Veliler için bu tür durumları inkâr eden kimsenin, peygamberleri ve mucizelerini de inkâr etmesi bir zorunluluk haline gelir ki, böyle biri dinden tamamen çıkmış olur.”
*Gazâlî, İhyâ
“Bu ilimden (mükâşefe ve bâtın ilminden) nasibin, kendi idrak eksikliğinin sınırlarını aşan şeyleri inkâr etmek olmasın. Zira aklî ilimleri tam manasıyla kuşattıklarını iddia eden ukalâ ve kibirli âlimler tam da bu yüzden helak olmuşlardır. +
“Dâr-ı dünyâ Kerbelâ’dır her Hüseynî meşrebe, Muharrem hem dâimâdır her Hüseynî meşrebe”
Ayasofya Camii’ndeki Hz. Hüseyin levhasının altında Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin imzası Kerbela hüznüne atfen gözyaşı damlası şeklindedir.
Literatürde muhafazakar düşüncenin temel ilkelerinden biri olarak hukuk ve düzen (law and order) vurgusu gösterilir. Bizim muhafazakarlarsa, iyi kötü kendine göre yaşayan toplumu dağıttı.
sosyal medyada kadınlara karşı muazzam bir öfkeyle, intikam arzusuyla konuşan o devasa erkek kitlesinin önemli bir kısmı, aslında 5-10 yıl önce gayet normal, kadın haklarına saygılı ve ılımlı olan çocuklardı. bu çocukları sistemin dışına iterek,
Gazâlî bütün varını ahiret ilimleri dediği dinî ilimlerin ihyasına ve pozitif bilimlerin ve bilimsel yöntemin çürütülmesine adamıştır. Her daim kötülediği dünyevî ilimlerle (o da tıp ve matematikten ibaret) sadece lüzumu kadar ilgilenilmesi gerektiğini savunur.
Size bir kriter vereyim:
Biri bilimsel yöntemi ve disiplini savunmadan Gazâlî'yi savunuyorsa bilin ki onun maksadı bilimsel düşünceyi muhafaza edip geliştirmek değil, gelenek adı altında bir İslam yorumunu savunmaktır.
Gazâlî'yi okumayan uzmanlarına!
Feminizm tıpkı bir yıldızın çekirdeğinde demir üretmeye başlaması gibi, toplumlar için geri dönülmez bir aşamadır.
Bir kez by zehri alıp, bu aşamaya gelerek, kadın hakları bahanesi ile feminizm tarafından ele geçirilen toplumun artık yok olmaktan ve kendinden daha fazla üreyen etnik unsurlar tarafından tarih sahnesinden silinmesinden başka varabileceği bir son yoktur.
Bu plan, "the great replacement" olarak aratırsanız Batı'da uzun süredir uygulamada olan, sosyal medya sayesinde 20-30 yıl gecikmeli olarak Türkiye'ye de ulaşan bir yahudi planıdır.
Olan biteni anlamak için bir 1948-2000 arasındaki göçmen nüfuslarına ve doğum oranlarına, bir de 2000 yılından günümüze kadar oranlara tüm gelişmiş ülkeler için bakın. Sürekli olarak aynı örüntüyü göreceksiniz.
Kadınlar daha fazlasını hak ediyor, kadınlar her alanda olmalı, kadınların kimseye birşey borcu yok... Sonrası düşen doğum oranları, azalan nüfus, özellikle pis işler olarak görülen altyapı işlerinin devam edebilmesi için göçmenlere kapıların açılması, zayıflayan ve yaşlanan ulus devletler... İngiltere, Almanya, Fransa, İsveç ve artık Türkiye de bu kategorinin içinde.
Diğer tarafta ise nütün bunlar olurken hem parasal hem nüfus hem de ideoloji anlamında büyüyen ve gelişen İsrail, Yahudi lobisi ve ülkelerin milli kaynaklarının globalleştirilmesi...
Arkadaşlar sizin bazı şeyleri göremiyor oluşunuz, görseniz bile anlayabilecek zekada olmamanız veya bu şekilde olmasının sizin o sefil hayatlarınızı mutlu ediyor olması, onların gerçek olmadığı anlamına gelmez.
Türkiye Cumhuriyeti eğer gerçekten ilelebet payidar kalmak istiyor ise, karşılaştığı bu tehlikeyi de tıpkı diğer terör ve dış tehditler gibi bertaraf etmek zorundadır.
Günümüzdeki feminizm ve LGBT hareketi, İstiklal Savaşı dönemindeki İngiliz Muhipleri Cemiyeti'nden daha az zararlı değildir.
fakat ilaç maddelerinin ve ilaçların hususi özellikleri ve tıbba dair garip bilgiler hakkında sorular sormaya dalmış ama asıl sorumluluğunu ihmal etmiştir; bu, tam anlamıyla akılsızlıktır."
*Gazâlî, İhyâ
"Örneğin, yapılması gereken şeylerin bilgisinden yüz çevirip tartışmalara ve kîl-ü kâle dalan kişi, pek çok rahatsızlığı olan bir hastaya benzer; bu hasta, geçip gitmesinden endişe edilecek kadar dar bir zamanda yetkin bir doktora rastlamış +
Mesela biri geçmişteki ceza davasını anlatıyor, uzun uzun yorumluyorlar filan ama bana tek bir soru sormuyorlar. Diyeceksiniz ki sen kendin için okudun, onlar için mi okudun, onlara ne?
İyi de mesela yanında uzman doktor varken karaciğerin yerini tartışmak da zaman ve emek ziyani
“Gol bile atamadan üst üste iki ağır yenilgi, yenilgiden daha ağır bir zihinsel yenilgi getirdi. İlk kez ‘günün birinde nasılsa olacak’ diyemiyor, daha çok ‘belki de bizden olmuyordur’ demek ister gibiyiz.“
Erkan Koca (@ahmeterkankoca) yazdı
https://t.co/Wq8XNu8UWw
Bu savaşı köylüler 50 yıl önce kazandı:
Batı bölgelerinin büyük şehirleri gecekondu bölgeleri bu savaşın en önemli cephesiydi; kentliler kesin olarak yenildi, sindirildi ve kadim kent kültürü ölümcül darbe aldı.
30 yıl önce bu kez Doğu bölgelerinin tüm şehir merkezleri köylüler tarafından işgal edildi, oranın kentlileri sindirmenin daha kötüsü olarak evlerinden sürüldü, kadim kent kültürü yok edildi.
Bugün için ülkemizde köylü kentli problemi yoktur.
Tüm ülke koca bir köydür.
Köylülük ve köylüler her yere hakimdir.
Ülkemizde çözülmesi gereken problem, bu köylülerden yeni bir kentli topluluk yaratmaktır.
Bunun için de en az 25 yıla ihtiyaç var.