Eyüp Sabri Tuncer Yönetim Kurulu Başkanı Engin Tuncer:
▪️"Ailemizde gereğinden fazla biriktirmek yasak."
▪️"Eğer bir insanın 50-100 tane dairesi varsa o kişi kul hakkına girer. Dinimizde ve anayasamızda insanların barınma hakkı diye bir şey var."
▪️"Gayrimenkul biriktirerek insanların barınma hakkını elinden alıyorsunuz."
▪️"Bizim ailemizde hiç kimsenin 2. dairesi yoktur. Sadece oturulacak daire alınır."
▪️"1 milyon dolarlık bir ev, 500 bin dolara düşse bile tenezzül etmeyiz."
▪️"Onun yerine işimize yarayacak bir makineye bu parayı vermeyi twrcih ederiz."
Ömrünün büyük bir kısmını New York, Avrupa ve Rusya’da ticaret yaparak geçirmiş; hayat tecrübesi yüksek, son derece nitelikli, eğitimli ve maddi açıdan oldukça varlıklı yakın bir arkadaşım var. Kendisi, olgun yaşına rağmen bir türlü evlenememiş. New York’tayken yabancı bir kadınla uzun süreli bir ilişki yaşamış ancak ailevi engeller ve değerler çatışması yüzünden evlilik gerçekleşmemiş. Türkiye’ye döndükten sonraki ilişki girişimleri de kadınların aşırı maddiyatçı ve bencil yaklaşımları nedeniyle hüsranla sonuçlanınca, evlenmekten tamamen vazgeçmiş.
En sonunda ailesinin ısrarı üzerine; muhafazakar bir kültürle yetişmiş, tanıdık bir ailenin kızıyla görüşmeyi kabul etmiş. Mühendis olan bu kadınla buluşur buluşmaz, kadın daha ilk dakikalardan itibaren: "Şöyle bir evde oturmak isterim, Mercedes arabam olsun, her yıl yurt dışına tatile gidelim, şöyle gezer, böyle yer içerim, şu markaları giyerim," diyerek sürekli kişisel ve maddi beklentilerini sıralamaya başlamış.
Arkadaşım, karşısındakinin sadece maddiyattan bahsettiğini görünce sıkılmış ve duruma ironik bir muziplikle karşılık vermek istemiş. İstanbul’da kirada yedi evi olduğunu, kadına çalışmasına gerek kalmadan lüks bir hayat yaşatabileceğini belirtince, kadının gözleri parlamış ve tüm gardını indirmiş. Arkadaşım bunun ardından tek bir şartı olduğunu söylemiş: "Her sabah ve akşam beşinci kattan aşağıya beş kilo arpa indireceksin."
Kadın şaşkınlıkla ve hevesle bu şartı onaylamış ama sebebini sormaktan da geri durmamış. Arkadaşım, bir atı olduğunu ve onu beslemesi gerektiğini söyleyince kadının hoşuna gitmiş; at binmek gibi "elit" bir hobiden keyif alacağını belirtmiş. Bizimki istifini hiç bozmadan, bunun bir hobi olmadığını, gündelik hayatında at arabası kullandığını ve atı beslemek için bu yardıma ihtiyacı olduğunu dile getirmiş. Karşısındaki adamın ciddi ciddi at arabası kullandığını duyunca donakalan kadın, nihayet kendisiyle dalga geçildiğini fark ederek, "Sen benimle dalga mı geçiyorsun terbiyesiz adam?" diyerek tepki göstermiş.
Arkadaşım da tam olarak bu anı bekliyormuş: "Geldiğinden beri sürekli evden, arabadan, paradan ve konfordan bahsediyorsun. Sen nasıl bir insansın; manevi değerlerin, inançların, kültürün ne, çocuk yetiştirirken neye önem verirsin diye tek bir anlamlı soru sormadın. Şimdi sen böyle yaparken dalga geçmiş ve terbiyesizlik yapmış olmuyorsan, ben at muhabbeti yapınca mı terbiyesiz oluyorum?" demiş. Tabii ki kadın öfkeyle masayı terk etmiş.
İşin özüne gelirsek; günümüzde artık parası olan erkek de olmayan erkek de kadınların bu bitmek tükenmek bilmeyen maddi taleplerinden ve beklentilerinden tamamen bıkmış durumda. Kimsenin "Sen kimsin; inancın, değerlerin ve niteliğin ne?" diye sormadığı; gerçek bir bağ kurmak yerine sadece paranın, pulun ve hazır konforun peşinden koşulduğu bir dönem yaşamaktayız.
Kadınların, "Ben kimim, neyi hak ettim, bu ilişkiye ne katabilirim?" demek yerine, sürekli en iyisine layık olduklarını düşünmeleri erkekleri derin bir bıkkınlığa ve isteksizliğe sürüklüyor. Üstelik erkekler, evlendikten sonra olası bir boşanma durumunda, yıllarca biriktirdikleri mal varlıklarını sadece birkaç yıl geçirdikleri bir kadına kaptırma endişesini de ciddi biçimde taşımaya başladılar.
Şüphesiz kadınların da kendi pencerelerinden söyleyecekleri pek çok haklı gerekçe vardır ancak bu başka bir yazının konusu. Özetle; tarafların ilişkilere yalnızca maddi menfaatler üzerinden yaklaşması, günümüz birlikteliklerini tam bir çıkmaza ve samimiyetsizliğe dönüştürmüş durumda...
Nasihat Warren Buffett untuk anak-anaknya:
1. Beli rumah cepat, mobil murah saja.
2. Barang jangka panjang, pilih yang mahal dan awet.
3. Jangan kerja dengan keluarga atau teman.
4. Rajin olahraga.
5. Lebih baik buka bisnis sendiri.
6. Kuasai public speaking.
7. Biasakan mandiri dan sendiri.
8. Pilih kerja dengan komisi, bukan gaji tetap.
Dev formasyon tetiklendi.
TOASO'da çok sevdiğim ve özellikle HAFTALIK grafiklerde makine gibi çalışan bir formasyon tetiklendi.
Eğer çalışırsa hedef bayağı bir yukarıda.
Eğitim amaçlı, açıklamalı, adım adım anlattım.
Mutlaka izleyin (link alt tweette)
🚨 HASSAS 🚨
Gerçekten sağlam biri denk gelince nasıl da pusuyor bu h*rtolar görüyorsunuz değil mi?
Ordu’da kendisini rahatsız eden h*rtolara unutamayacakları anlar yaşatan esnaf, bakın nasıl muamele uyguluyor bunlara.
Tabi ki bunların yakalanıp, içeriye tıkılıp çürümesi gerek ama olay bu seviyelere geldiğinde geri adım atmak onlara cesaret verir sadece…
📢 Levent Gültekin, bir AK Partili dostundan aldığı Mehmet Şimşek’le ilgili olan kulis bilgisini paylaştı:
🗣️ “Tayyip Erdoğan’ın grup toplantılarına bir tek bakan katılmıyor: Mehmet Şimşek.”
⭕ “Fakat ilginç bir şey söyleyeceğim. AK Partili bir dostum bana dedi ki;
⭕ ‘Tayyip Erdoğan'ın grup toplantılarına tek bir bakan katılmıyor: Mehmet Şimşek.’
⭕ Sonra ben o gözle bakayım dedim.
⭕ Grup toplantısında değil başka törenlere de baktım hiçbir törenine katılmıyor.
⭕ Karşılıklı birbirini sevmiyorlar, karşılıklı da birbirine inanmıyorlar.
⭕ Sadece Mehmet Şimşek, yabancı sermayenin sigortası olarak bir anlamda Erdoğan'dan talep edilmiş.
⭕ Yani Mehmet Şimşek ekonomi bakanı olursa sana kredi veririz, para veririz.
⭕ Çünkü o Mehmet Şimşek'in bizim paramızı orada koruması gerekiyor.
⭕ Yani sanki böyle yabancı sermaye ‘abi sana para veririz ama Mehmet Şimşek olursa.’ demiş gibi.
⭕ Mehmet Şimşek de ‘tamam abi beni eski patronlarım burada görmek istiyorlar.’ diyip kabul etmiş gibi.
⭕ Mehmet Şimşek'in grup toplantılarına ve Erdoğan'ın açılış törenlerine hiçbir yere katılmadığını gözlemlemiş olduk.
⭕ Bugün Ankara yeni havalimanının açılışı vardı. Bayağı şatafatlıydı. Baktım hemen hemen bütün bakanlar oradaydı. Bir tek Mehmet Şimşek yoktu.”
Bugün okullarda şahit olduğumuz abartılı törenler, çocukların başarısını kutlamak için değil; dijital dünyanın narsist alkışlarına muhtaç yetişkinlerin ve evladını dünyanın yegane merkezi sanan modern körlüğün egosunu doyurmak için tasarlanmıştır. Sahne çocukların gibi görünse de, perde arkasında alkış dilenenler aslında büyümemiş ebeveynler ve öğretmenlerdir.
Konudan bağımsız. İbn Haldun şöyle der:
“Aşağı tabakadan gelen kimseleri Yönetimine, Kadılık makamlarına ve insanların işlerinin başına getirmeyin. Çünkü bu görevlere geldiklerinde, masumlara ve şeref sahibi kimselere zulmetmeye, insanları aşağılamaya çalışırlar. Zira kendilerini sürekli aşağı görme duygusu ve peşlerini bırakmayan eksiklik kompleksi onların iç dünyasına yerleşmiştir.”
There are only two classes in this world.
The rich and the peasants.
The rich are the billionaires, the old-money families, and the people whose bloodline is set for generations.
Everyone else is a peasant.
The guy making $40,000 a year is a peasant.
The guy making $400,000 a year is a peasant.
The millionaire is a peasant.
A millionaire is just one bad generation away from becoming broke.
The truly rich can survive generations of bad decisions and still remain rich.
That’s the difference between having money and having wealth.
Borçla lüks hayat yaşayan holding patronu illüzyonundan çıkın.
Gerçek finansal özgürlük listesi çok net:
1- Tapusu tamamen sana ait bir ev (En büyük gider kalemi elendi)
2- Eurobond veya temettü hisselerinde yatan $400k (Aylık nakit akışı)
3- Sanayiye düşürmeyen, her seferinde çalışan orta halli bir araba
Şu 3'lüye sahip olan adam, Türkiye'deki zenginlerin %90'ından daha özgürdür. Aksini iddia eden borç döndürüyordur.
Çalıştığım bir fabrika vardı. Daha önce yazdım burdan. 4 maaş + 6 yıllık tazminatım kaldı. Bu fabrika Ford'a parça üretiyordu. 70 yıllık fabrikaydı ve son 30 yıldır Ford için çalışıyordu. Başka firmalara da tedarik üretiyorduk ama %80 Ford'a çalışıyorduk. Bir gün bizim patron Ford ile toplantıya gitti. Sorun çıktı, Ford bizimle ilişiğini kesti. Fabrika 4 ayda battı. 3 sene önce 3 vardıya üretim yapan 350 çalışanı olan fabrika 4 ayda battı. Batarkende bizim paralarımız da battı. Demem o ki koç'lara bağlı 150 bin işçi var deniliyor ama o iş tedarikçi firmalar ile 350/400 bin kişiye çıkar. Belki daha fazla. İstediği fabrikayı 1 günde yerle bir edecek gücü var. Hemde hiç birşey yapmadan. Şimdi gazı alan şovunu yapsın, koçlar bunları not ediyodur. Sular durulduğunda kimin boğulduğu anlaşılır
Türk oğlu Türk. Hacı Bayram-ı Veli torunu. Soy ağacı belgelenmiş, 1352.
Rahmi Koç. 95 yaşında. Yakasında her zaman bir karanfil.
Türkiye'de toplanan verginin %8'i ondan.
2016'da oğlu Mustafa'yı kaybetti. 55 yaşında. Devlet hastanesine teşekkür mektubu yazdı. Bu kadar naif bir insan.
Çocukken Çankaya'da top oynarken Atatürk geçti, selamlaştılar. Hayatta onu görmüş son kuşak.
Kariyerine Otokoç'ta başladı. Dünden beri saldırılan.
Milletlerarası Ticaret Odası Başkanı. Dünya ticaretinin zirvesine oturan ilk ve tek Türk.
50.000+ öğrenciye karşılıksız burs. 18 okul. Eğitim, sağlık ve kültüre 2009 itibarıyla 600 milyon dolar.
Carnegie Hayırseverlik Madalyası. 6 ülkeden devlet nişanı.
Biz senden razıyız.