📌 Anestezi Teknikerine Alan Dışı Görevlendirmeye Mahkemeden İptal Kararı!
Türk Sağlık-Sen olarak sağlık çalışanlarının görev tanımlarının, mesleki haklarının ve çalışma düzeninin korunması için verdiğimiz mücadelede bir kazanım daha elde ettik.
Açtığımız dava sonucunda Muğla 2. İdare Mahkemesi, Bodrum Devlet Hastanesi’nde görev yapan bir anestezi teknikerinin “Uyandırma ve Ameliyat Sonu Bakım Ünitesi (Post-Op)” biriminde görevlendirilmesine ilişkin işlemi hukuka aykırı bularak iptal etti.
#TürkSağlıkSen
https://t.co/5g6YyQuXUO
Her hastaneye bir kreş için mücadelemize sizde bir dilekçe ile destek olun. Dilekçe örneğini https://t.co/GzwRRiApcj'den ve şubelerimizinden temin edebilirsiniz
“KIBRIS BİR ADADAN ÇOK DAHA ÖTESİDİR. KIBRIS, DOĞU AKDENİZ’DEKİ SANCAK, TÜRK MİLLETİNİN CAN DAMARIDIR.”
-Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli
Avrupa Parlamentosu, 8 Temmuz’da kabul ettiği kararla 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nı mesnetsiz şekilde “işgal” olarak niteledi; Türkiye’den asker çekmesini, tazminat ödemesini ve federasyon modelini kabul etmesini istedi. Hukuken bağlayıcı olmayan bu metin, insan hakları söylemi arkasına gizlenmiş tek taraflı ve tarih dışı bir siyasi tutumdur. Kıbrıs meselesini 1974’ten başlatan bu yaklaşım, 1963–1974 arasında Türk toplumunun maruz kaldığı şiddeti bilinçli biçimde görünmez kılmaktadır. Avrupa Parlamentosunun yaptığı, tarihî bir meseleyi değerlendirmek değil; Kıbrıs Türklerinin yaşadığı katliamları, zorunlu göçü ve anayasal düzenin silah zoruyla yıkılmasını bilinçli biçimde silerek Rum tezlerini Avrupa’nın resmî hakikati gibi sunmaktır. 1963’ü, EOKA şiddetini ve 15 Temmuz 1974 darbesini yok sayıp anlatıyı 20 Temmuz’dan başlatmak, tarih bilmezlik değilse açık bir siyasi tahriftir. İnsan hakları dili, bu seçici hafızayı meşrulaştıran bir perdeye dönüştürülmüştür. Türkiye’ye ne yapacağını dikte etmeye kalkışan Avrupa Parlamentosu, bu kararla arabulucu olma vasfını bütünüyle yitirmiş; Rum-Yunan tezlerinin propaganda kürsüsüne dönüşmüştür. Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini, güvenlik kaygılarını ve tarihsel varlığını yok sayan bir kurumun adalet ve barıştan söz etmesi, siyasi ikiyüzlülükten başka bir şey değildir. Bu metin Türkiye için yok hükmündedir; Avrupa Parlamentosu içinse tarafsızlık iddiasının çöktüğünü gösteren utanç verici bir belgedir. Tarih parlamenter aritmetik ile değişmez: 575 oy, bir çarpıtmayı hakikate dönüştürmez; yalnızca o çarpıtmanın Avrupa kurumlarında ne ölçüde kurumsallaştığını gösterir.
Yine Sn. Genel Başkanımızın ifadesiyle aktarıyorum:
“KIBRIS TÜRK’TÜR, TÜRK’ÜN ÖZ VATANIDIR.”
@benguturktv@TurkgunGazetesi@dbdevletbahceli
İnsanlık tarihinin en ağır katliamlarından biri olan Srebrenitsa Soykırımı’nda katledilen Bosnalı mazlum kardeşlerimizi, saygı ve rahmetle anıyorum.
Ruhları şad, mekanları cennet olsun.
Türkiye Kamu-Sen Erzurum İl Temsilcimiz ve Türk Sağlık-Sen Erzurum Üniversite Şube Başkanımız Mucip Gözeger ve ailesine sabır ile başsağlığı dilerim. Rabbim, muhterem annesinin mekanını cennet eylesin.
⚖️Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında Görevli Bakım Personeli ve Hemşireler İçin Danıştay'da Davamızı Açtık
Türk Sağlık-Sen olarak, Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği'nde yer alan bazı düzenlemelerin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açtık
Ayrıntılar için
🔗https://t.co/dFkRCWS3yU
Görev sırasında meydana gelen kazalar nedeniyle ambulanslarda oluştuğu iddia edilen değer kaybının sağlık çalışanlarından tahsil edilmesine dayanak oluşturan Bakanlık görüşünün yeniden değerlendirilmesi için başvuruda bulunduk.
Sağlık çalışanlarına değer kaybı adı altında rücu edilmesine son verilmesini talep ediyoruz.
Başvurumuzun ayrıntıları için
🔗https://t.co/9IoW1jgpO2
Aile Hekimliği Çalışanları SİNA Mağduru
Türk Sağlık-Sen'den SİNA Sistemi İçin Bakanlığa Yeni Başvuru: Güncelleme ve Veri Uyuşmazlığı Sorunu Giderilmelidir.
Mağduriyetler çözülsün
Başvurumuzun detayları için 🔗https://t.co/Jvqfik02TM
13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.
Türk Sağlık-Sen Genel Merkez Denetleme Kurulumuz çalışmalarını tamamlamalarının ardından ziyaretimize geldiler.
Özverili çalışmalarından dolayı Denetleme Kurulu Başkanımız Fatih Üstüner başta olmak üzere kurul üyelerimize teşekkür ediyorum.
Genel Merkez Denetleme Kurulumuz, gerçekleştirdiği çalışmaların ardından denetim sürecini tamamlayarak raporlarını tarafımıza sundu.
Özverili çalışmalarından dolayı Genel Merkez Denetleme Kurulu Başkanımız Şemsettin Dümen başta olmak üzere kurul üyelerimize emekleri ve gayretleri için teşekkür ediyorum.