@saki552003 Uçak biletleri el yakıyor, Tren biletleri el yakıyor ama buna rağmen karayolu kapalı. Azerbaycan vatandaşları bu muameleyi hak etmiyor. Bunun hiçbir mantıklı açıklaması yok.
Aman hocam öyle demeyin, kırsal deyince kafalarında İsviçre Alpleri canlanan insanlar var. Nereden bilsinler yolsuzluğu, evsizliği, aylarca kar altında kalmayı, birleştirilmiş sınıfları, taşrada aslan kesilenleri. Kendilerine sorarsanız, öğretmenlik kutsal meslektir (!)
Doğu'da tam on yıl çalıştım. Köy okulu, yatılı bölge ortaokulu, taşımalı eğitim veren okul ve ilçe merkez okulu... Kısacası tipik bir Doğu kırsalında karşılaşılabilecek hemen her okul türünde görev yaptım.
Bu süreçte öyle şeyler gördüm ki bugün bazı tartışmaları izlerken şaşırmakta zorlanıyorum.
Mesela uzak bir köy okuluna atanıp o okulun yolunu bile görmeden merkeze on dakika uzaklıktaki bir okula görevlendirilen meslektaşlarım oldu. Hatta hiç gitmediği okuldan eş durumu tayiniyle merkeze kadrosunu almakla kalmayıp bir de yolluk ödeneği alanlar gördüm.
Ben de ilk atandığımda ilginç bir durumla karşılaştım. Göreve başlamadan önce atandığım okulu aradım. Okulun kapandığını ve norm fazlası olduğumu öğrendim.
İlçeye gidip göreve başladığımda ilgili şube müdürü bana okul tercihinde bulunmamı söyledi. Ben de boş kadrosu olan merkezdeki bir okulu tercih ettim. İki haftalık eylül seminerini burada tamamladım. Okullar açılınca da ilk haftayı bu okulda haftalık 30 saat dersle geçirdim.
Fakat kararnamem bir türlü gelmiyordu.
Bir gün çarşıda şube müdürüne rastladım ve durumu sordum. Bana, ilçedeki bir köy okulunda fen bilgisi öğretmeni olmadığı için okul hem matematikten hem de fenden mağdur olmasın diye ilin beni oraya uygun gördüğünü söyledi.
Tabi kadromun verildiği okulda, başka bir okulda çalışan fen öğretmeni görevlendirilmiş dersler için.
Sonunda ne oldu?
Haftanın üç günü kendi köy okulumda, iki günü ise merkezdeki o okulda ders verdim.
Peki merkez okulda açıkta kalan matematik derslerine kim girdi dersiniz?
Kaymakamlıkta memur olarak çalışan, (lise) matematik öğretmenliği mezunu fetöcü bir şahıs.
O dönem o derslere hangi yetkiyle girdi, ek ders ödemeleri hangi mevzuata göre yapıldı, doğrusu bugün bile bilmiyorum.
Bir başka anım da askerlik tecil işlemleriyle ilgili.
Saat öğleden sonra üç gibi okuldan çıktım. Doğrudan ilçe millî eğitim müdürlüğüne giderek gerekli evrakları teslim etmek istedim.
İlgili memur bana öyle bir çıkıştı ki görmeniz lazım.
"Neden bu saatte geldin? Neden daha erken gelmedin?" diye söylenip duruyor.
Meğer mesai bitmeden çıkıp köydeki hayvanlarını beslemeye gidecekmiş.
"Dersten çıktım geldim." dedim.
"Müdürünle gönderseydin." cevabını verdi.
Sanki okulun müdürü varmış gibi...
O sırada okul müdürlüğü işlerine aylardır beden eğitimi öğretmeni zoraki vekâlet ediyordu.
Neyse, sinirlendim. Evrakları alıp doğruca şube müdürünün odasına çıktım. Dosyayı masasına bıraktım ve:
"Ben askere gidiyorum." dedim.
Bir süre yüzüme baktı.
Sonra sakin bir şekilde:
"Ben göndermiyorum." dedi.
Ben de:
"Öyleyse memurunuza söyleyin adam gibi iş yapsın." karşılığını verdim.
Bir anda hava değişti.
"Buyurun hocam, oturun hocam, sakin olun hocam..." cümleleri havada uçuşmaya başladı.
Şube m��dürü memuru aradı ve oldukça yumuşak bir dille:
"Beni öğretmenlerime karşı neden mahcup ediyorsunuz?" gibi şeyler söyledi.
Sonra bana dönüp:
"Hocam siz gidin, işlemleri biz hallederiz." dedi.
Daha sonra öğrendim ki o anda odada sessizce oturan bir kişi vardı, o kişi müfettişmiş.
Şube müdürünün o gün olağanüstü anlayışlı davranmasının sebebi de biraz buymuş.
Bunları niye anlatıyorum?
Çünkü taşrada işler çoğu zaman dışarıdan göründüğü gibi yürümez.
Özellikle köy okullarına yerel öğretmenler ve tecrübeli idareciler gitmek istemezler. Yeni atanmış öğretmenler daha ilk aylarında müdür vekili yapılır. Yolunu bulan merkeze yaklaşır. Köylerde oluşan boşluklar ise ücretli öğretmenlerle, geçici görevlendirmelerle veya sürekli değişen kadrolarla doldurulur.
Bedelini ise öğrenciler öder.
Bir gün, ilkokulunu köyde “birleştirilmiş sınıf”ta okumuş olan beşinci sınıf öğrencilerimden birine ilkokul öğretmeninin adını sordum.
Bir öğretmen söyledi.
Sonra bir tane daha...
Sonra bir tane daha...
Toplam yedi öğretmen ismi saydı.
Dört yılda yedi öğretmen.
Bazı köy çocukları gömlekten çok öğretmen değiştirerek büyüyor.
Bunları neden anlatıyorum?
Çünkü Irmak Öğretmen meselesini anlamak için biraz da kırsalı tanımak gerekiyor.
Köy okullarının nasıl ayakta kaldığını, görevlendirme sisteminin nasıl işlediğini, öğretmen sirkülasyonunun öğrenciler üzerinde nasıl bir etki bıraktığını görmeden yapılan yorumlar eksik kalıyor.
Taşra uzaktan bakınca başka, içinde yaşayınca bambaşka bir yer.
MOBBİNG İDDİASI SÜBUT BULMAMIŞTIR
Mobbinge uğrayan öğretmen çoğu zaman mobbingden değil, şikâyet ettikten sonra yaşadıklarından yorulur.
Önce birilerine gidersin.
Sonuç alamazsın.
Sonra varsa sendikana gidersin.
Orada da genellikle aynı cümleler karşılar seni:
“Süreklilik olması gerekir…”
“Somut delil lazım…”
“Tanık olmadan çok zor…”
“Mobbingi kanıtlamak kolay değil…”
Daha yolun başında sana yaşadığın şeyi değil, neden sonuç alamayacağını anlatırlar.
Şikâyet edersin.
Müdürün tanıdığı bir muhakkik gelir.
Muhakkik olayın özüne değil, şekline bakar.
Ya da müfettiş gelir.
Dosyayı kapatacak kadar inceler, gerçeği ortaya çıkaracak kadar değil.
Sonra aynı çevrenin, aynı düzenin, aynı ilişkiler ağının içindeki insanlar devreye girer.
Müdür haklı çıkarılır.
Şikâyetçi öğretmen sorgulanır.
“Madem mobbing vardı, neden daha önce şikâyet etmedin?”
“Bunu gören ya da duyan biri var mı?”
“Elinde belge, kayıt veya somut delil var mı?”
“Diğer öğretmenler müdür hakkında olumlu görüş bildirmiş.”
“Belki de bu bir mobbing değil, iletişim sorunudur.”
Bir anda roller değişir.
Şikâyet edilen değil, şikâyet eden kendini açıklamak zorunda kalır.
Oysa herkes bilir ki mobbingi ispat etmek, ona maruz kalmaktan daha zordur.
Çünkü müdürün yanında duranlar ifade verir.
Müdürle iyi geçinenler tanıklık yapar.
Sessiz kalanlar ise kendini düşünür.
Sonuç mu?
“Mobbing iddiası sübut bulmamıştır.”
“İddiaları doğrulayacak yeterli delile ulaşılamamıştır.”
Dosyaya bunlar yazılır.
Müdür görevine devam eder.
Şikâyetçi öğretmen ise görev yeri değiştirilir, yalnızlaştırılır ya da okuldan ayrılmak zorunda bırakılır.
Dosya kapanır.
#Irmaköğretmeniçinadalet
7 yıl Muş'ta çalıştım. Özellikle genç kadın öğretmenlerin bazı okullarda ne kadar baskıya uğradığını, ağlatıldığını, tehdit edildiğini iyi bilirim. Taşrada yönetici olanların dışarıdan gelenlere karşı tavrını, ahbap-çavuş ilişkilerini de. Irmak'a belli ki kimse sahip çıkmamış...
Öğretmenimiz Irmak Koparan'ın öğretmen arkadaşının konuyla ilgili açıklaması:
" 1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 Mayıs 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sağ olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı. "
Hamur İlçe Milli Eğitim Müdürü
Mehmet Özmüş
🔴#SONDAKİKA | Yaptığım haberler sonrasında:
Hollanda, Fransa, Belçika ve Avusturya; VİZE RANDEVUSU konusunda İNCELEME yaptıklarını ve yeni tedbirlerin gündemde olduğunu belirttiler.
Fransız ukala diplomatlar bana 'Biz sisteme %100 güveniyoruz, yetersiz kanıt' diyordu.
Ancak bu iş burada oldu bittiye gelmeyecek. Bu işe bulaşmış 'KİM VARSA' tüm şahıslar ifşa olacak.
Sizlerden ricam [email protected] adresine bu tür randevu satanlarla görüşme yaptıysanız lütfen iletin.
Aylardır bu konunun üstünde çalışıyorum güzel gelşimeler yaşanacak inşallah. Burada bitmeyecek.
Refik Halid'in; "idealleri bakanlık koltuğunu aşmayan, vatanseverlikleri de makam otomobillerinin gidebileceği kısa yolun dışına çıkamayan..." diye tasvir ettiği bir politikacı zümresi var. Bu zümre bizim hayallerimizi, idealistliğimizi ve ruhumuzu kemiriyor.
Güne Tebriz'den aylardır haber alamadığım bir ağabeyimin telefonuyla başladım. Sonra Bakü'ye giden dostlarımın oradaki dostlarım tarafından ağırlandığı haberiyle. Trabzon'da yağmurlu ama bereketli bir hava. Bakü-Tebriz-Trabzon hattının kalbimde bıraktığı güzel hisler...
Ulan siz kendinizi akıllı mı sanıyorsunuz? İstiklâl Marşı'nı kendi marşı görmeyenler için bu değişikliği yaptığınızı görmeyecek kadar kör müyüz? Bu kararı değiştirmezseniz her maç tribünlerde protesto edeceğiz sizi. Akıllı olun!
Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun aldığı karar doğrultusunda UEFA ve FIFA uygulamalarına uyum sağlanması, ayrıca kulüp ve futbolculardan gelen talep ve görüşlere istinaden maçlarda seremoni ve ısınmaya pankartla çıkılması uygulamasına son verilmiştir.
Dün yayınladığım Hocalı belgeseli inanılmaz bir şekilde saldırıya uğradı. Bugün bolca paylaşıp dünya keşfet'ine düşürelim ❤️ Desteğiniz önemli - Hocalı Katliamı - Çöreğimizi Yiyip Bize Düşman Oldular | Karabağ 🇦🇿
https://t.co/G9RHHAfjlr
Terörist başına statü verilsin diyenlere, meclis çatısı altında terör propagandası yapanlara, her fırsatta Atatürk'e sövenlere tek bir sözünüz yok. Ama 19 Mayıs gelince "Bir daha gel Samsun'dan, sarı saçlım mavi gözlüm" diye ağıt yakıyorsunuz.
Ülkenin göbeğinde bayrağa nefretle saldıran insanların olduğu bir toplumda kimseden rasyonelite beklememek lazım.. Bunlar nasıl mümkün olabilir sorusu için eşik çoktan kırıldı, kimse saf değil herkes her şeyin farkında!
Şehit ailelerinin, evlatlarının, geride bıraktıkları dulların, tüm yakınlarının, silah arkadaşlarının, hülasa Türk milletinin İmralı'dakine verdiği statü bellidir: "Bebek Katili..." , "Kan Emici..." , "Asker, polis, mühendis, imam, korucu, yaşlı, genç, çoluk çocuk katili...".
Milletin verdiği bu haklı statüyü hiçbir irade değiştiremeyecektir...
Öcalan bebek katilidir...
Birileri için algı kasmak, ders anlatmaktan kolay galiba. 3 hafta tatil yapılan okulu söyleyin de MEB'in haberi olsun. Çünkü biz gerçek hayatta son dakikaya kadar sınıftayız. Bazı öğretmenler vs diyerek de tüm camiayı töhmet altında bırakmayın.
Devlet Bahçeli: "Öcalan'ın statü açığı varsa bu durum ele alınmalıdır.
Temennimiz PKK'nın Kurucu Önderliği'nin bir tanım altında görev yapmasıdır.
Bunun adının Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum."
Azerbaycan Milli Marşı’nın ve “Çırpınırdın Karadeniz” eserinin söz yazarı; milli kimliğin ve özgürlük düşüncesinin şekillenmesine, Azerbaycan-Türkiye kardeşlik bağlarının pekişmesine öncülük etmiş, Türk dünyasının ortak kültürel mirasına kıymetli katkılar sunmuş büyük şairimiz Ahmed Cevad’ı doğum yıl dönümünde saygı, rahmet ve şükranla anıyoruz.
Ara tatil kararı alınırken; o dönem yararlanılan—hazırlatılan bilimsel rapor ve makaleler ile o dönem ki karar alıcıların ve eğitimde politika yapıcılarının hazırlamış olduğu rapor ve gerekçelere bakılmalıdır. Pedagojik yapboz öğretmenlerin akıl ve ruh sağlığına zarar veriyor.
@niyaziaksoy_ İki hafta önce okulda güvenlik problemi, dijital riskler, disiplin vs konuşuyorduk. Tekrar eski aptal gündeme döndük. Biz hakikaten iflah olmayız. Başımıza ne geliyorsa kendi ahmaklığımızdan geliyor. Her defasında sorunları halı altına süpürmeye devam ediyoruz. Harikayız.
İki hafta önce okulda güvenlik problemi, dijital riskler, disiplin vs konuşuyorduk. Tekrar eski aptal gündeme döndük. Biz hakikaten iflah olmayız. Başımıza ne geliyorsa kendi ahmaklığımızdan geliyor. Her defasında sorunları halı altına süpürmeye devam ediyoruz. Harikayız.