Çekin o kirli ve kanlı ellerinizi Küba ve Kübalı devrimciler üzerinden
ABD emperyalizmi son aylarda petrol kuşatmasıyla, ülkenin kurum ve yöneticilerini hedef alan yeni yaptırımlarla, askeri müdahale tehditleriyle tırmandırdığı saldırganlığına meşruiyet zemini kazandırmak için yalan dolan dolu suçlamalarına bir yenisini ekledi. Raúl Castro’ya karşı, 1996 yılında ABD’ye ait iki sivil uçağı düşürme emri verdiği ve dört kişinin ölümüne yol açtığı iddiasıyla saçmalıktan ibaret bir iddianame yayınladı.
Haddini bütünüyle aşan ABD hükümeti, Küba Devrimi’nin tarihsel liderlerinden biri olan ve Ordu Generali unvanını tarihsel olarak hala taşıyan Raúl Castro’ya el uzatma cüretini göstermiştir.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından anti-komünist histeriyle ortaya atılan bu iddiaların asılsızlığını ayrıca tartışma ihtiyacı dahi duymuyor, söz konusu girişimi baştan sona mahkûm ediyoruz.
Küba Devrimi’nin liderliği devrim tarihi boyunca en ağır sınavlardan başı dik çıkmış, tarih tarafından sınanmış ve aklanmıştır. Böyle bir tarihsel mücadelede en kritik sorumlulukları üstlenmiş, Küba halkının aklında ve kalbinde devrimin kahramanı olarak silinmez bir yer edinmiş Raúl Castro’yu sözde mahkemelerinde sanık sandalyesine oturtmak için adım atmaya kalkışmak kimsenin, hele hele ABD emperyalizminin hiç haddine değildir.
ABD ne zaman Küba’yı bir şeyle suçlasa asıl failin kendisi olduğunu biliyoruz. Tıpkı ülkenin yaşadığı enerji darboğazından Küba sosyalizmini sorumlu tutmaya çalışırken olduğu gibi, burada da kendi terör faaliyetlerinin sonuçlarından Küba’yı sorumlu tutmaya çalışıyorlar.
Küba Devrimci Silahlı Kuvvetleri tarafından 1996 yılında düşürülen uçaklar sıradan sivil uçaklar değiller. Miami’de konuşlanmış, CIA tarafından finanse edilen karşıdevrimci çetelerin başında gelen Brothers to the Rescue grubuna ait iki uçaktan bahsediyoruz.
Küba halkını devrimci hükümete karşı ayaklanmaya teşvik etmek için faaliyet yürüten ve radyo yayınlarını, propaganda broşürlerini, hatta Küba’nın tarım arazilerini zehirleyen biyolojik ajanları ülkeye serpmek için Küba hava sahasını yüzlerce kez ihlal etmiş olan Brothers to the Rescue gibi örgütlerin yasadışı faaliyetleri defalarca tespit edilmiş, ABD hükümetine defalarca rapor edilmiş, bu faaliyetlerin önlenmesi için defalarca uyarılarda bulunulmuş ve sürmesi halinde uçakların düşürüleceği defalarca yinelenmiş olmasına rağmen ABD hükümeti bu örgütleri beslemeye ve teşvik etmeye devam etmiştir.
Küba halkı ve Küba hükümeti vatanını karşı devrimci faaliyetlere karşı, terör saldırılarına karşı savunma hakkına sahiptir; Küba, egemenliğini savunma hakkına sahiptir. ABD emperyalizmi bu akıldışı iddianameyle bir kez daha Küba’nın kendini savunma hakkını, egemenlik hakkını hedef almaktadır.
ABD, otuz senenin ardından böyle bir iddianameyi gündeme getirerek ülkeye yönelik askeri müdahalenin yolunu açmaya; ülkenin yöneticilerini, devrimin önderlerini haydutça kaçırmak için zemin yaratmaya çalışmaktadır.
Türkiye Komünist Partisi Küba’yı hedef alan her türlü saldırının karşısındadır; bundan sonra da öyle olacaktır. Küba halkının ve onun devrimci önderliğinin yanındayız.
Yaşasın Küba Devrimi! Yaşasın devrimin büyük kahramanı Raúl!
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite
CHP’ye yargı müdahalesi kabul edilemez
İktidar CHP yönetimini değiştirdi!
Kimse “ama yargı kararı” demesin. İktidarın, seçme ve seçilme hakkını kısıtlama doğrultusundaki adımlarına, partilerin içişlerine doğrudan müdahale de eklenmiş oldu.
CHP’nin son üç yılda gerçekleşen kongre ve seçilen yönetimlerini “geçersiz” olarak ilan eden ve partiye Genel Başkan atayan siyasi iktidarın bunu hangi hesaplarla yaptığını biliyoruz. Bu kararın aylar önce alındığını, uygun bir anın kollandığını ve ayrıntılar üzerinde çalışıldığını da. İktidarın bu hamlesini değerlendirirken, CHP’nin iç meseleleri, yerel yönetimlerde yaşananlar, CHP’nin içine doldurulduktan sonra ama tehditle ama isteyerek iktidara sığınanlar hiçbir biçimde gündem edilmemelidir. Bunlar ayrı konulardır, ayrıca tartışılmalıdır. Şu an ise vurgulanması gereken bellidir: CHP’ye dönük “yargı” müdahalesi hiçbir biçimde kabul edilemez.
Siyasi partilerin iktidar tarafından dizayn edilmesi ne “yolsuzluklarla mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırılabilir ne de partilerin iç işleyişlerinin bu konuda tanımlanmış kurumlar dışında mahkemeler marifetiyle denetlenmesi kabul edilebilir.
Her tarafı arızalı siyasi partiler ve seçim kanununun toptan tasfiyesi anlamına gelen bu hukuksuzluğu Türkiye Komünist Partisi hiçbir biçimde tanımamaktadır.
CHP yönetimi ile bu kararla parti yönetimine getirilenlerin bir uzlaşmayla süreci yönetip yönetmeyecekleri CHP’yi ilgilendirir. TKP açısından ise kritik olan, onca iç sorun ve hiziple boğuşan iktidar partisinin başka partileri yönetmeye kalkmasıdır. Bu kabul edilemez.
Fidel Castro kicked the mafia out of Cuba, and ever since they have joined forces with the Zionist lobby in using our country to get revenge against the Cuban people.
The American people need to take back our sovereignty.
Cuba is not our enemy, Zionist gangsters are!
Tarikat, siyaset ve ticaret...
Fetullahçıların izinden gidip ülkenin en büyük cemaati haline geldiler. Tövbe seansları, lüks araç konvoyları ile gündemden düşmüyorlar. Dokunanın yandığı, karanlığın başlangıcı Menzil'den bahsediyorum...
"Menzil'in Kasası" artık sizlere emanet
Gerçeklerden korkuyorlar...
Medyanın yüzde 90'nı onların emrinde...
Her istediklerini yazdırıyorlar...
Ama kimse onlara inanmıyor...
Bütün algıları ters tepiyor...
Ve ortaya çıkan bir gerçek var...
İki muhabir o emirlerindeki yüzde 90'lık medyaya bedelmiş...
Yani Alican Uludağ ve İsmail Arı yaptıkları gerçek haberler ile onları çok korkutmuş...
Alican ve İsmail ellerindeki yüzde 90'lık medyadan daha etkili haberler yapmış...
İşte gazetecilik budur...
Alican Uludağ ve İsmail Arı bu ülkenin yüzakı gazetecileridir...
Önce hukuksuzca Alican Uludağ'ı tutukladılar...
Şimdi aynı hukuksuzlukla savcılık ifadesi bile alınmadan İsmail Arı'yı tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk ettiler...
Gerçek gazetecilik ne çok korkutuyor sizi...
Ne Alican Uludağ ne de İsmail Arı susmaz...
Susturamazsınız...
İsmail Arı gazetecidir...
Bugüne kadar yüzlerce hukuksuzluğu haberleştirdi...
İsmail Arı gazetecilikte onur sembolüdür...
Gazetecilik suç değildir...
İsmail Arı'yı serbest bırakın....
İsmail Arı'dan mesaj var: Üç ay önceki bir video nedeniyle gözaltına alındım. Bayram ziyaretinden akşam alınıp 450 km kat edip Ankara'ya getirildim. Dosyama yeni twitler ve eski videolarım eklenmeye devam ediyor. Sanıyorum ki tutuklanmam için dosya şişirilmek isteniyor. Zaten son bir yıldır beni tutuklamak için bahane arıyorlardı. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilerin yanında olun. Sevgiler.
The illusion of erasing Iran from the map shows desperation against the will of a history-making nation. Threats and terror only strengthen our unity. The Strait of Hormuz is open to all except those who violate our soil. We firmly confront delirious threats on the battlefield.
Cuba started restoring power after its grid collapsed for the second time in a week as a US oil blockade deals a major blow to the island's energy infrastructure https://t.co/nAhd9OSOiN
Korkunç. Solunum cihazına bağlı tüm Kübalı hastalar hastanelerde ölüyor. Bir hastanede herkes ölmüş. Amerika gelen tankerleri ve diğer enerji kaynaklarını ülkeye sokmayarak bu insanları katletti.
Utanmadan "sosyalizmin yenilgisi" demeye devam edecekler bir de. ABD, Küba'ya oranla 90 kat büyük topraklara, 30 kat büyük nüfusa, 250 kat büyük askeri harcamaya sahip. Böyle kabadayı bir devlet tepenize çöktüğünde, dünyadaki hiçbir devlet, hiçbir silah, hiçbir güç, buna gıkını çıkarmadığında, yıkılan aslında sosyalist ideoloji değil, dünyanın onurudur.
Aşağıdaki paylaşımda şöyle yazıyor:
“Küba'daki bir arkadaşım az önce bana, o hastanede solunum cihazına bağlı olan tüm hastaların bu gece hayatını kaybettiğini söyledi. Ne diyeceğimi bilemiyorum.“
Bunun sorumlusu Küba’ya abluka uygulayan Trump yönetimi!
Türkiye’de de Küba’ya destek çağrısı için video çektiğimiz için“Küba ne alaka!” diye paylaşım yapanlar vardı değil mi! #Küba
Türkiye’yi savaşın içine çekmek için batı medyasında kapsamlı bir kampanya başladı. Türkiye’de de bu doğrultuda hareketlenen kesimler var.
Bugün Hatay’a düşen NATO hava savunma sistemi parçası ile ilgili çok sayıda bilinmez varken “İran Türkiye’ye saldırdı” diye haber yapılması, önümüzdeki günleri çok kritik hale getiriyor. ABD ve İsrail saldırganlığına ortak olmak isteyenlere geçit verilmemeli.
Ve bir kanaat: İran’dan Türkiye’ye bir saldırı olsa, ABD yönetimi o füzeyi engellemek istemez. Bütün NATO’yu bu savaşa dahil etmek isterken bu fırsatı kaçırmazlar.
Anneyi tecavüzcüsü ile evlendirmişler. Sonra o tecavüzcü çocuğu da taciz etmiş. Koruyamamışlar. Fail Kurana Hizmet Vakfı adlı bir selefi şeyinin yöneticisi. Utanmak bir erdemdi eskiden...
Üç yıldır yardım isteyen, adalet nöbeti tutan bir anne ile kızı ölü bulundu.
Bir kadın öğretmen okulda öldürüldü.
Ancak Aile Bakanlığı'ndan bir yetkili istifa etmedi. Sakın o koltuklarınızı bırakmayın, sıkı sıkı tutun koltuklarınıza
🕊️ Press Statement
Human Rights Council of Pakistan
The Human Rights Council of Pakistan strongly condemns the brutal airstrike carried out by the United States in Manab, Iran, which targeted a school and resulted in the martyrdom of innocent schoolgirls along with multiple injuries.
Targeting an educational institution is not only a grave violation of international humanitarian law but also a direct attack on humanity itself. Schools are symbols of hope, learning, and peace — not battlefields. The killing of innocent children under any justification is unacceptable and constitutes a potential war crime.
We hold the United States accountable for this tragic and inhumane act. A country that claims to champion human rights must be held to the same standards it advocates globally. Silence from the international community will only embolden further aggression against civilians.
We call upon the global leadership and human rights institutions, including:
United Nations @UN
UNICEF @UNICEF
Amnesty International @amnesty
Human Rights Watch @hrw
to immediately initiate an independent and transparent investigation and ensure accountability for those responsible.
The people of Pakistan stand in solidarity with the families of the innocent victims. Justice must prevail, and the protection of children in conflict zones must become a global priority.
#JusticeForIranianChildren
#StopKillingChildren
#HumanRights
#WarCrimes
#ProtectSchools
#StandWithIran
#AccountabilityNow
#HRCPakistan
Dear @realDonaldTrump:
Fuck you. Fuck your war of aggression in Iran. Fuck your global trade war. Fuck your involvement with Epstein. And a special fuck you to your Maple MAGA cousins.
Signed: The sane people of Canada
These are graves being dug for more than 160 innocent young girls who were killed in the US-Israeli bombing of a primary school. Their bodies were torn to shreds.
This is how "rescue" promised by Mr. Trump looks in reality.
From Gaza to Minab, innocents murdered in cold blood.
Good phone call @RTErdogan of Türkiye tonight.
The instability in the region impacts us both profoundly, so close coordination is essential.
We have each been in contact with key regional partners today to assess the situation and discuss steps to de-escalate.
I welcome Türkiye’s readiness to mediate and support a resolution through peaceful means. We agree that diplomacy is the only viable path forward.
I also appreciate the President’s preparedness efforts to deal with a potential impact of this crisis on migration. We already work together closely on Syria.
Regional and global stability is at stake; we’re well aware of this.
“Let regime change start at home.”
Actress Jane Fonda condemned both Trump’s attacks on Iran and his “war against democracy” at an emergency “Stop the War on Iran” rally Saturday.