İki gündür vallahi çok gülüyorum. Her şey planlı. Kimse yemiyor diye tiyatroyu gemide çevirdiler. 😃 Böyle acemice kurguyu yiyenler olur mu? Plandemi döneminden ders almayanlar bu oyunları artık yemeyin. Maymun Çiçeği dediler, tutmadı, Eris varyantı, keriz varyantı dediler tutmadı, Nipah dediler tutmadı. Hantavirüüüüss verelim yiyene. Hantallar için hanta virüs 😃 #hantavirüs #sondakika
Tirebolu mitinginde konuşan Esma Teyzeyi hepiniz hala hatırlıyorsunuz değil mi? Çatal Ağaç köyünde yaşayan "bizim sularımız dünyanın en güzel sularıydı ama zehirlediler, içen ölüyor" demişti.
Bugün Alagöz Madenin Çatal Ağaç köyündeki dereye atık havuzunu ne güzel boşaltığıno görüyoruz. Yetkililer tespit için yarım saat içinde gelmiş,muhtemelen ceza yazılır. Yazılan cezalar onlara ödül gibi geliyor, ödeyip aynı şeyi yapmaya devam ediyorlar.
Esma Teyze "gelip ceza yazıp gitmesinler, buna son versinler. Ben haklı olmak istemiyorum, ben mutlu olmak istiyorum" diye haykırmıştı. Belli ki kimse duymamış...
Perşembe Yaylası jandarma korumasında Magden şirketi tarafından işgal edilmiş durumda!
Sömürgeciler an itibariyle giriş yaptı!
Dünyada görülmesi gereken 5. doğal harika olarak literatüre geçen Perşembe yaylası! Ses ver Karadeniz!
Yazıklar olsun bize bunu yaşatanlara, izin verenlere, göz yumanlara…
Zeytinlerimiz katlediIIiyor, Akbelen yok ediliyor, köylerimiz yok ediliyor.
SESSİZ KALMA !!
Bir takipçimin yorumu. Takdir sizin!
***
Bir ev düşün.
Sabah çocuk kapıdan çıkıyor. Anne derin bir nefes alıyor:
“Okula gitti, kurtuldum.”
Aynı çocuk okul kapısından giriyor. Öğretmen içinden geçiriyor:
“Akşam olsa da kurtulsak.”
Çocuk gün boyu iki kapı arasında dolaşıyor.
Birinde yük, diğerinde kalabalık.
Kimse onu istemiyor gibi.
Kimse açıkça “git” demiyor belki ama kimse “kal” da demiyor.
İşte mesele burada başlıyor.
Bu çocuk aç değil.
Bu çocuk çıplak değil.
Bu çocuk cahil de değil.
Ama bu çocuk sahipsiz.
Sahipsizlik ne yapar?
Sahipsizlik çocuğu hemen bozmaz.
Önce sessizleştirir.
Sormaz
İtiraz etmez
Dikkat çekmez
Sonra yavaş yavaş şunu öğretir:
“Ben olmasam da olur.”
Bu cümle yerleşti mi, gerisi çorap söküğü gibi gelir.
Aile neyi kaçırıyor?
Aile şunu zannediyor: “Çocuğum okulda, güvende.”
Hayır.
Çocuğun bedeni güvende olabilir ama zihni boşta.
Zihin boşta kaldığında:
Telefon doldurur
Algı doldurur
Kimlik satıcıları doldurur
Uyuşturucu doldurur
Radikal fikirler doldurur
Aile sonra şaşırır: “Biz nerede hata yaptık?”
Cevap acıdır: Çok erken rahatladınız.
Okul neyi kaybetti?
Okul artık çocuk için:
Merak edilen bir yer değil
Güvenilen bir yer değil
Dinlenilen bir yer değil
Okul, sadece:
Not
Sınav
Yoklama
Bu kadar.
Öğretmen yorulmuştur, evet.
Ama çocuk bunu bilmez.
Çocuk şunu hisseder:
“Bu adam da beni istemiyor.”
Bir çocuk iki yetişkinden de aynı hissi alırsa, üçüncü bir yere gider.
O üçüncü yer:
Sokak olabilir
Ekran olabilir
Çete olabilir
Para olabilir
Ama asla masum olmaz.
En büyük yanılgı
Herkes diyor ki: “Bizim zamanımızda böyle değildi.”
Evet, değildi.
Çünkü o zaman çocuk:
İsteniyordu
Fark ediliyordu
Birinin umurundaydı
Şimdi çocuk sadece yönetiliyor.
Yönetilen çocuk bağlanmaz.
Bağlanmayan çocuk savunmaz.
Savunmayan çocuk satılır.
Bir çocuk, istenmediği yerde ya kabalaşır ya kaybolur.
Bugün kabalaşanlar:
Öğretmen dövenler
Kuralla alay edenler
Bugün kaybolanlar:
Kimliksizler
Umursamazlar
“Bana ne” diyenler
Aynı hikâyenin iki sonucudur.
Bu çocuklar bozulmadı.
Bu çocuklar boş bırakıldı.
Ve boş bırakılan her alan, bir gün mutlaka başkası tarafından doldurulur.
Muğla Milas Akbelen’den yürek yakan görüntüler!!!
📌Madenciliğe açılan zeytin arazilerinde, asırlık zeytin ağaçları kepçelerle söküldü.
Köylüler gözyaşlarıyla böyle feryat etti.
Yasak!.. "Kamu sağlığı adına" yeni bir yasayla sigara yasakları genişletiliyormuş. Peki!.. Ya 5G!.. Dünyada yüzlerce bilim insanı 5G'nin zararlarını söyleyip yazarken. Durdurun derken. 'Belli süre - şiddette maruziyetiyle "programlanmış hücre ölümleri"ne, "savunma sistemi" yıkımına, kansere, nörodejeneratif hastalıklara, endokrin sistemi bozukluklarına vb. daha pek çok hastalığa yol açan elekmtromanyetik frekansların "kamu sağlığı adına" zararları hiç düşünülmüyor mu? Soralım o zaman; Hangisi daha zararlı? Ya da 'baryum ve alüminyum partikülleri (BA-AL) püskürtmesiyle böylece havayı, suyu, toprağı/habitatı ağır metallere boca eden Chemtrail'ler.' Kamu sağlığına zarar vermiyorlar mı? Ya da 'Endüstriyel tarımda, bitkiler tohum - fide - olgunluk evresine gelene dek, her bir zerresine nüfuz eden ve bu bitkiler aracılığıyla insan vücuduna giren, başta hormon sistemi bozukluklarından nörolojik bozukluklara dek bir yığın sağlık sorunu üreten pestisitlerin' kamu sağlığımıza hiç zararları yok mu? Ve devamı da var elbette; Trans yağlar. Katkı maddeli hazır gıdalar.. Ve grafenli aşılar.. O zaman "kamu sağlığı adına" tekrar soralım. @gulltemel; 'Sigara yasaklarının gerçekten kamu sağlığı adına getirildiğine inanmak mümkün mü?'
“Zeytinlerim, cevizlerim her şeyim gitti. 80 yaşındayım, bu yaştan sonra nereye gidebilirim? Sırtımla taşıdım onları, sırtım ağrıdı. Çocuklarım için çalıştım.”
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de bulunan Akbelen Ormanı’nda, Yeniköy-Kemerköy termik santrallerine kömür sağlamak amacıyla planlanan maden sahası genişletiliyor.
Ocak 2026’da alınan acele kamulaştırma kararının ardından köylüler, çalışmaların durdurulmasını talep ediyor.
Seslerine ses olalım
Akbelen’de toprağına el konulan köylüler:
Çam ağaçlarına gövdelerini siper etmişler!
Seslerini duyun, köylülerin yanında olun!
“Bu kadar vicdansızIık olmaz!”
“Akbelen’e dokunma!”
Ülkenin yarısına yayılan ve yayıldığı her yerde tarımı bitirme noktasına getiren kokarca için biyolojik silah olduğunu düşünüyorum dediğimde altına gelip maalesef saçma sapan yorumlar yapanlar oluyor. Biyolojik silah dediğinizde ille de bu laboratuvarda yapılmış anlamına gelmiyor, siz okyanustaki istilacı bir balık türünü alıp Akdeniz kıyılarına atarsanız bu da bir biyolojik silahtır. Kaldı ki bu kokarca hakkında ben laboratuvarda genetiği değiştirilerek istilacı olarak geliştirildiği hakkında da şüphelerim var. Her yıl farklı renk farklı cins ve farklı fiziksel özellikte yenileri çıkıyor. Sonuç olarak biyolojik silahtır, değildir tartışılır fakat önlem alınmazsa birkaç yıl sonra sebze ve meyveye pahalı da olsa ulaşamayacak hale geleceğiz. Şehir merkezlerini dahi istila edecekler.
Biyolojik silah olduğunu düşündüğüm Kokarcalar bir vatandaşımızın aracini istila etmiş. Bu canlı ülke tarımını bitirecek insanları şehir merkezinde dahi oturamaz hale getirecek. Lütfen gündem yapalım
Biri kokarca diğeri İsrail Sazanı. Biri doğadaki tüm çiçek ve tohumları yiyor, diğeri akarsularımızdaki endemik balıklarımızın yumurtalarını yiyerek yok ediyor. Biri Karada diğeri suda. İkisi de istilacı. Ben ikisinin de biyolojik silah olduğunu düşünüyorum ve tekrar uyarıyorum.
Almanya’da yaşayan vatandaş:
“Almanlar, Müslümanlığı sonuna kadar yaşıyorlar. Normalde Türkiye’de ne olur? Kış gelince yazlık ürünler ucuzlar, kışlık ürünler pahalılaşır.
Kış yaklaştı biliyorsunuz, Almanya’da şu an kışlık ürünler indirime girdi. Bota mı ihtiyacın var, adamlar botun fiyatını indiriyor.
Türkiye’de deprem oluyor, çevre illerin kiraları artıyor.”
🎥 Murat Keskin