Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Ö R G Ü T L E N !
Hayır, hak etmiyor. Halkımız sadece sahip olduğu arsa için daha fazla kat/daire isteyip, beton denizi yerleşimlerde balık istifi yaşamayı istiyor. Üstüne inanılmaz bir araba manyaklığını da ekleyince “şehir”den anladığı beton+asfalt oluyor.
Almanların insani olarak planlanmış, nefes alabilen, mimari olarak gelişkin, bol yeşil alanlı ve nüfusu aşırı olmayan şehirlerde yaşamasını kıskanıyorum.
Umarım bizim şehirlerimiz de bu yönde evrilir. Bizim insanımız da bunu hak ediyor.
2 yıldır vatandaşları aynı hikayelerle dolandırıyorlar maalesef. O dönem de Özgür Özel inanılmaz bir performans sergiliyordu, bir lider doğuyordu, miting meydanları sarayı panikletmişti, iktidar çok pişman olmuştu, erken seçim geliyordu vs.
Oysaki Özgür Özel yönetiminin hiçbir planı ve stratejisi yoktu. Özgür Özel yönetimi bütün o süreci inanılmaz kötü yönetti. Uğraşsan bu kadar kötü yönetebilirdin. Yaklaşık 1.5 yılın ardından İmamoğlu toplumun gündeminden tamamen düştü. Sayısız belediye başkanı daha içeri alındı. CHP'nin başına kayyum atandı. Ve yine Özgür Özel yönetiminin hiçbir plan ve stratejisi yok. Özel il il geziyor, kendince bir performans sergiliyor. Fakat bir yol haritası yok, kayyum atanmadan evvel de yoktu, atandığında da yoktu, bugün de yok.
Vatandaşları dolandırmayı bırakın. Vatandaşlar da bu isimler tarafından tekrar tekrar dolandırılmayı bırakmalılar.
Bu dolandırıcılık muhalefete çok ciddi zarar veriyor.
Devletin acilen berber, araç yıkama, yiyecek/içecek vb vergi kaçıran işletmelerden vergi alması lazım. Vergi kaçırdıkları için günlük çok büyük cirolar yapıp 0 vergi ödüyorlar. İşinde, gücünde e-ticaret esnafı reklam verdiği için bile vergi öderken bu esnaflar vergi ödemiyor.
Milli takıma 16 milyon dolar prim dağıtıldığı ortaya çıktı.
İbrahim Hacıosmanoğlu, Erman Toroğlu’na açıklamalar yaptı:
- Montella görevine devam edecek.
- Futbolculara 16 milyon dolar prim dağıttık. FIFA’dan 14 milyon dolar geldi biz de üzerine 2 milyon dolar ekledik. Elemelere giderken kadroya çağırdığımız bütün futbolculara eşit böldük.
- Villalar SİT alanı falan değil. Bütün izinler alındı ve inşaat başlayacak. Kesinlikle söz verdiğim gibi futbolculara o villaları vereceğim.
- Fatih Terim yanlış yaptı. Özel yayın yaptı. Ne gerek vardı? Hesap sorma işi de yanlıştı.
D.Acemoğlu’nun reçeteleri sorunun asıl failini gizliyor çoğu zaman. Sorun, yapay zeka sermayesinin tekelleşmesi ve siyasi karar alıcıların bu dev teknoloji şirketlerinin güdümünde olması. Çözüm olarak sunulan demokrasi ise bu yapısal kördüğüm karşısında işlevsiz kalıyor
Muhtarlık Kaldırılmalı!
🌑Türkiye’de 50.428 muhtar var.
🌑Bir muhtarın sadece aylık maaş maliyeti: 39.470 TL
🌑Yıllık yük: 23,9 milyar TL
Dijital çağda Vatandaş e-Devlet’ten işini hallediyor, vergiler muhtara maaş ve prim olarak ödeniyor!
▶️Kaldırmaz orası ayrı!
8.yanında masum bir hak arayıcısıdır. Ben insanlarla Varlık, 6/7 Eylul ve 1964'ü konuşmanın bir adaletsizliği giderme gayreti taşıdığına inanmıyorum. İçerik bu konuyu konuşanlar için bir araç. Ön şartlarını kabul etmemizi isteyen, hikayede Türk'ün yaşadığını görmeyen bir muhatab
Su krizinin konuşulduğu bir dönemde, Antalya’nın önemli içme suyu kaynaklarından Kırkgöz’de 128 futbol sahası büyüklüğünde maden genişlemesi planlanıyor.
Su yaşamdır; riske atılamaz.
Bu akşam Ay ve Erciyes Dağı🌕🗻
Bu kareyi çekmek için 90 km kadar uzağa gitmem gerekti. Yıllardır çekmeyi istediğim bir kare idi.. Karlı Erciyes ve Ay🥹
-tek çekim-
26.06.2026
Şu devlet dairelerinden birine gidin, bir gün tahammül edin. Oradan çıktığınızda minik bir devrimci olacaksınız.
Bugün karakolda polislerle çok saçma bir sebepten dolayı tartıştım, yanlış bir uygulama ve yanlış üslup karşısında gösterdiğim tepki üzerine; bir kadın polis bana sürekli, "KAPA ÇENENİ... BAĞIRMA... KİMLİĞİNİ VER... İMZANI AT, DEFOL GİT." diye bağırdı. Diğer erkek polisler de aynı şekilde, yüksek sesle ve emir kipleriyle konuşmayı sürdürdü. Küçücük bir alanda hepsi tarafından psikolojik ablukaya alındım.
Tüm sinirime rağmen sadece, "Bu zamana kadar size hiçbir nezaketsizliğim olmadı. Yapmayın bunu, gerçekten çok ayıp." dedim.
Cevabı şu oldu:
"SANA MI SORACAĞIM NE YAPACAĞIMI? İCAZET Mİ ALACAĞIM SENDEN?"
İmza atacakken dosyayı elimden çekti, sertçe kapattı ve "ATMAYACAKSIN İMZA. ÖNCE KİMLİĞİNİ VER, ÇABUK." dedi. Yüksek ses ve baskıyı sürdürdü. Kimliğimi alıp GBT kontrolüne gitti. Döndüğünde ise çıkarken imzaladığım dosyayı gösterip "ALDIĞIN YERE GERİ KOYACAKSIN ONU." dedi. Beni son ana kadar izledi, bir kez daha "DEFOL" diye seslendi.
Kapıdan çıkarken, defalarca kez "Allah sonumuzu hayır etsin." dedim. Kapıdaki bekçi "Senin gibilerin duası kabul olmuyor." dedi.
Benim kim olduğuma dair en ufak bir fikri olmadan bunu söyleyebildi, bir de durduk yere şirk koşmuş oldu:) Ne tuhaf.
Oradan çıktım. Önce sinirimden ve bütün bunlara rağmen nezaketimi korumaya çalışırken maruz kaldığım bu muamele yüzünden on dakika kadar ağladım. Çok zoruma gitti.
Ama mutluyum bir yandan, öfkemi anımsattı.
Çünkü bir kez daha gördüm ki; insanların üzerine bağırmayı, aşağılamayı ve sahip oldukları kamu gücünü psikolojik şiddete dönüştürmeyi normal gören bir düzen var. Belki bugün bunun hesabını vermeyeceklerini düşünüyorlar. Belki güzel sicillerinin, yaptıklarının unutulacağını sanıyorlar. Hiç yargılanmayacaklarını, gücün hep onlarda kalacağını zannediyorlar.
Yanılıyorlar.
Bu kokuşmuş düzeni değiştireceğimiz gün için daha çok çalışmam gerektiğini hissediyorum. Daha çok çalışmalıyız, daha çok emek vermeliyiz bu vatanın güzel yarınları için. Ne için mücadele ettiğinizi asla unutmamanız dileğiyle.
İşgalci, eli kanlı, savaş suçlusu, haksız, saldırgan ve savaş tazminatı ödemesi gereken Rumlara bugüne dek 800 milyon euro'ya yakın tazminat ödendi.
Bu eziklik zihniyetini, bu suçluluk psikolojisini, bu AİHM/AB korkusunu reddediyorum
Kıbrıs sorununda nihai bir anlaşmaya kadar Rumlara tek kuruş ödenmemelidir.
Bizim güneyde bıraktığımız mülklere çöktüler, Kuzeyde bıraktıkları mülkler için de milyonlarca euro tazminat alıyorlar.
11 yıl 103 köyümüzü işgal ettiler, kullandılar, yakıp yıktılar, insanlarımızı katlettiler. Tazminat ödemesi gereken Türkiye değil, onlardır.
Bu konuyu defalarca yazdım
AİHM korkusu ile, Türk Ulusunun boğazından kesilen paralar Ruma ödemeye devam ediliyor.
Bu para ile halkımıza yüzlerce okul, hastahane, fabrika, konut yapılırdı, ama savaş suçlusu Ruma veriliyor...
Bu kadar eziklik ve korku olamaz.
Vazgeçin bu yanlıştan.Dik durun. Cesur olun. Haklı olan ve tazminat alması gereken biziz.
Nereye şikayet ederlerse etsinler, cehenneme kadar yolları var!
Ben de imzaladım...
Eli kanlı katil, terörist başı Öcalan'a özgürlük mitinglerine HAYIR...
Bebek katilinin meşru bir aktör gibi pazarlanmasına HAYIR...
Türk ulusunun iradesine ipotek konulmasına HAYIR...
Bu hafta Akdeniz'de "et yiyen bakteri" alarmı var. İklim krizinin etkisiyle denizimiz ısınıyor ve Vibrio bakterisi kendine daha geniş bir yaşam alanı buluyor. İspanya'da bazı plajlar kapatıldı bile.
Yorum almak için Sağlık Bakanlığı'na yazdım ama henüz cevap alamadım. Türkiye kıyılarında tehdit olup olmadığı veya konunun nasıl değerlendirildiğini bilemiyoruz.
📌 Vibrio, deniz ürünlerinde bulunabilen bir bakteri türü ve bazı suşları gastroenteritten ağır hatta ölümcül enfeksiyonlara kadar çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Avrupa’da en dikkat çeken türler arasında Vibrio vulnificus, Vibrio parahaemolyticus ve bazı Vibrio cholerae varyantları yer alıyor.
Vibrio sıcak ve acı (tuzlu-tatlı karışık) sularda, nehirlerin denizle birleştiği bölgelerde gelişiyor ve insanlara iki yolla bulaşıyor: Açık yaranın suyla teması ya da özellikle çiğ kabuklu deniz ürünleri, mesela istiridye tüketimi.
📌 Ağır vakalarda, enfeksiyon nekrotizan fasiit'e yol açabilir. Bu durumda yaranın çevresindeki doku hızla parçalanır, cilt altı bağ dokusu, yağlar ve kaslar hızla tahrip olur. Bu yüzden halk arasında "et yiyen" diye niteleniyor.
Bakteri ayrıca kan dolaşımına girerek sepsise neden olabiliyor ve bazı durumlarda hastaların etkilenen uzvun kesilmesine ihtiyaç duyuluyor.
📌 Küresel ısınmaya karşı en hassas bölgelerden biri Akdeniz. Üstelik bu hafta biliyorsunuz Avrupa ısı kubbesi nedeniyle kavruluyor. Bazı yorumculara göre bu sistem haftasonu itibarıyla Doğu Avrupa ve Türkiye'yi de etkilemeye başladı.
📌 Uzmanlar özellikle düşük tuzlulukta ya da haliçlerde, Vibrio'nun deniz ürünlerinde görülme sıklığının hem dünya genelinde hem de Avrupa'da artacağı uyarısında bulunuyor.
📌 Sağlıklı bireylerde enfeksiyon genellikle yalnızca mide ve bağırsak semptomlarına yol açıyor. Ancak risk, bağışıklık sistemi zayıf olanlar, karaciğer hastaları, diyabet hastaları ve ileri yaştaki kişilerde artıyor. Bu grupta bakteri saatler içinde sepsis ve doku ölümü (nekroz) oluşturabiliyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre ağır enfeksiyon vakalarında ölüm oranı birkaç gün içinde yüzde 20’ye kadar çıkabiliyor.
Murat Bardakçı'nın "Dedelerimizin mezar taşını okuyamıyoruz" diyenlere verdiği yanıt:
▪️Osmanlıca diye bir dil yoktur. Bunu bir kere kafanıza sokun.
▪️O, Arap ve Fars alfabesiyle yazılmış bildiğimiz Türkçedir.
▪️Efendim neymiş, "Bir gecede cahil bırakıldık, dedelerimizin mezar taşını bile okuyamıyoruz" diyorlar.
▪️Yahu senin deden sadrazam mıydı? Şeyhülislam mıydı, vezir miydi senin deden?
▪️Anadolu'daki sıradan adamın, senin o köydeki gariban dedenin işlemeli, yazılı bir mezar taşı falan yoktu!
▪️Başucuna bir tane tahta parçası ya da şekilsiz, yuvarlak bir taş koyarlardı.
▪️O da zaten yağmurdan, çamurdan yıllar içinde çürüdü, kayboldu gitti.
▪️O okuyamadığın, sanat eseri gibi mermerden oyulmuş, üstünde hat sanatı olan o kavuklu mezar taşları paşalara, üst düzey devlet adamlarına ait.
▪️Senin dedene değil!
Dolara göre artsan 300 TL, enflasyona göre artsan 405 TL olman gerekirdi.
Ama fırsatçılık, ahlaksızlık ve denetimsizlik yüzünden 20 katına çıktın.
Bu ülkede sorun sadece enflasyon değil..
1923'ten 2002 sonuna kadar geçen 79 yıllık sürede!!,yabancılara 11 milyon M2 toprak satıldı.
AKP ise son 24 yılda yaklaşık 200 milyon M2 toprağımızı yabancılara sattı.
Şimdi İstanbul Başakşehir'deki 2.6 milyon metrekare Askeri Araziyi satışa çıkardı.
Kelepir vatan toprağı...