2026-2035 dönemini Aile ve Nüfus On Yılı ilan ediyoruz.
Bu on yıl içerisinde iş hayatından eğitime, kültürden şehir planlamasına, teknolojiden sosyal politikalara kadar tüm alanlarda aileyi merkeze alan güçlü adımlar atacağız.
Muhalefetin âdeta üzerinde tepindiği bir gerçeği açıklığa kavuşturmakta fayda görüyorum.
Ülkemizde doğum hızının düşmesinin sebebi asla ekonomide yaşanan dönemsel sorunlar değildir.
Tam aksine kişi başına düşen gelirin şu anki seviyenin beşte biri olduğu dönemlerde ülkemizin doğurganlık hızı yaklaşık iki kat daha fazlaydı.
Sadece Türkiye’de değil, dünyanın diğer ülkelerinde de benzer bir durum söz konusudur.
Küresel doğurganlık hızı 1950’de 5 iken 2024’te 2,3’e düşmüştür.
Avrupa Birliği üye ülkelerinin toplam doğurganlık hızı ortalaması 1,38’dir.
Malta, kişi başına düşen geliri 41 bin dolar olmasına rağmen 1,06 oranla Avrupa içerisinde doğurganlık hızında en alt sıradadır.
1,81 ile Avrupa’da en yüksek doğurganlık hızına sahip Bulgaristan’ın kişi başı geliri ise yaklaşık 16 bin dolardır.
Ekonomik zorluklardan ziyade popüler kültürün konforu, tüketimi ve nefsî hevesleri yücelten telkinleri bu sıkıntıların en önemli nedenidir.
📌 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programlarıyla; öğrencilerimiz düşünüyor, sorguluyor, hayal kurup sorumluluk alıyor. Uyum sağlamakla yetinmiyor; değerlerle yoğrulmuş bir eğitim anlayışıyla medeniyetimizi yeniden inşa edecek bilge nesiller olarak yetişiyor.
Öğrenci çalıştayları ile modelimize katkı sunan tüm öğrencilerime teşekkür ediyorum.
Sakarya ASRİAD (Asrın İş İnsanları Derneği) 2. Olağan Genel Kurulu’na, Başkanımız Rıdvan Ulusal’ın daveti üzerine iştirak ettik. Genel Başkan Sayın Cemil Yıldız’ın da katılım sağladığı, verimli geçen genel kurulda seçilen heyete başarılar diliyorum. Misafirperverlikleri için teşekkür ederim.
Her ne kadar ülkemiz içindeki muhalefet partileri ve kimi kadın örgütleri tarafından himaye ediliyor olsa da millî bünyemizi açıkça tehdit eden cinsiyetsizleştirme projeleriyle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
@trtspor da eski hakem #bünyamingezer denilen kişinin yorumunu nasıl kıvırdığını nasıl fenevbahçe yi aklamaya çalıştığını herkes gördü yazıklar olsun o el yüzüne gelsin #bünyamingezer yazıklar olsun utanmadan var a laf söylüyor ne farkın var oradaki hakemler ile #teknikanaliz
Her gün bir yenisi patlak veren krizlere aldırmadan soğukkanlı ve sabırlı bir şekilde yol alıyoruz, son derece rasyonel bir zeminde artısı ve eksisini hesap ederek kararlarımızı uyguluyoruz.
İzlerken kanım dondu.Allah aşkına şu alçağı alın ve yok edin,yargılanmasına gerek yok.Böyleleri hayatta olmamalı.Bu tipler devlet eliyle infaz edilmeli.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinin 28’inci Olağan Genel Kuruluna başarılar diliyorum.
Genel kurulun hem MÜSİAD camiasının gücüne güç katmasını hem de Türkiye’nin büyüme ve kalkınmasına katkı sağlamasını temenni ediyorum.
Acarkent’te yıllık 3.7 milyon TL’yi kirasını peşin ödeyen 4 katlı villada yaşayan Murat Ongun için “geçinemiyor kirada oturuyor zavallı” diyecek neredeyse @tweetingdefne
😂😂😂
Muhtemelen parodi hesap;
Yoksa, 350 bin Tl aylık kazancı olduğunu söyleyen ve ifadesinde 250 bin TL aylık kazanç beyan eden Ekrem İmamoğlu’ndan Acarkent’te oturduğu 4 katlı villanın aylık 300 bin TL’lik kirası için yardım aldığını söyleyen Murat Ongun’un yıllık 3.7 milyon TL’yi peşin ödemesini böyle savunan bir kafa olamaz.
Çünkü, geçtim kendisini insan yolsuzları böyle savunup, takipçilerini böyle aptal yerine koymaz…
AK Parti ailesi Ramazan’da olağanüstü bir gayret içinde oldu.
Dayanışma, kucaklaşma, helalleşme ayı olan ramazanı ruhuna ve manasına uygun şekilde idrak etmeye çalıştık.
Sahur ve iftar sofralarıyla, yardım çalışmalarıyla bu mübarek günlerin hakkını vermeye gayret ettik.
Maşallah teşkilat��mız yine bizi mahcup etmedi.
Şov veya reklam için değil; bir gönüle daha girmek, bir ihtiyaç sahibinin daha elinden tutmak için gece gündüz demeden koşturduk.
Bilhassa muhalefete geçen belediyelerde ramazan coşkusunun eksik olmaması için teşkilatlarımız her zamankinden daha fazla çaba harcadı.
Muhalefet belediyelerinin yapmadıklarını bizim teşkilatımız yaptı.
Bayramda da aynı tempoyla çalışmalarımızı sürdürdük.
Kendi vatandaşlarımızla birlikte yurt dışındaki kardeşlerimize de el uzattık.
Birbirinden anlamlı programlarla Ramazan-ı Şerif’i ve bayramı layıkı veçhile değerlendiren, rahmet ve bereket iklimini 81 ilimizde âdeta bir kardeşlik seferberliğine dönüştüren teşkilatımızın bütün mensuplarını ayrı ayrı tebrik ediyorum.
Rabb’imden bizleri huzurla ve afiyetle geçireceğimiz daha nice ramazanlara ve bayramlara kavuşturmasını niyaz ediyorum.
CHP yönetimi bağırarak üstünü kapatamayacakları büyük bir yolsuzluk olduğunun farkındadır.
Kamuoyuna yansıyanların, buzdağının görünen kısmı olduğunu onlar da çok iyi biliyor.
İstanbul’un nasıl talan edildiğini, rüşvet çarkının nasıl işletildiğini CHP yönetimi bal gibi biliyor.
Paniklemelerinin arkasında yatan esas sebep budur.
Telaşla suç bastırma yoluna gitmelerinin nedeni de işte budur.
Bu ucuz siyasettir; milletin aklıyla, izanıyla, irfanıyla alay etmektir.
CHP Genel Başkanı’na şunu söylemek isterim:
Korkunun, paniğin, telaşın ecele faydası yoktur. Ortaya çıkanlar, ortaya çıkacakların habercisidir.
Ne yaparsanız yapın, adaletin tecellisine engel olamazsınız.
Sahibinin kim olduğuna bakmadan beytülmale uzatılan o kirli elleri kırmak, Türk milleti adına yargının boynunun borcudur.
Büyükşehri ve bazı ilçe belediyeleriyle İstanbul’u sarmaşık misali saran bu şebekenin kollarının nerelere uzandığı zamanla daha net görülecektir.
Biz de hukuki sürecin selameti açısından anayasamızın bize verdiği yetki, sorumluluk ve görevleri harfiyen yerine getirmekten çekinmeyeceğiz.
Kavga, kargaşa, gerilim siyasetin değil; barbarlığın, ilkelliğin sembolüdür.
Cumhuriyet Halk Partisi demokratik zeminde siyaset yapan bir parti gibi değil, marjinal bir örgüt gibi hareket etmektedir.
Türkiye, son 3 haftada CHP’nin faşizan yüzünü bir kez daha görmüştür.
Protesto bahanesiyle başlayan sokak eylemleri, CHP Genel Başkanı’nın şuursuz açıklamalarıyla milletimizin huzurunu ve Türk ekonomisinin kazanımlarını hedef alan topyekûn bir saldırıya evrilmiştir.
Kapsamı her gün genişleyen linç listelerinde hedef gösterilen yerli ve millî işletmeler, ana muhalefetin “kara gömleklilerine” dönüşen marjinal sol örgütler tarafından taciz ve tehdit edilmiştir.
CHP Genel Başkanı sorumlu davranmak, sağduyulu davranmak, yargının görevini yapmasına yardımcı olmak yerine yüz milyarlarca lirayı aşan yolsuzluk soruşturmasını engelleme yoluna gitmiştir.
Yolsuzluğu ortaya çıkaran MASAK gibi devlet kurumlarına iftira atarak, bu kurumlarda çalışan kamu görevlilerini itham ederek, yargı mensuplarımıza parmak sallayarak İstanbul’a çöreklenen suç örgütlerinin hırsızlıklarının üzerini örtmeye çalışmıştır.
Oysa yaşananlar üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstünlüğünün Türkiye’de artık egemen olduğunun en somut göstergesidir.
Yaşananlar milletin malına, mülküne, kaynaklarına çöken yankesicilerin adalete hesap vermesinden ibarettir.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan;
"Kamuoyuna yansıyan yüzlerce milyar liralık yolsuzluk, Kaf Dağı'nın sadece görünen yüzü."
Durum epey kritik o zaman.
Vatan hainliği meseleleri de gelir mi!
📌RAHİP BRUNSON MESELESİ
UNUTULANLAR, GÖRÜLMEK İSTENMEYENLER…
📌9 Aralık 2016:
Papaz Brunson, “CASUSLUKTAN” tutuklandı. "
📌16 Mayıs 2017: Washington'daki Trump-Erdoğan görüşmesinde ABD, Papaz’ın serbest bırakılmasını istedi.
📌28 Eylül 2017: Cumhurbaşkanı Erdoğan "Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu yapalım yargıda gereğini size verelim" dedi.
📌16 Nisan 2018: Brunson'ın ilk duruşması 16 ayda hazırlanan iddianamenin tamamlanmasıyla görüldü. Tutukluluk halinin devamına karar verildi ve duruşma 7 Mayıs'a ertelendi.
📌19 Nisan 2018: Trump 'Papaz Brunson Türkiye'de zulme uğruyor' dedi ve hemen ardından ilk yaptırım uyarısı ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell'dan geldi. Bir gün sonra iki senatör yaptırım için çalışma başlattı.
📌7 Mayıs 2018: İkinci duruşmada tüm suçlamaları reddeden Brunson'ın tahliye talebi reddedildi ve dava ertelendi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, rahibin serbest bırakılması için Washington’dan gelen çağrılara hukuki sürece müdahale edilemeyeceği ve mahkemenin sonucunun beklenmesi gerektiğini söyleyerek yanıt verdi.
📌28 Mayıs 2018: Trump: ''Brunson masum. O casus ise ben ondan da casusum. Rahip Brunson, umarım bizi duyabiliyorsunuz, bir noktada size yardım edeceğiz. Bunun üzerinde uzun zamandır çalışıyoruz."
📌20 Haziran 2018: Başbakan Yardımcısı Bozdağ, F-35'lerin teslimatı karşılığında 'FETÖ soruşturmasından' tutuklu bulunan ABD'li rahip Andrew Brunson'un serbest bırakılması talebinin bir tehdit olduğunu söyledi.
📌29 Haziran 2018: ABD'li Senatörler Lindsey Graham ve Jeanne Shaheen Brunson'u cezaevinde ziyaret edip ardından Erdoğan ile görüştüler.
📌14 Temmuz 2018: ABD Basını ��� Türkiye, İsrail’in Filistin’e destek olduğu için tutukladığı Türk vatandaşı Ebru Özkan’ın serbest bırakılmasını istiyor. Brunson bu sağlanırsa serbest bırakılabilir” diye yazdı. Aynı gün Trump, Netenyahu’yu aradı.
📌15 Temmuz 2018: Ebru Özkan, İsrail tarafından serbest bırakıldı.
📌18 Temmuz 2018: Bu gelişmeye rağmen Brunson'un tahliye başvurusu üçüncü kez reddedildi. Başkan Trump gelişmeyi 'rezalet' olarak tanımlayıp Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrıda bulundu: Brunson’ı serbest bırakın. Amerikan Senatosu, Türkiye'ye uluslararası finans kurumlarınca kredi verilmesine engel olmak için harekete geçti.
📌25 Temmuz 2018: Brunson’un cezası “Sağlık sorunları” dikkate alınarak ev hapsine çevrildi. ABD bunun yeterli olmadığını açıkladı.
26 Temmuz 2018: Trump twitter üzerinden "ABD, harika bir Hristiyan, aile babası ve harika bir insan olan Rahip Andrew Brunson'ın uzun süreli tutukluluk hali sebebiyle Türkiye'ye geniş yaptırımlar uygulayacak. Brunson çok acı çekiyor. Bu masum din adamı hemen serbest bırakılmalı" paylaşımını yaptı.
📌 1 Ağustos: 2018: ABD Brunson'ın serbest bırakılmamasında payları bulunduğu gerekçesiyle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'e yaptırım kararı aldı. İki bakanın kara listeye alınarak ABD'deki mal varlıklarına el konulması, ülkeye girişlerinin ve ABD ile tüm ticari ve finansal ilişkilerinin dondurulması kararı verildi.
📌TÜRK MAHKEMELERİNDE YARGILANDI, HÜKÜM GİYDİ
📌12 Ekim 2018: Heyet, Brunson'a TCK'nın 220/7 maddesi gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verirken, hükümle birlikte yattığı süre dikkate alınarak sanığın ev hapsi ve yurt dışı yasağı kaldırıldı.
📌SONUÇ: Türkiye, ABD’nin her türlü baskı, yaptırım tehdidine rağmen Papaz’ı tam 22 ay cezaevinde tuttu. Yargıladı, hakkında tutuklama kararı verildi.
📌Trump’ın ilk döneminde ABD kamuoyunda imajını en çok sarsan, ABD’nin iç siyasetinde 1 numaralı gündem haline gelen konu Brunson meselesinde Türkiye’yi ikna edememesi oldu. İlk kez kendisine bu kadar önem atfedilen bir ABD vatandaşı ve din adamı Türkiye’de hüküm giydi.
📌(Brunson’ın ülkesine dönmesinden kısa bir sonra Türkiye, ABD’nin itirazlarına rağmen YPG terör örgüt��ne ağır darbe indirilen Barış Pınarı harekatını düzenledi. Trump’ın operasyona itirazı dikkate alınmadı.
“GİZLİ” DEĞİL AL SANA AÇIK TANIK…
MİLLETVEKİLİ VE BELEDİYE MECLİS ÜYELERİ ELİYLE CHP’DEKİ YOLSUZLUĞU VE ÇÜRÜMEYİ ANLATIYOR
Babası Şehit Kamil ilçesinin ilk Belediye Başkanı olan ve aileden CHP’li Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz:
▪️Meclise adamlar getirtip beni dövdürmeye çalıştılar.
▪️CHP'liler, kendi partisinden belediye başkan yardımcısını silahla vurdu.
▪️Ahlak dışı kumpaslarla belediye yönetimini felç ettiler.