Birinin bu ifadeleri kullanması için ya;
– İnsanlıktan çıkmış olması gerekir
– Koyu bir siyonist olması gerekir
– ya da para ile satın alınmış olması gerekir.
Tarihin en aşağılık katili Netenyahu gibi bir teröristin 3 yıldır katlettiği masum bebek, çocuk ve diğer insalar için ve yaşları 7 ile 12 arasında katledilen 168 İran'lı masum çocuklar için tek kelime etmeyip bu konuşmayı yapan insan olamaz.
Ayrıca halkı %99 Müslüman olan bir ülkede İslâmı terörizmle bir kullanıp elini kolunu sallayabilmesi tam bir felaket... bu İnsanlıktan nasibini almamış mahluk bütün kırmızı çizgileri aştı. Daha ne kadar tahammül edilecek...
@ConsiglieriQ@Ahmet_Tyranny Antitez üretmem için önce karşımda temellendirilmiş bir tez olmalı. Teori o kadar çürük ki çürütmeye gerek duymadım. Zaten bu zata ne desek algısı kapalı. Ne söylediğinden çok bir tez söylediğini sanması üzücü. Ona laf anlatana kadar biz ülkeye faydalı işler yaparız :)
Bence her erkek okumamalı. Özellikle örnek tweetteki gibi meselelere at gözlüğüyle bakan, korelasyon ilişkisini nedensellikle karıştıran, eğitimin felsefesini çözemeyen, kafası çalışmayan erkekler ortaokuldan sonra okumasın, sonra kendilerini yetkin sanıp orda burda laf salatası+
Haber doğrudur veya yalandır onu bilemem, zaten Afgan olmadığım için de ilgilenmiyorum. Ben bu vesile ile başka bir noktaya dikkat çekecem, arka sıra, evladım kendi aranda konuşma, burayı dinle! Bunlar sınavda çıkacak!
Bugün başka bir tweet altında yazdığım gibi, kadınların okutulması topluma herhangi bir yarar getirmemiş, tam tersi işgücü fazlalığına sebep olarak, bol olan şey ucuzlar ekonomik prensibi ile işçi ücretlerini aşağı çekmiştir. Hani dedeniz fabrikada çalışıp, 3 çocuk okutup, üstüne ev almıştı ya, heh işte o ananeniz, babaneniz çalışmadığı için yapılabildi çünkü dedenizin işi para ediyordu.
Peki bu kısmı bir kenara bırakırsak iddia ne? Eğer kadın eğitimli olursa sonraki kuşak da eğitimli olur. Abi sizce 1960-70-80 kuşaklarının erkekleri ve kadınları mı daha kaliteliydi yoksa şimdiki Z kuşağı mı? İlk kez kendinden önceki nesilden salak olduğu bilimsel metodlarla kanıtlanmış bir nesil var elimizde ve hepsinin anneleri üniversite mezunu. Demek ki kadının okuması hiçbir şeye yaramıyor.
Kadınlar şu an üniversite öğrencisi olarak erkekleri geçti ama ekonomiye katkıları erkeğin yarısı kadar değil. Doğru düzgün akademik alanlarda yoklar, onun yerine Pazarlama, Halkla İlişkiler, Gender Studies peşindeler...
Üstüne bu saçmalıklar yüzünden hiçbiri 30 yaşına gelene kadar evlenmiyor ve eğitimli nüfus düşerken, habere konu olan Afganlar, Hindular, Afrikalı yamyamlar ürüyor. Bir de üzerine geleceğe zarar veriyorlar.
Ben bu metni sabaha kadar uzatırım ama gerek yok. Günümüzdeki toplum bize net bir şekilde kadının yüksek öğrenim yapmasının gereksiz ve boşa masraf olduğunu gösteriyor. Alın bu bilgiyi ne yaparsanız yapın.
Hepsinin diplomaları iptal edilsin, zaten bir işe yaramıyorlar. Onlar yerine zeki ve başarılı olan kadınlar okusun. Nasıl iyi okuduk meseleyi! Bir çay içene dek şipşak çözdük! Alkış bize!
yapıyorlar, kendilerini fikrî otorite olarak görüyorlar. Gitsinler fabrikalarda çıraklık yapsınlar, zanaat öğrensinler. Türkiye’de üniversite okuyup bir iş beceremeyen, hiçbir akademik katkısı olmayan yüzbinlerce erkek var. Demek ki eli iş tutmak için erkek olmak yeterli değil.+
Ülkemiz dahil olmak üzre tüm dünyada kadın hakları diyerek, kız çocuklarının eğitimi diyerek dünyayı ayağa kaldırıp, bunu adeta devletlere bir baskı aracı olarak kullananlar ABD ve İsrail'in bugün katlettiği ilkokul çağındaki masum 170 kız için tek kelime etmedi.
Çünkü bunların meselesi asla kız çocukları olmadı. Hatta insan ve insana ait hiçbir şey onların meselesi olmadı. Bu nedenle bu tarz kavramları ve sloganları kullanarak anıran kişileri iyi kaydedin ve bilinki bunlar Batini şeytani sistemin esiri satılmış mahluklardır.
@aligurumii Bu nasıl bir mantık? Hayatımda Müge izlemedim çok şükür ama sen çok izliyorsun herhalde kafa gitmiş. Ne olduğun da belli değil zaten anonim hesaptan millete gelişine sallamak kolay tabi ahah
Şu programın tamamen toplumu ifsat edici bir amaca hizmet ettiğinden şüphem yok. Kültürümüzde insanı incitmemek esasken programa herkes kendisiyle dalga geçilmesini göze alarak geliyor, insan onuru baştan ayak altında. Özel hayat konuları edepten yoksun bir şekilde+
YIKILAN EVLİLİK, KOMEDİ PROGRAMI KONUSU OLABİLİR Mİ?
Hasan Can Kaya’nın YouTube ve Disney platformunda yayınlanan “Konuşanlar” “video komedi” programından bir kesit:
Mikrofonu eline alan bir kadın, Hasan Can Kaya’ya hitaben şunları söylüyor:
Gülmek için sizin programınızı izliyordum. Çok eğlendiğim bir gün, eşim bundan rahatsız oldu. Ertesi gün üyeliğimizin silindiğini fark ettim. Eşime ‘sen mi sildin?’ diye sordum. ‘Evet’ dedi. Üyeliği tekrar yeniledim. Programı izlemek için açtığımda, jeneriği duyar duymaz kapattı ve ‘Yasak, izlemiyeceksin’ dedi. Ben de o gün karar verdim, ‘Senden boşanacağım; boşandığım gibi, bilet alıp Hasan Can’ın programına gideceğim’ dedim ve bunu yaptım.
Kaya, yüksek sesle salondakilere “Bir alkış!” diyor ve coşkulu alkışlar arasında gidip kadına sarılıyor.
Eyvah, eyvah!..
İzlediğiniz umulmadık bir sahne karşısında, “Ben ne seyrettim?” diye hayret ve şaşkınlık içinde kalırsınız ya…”
Duyduklarınıza ve gördüklerinize bir türlü anlam veremeyeceğiniz ve zihninizde normalleştiremeyeceğiniz bir durumun ekranda yaşandığına tanık oluyorsunuz.
Ortada düpedüz sona eren bir evliliğin ve yıkılan bir yuvanın birinci derecede aktörü, size ve tüm medyaya eylemini kahkahalar ve alkışlar eşliğinde ilan ediyor.
Ne vahim, ne acınası bir durum…
Boşanmak o kadar basit ve o kadar kolay bir şey miydi?
Evlilik de çocuk oyunu, “yap boz” gibi bir şey, demek ki…
Dijital eğlence platformu üyeliğini oluşturmak veya iptal ettirmek kadar kolay?
Ömür boyu sürmesi beklenen birliktelik, “dramatik bir eşik” olmaktan çıkıp; anlık bir tepkinin sonlandırdığı mizahi bir performans unsuruna indirgeniyor.
“Kırk ölçülüp bir biçilmesi” gereken ve “hayatın en zor kararı” olan evlilik kurumunu; nasıl oldu da böyle pespaye bir programa kahkaha malzemesi yapacak ve ucuz zevklere kurban edecek kadar değersizleştirdik?
Bedbaht kadın, “Bir çırpıda evliliğimi yıktım attım ve bilet alıp senin programına geldim” diyor; salonda hep bir ağızdan bravo nidaları ve takdir sözleri yükseliyor, alkış kopuyor.
Bu nasıl bir bilinç kaybı ve duygu körelmesi…
Bir an ülkenin geçmişini, tarihi ve kültürel süreklilik çizgisini, bugüne taşınması ve özenle korunması gereken aile mirasını zihninizden geçiriyor ve soruyorsunuz?
“Acaba ben rüyada mıyım? Yoksa farklı bir gezegene mi indim?
Ekrandaki bu insanlar nerede yetişti?
Bunlar, kimlerin çocukları? Biz ne ara böyle olduk?
Şişen egonun körüklediği bireysel bir tepki, alkışlarla birlikte öznel olmaktan çıkıp, kollektif bir histeriye ve toplumsal duyarlılığa yönelik bir güç gösterisine dönüşüyor.
Bu acı olaydan keyifli bir eğlencelik çıkarıyoruz ve topluca alkışlıyoruz. Yüzeysel, basit eğlence tutkusunun kışkırttığı bir trans haline geçiyoruz.
İlke ve önceliklerimizin bütünüyle iptal olduğu bir kollektif duyarsızlık ve öförü ortamında; “duygusal eşiğin düşmesi,””dramatik olanın sıradanlaşması” ve “mahremiyetin aşınması” aynı anda gerçekleşiyor.
İzlediğimiz görüntü tam bir akıl tutulması ve çılgınlık hali…Ortada toplumsal empati yetisinin buharlaştığı, çok ciddi bir kriz durumu ve aymazlık örneği var.
Gelin bunu, olayın merkezindeki kadın, programın sunucusu ve program katılımcısı konuklar bağlamında analiz edelim:
Program katılımcısı kadın, en mahrem ve en özel düzeyde tutması; yüksek dikkat ve duyarlılıkla koruması ve gizlemesi gereken evlilik hayatının gidişatını ve eşiyle ilişki durumunu programın odak noktası haline getiriyor.
Bir aile içi çekişme sonucu anlık bir reaksiyon olarak verdiği boşanma kararını, belki bir gaflet veya hata eseri veya kendini kanıtlama ve dikkat çekme amaçlı olarak salondaki izleyici topluluğuna, oradan da tüm sosyal medyaya ve kamuya deşifre ediyor.
Bir kadın, eşine karşı mevzii üstünlük kazanmaya yönelik bir sürtüşme ve inatlaşma sonucu, aldığı böylesine travmatik bir kararı, kamuya karşı alenileştirmekle ne kazanabilir?
Sahnelenen olayda, “özel olan” ile “kamusal olan”…
…
(DEVAMI aşağıdaki linkte)
https://t.co/kcAXOcFkNA
| Ulvi Saran
Karar
çözemiyorum. Her denk geldiğimde ruhumu daraltıyor. İnsanlar bu kültüre ayak uyduruyor, kimse birbirine saygı duymuyor, fedakarlık etmiyor, birey kendine tapıp tanrılaşıyor, işte toplumsal çözülme böyle başlıyor. Şimdi bana biri anlatsın, bu program neden yayınlanıyor?
argo ifadeler kullanarak konuşuluyor. Bizim medeniyetimizde sözü incelikle seçmek esasken bu programda argo kelimeler eğlenmenin yegane yolu gibi sunuluyor. Bireycilik, bencillik, aldatma, nefse düşkünlük yüceltici özellikler olarak sunuluyor.Şu adama nasıl onurlarını satıyorlar+
@yazanomarrr Very happy to hear this!
Just a quick reminder, as you know Coca-Cola company has become in minds a representation of genocide support in this period, at least not sharing your consumption as a Palestinian would be less harmful to the collective consciousness of boycotting 🇵🇸
Bir de bu tek taraflı bir şey değil. Müslümanlar da savunması gerektiği davaları söz diğer kutbun ağzından çıktığında görmezden geliyor. Sosyal kimliğimiz dışında kendilik algımız yok. Türk halkının out-group bias’ı için tek başına kitap yazılır.
Türkiye’de adalet kavramı bile siyasi ideolojiler üzerinden algılanıyor. Kadın açıkça Müslümanlar’ın eylemlerine sırf din etiketi sebebiyle katılmadığını itiraf ediyor. Atılan sloganlar bile bir şekilde sol ideolojiye açıktan atıf yapıyor ki diğer tarafta algılanmasın. Avrupa+
📌Eski komünist Nur Sürer, Türkiye’de daha önce Filistin için yürüyüş yapılmadığını iddia ediyor…
Şunu açıkça diyemiyor:
Biz ezikkkk, özenti ve sahibimiz dış güçler ne yaparsa onu taklit ederiz!!
Ama artık bizi kandıramazsınız!
#FreePalestine 🇵🇸
eylemlerinden belki kırk yıl evvel Filistin eylemi yapılıyordu bu topraklarda. Ama Avrupa yapınca eylem siyasi olarak nötr (hatta İslam’dan uzak) hale geldi ve onlara da eylem yapma şansı doğdu. Maalesef Türkiye halkı insani değerlerini üç beş etikete satmış durumda ve uyuyorlar+
Bazı meseleler siyaset üstüdür. Haklı olsun veya olmasın, iktidarın Gazze hususundaki tutumunu eleştirmesi sebebiyle Muhammed Emin hocaya iftira edenler ondan geç olmadan, bir an evvel helallik istemeliler. Rabbim sağ salim Gazze’ye ulaşmalarını ve dönmelerini nasip etsin..
Gazze'deki yardım dağıtım noktasında çalışan Amerikalı güvenlik personeli Anthony Agular İsrail barbarlığını anlatıyor.
“Küçük çocuk Amir yanıma geldi, elimi tuttu ve öptü. Teşekkür etti.
Yardım malzemeleriyle dönerken İsrail kalabalığa ateş açtı ve insanlar yere düşmeye başladı.
Amir de onlardan biriydi. Yiyecek almak için 12 km yürümüştü"