#Herkes kendi mizaç ve karakterine göre iş yapar. #Emrolunduğun gibi dosdoğru ol, istikametten ayrılma. #Her zorluktan sonra muhakkak bir kolaylık vardır.
Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır.
Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir.
Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir.
Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek.
Hatırlatmak isterim ki bölgemizin ateş çemberinden geçtiği…
Gelişmiş ülkeler dâhil kimsenin önünü göremediği…
Küresel sistemde yeni bir denklemin kurulduğu bir dönemde muhalefet de en az bizim kadar duyarlı hareket etmek, yerli ve millî bir duruş sergilemek durumundadır.
Biz kökümüzü unutmayız, özümüzü unutmayız.
Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz.
Bizimle aynı yolda olan milyonlarla birlikte eğilmeden, bükülmeden, yılmadan ve yorulmadan yürümeye devam edeceğiz.
HONSALAR CAMİİ
📍#Kastamonu Merkez, Honsalar Mahallesi Gökdere Caddesi üzerindedir. Honsalar kelimesinin ordu komutanı, kale komutanı, vezir gibi yöneticileri ifade eden hondsâlar ifadesinden geldiği düşünülmektedir.
Caminin kitabesi bulunmamakla beraber mimari yapısı ile minaresi Selçuklu ve beylikler dönemine ait olduğunu göstermektedir.
15x19 metre ebatındaki caminin duvar kalınlığı 110 cm’dir. Minare kapısı üzerindeki niş, süslüdür. Ahşap tavanın ortasında süslü bir göbek bulunmaktadır. Bu süslü göbekten ve tavandaki kirişlerden, günümüzde sade görünen tavanın eskiden tezyinatlı olduğu anlaşılmaktadır. Minberi ahşap ve sade, mihrabı alçıdan ve geometrik motiflerle müzeyyendir. Ahşap vaaz kürsüsü üzerindeki “Kastamonu Valisi Mehmed Galib Bey’in vakfıdır.” ifadesi kürsünün Vali Mehmed Galib Bey tarafından vakfedildiğini göstermektedir.
#Candaroğlu İsfendiyar Bey zamanında #Osmanlı padişahı Çelebi Mehmed, Kastamonu üzerine yürümüş, İsfendiyar Bey de Sinop'a çekilmiştir. Yapılan anlaşma neticesinde Osmanlı ordusunun kuşatması kaldırılmıştır. Anlaşmaya göre #Candaroğulları ülkesinde Çelebi Mehmed adına sikke kesilip hutbe de onun adına okutulacaktır. Anlaşma gereği Kastamonu'daki camilerde cuma hutbesi Çelebi Mehmed adına okunmuştur. Ancak İsfendiyar Bey’in veziri yahut ordu komutanı olan Hondsâlar, “Ben İsfendiyar Bey’den başkası adına hutbe okutmam” diyerek kendi camiinde Çelebi Mehmed adına hutbe okutmayı reddetmiştir. O dönemde Kastamonu’da aynı anda iki hükümdar adına hutbe okutulmuştur. Bu olay, İslam tarihinde eşine rastlanması zor bir olaydır.
#ŞeyhŞabânıVelî, 1530 civarında bir dönem burada kalmış ve irşad faaliyetini buradan yürütmüştür.
Tarih içerisinde defalarca tamirden geçirilen cami günümüzde ibadete açık olan tarihî camilerimizdendir.
@VakiflarGM@KastamonuVBM
Kadir Gecemizi tebrik ediyor, rahmete, mağfirete, berekete, affolunmaya, huzura, barışa, hayırlara ve mazlum müslümanların kurtuluşuna vesile olmasını niyaz ediyorum.
Rabbimiz maddi ve manevi sıkıntılarımızı gidersin, dünya ve ahiret saadeti ihsan eylesin.
Milletimizin ortak değerlerinin, ortak geçmiş ve gelecek tasavvurunun en veciz nişanesi olan, millî mutabakat metnimiz olarak gördüğümüz İstiklal Marşımızın kabulünün 105’inci yıl dönümünde, bu nadide hediyeyi bizlere armağan eden büyük mütefekkir, münevver ve dava adamı Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle yâd ediyorum.
İstiklalimizin olduğu kadar istikbalimizin de tapu senedi olan İstiklal Marşımızı kabul eden Meclisimizin muhterem üyelerini de rahmetle ve minnetle anıyorum.
Kurtuluş Savaşımız başta olmak üzere bin yıldır cennet vatanımızı mübarek kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimize, tüm gazilerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, AK Parti Genel Başkanı olarak, hepsinden öte bu aziz ve asil milletin bir evladı olarak İstiklal Marşımıza da istiklalimize de son nefesimize kadar sahip çıkacağımızı, bunları korumak için gerektiğinde göğsümüzü siper edeceğimizi bugün bir kez daha ilan ediyorum.
Türkiye Cumhuriyeti her alanda güçlüdür, muktedirdir; her türlü saldırıyı püskürtecek, bekasına uzanan kirli elleri kıracak kudrete sahiptir.
Ortada durumu içler acısı halde olan tek bir kişi ve yapı vardır, o da ana muhalefet partisi ile onun genel başkanı ve yoldaşlarıdır.
Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye’nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediliyor.
Milletimizin kalbinde ve zihinde derin yaralar açacak, bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemelidir.
Türkiye’nin yeri de tavrı da bellidir; ateşin daha fazla yayılmaması, daha fazla kan dökülmemesi için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır.
Bugünkü hadise bağlamında yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum.
Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eş güdüm içinde takip edecek, güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri almayı sürdüreceğiz.
Son yarım asırda Orta Doğu’da dış müdahalelerin ve jeopolitik mühendislik girişimlerinin nelere yol açtığına; geride nasıl büyük bir siyasi, sosyal ve ekonomik enkaz bıraktığına defalarca şahit olduk.
Türkiye olarak biz bölgemizin aynı acıları tekrar yaşamasını istemiyoruz.
Geçmişte pek çok küresel krizden ve bölgesel gerilimden yara alarak değil, güçlenerek çıkmış bir ülkeyiz.
Başta ekonomi yönetimimiz bu anlamda ciddi bir deneyime sahiptir.
Türkiye, emin ve ehil kadroların riyasetinde hamdolsun güvendedir.
Kimse yanlış hesap yapmamalı, siyonist katliam şebekesinin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşmemelidir.
Irak Kürt Bölgesi’ndeki kardeşlerimizin yaptığı açıklamaları memnuniyetle karşılıyor, bu oyuna gelmeyeceklerine yürekten inanıyoruz.
Gelin siyasi fırsatçılığı bir yana bırakın, selden kütük kapma hesabını terk edin, bari bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin.
Hükûmetimizin Türkiye’yi etrafını kuşatan bu ateşten koruma çabalarına madem destek olmuyorsunuz, en azından köstek olmayın.
Orta Doğu coğrafyasının tıpkı bir asır evvel olduğu gibi yeniden ameliyata alınmasını, ameliyat masasına tekrar yatırılmasını kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz.
Şehr-i Ramazanın rahmeti, bereketi ve mağfireti cümle inananların üzerine olsun.
Rabbimiz, bu mübarek ay hürmetine, ülkemizi, milletimizi ve inananları her türlü beladan ve musibetten korusun, zulüm altındaki müslümanları selamete ve afiyete kavuştursun.