Sorun Erkan neBaş ta değil! Sorun partimiz DEM Partidedir. Halk bu kadar tepki gösterirken hiçbirşey yapmamaları manidardır. Bu partileri Kürtlerin başına bela edenler onlar. Halkınızı dinleyin yanlış yapıyorsunuz…
@erkbas Yaw yürü git!Bir Kürt olarak desteklediğim DEM ve diğer Kürtsiyasal örgütlerin senin gibi sözümona solcu görünüp içi Hitler olan biriyle daha fazla devam etmesini istemiyorum.Sen taa en başından beridir yolunu ayıran ve her fırsatta da bizi satan bir TİP’sin!Sen kim devrimci kim!
@veli_sacilik@ddurgun68 Yaw yürü git arkadaş o Erkan efendi yolunu çoktan değiştirdi ama gel gör ki maalesef partimiz halkı dinlemiyor yoksa çoooktan biz o çakma solcuyu tekmelemiştik. Adamın içinden Hitler çıkıyor ve sen onu savunuyorsun. Ayıp yahu!
@tuncerbakirhan@DelilZilan Açık bir özürü bırakın örgütlenin ve tüm Kürt Halkı başta Kürt Kadınları bu alçağı protesto edip dava açmalıdır. Özür yetmez Sayın Bakırhan
CHP ye yapılarınları Kürtler uzun yıllardır daha da kötüsünü yaşıyor! Tabi ki tasvip etmiyoruz ama buna yol açanlar kendileri. Demirtaşları içeri atan adımı başlatanlar şuan kendi partilerine darbe yapıyor. Haydi bakalım… #CHPÖzgürÖzel
Selahattin Demirtaş’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik yıllar önceki açıklaması yeniden gündem oldu.
“Açıkça anayasaya aykırı bir teklifin sorgusuz sualsiz destekleneceğini ifade etmiş olmaları doğrusu şaşırtıcıdır.”
@rojinofficial Yaw sen devrik başbakan Davutoğluna şarkı yapmış bir kişiliksin beri dur! Bunların hepsi bir merkezden yönetiliyor iyi bakın bunlara! Kendini sanatçı zanneden zavallılar çöpsünüz çöp…
Kürt Halkına ve Kamuoyuna,
Görüyorum ki bazı kötü niyetli çevreler, gündemde olan bir sanatçının paylaşımını bahane ederek meseleyi Kürtlerin birliğini parçalayacak bir mecraya çekmeye çalışıyorlar. Kendilerine "Kürt Milliyetçisi" gibi yapay ve iddialı isimler yakıştırarak, güya dokunulmaz ve kutsal bir zırha bürünmeye yelteniyorlar.
Yine esefle şahit oluyorum ki, işinize gelmediği için benim de ismimi ve paylaşımlarımı karalamaya yelteniyor; Kürt halkının kutsal birliğine korkunç zararlar verecek argümanlar üretmeye çabalıyorsunuz.
Sizlere kötü bir haberim var: Bu beyhude çabalarınız asla amacına ulaşamayacaktır!
Ben, ömrünü Kürt ve Kürdistan davasına adamış bir sanatçıyım. Eğer bir gün gözlerimden biri bile bu kutlu yola şaşı bakacak olursa, hiç tereddüt etmeden o gözü yerinden söküp atarım! Eğer kalbim bu davanın aleyhine, halkımın zararına çarpacak olursa, onu göğsümden söküp fırlatmaktan bir an bile imtina etmem!
Kuşkusuz insanız; hatalarımız olur ve olacaktır. Eksiklerimiz var ve var olmaya devam edecektir. Aramızda suç işleyenler de çıkabilir. Fakat tüm bunları tartacak, eğriyle doğruyu birbirinden ayıracak yegâne terazi; yukarıda bahsettiğim o sarsılmaz Kürt ve Kürdistani duruştur, harcanan o ömürlük emektir.
Soruyorum size: "Birakujî" (kardeş kavgası) son bulsun diye ömrünü feda eden, kendini paralayan bir insandan, sizler nasıl bir Kürt birliği karşıtlığı devşirmeye çalışıyorsunuz?
Bu beyhude bir gayrettir.
Yol yakınken bu karanlık dehlizlerden çıkın; halkınızın davasına ve onun asil hizmetine omuz verin. İçinizdeki bu karşıtlık, kör kin ve intikam duygusu, ne yazık ki tedavisi mümkün olmayan marazi bir hastalığa doğru evrilmektedir.
Bu halkın bir büyüğü, bir evladı olarak sizleri, Kürt ve Kürdistani değerlere saygılı olmaya davet ediyorum.
Benim kabem Kürdistan’dır!
Onu var eden, onu ilelebet yaşatmak uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimiz ve bu kutsal mirası sonsuza dek omuzlarında taşıyacak olan Kürt kardeşlerimdir.
Saygı ve Sevgilerimle,
Şivan Perwer
Kurumlarımıza Sahip Çıkmak Zorundayız / Ferhat Tunç
Kom Müzik üzerinden Mem Ararat’ın Kürt kurumlarıyla yaşadığı gerilimi ele alış biçimi, kişisel kırgınlığın kurumsal eleştirinin önüne geçmesi örneği oldu. Günlerdir süren bu tartışmayla ilgili ben de bir şeyler söyleme gereği duydum.
Kom Müzik, 1990’larda Kürtçe müziğin yasak olduğu dönemde Kürt kültürüne alan açan en önemli prodüksiyon kurumlarından biriydi. Elbette başka şirketler de vardı, ancak biz Kom Müzik’i kendimize yakın gördük ve dayanışma içinde olduk. O kapıdan içeri girdiğimizde karşımızda şahısları değil, bir halkın emeğiyle büyütülmüş ortak bir kazanımı gördük. MKM de aynı işlevi gören bir diğer kurumdu.
Bugün Kürt sanatçı denildiğinde akla gelen birçok arkadaşımız bu yapılarda pişti, deneyim kazandı, sahneye çıktı. Mem Ararat’ın da o kuşaktan, o emekten geçen arkadaşlarımızdan biri olduğunu biliyordum.
Yıllar sonra kurumla arasında telif, ödeme ve hak kullanımı konusunda anlaşmazlıklar çıktı. Birçok arkadaşımızın bir noktadan sonra kurumla ilişkisini kesip kendi yolunda ilerlemeye başlaması da doğal bir gelişmeydi. Mem Ararat da bu arkadaşlarımızdan biriydi ve yaşadığı süreci sosyal medyada ve röportajlarda sert bir dille kamuoyuna taşıdı.
Eleştirinin sorunlu yanı nerede?
Genelleme ve düşmanlaştırma: Yaşadığı bireisel sorundan yola çıkıp “Kom Müzik Kürt sanatçıyı sömürüyor”, “hepsi aynı zihniyet” gibi toptancı ifadelere kaydı. Bu, 30 yıl boyunca Kürtçe müziğe alan açmış bir yapıyı tek bir anlaşmazlık üzerinden toptan hükümsüz kılıyor. Somut bir telif uyuşmazlığı, tüm kurumun “düşman” ilan edilmesine dönüşünce tartışma tıkanıyor.
Kişisel hesaplaşmanın kurumsal tartışmayı gölgelemesi: Kürt müzik piyasasında telif, sözleşme, şeffaflık gerçekten sorun. Ama bu sorunlar, “bana bunu yaptılar” anlatısıyla kurulunca mesele hukuk ve politika düzleminden çıkıp güven krizi ve itibarsızlaştırma düzlemine kayıyor. Nitekim bu bağlamda sosyal medya üzerinden Kürt kurum ve siyasal alanlarını hedefe koyan tehlikeli bir itibarsızlaştırma faaliyetine alan açıldı. Aslolan bir halkın örgütlü gücü ve kazanımlarıdır. Hiç kimse bu değerleri kendi kişisel egosunu tatmin etmek için hedef almamalı.
Tarihsel bağlamın dışlanması: 90’larda Kürtçe kaset basmak suçtu. Kom Müzik o riskleri alıp bir arşiv ve pazar oluşturdu. Bu tarihsel rolü görmeden, bugünün hukuk standartlarıyla geriye dönük yargılamak haksız bir denge kuruyor. Eleştiri yapılmasın demiyorum, ama bağlamı silmek tartışmayı sığlaştırıyor.
Çözüm yerine cepheleşme: Mem Ararat haklı olduğu noktaları varsa bunları hukuki yolla, sözleşme maddeleriyle, muhasebe kayıtlarıyla tartışabilirdi. Bunun yerine kamusal alanda düşmanca bir dil kullanmak, diğer sanatçıları da “sen hangi taraftasın” ikilemine soktu.
Son olarak, günlerdir süren bu kısır döngüye artık bir son verilmeli.
Kom Müzik yaptığı açıklamada uzlaşma ve anlaşma taraftarı olduğunu açıkça beyan etti. Bu süreçte sorun, hukuk çerçevesinde ve şeffaflık ilkesiyle açıklığa kavuşturulmalı; karşılıklı yıpratıcı saldırılar derhal durdurulmalı.
Bu kurumlarda çalışan insanları sevmeyebilir, tutumlarını eleştirebilir ya da verdikleri kararları yanlış bulabilirsin. İnsan işidir, hata olur, kırgınlık yaşanır.
Ancak mesele bireysel isimlerin ötesine geçtiğinde karşımızda duran şey, yılların bedeliyle oluşmuş kolektif bir emektir. O emek, birilerinin koltuğundan büyük; bir tartışmanın öfkesinden daha kıymetli.
Benim inancım şu: Ne kadar eksik yanları olursa olsun, kurumlarımıza bugün her zamankinden daha çok sahip çıkmak zorundayız. Çünkü bu kurumlar yıkıldığında yerine hemen yenisi konmuyor; boşalan yeri de ne yazık ki dayanışma değil, suskunluk dolduruyor.
Bu hassasiyetle umuyorum ki karşılıklı linçe dönüşen bu tartışmalar artık son bulur. Enerjimizi birbirimizi yıpratmaya değil, ortak kazanımları büyütmeye ve hataları şeffaf bir zeminde düzeltmeye harcarsak, hem sanatçıların hakkı korunur hem de kurumlar güçlenir.
İşin içine bu boş Boseli de girmişse bu organize bir karalama kampanyasıdır! Bu puştlar tüm kirli işlerin içinde ve Kürt Halkının bedellerle yarattığı kurumlarını hedef aldırtıyorlar. Sen ve Mem efendi halkın nazarında bir mercimek tanesi bile etmezsiniz.
Kürt müzisyenlerine sesleniyoruz, çağrımız açıktır:
DEM Parti'nin ve KCK kurumlarının düzenlediği hiçbir konsere çıkmayın. Hiçbir etkinliğine adım atmayın. Toplu boykot, artık bir tercih değil zorunluluktur.
Nedenleri sıralıyorum:
1 ) KCK ve DEM Parti'nin kurumları olan MKM ve Sanatça Organizasyon silahlı güce dayanarak Kürt müzisyenlerin yüzde 90'ını kara listeye almış durumda. DEM Parti belediyelerinde ve dahi tüm Kürt illerinde Kürtçe müzik konser vermelerini yasaklıyor, kendi halkıyla buluşmalarını engelliyorlar uzun yıllardır. Albüm çıkaran Kürt müzisyenler kendilerini gösterecek sahne bulamıyor, yıldızları sönüyor, bir daha albüm çıkaramıyorlar. Yüzlerce meşhur Kürt sanatçının sesi soluğu yok olup gitti. Bundan daha büyük bir trajedi olamaz. Müzisyen yoldaşlarınızın Kürtçe şarkılarını söylemelerini yasaklayan, onların sesini sonsuza dek yok eden zalim parti ve örgütün konserlerine katılmaya vicdanınız el vermemelidir.
2 ) KOM Müzik, KCK ve DEM Parti'nin ortak şirketidir. Yüzlerce Kürt sanatçının tüm telif haklarına, bütün müzik gelirine silahlı güce dayanarak imza komplosuyla el koydu. Bu haklar çalınmıştır. İade edilmek zorundadır. KOM Müzik'in yönetiminde önce Erdal Şimşek vardı, Milletvekili adayı olunca yönetime kendi eşini koydu, çünkü Kürt sanatçıların milyonlarca dolarlık müzik haklarını her ay ceplerine indiriyorlar. Bu zulüm nedeniyle eser sahibi Kürt müzisyenler evlerine ekmek götüremiyorlar, çocukları, aileleri aç ve açıkta yaşıyor. Bazıları da ağır inşaat işleri yapmak zorunda kalıyor. Haberiniz yoktur belki ama bu nedenle canına kıyanlar da oldu.
3 ) Dünyanın hangi halkına bakarsan bak, müzisyenin bağımsız derneği vardır. Yalnız Kuzey'deki Kürt sanatçısının yoktur. Çünkü kurdurmuyorlar. KCK ve DEM Parti üst düzey yöneticileri silahlı güce dayanarak açıkça tehdit ediyor: "Kürtçe müzik, sanat üreteceksen bağımsız-ortak dernek kuramazsınız, hakkınızı arayamazsın, bütün emeklerinizi teliflerinizi ve gelirlerinizi bize teslim etmek zorundasınız."
4 ) Kürt müzisyenlerine uygulanan şiddet ve tehdit, münferit değildir. Sistematiktir, planlıdır, KCK ve DEM Parti merkezlidir.
Bu dört maddenin biri tek başına boykotu zorunlu kılar. Dördü birden varken susmak, suça ortak olmaktır.
Bütün Kürt müzisyenlerine ricamız: KCK kurumlarının ve DEM Parti belediyelerinin konserlerini, etkinliklerini topluca boykot edin. Susmayın. Sahnenize, sesinize, telifinize sahip çıkın.
Kürt müzisyen arkadaşlarınızın yüzde 90'ına bu zulüm ediyorlarken zalimlerin etkinlik ve konserlerine katılmaya vicdanınız izin vermemelidir.
@ararattmem efendi diğer isminle Mehmet Esen… Sana eleştiri yapan her hesabı engelleyebilirsin ama bu yetmeyecek. Sen kendini 5 kuruşa satmış bir kişiliksin. Bizim gözümüzde YOK hükmündesin…
Bu senin acizliğinin resmidir👇
@SesliSurec Kendini “Özgür” gören bir zavallı Kürt sadece Mem! Sanatını icra ettiği dili bile yasaklı iken bu tavırlara bak! Dilin bir kere özgür değil sen neyin kibirliğini yaşıyorsun. Sanatı sadece ekonomik gelir olarak gören ve halka sırtını dönen bir zavallıcık!