Peygamberimiz (s.a.s) maddi imkansızlıkları sebebiyle Hz. Hatice ile evlenme işine sıcak bakmaz. Aracı kadın Hz. Hatice'nin zengin olduğunu ve maddi bir beklenti içinde olmadığını söyleyince, Efendimiz razı olur ve evlenirler. Allah Rasulü de aynen aşağıda bahsettiğim gibi Hz. Hatice'nin evine yerleşir. Hz. Hatice vefat ettikten sonra dav Hicret edinceye kadar orada oturur.
Bunlar tabiki herkesin kaldıracağı şeyler değil ama bütün taşların yerinden oynadığı günümüzde hitap edeceği insanlar vardır.
imam-ı gazzâli'nin 'dil belası' kitabında hz. isa'nın şöyle bir sözü geçiyor; "yalanı çok söyleyenin güzelliği, insanlarla inatlaşanın da iyiliği gider vücudu hastalanır. ahlakı kötü olanın da daima canı sıkılır ve sıkıntı içinde kalır."
Kendisi iyi bir adamdır ve inancında da samimidir.
Yanıldığı bir husus var ki, Yusuf İslam da bir süre önce cübbe ve sarığı bıraktı, konserlerine geri döndü.
İslâmiyete yeni katılan sanatçılar, ilk zamanlarda, içinde yüzdükleri o eşsiz coşkuyla, yeni dinlerinin şekil şartlarına
"Sahabelerden aranızda özel bir bağ kuracağınız ve sizi etkileyen bir sahabi seçip onu kendinize bir örnek ve önder edinmeniz gerekir."
- Şeyh Muhammed Ebu'l-Hüda el-Yakubi
Erkeğin bir kadına duyduğu yakınlığın temelinde, fiziksel çekim ve arzu vardır. Bir erkek; dış görünüşünü beğenmediği ya da arzu duymadığı bir kadına, sadece statüsü, entelektüel birikimi veya maddi gücü için aşık olamaz. Erkeğin dünyasında aşkın kıvılcımı, görsel ve fiziksel beğeniyle çakar.
Kadın cephesinde ise dinamikler daha farklı işler. Kadın, erkeğin sahip olduğu güç ve statüden doğrudan etkilenir. Çok yakışıklı ve çekici olsa bile, bir erkeği "güçsüz" ya da kendisinden "alt kategoride" gördüğü an ona olan bağlılığını ve saygısını yitirir. Öte yandan, erkek için kendisinden daha güçlü ve üstün duran bir kadın figürü, genellikle çekim değil, "alarm" sinyalidir.
Bu nedenle, bir ilişkide gerçek uyumun formülü bellidir. Erkek, kadının fiziksel varlığından etkilenmeli ve onu arzulamalıdır. Kadın, erkeğin gücüne, itibarına ve karakterine ikna olmalıdır.
Bunun dışındaki romantize edilmiş tüm anlatılar birer safsatadan ibarettir; hayatın gerçekleriyle bağdaşmaz...
Firavun: “Seni çocukken büyütmedik mi?” diye sitem eder.
Mûsâ: “Başıma kaktığın bu nimet, aslında İsrailoğullarını köleleştirmenin bir sonucudur!” diye cevap verir.
Bakınız: Şuarâ Suresi 18-22.
“İyilik” yapıyorum diye kölelik sistemi kurmanın, “İyilik” maskesi altında tefecilik yapmanın ilk örneklerinden biri… :)
Oytun Erbaş, eski sevgilisine yaşadığı romantik bir anı nasıl bozduğunu anlattı:
🔹 “Bir kızı çok sevdim ama mantıklı sevdim.”
🔹 “Yüksek bir yerde oturuyorduk, aşağıdaki insanlar görünüyordu.”
🔹 “Ona, ‘Şu geçen insanlar var ya, sen de onlardan birisin’ dedim.”
🔹 “‘Sen orada geziyor olsaydın belki dikkatimi bile çekmeyecektin.’”
🔹 “‘Birbirimize değer yüklediğimiz için böyle hissediyoruz.’”
🔹 “‘Aramızdaki sevginin evrensel bir anlamı yok; tamamen şahsi bir algı meselesi.’”
🔹 “Kız orada paramparça oldu.”
🔹 “Sonra kurye örneğini verdim.”
🔹 “‘Yolda bir kurye kaza yapsa, “Bunlar da dikkatsiz” deyip geçersin.’”
🔹 “‘Ama dün sana pizza getiren çocuksa, “Vah vah bizim kuryeci” dersin.’”
🔹 “‘Milyonlarca kuryeden biri sana pizza getirdi diye “bizim kuryeci” oldu.’”
🔹 “‘Sen de öylesin; birbirimizi gördük ve birbirimize değer yükledik.’”
🔹 “Kız kendini sıradan, banal ve değersiz hissetti.”
🔹 “‘Sen elin kızısın, ben elin oğluyum.’”
🔹 “‘Abartmayalım ama basite de almayalım’ demek istedim; anlamadı.”
"Sakın “bende kibir yok” demeyesin. Çünkü kibir, karanlık gecede kara taşın üstünde yürüyen karıncanın ayak izinden bile daha gizlidir.
İçte olan kibri fark etmek çok zordur.
Sufiler buna “gizli şirk” derler."
Molla Câmî
Psikolog Tuna Tüner:
◽️Erkekler kadınlardan ne bekliyor diyorsan, üç temel şey var. Bu adam geldiği zaman saygı, cinsellik ve huzur bekliyor. Bu kadar basit.
◽️Kadınlarımız kendi ihtiyaçlarını erkeklere yansıtıyorlar. Diyor ki mesela, "Benimle çok romantik değil, çok şey değil." Yahu, erkeğin çok fazla romantizmi şey olmasına gerek yok. Erkek saygı isteyen bir varlık.
◽️İlk istediği şey, sen beni sevmesen de olur. Ben zaten sokakta çarpışıyorum, işimle alakalı, senin, sana yansıtmadığım, belki de anlayamayacağın doğal olarak, yüzlerce meseleyle uğraşıyorum gün içerisinde.
◽️Sonra cinselliğini istiyor. Çünkü onun duygusal olarak regüle olabildiği, erkeklerin en yoğun, en kolay mesele cinselliktir. Cinsellikle gevşeyebilen, regüle olan bir varlık erkek. Erkeklerin en rahat gevşeyebilme meselesi bu.
◽️Üçüncüsünde ne istiyor? Huzur istiyor. Evde de bir ayağını uzatsın, ne bileyim bir çayını içsin, iki sohbet etsin hanımıyla, arkadaşıyla, neyse işte... İstedikleri çok net bunlar.
@tunatuner
Ben ilk defa Müslüman olan yedi kişiden yedincisi olduğumu biliyorum ve (öyle zamanlar yaşadık ki) ağaç yaprağından başka azığımız yoktu, yaprak yemekten dudaklarımızın yanları yara olmuştu. Benim elime bir örtü geçmişti ve onu Sa’d b. Mâlik ile aramızda paylaşmıştık. Örtünün yarısıyla ben, yarısıyla da Sa’d b. Mâlik örtünmüştü. Bugün ise her birimiz bir şehre vali olmuş bulunuyoruz. Ben kendimi büyük görmekten ve Allah’ın yanında küçük düşmekten O’na sığınırım.
(M7435 Müslim, Zühd, 14)
Şu video ki hikmetle parlayan hâleyi göremediysen sana son sözüm: Bu işi bırak doktora git kafanı tedavi ettir. Geçmiş olsun.
Şimdiye kadar noksaniyetimiz ve tedenniyatımız, sû'-i ahvalimiz dört sebebden gelmiş:
Zahirperest âlim-i cahilin veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden
Divan-ı Örfi - 77
Yani; “Zâhire takılıp hakikati göremeyen âlimin veya câhil olduğu hâlde âlim geçinen kimsenin yersiz taassubundan…”
Yani; İster derinlikten yoksun bir bilgin olsun, ister bilgili geçinen bir cahil... Her ikisi de meselenin özünü kavrayamadığı için anlamsız, gereksiz ve zararlı bir bağnazlık (yersiz taassup) sergiler. Hakikate ulaşmanın önündeki en büyük engel, bu yüzeysel ve kibirli yaklaşımdır.
https://t.co/NmkEZ0sqhk