çıkarlara malzeme yapmak büyük bir haksızlıktır. Kürt kadını; yoklukta ailesini ayakta tutan, acıda dimdik duran, evladını büyüten, emeğiyle hayatı omuzlayan güçlü bir değerdir.
Bir insan konuşmadan önce sahip olduğu makamına, servetine ya da şöhretine değil; aynaya bakmalı, kendi ailesine bakmalı, kendi değerlerine bakmalıdır.
Çünkü bir toplumun namusu, kadınlarına gösterdiği saygıyla ölçülür. Kürt kadınının onuru da ne bir tartışmanın konusu olacak kadar küçüktür ne de birilerinin diline düşecek kadar değersizdir. O onur, yüzyıllardır dimdik ayakta duran bir halkın en kıymetli emanetidir. 🌹
Kürt kadınları bu coğrafyada yalnızca eşitsizliğe ve erkek egemenliğine karşı değil; inkara, asimilasyona ve ayrımcılığa karşı da mücadele ederek tarih yazmıştır.
Bugün Kürt kadınlarını aşağılayan, küçümseyen ya da onları sözde mizahın konusu haline getiren anlayış; halkların eşitliğini ve kadın özgürlüğünü kavrayamamış eski zihniyetin devamıdır.
Kürt kadınları kimsenin önyargılarının nesnesi değil, toplumsal dönüşümün ve demokratik mücadelenin öznesidir. Bu dili normalleştirmeye çalışanlara karşı, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini savunmaya devam edeceğiz.
Irkçılığı ve kadın düşmanlığını hangi makamdan, hangi sınıftan gelirse gelsin reddediyoruz. Kürt kadınlarının onuru kimsenin fıkrasına, küçümseyici yaklaşımına malzeme yapılamaz.Kürt kadınlarının onuru da iradesi de tartışma konusu yapılamaz.
#RahmiKoçÖzürDile
#RahmiKoç’un sergilediği ırkçı ve cinsiyetçi Kürt düşmanlığı, bilinçaltındaki sömürgeci zihniyetin dışavurumundan başka bir şey değildir. Bu söylemler, aynı zamanda yaşadığı yabancılaşmanın ve toplumsal gerçeklikten kopuşun da göstergesidir.
Hiç kimse Kürt kadınına dil uzatma cüretinde bulunamaz. Bir halkın dilini yasaklayacaksınız, kimliğini inkâr edeceksiniz, yıllarca baskı ve ayrımcılığa maruz bırakacaksınız; ardından da bunu mizah konusu yapacaksınız. Asıl insanlık yoksunluğu ve ahlaki sefalet tam da bu zihniyettedir.
Kürt kadınları, onurlarını, kimliklerini ve dillerini her türlü inkâr ve saldırıya rağmen savunmayı sürdürmüştür. Irkçılığı ve cinsiyetçiliği “şaka” ya da “mizah” kılıfıyla meşrulaştırmaya çalışanlara karşı sessiz kalmayacağız.
Kürt halkının diline, kimliğine ve özellikle Kürt kadınlarının onuruna yönelik hiçbir aşağılayıcı söylemi kabul etmiyoruz. Herkes haddini bilmeli; ayrımcılığı ve nefret dilini normalleştirme girişimlerinden vazgeçmelidir.
Me 1. Mîhrîcana Çand û Ciwanan a Şemzînanê bi kelecan û coşeke mezin pêk anî. Em bi gelê xwe û ciwanên xwe yên hêja re hatin cem hev, me mil da milê hev û bi yekdengî govend gerand. Rengên çanda me qada mîhrîcanê xemiland. Vaye ji wan kêliyên me yên bedew çend dîmen... Spas ji bo vê tevlîbûna xurt û keda we hemûyan!
@dbpsemzinan@DemSemdinli
Îro me li gel rêxistina navçeya Şemzînanê a DEM ê, bi sedema cejnê serdana gelê xwe kir. Me serdanên xwe da, li ser pêvajoya aşitî û civata demokratîk axivî. Cejna gelê me yê bi rûmet pîroz be.
Dem Parti Şemdinli ilçe örgütümüz ile birlikte bayram ziyaretlerinde bulunduk. Bir araya geldiğimiz halkımızla hem bayramın coşkusunu paylaştık hem de güncel konuları konuştuk. Bizleri misafir eden değerli halkımıza teşekkür ediyoruz.
#CejnaQurbanê #KurbanBayramı #Şemzînan #Şemdinli
Îro li Şemzînanê, ji bo em cejna hev pîroz bikin, em bi gelê xwe re li avahiya xwe ya navçeyê hatin ba hev. Em Cejna Qurbanê ya gelê xwe pîroz dikin. Em bawer in ku ev cejn wê bibe wesîleya aştî, azadî û wekheviyê.
DEM ve DBP ilçe örgütlerimiz ile Belediye Eş Başkanımız Şadiye Kırmızıgül’le birlikte, Yüksekova’da bayram öncesi halkımızı ve esnaf arkadaşlarımızı ziyaret ettik. Çarşı pazarın nabzını tutarak esnaf arkadaşlarımızın sorunlarını, güncel ekonomik sıkıntılarını ve bizlerden beklentilerini ilk ağızdan dinledik. Halkımızın gösterdiği sıcak ilgi ve misafirperverlik bu omuz omuza yürüyüşteki kararlılığımızı bir kez daha tazeledi.
Bizler için halkımızın ve esnafımızın dile getirdiği her talep, ertelenemez birer talimattır. Yüksekova’nın ekonomik ve sosyal sorunlarının kalıcı olarak çözülmesi, esnafın hak ettiği refaha kavuşması için alanlarda ve Meclis’te durmaksızın çalışmaya, sesiniz olmaya devam edeceğiz.
15ê Gulanê; ji bo me ne tenê pîrozbahiyek, îradeya hebûnê û vejîna hişmendiya neteweyî ye.
Em bi vê vînê;
Celadet Alî Bedirxan ê ku bi Hawarê re bû bingeha nûjenbûna me,
Melayê Cizîrî yê ku bi eşq û felsefeya xwe kûrahî da dilê me,
Û Ehmedê Xanî yê ku bi daxwaza xwe ya azadiyê rê nîşanî me da,
Bi hurmet û minet bi bîr tînin. Zimanê me rûmeta me, bîra me û kelha me ya herî xurt e.
Cejna Zimanê Kurdî li gelê me pîroz be!
#15êGulanê #CejnaZimanêKurdîPîrozBe #EhmedêXanî #MelayêCizîrî #CeladetAlîBedirxan