@GundemiAntep27 Medeniyetin para ile alakası yok ki maalesef 😔 Akkent parkına gelin Türkiye'nin en büyük kütüphanesine gelen ve arkalarına bıraktıkları çöpleri görün 😡😡
POLİS, memur değildir. Devletin güvenlik hattıdır.
Zorunlu tayini vardır, silah taşır, hayatı risk altındadır. Bayramı, tatili,gece-gündüzü yoktur. Senelik izni dışında hiçbir hakkı doğru düzgün tanınmaz. Her sokakta görev, her köşe başında risk. Ama söz konusu maaş olduğunda, yok sayılan yine polis olur.
Soruyoruz:
Günde 12 saat çalışan polisin emeği neden görmezden geliniyor?
Zorunlu angarya görevlendirmeler neden hâlâ sistematik hale geldi?
Yıpranma hakkı neden sadece kâğıt üzerinde kaldı?
Fazla görev varsa, fazla ücret de olmak zorunda!Fazla risk varsa, fazla sosyal hak da verilmek zorunda! Bu ülkenin güvenliği fedakârlıkla değil; adaletli ücret politikasıyla sağlanır. @EmniyetBirlik
#PolisinHakkıTeslimEdilsin
Her sabah evinden ailesiyle helalleşerek çıkıp 12+ saat it kopuk peşinde koşan polisler
Haftada 5 gün gömleğinin ütüsü bozulmadan 9-5 çalışan belediye zabıtasından daha düşük maaş alıyor
Olmaz‼️
#PoliseAdilMaaş 🇹🇷
Polisler ve Polis aileleri an itibariyle #PoliseAdilMaaş hastagiyle gündem çalışması yapıyorlar. Umarım zorlu çalışma koşullarında hak ettikleri maaşları alırlar. Kendi adıma yanlarındayım!
🔴 Bali’de şiddet mağduru genç kadının yardımına Sayın Reis Sedat Peker yetişti.
Eşinden uzun süre şiddet gören ve ayrılma talebi kabul edilmeyen genç kadın, yaşadığı zorlu süreçte Sayın Reis Sedat Peker’in desteğiyle yeniden umut buldu.
Genç kadın, gördüğü yardım ve ilgiden dolayı teşekkür ederek minnettarlığını dile getirdi.
Lahmacuncu Olayı Bu Kez Güldürdü! Fenomene Dönüşen Skec Sosyal Medyayı Salladı
Adana’da oğluna iki lahmacun almak isteyen bir kadının yaşadığı tartışmayla gündeme gelen olay, bu kez mizahın konusu oldu. Sosyal medya içerik üreticileri tarafından hazırlanan skeç, yaşanan diyaloğu esprili bir dille yeniden canlandırarak kısa sürede milyonlarca kullanıcıya ulaştı.
Buyrun beraber okuyalım ve beraber düşünelim.
Polislik, mesai saati olan bir meslek değil; gerektiğinde gece gündüz fedakârlık gerektiren kutsal bir görevdir. Ancak fedakârlık, sınırsız çalışma ve tükenmişlik anlamına gelmemelidir.
Güne Merhaba
Dikkat çekmeyen ama önemli bir konuyu gündeme taşıyarak yetkilileri bu konuda tekrar düşünmeye davet edelim
Yaz Geldi, Eğlence Mekânları Doldu…
Neden güvenlik yükü
Türk Polisinin Omuzlarında?
Yaz mevsimi geldi.
İnsanların tercihleri olan eğlence kültürü esaslı sahiller dolup taşıyor, eğlence merkezleri,gece kulüpleri, mekânlar yoğun şekilde faaliyet gösteriyor.
İnsanlar eğlenirken, kapıda Türk Emniyet Teşkilatı mensupları bu işletmelerin önünde sabaha kadar güvenlik nöbeti tutuyor.
Peki neden?
Elbetteki vatandaşımızın can ve mal güvenliği Türk devletinin himayesi altındadır tartışılmaz.
O mekandaki insanlar can güvenliklerinin devletin himayesi altında olduğuna inançla oradadırlar saygı duyarız olması gereken de budur ki hayatın bütün alanlarında iç güvenlik esastır.
Ancak burada mesele yükün tek başına büyük ölçüde polisimizin üzerine yüklenmeyerek,özel işletmelerin bu anlamda üstlenmesi gereken önemli sorumluluğunda üstlenmeleri noktasında iradenin düzenleyici tedbirleri alması gerekir üzerine konuşuyoruz
O zaman soralım.
Neden özel işletmeler kâr ederken, onların oluşturduğu güvenlik ve asayiş yükü devletin, yani Türk polisinin omuzlarına yükleniyor?
Artık bu konuyu yeniden değerlendirme zamanı gelmiştir.
Özel işletmeler ticari kazanç sağlıyorsa, güvenlik sorumluluğunun da önemli bir bölümünü üstlenmek zorundadır.
Devletin asli görevi, her işletmenin kapısında nöbet tutmak değil; toplumun genel güvenliğini sağlamak, suçla mücadele etmek ve kamu düzenini korumaktır.
Bu nedenle 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ile belediyelerin ruhsat mevzuatı günümüz şartlarına uygun şekilde yeniden ele alınmalıdır.
Belirli bir kapasitenin üzerindeki gece eğlence mekânları için;
* Yeterli sayıda eğitimli özel güvenlik görevlisi bulundurma,
* Yüksek çözünürlüklü CCTV kamera sistemi kurma,
* X-Ray cihazı ve metal dedektörü kullanma,
* Girişlerde etkin güvenlik kontrolü sağlama,
zorunlu hâle getirilmelidir.
İşletme içerisinde veya girişinde meydana gelen olaylarda güvenlik zafiyeti tespit edilmesi durumunda, işletmelere ağır idari para cezaları uygulanmalı; ihlalin devamı hâlinde ruhsatın askıya alınması ve gerekirse iptaline kadar uzanan yaptırımlar devreye girmelidir.
Türk Polisi, gece kulüplerinin veya eğlence mekânlarının kapısında sürekli nöbet tutan bir güvenlik görevlisi konumunda olmamalıdır.
Polis; olaylara müdahale eden, bölgesel asayişi sağlayan, suçla mücadeleyi yöneten ve kamu düzenini denetleyen asli görevine odaklanmalıdır.
Hem kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması hem de polisimizin asli görevlerini daha etkin yerine getirebilmesi için bu sistemin yeniden ele alınması artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.
@tcbestepe
Uzunca süredir polis teşkilatımız özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesini bekliyordu.
Bakanlık ve kadrolardaki değişime paralel olarak olağanüstü gündem nedeniyle emniyet reformu beklentilerin aksine gecikti.
Meclis çalışma takvimi de hayli yoğun geçiyor.
Bu konudaki çalışmaların son aşamaya geldiğini, İçişleri ve Maliye arasındaki görüşmelerin tamamlanmak üzere olduğunu söyleyebilirim.
Şu aşamadaki planlamaya göre: Emniyet reformu Kasım ayında meclis gündemine getirilecek, özlük haklarıyla ilgili düzenlemeler Ocak 2027’den itibaren yürürlüğe girecek.
Son şekli verilmediği için detayları yazmıyorum, ancak edindiğim bilgiler yasa önerisine yansırsa 360 bin civarındaki polis ve bekçinin beklentilerinin büyük ölçüde karşılanmış olacağını düşünüyorum.
Umarım, planlandığı gibi olur.
Miting var koş polis
Eylem var koş polis
Maç var koş polis
Konser var koş polis
Sınav var koş polis
Seçim var koş polis
Yangın var koş polis
Deprem var koş polis
…….
Türkiye’nin huzuru için gece gündüz koşan polisler
Kendilerine verilen sözlerin tutulmasını istiyor👇
#PolisGeçinemiyor
Akşama not.
Dikkat!
Sokaktaki asayişin, evlerimizdeki huzurun, iş yerlerimizdeki güvenliğin ve siyasette rahat hareket edebilmenin temel şartlarından biri, polis teşkilatımızın güçlü olmasıdır.
Polis teşkilatımız elbette güçlüdür. Ancak bu gücün sürdürülebilir olması için polislerimizin moral ve motivasyonunun da aynı ölçüde güçlü tutulması gerekir.
Ne yazık ki polislerimizi çoğu zaman bir insan gibi değil, adeta bir makine gibi görüyoruz.
Üzerlerindeki üniformaya olan sadakatlerinden dolayı, “Nasıl olsa itiraz etmezler”, “Daha ne istiyorlar, polis olmuşlar”, “Yapamıyorlarsa istifa edip gitsinler” ya da “Mecbursunuz kardeşim” anlayışıyla hareket ediliyor. Eğer böyle düşünüyorsak, ciddi bir yanlış yapıyoruz.
Unutulmamalıdır ki polis de sokaktaki herhangi bir vatandaş gibi etten kemikten bir insandır.
Sinirleri vardır, ruhu vardır, kalbi vardır, aklı vardır.
Hayata dair beklentileri, ailesi, sevinçleri, üzüntüleri ve sosyal yaşamı vardır.
Son dönemlerde özellikle dikkat çekmemize rağmen, polislerimizin moral ve motivasyonunu yükseltecek adımların atılması konusunda yeterince ilerleme kaydedemediğimizi görüyorum.
Kusura bakmasınlar ama bu süreci yöneten arkadaşlara açıkça söylemek istiyorum: Arka koltukta oturup, karakolda görev yapan polisin,terör şubedeki polisin,Çevik Kuvvet’teki polisin, istihbarattaki polisin nasıl bir hayat yaşadığını anlamak kolay değildir.
Özellikle karı-koca her ikisi de polis olan ailelerin, birbirlerini haftada ancak bir kez görebildiği bir çalışma düzenini anlamak kolay değildir.
Amirinin iki dudağı arasından çıkacak bir emirle, günün ya da gecenin herhangi bir saatinde göreve gitmek zorunda kalmanın ne demek olduğunu anlamak kolay değildir.
Eve gelip üniformasını çıkarıp dinlenmeye fırsat bulamadan yeniden göreve çağrılmanın ne anlama geldiğini hissetmek kolay değildir.
Üzülerek ifade ediyorum ki bunu siyasetteki birçok arkadaşımızın da tam anlamıyla kavraması güçtür.
Özellikle mülki idare açısından da bunu anlamak kolay değildir.
Çünkü onların kapılarını açan da, güvenliğini sağlayan da yine polislerimizdir.
İşte bu nedenle bu konuyu yeniden ele almak zorundayız. Polislerimizin yaşadığı sıkıntıları, beklentilerini ve taleplerini samimiyetle dinlemek, çözüm üretmek ve onların moral-motivasyonunu güçlendirecek adımları vakit kaybetmeden atmak mecburiyetindeyiz.
Gelin, polislerimizin yaşadığı sorunları birlikte konuşalım.
Ne bekliyorlar, ne istiyorlar, hangi sıkıntılarla mücadele ediyorlar; bunları anlamadan güçlü güvenlik teşkilatımızın gücüne her zaman çok ihtiyacımız vardır
@tcbestepe@RTErdogan@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli
#Polis
#Emniyet
Öğretmenlerin ek ders ücreti şak diye arttırıldı. Helal hoş olsun da;
Hani savaş vardı
Hani para yoktu
Demeyeceğim
Öğretmene veripte
polise vermemek olmaz
Diyorum
#PolisYineMiBekleyecek 🇹🇷
Bu konunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Polislerimizin mesai saatlerinin; şehre, ilçeye ve bölgeye göre yeniden düzenlenmesi şart.
İnsanımız kıymetli, polisimiz kıymetli. Sayın İçişleri Bakanımızın bu konuda mutlaka bir çalışması vardır.
@hakanchelik@mustafaciftcitr@cnnturk@TC_icisleri Sayın bakanimiza sorarmisiniz polis 12/36 geçecekti hani Haziran ayında ayrıca Mesasi ücreti bugün yayınlanan kararname ile öğretmenlerin ek dersine zam yapılıyor peki polise gelince bütçe neden yetersiz kaliyor