"Muhayyel bir panayır: sesler çarpışır, ışıklar üst üste biner / Düşüncenin tavanında yankı yankıya değer, uyku ince ince iner..." (Halil Ziya Doğruöz)
İçindeki sesle birlikte yaşayan Ömer'in hikâyesi "Muhayyel..." artık okuyucuya emanet...
Öncelikle ve evvelemirde, "Muhayyel"in edisyonunda her zamanki gibi ehil ve üstün titizliğiyle çalışan, arka kapak yazısını ve yukarıdaki muhteşem epigrafi yazan, ebedî yakînim ve ezelî eminim @halildogruoz 'e müteşekkirim, o olmasaydı "Muhayyel" ismiyle müsemma bir hayal olarak kalırdı.
Sâniyen, @otukennesriyat 'a, @ertugrulalpay 'a ve çok sevgili Genel Yayın Müdürümüz sevgili @GokturkOmer 'e teşekkür ediyorum, Göktürk'ün saat aşkına katkıda bulunma hususunda iyi niyetli olduğumu ayrıca belirtmek isterim:)
Ve tabii Müntehir'e olduğu gibi Muhayyel'e de muhteşem kapak tasarımıyla katkı sunan @Feyz_AY_ 'a müteşekkirim.
Ve dahi âhiren de, Muhayyel'in iç resimlerini yapan sevgili ağabeyimiz Besim Dalgıç'a da hususen teşekkür ediyorum...
“Tahtakale Buluşmaları”nda “Müntehir” ile “Muhayyel” arasında Bursa’nın muhayyel duraklarını ve ikinci zamanı konuştuk. Bayram tatilinin sonuna doğru(iftara doğru gibi oldu:) buyrunuz efen’m…https://t.co/J9pcfVLeUT @YouTube aracılığıyla
Tahtakale Buluşmaları’nda Bursa’yı, Bursa’da zamanı ve kaybettiklerimizi konuştuk. Davetleri için @bensametA ‘a ve @ncihantasan ‘a ve teşrif eden dinleyicilere hususen teşekkür ederim…
Bursa Tahtakale Buluşmaları'nın yüz elli sekizinci programında, Adnan İslamoğulları'nı ağırladık. Kendisinden romanlarındaki 'ikinci zaman'ı ve törpülenen mekânları dinledik.
@Adnanisl@bensametA@ncihantasan
https://t.co/p8Q7JxJWET
Millet iradesinin ve demokrasimizin üzerinden artık tanklar değil, yargı kararları geçiyor, “Ne olacak bu memleketin hâli?” sorusu etrafında büyüyen askerî vesayet bitti, “Şöyle olacak memleketin hâli” diyerek karar veren ve uygulayan sivil vesayet hâkim artık…
Ne kadar da özlemişiz eski Türkiye’yi, millî bayramları coşkuyla kutlamayı, çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kadın-erkek el ele fener alaylarını…
19 Mayıs Bayramımız kutlu olsun, eski coşkulu kutlamalar yakın olsun, çok yakın olsun…
Bursa Tahtakale Buluşmaları'nda yeniden bir araya geliyoruz, konuğumuz Adnan İslamoğulları. Kendisinden 'ikinci zaman'ın dekorunda kurguladığı Müntehir ve Muhayyel romanlarının renklerini ve memleketinin seslerini dinleyeceğiz.
@Adnanisl@bensametA@ncihantasan
TAGAR KÜLTÜR'de kıymetli hocalarımız ve kültür, sanat, ilim hayatına bir vesileyle katkıda bulunmuş isimlerle bir arada olacağız.
Prof. Dr. Mehmet Öz hoca da tarih sahasındaki birikimini bizlerle paylaşacak. Hocayla faydalı olacağına inandığım bir Osmanlı tarihi serisine başladık. Çekimlerimiz bitince sizlerleyiz.
Youtube sayfamıza abone olmanız, Instagram sayfamızı takip etmeniz dileğiyle... 💐
https://t.co/jC8wRIqX0N
Türk milliyetçilerinin “Kara Eylül” sonrası serencamını birden fazla zaviyeden resmeden, duru diliyle ve insicamıyla çok kuvvetli bir eser olmuş “Külhan”. Hasret, nefret, teşkilat, aile, sevda,devlet ve sadakat… Gençliğe ve maziye dair ne varsa.Kalemine sağlık @Adnanisl ağabey.
Ne okul, ne okulların fiziki şartları, ne atanamayan öğretmenler, ne eğitim kalitesi, ne de ülkenin PISA ortalamasının 81 ülkede ancak 34. sırada yer alabilmesi, hepsi hâl yoluna konmuş ve Türkiye'nin maarif sorunu kökten çözülmüş bu hamle ile...
"Bin atlı o gün çocuklar gibi şendik..." :
Hangi seferdeydik acaba?!
Bir de şu Bağdat'ın kapısını kim açmıştı?
Yusuf Tekin:
“Müfredatımızda 'Haçlı Seferleri' kavramını kaldırdık. Artık ‘Haçlı Saldırıları’ kavramını kullanıyoruz. Çünkü burada söz konusu olan bir sefer değil, bir saldırıdır.”
Edebiyat metinleri “içimizdeki çocuk” üzerine kurgulanıyor. Ne var ki “içimizdeki yazar”ı böylesine güzel ve rahat konuşturan başka metinle pek karşılaşmadım.Tebrikler. Çünkü “içimizdeki yazar” Türk modernleşmesinin diline sahip. Tanpınar’dan beri unuttuğumuz o dile.
"Boşluğa yazmak delilik alametiydi. Oysa en sahici şeyler boşluğa söylenebilir, boşluğa yazılabilirdi ancak. Boşluk yutar, insan kusardı."
Zihnin hem ne kadar korkunç hem de nasıl büyüleyici bir şey olduğunu anlatan, üslubuyla ilk sayfasından yakaya yapışan bir roman okuyorum...
Son zamanlarda okuduğum 'edebî zevki' yüksek roman; Adnan İslamoğulları'nın (@Adnanisl) keşke daha uzun olsaymış dediğim 'Müntehir'i oldu. Halil Ziya Doğruöz'ün (@halildogruoz) editörlüğünü yaptığı bu kurgu, 'yekpare bir ânın' bütün manzarasını gösteriyor:
Atsız, 1943’te Orhun dergisinde “Türkçülere Birinci Teklif”i yaptığı günden beri biz “nu”yu kullanırız. Bütün Ötüken künyeleri böyledir. Gözden kaçmazsa yazarların bütün kısaltmaları da böyle düzenlenir. 😇