❌Bence kamuoyu hala Maruf Güneş olayının önemini anlayamadı.
❗️Şu anda son dakikalar, Galatasaray'a ne ceza gelecekler, UEFA'dan Galatasaray'a 8 yıl ceza geliyor(!) haberlerinin havada uçması gerekirdi. Aktif bir yöneticinin kendi takımı aleyhine bahis oynaması şike olarak kabul edilir.
❗️Disiplin talimatının 56. maddesi nettir.
❗️İlgili kulübe en az 12 puan silme cezası verilir diyor. 👇👇
Aziz İhsan Aktaş'ın Hakan Bahçetepe'ye rüşvet verdi dediği Gürkan Dölekli 'Hayır vermedim' diyor. Aracılık yaptı dediği Özer Ayık 'Hayır yapmadım' diyor. Bu işte dahili olduğunu iddia ettiği diğer isimlerin tümü de bu iddiaları reddediyor. Ona rağmen Hakan Bahçetepe 13 aydır hapiste. Bu süreçte Gaziosmanpaşa AKP'ye geçti ve Bahçetepe ekim ayına kadar hakim karşısına çıkmayacak. Tüm bunlar neredeyse hiç konuşulmadı...
25 Aralık 1991...
İstanbul'un göbeği, Bakırköy...
Alışveriş yapmak için mağazaya gelen insanlar...
İşine gitmiş çalışanlar...
Çocuğuna kıyafet almaya çıkan anneler...
İki yaşındaki bir bebek...
Hiçbirinin elinde silah yoktu.
Hiçbiri çatışmanın tarafı değildi.
Hiçbiri o gün öleceğini bilmiyordu.
Öğle saatlerinde yüzlerini kaşkollarla gizleyen yaklaşık 100 kişilik bir grup, "Yaşasın Başkan Apo", "Yaşasın PKK", "Vur gerilla vur, Kürdistan'ı kur" sloganlarıyla Çetinkaya Mağazası'nın önüne geldi.
İlk yaptıkları şey mağazanın girişini kapatmaktı.
Ardından 50'den fazla molotof kokteyli mağazaya ve vitrinlere atıldı.
Bir anda her yer alev aldı.
İçeride bulunan insanlar panikle üst katlara kaçtı.
Çıkış kapısı alevler içindeydi.
Son umut olarak yangın merdivenine yöneldiler.
Fakat o kapı kilitliydi...
Arkanızdan alevler yükseliyor...
Duman nefes aldırmıyor...
Yanınızda çığlık atan çocuklar var...
Ve sizi hayatta tutacak tek çıkış kapalı...
İtfaiye geliyor ama merdivenleri terasa yetişemiyor.
Bazıları ipe tutunarak kurtuluyor.
Bazıları ise yangın merdiveninin önünde dumandan boğularak can veriyor.
O gün hayatını kaybedenler:
• Ahmet Çetinkaya
• Hasan Dervişoğlu
• Merve Gül Bakkal (2 yaşında)
• Sezer Bakkal
• Hatice Çelik
• Habibe Çelik
• Zübeyde Nadir
• Şadiye Nadir
• Rezzan Seda Kızılkırmızı
• Süheyla Kızılkırmızı
• Yaver Ağabeyli
• Şengül Aras
Şimdi bir an durup düşünün...
Böyle bir terör eyleminin içinde yer alıyorsunuz.
Sonucunda 12 masum insan hayatını kaybediyor.
Aralarında iki yaşında bir bebek var.
Yıllar sonra cezaevinden çıkıyorsun
Ama zerre pişmanlık göstermiyorsun
Normalde sessizce kenara çekilmen gerek değil mi?
Ama yoook!
Üstten tehdit etmeye devam ediyor!
Sonra da çıkıp barıştan, demokrasiden ve kardeşlikten söz ediyor!
Üstelik bugün, devletin buna izin vermesiyle miting miting dolaşıp bunu adeta bir gövde gösterisine dönüştürebiliyor.
Allahım biz ne yaşıyoruz?
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhur İttifakı bu vatan haini, cinayetlerinden gurur duyan katili hala ileri geri konuşturuyor ya, yazıklar olsun emeği geçenlere, görevini yapmayanlara, utanmayanlara, sorumlu olanlara.
@aricifurkan Ex 30 bende de var, 5 bin km oldu, yurtdışı da yaptım, düzgün çalışan şarj istasyonu olduğu sürece hiç bir sorun yok. Benzinliden çok daha konforlu. Selaniğe giderseniz electrip dışında şarj istasyonu aramayın
patlamanın olduğu firma sahibi sakarya hendek'teki havai fişek fabrikası patlamasında 7 işçinin ölümüne neden olan fabrikanın da sahibi.
hatta fabrikalarında 2009 yılında yaşanan ilk patlamadan bu yana 12-13 patlama yaşandı. bu patlamalarda bugün yaşanan can kaybıyla birlikte toplam 14 işçi hayatını kaybetti. yüze yakın işçi de yaralandı.
arif yunus coşkun patronun ismi. bu patlamalar nedeniyle bir kaç kez cezaevine girip kısa sürede tahliye edildi. yani adam giriyor çıkıyor ve fabrikaları havaya uçuyor bedelini işçi ödüyor.
İzmir'de bir çiftçi, ihracatlık kirazına 15 TL fiyat verilince, kirazını kendisi 35 TL'ye satmaya başladı.
Bu kalitede kiraz İstanbul'da 300-500 TL'ye satılıyor.
Çiftçiden 15 TL'ye alınan ürün, İstanbul'da 500'tl'ye satılıyorsa o ülkede Tarım Bakanlığı diye bir bakanlık yok demektir!
Ekrem İmamoğlu, Anadolu Adliyesi'ne getirilirken yaşadıklarının "tarihi bir zulüm ve işkence" olduğunu söyledi:
"Saat 07.20’de koğuştan alındım ve 07.30’da cezaevinden çıkarıldım. 60 kilometre yol gittikten sonra araç durdu. Kaput açılıp kontrol edildi, daha sonra araç geri dönmeye başladı. Aracın arıza yaptığı ve bu nedenle geri dönüldüğü söylendi. Ben de 'Bir dakika, ne yapıyorsunuz? Arıza yaptıysa neden geri dönüyoruz? Arızalı bir araçla geri dönmek nasıl bir çözüm olabilir?’ dedim
Aracın gerçekten arızalı olduğuna inanmadığımı söyledim. 'Bu yapılan yanlışa ne Türk askerini ne de şoförü alet etmeyin' dedim. Bunun ayıp, yazık ve günah olduğunu söyledim. İtiraz ettim, sesimi yükselttim. Daha sonra kapıyı kapattılar ve beni tekrar araca bindirerek cezaevine geri götürdüler
Bir başsavcının egosu zedelenecek diye, bir başsavcının adil yargılanmamı engellemeye yönelik tutumu nedeniyle gece yarısı ya da sabah saatlerinde bir talimat verilmiş ve benim duruşma salonuna gelmemem için bir tezgâh kurulmuştur
Bu tezgâh işletilmiş ve ben ciddi anlamda psikolojik işkenceye maruz bırakılmış durumdayım. Bu ilk değildir, son da olmayacaktır. Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir. Bu işkenceye sebep olanlar hakkında işlem yapılmasını mahkemenizden talep ediyorum. Bu konuda avukatlarımla acilen görüşmek istiyorum. Bu bilinçli bir işkencedir
Canlı canlı işkenceye tabi tutuluyorum. Ayrıca bana yalan söylendi. Araç arızası denilerek bu ülkenin askeri ve komutanları bir başsavcının talimatına alet edildi. Tarafıma gerçeğe aykırı bilgi verildi"
Sansürlenen “Vize imparatorluğu” yazı dizisinde ele aldığımız vize işleme tekeli VFS ve onun Türkiye ortağı Gateway’in faaliyetlerini, milyarlık rant ilişkilerini ve serinin engellenme sürecini Kısa Dalga Genel Yayın Yönetmeni @kemalgoktas ile konuştuğumuz yayından izleyebilir, dinleyebilirsiniz.
https://t.co/F9MdbTzyBu
Vize işleme tekeli VFS ve Türkiye ortağı Gateway’in faaliyetlerini ele aldığımız sansürlenen “Vize imparatorluğu” yazı dizisinin arşivlenmiş linklerini paylaştığım tweet’e de biraz önce mahkeme kararıyla erişim engellendi. Gerekçe aynı: “Milli güvenlik ve kamu düzeni”
Vize randevularını cayır cayır (4-5 katına) millete satmışlar. Bu suçun içinde devlet yetkilileri de var. Konuyu araştırıp haberleştiren gazeticinin haberlerine erişim engeli getirmişler. Her yer çürümüş, bakın her yer!
Türkiye'de orta sınıfın vize başvurusu, konser, kahve, havalimanında yiyecek içecek gibi tüketim alışkanlıklarını sunan sektörler siyasi iktidar bağlantılı gruplar tarafından ele geçirilmiş durumda. Orta sınıf ülkedeki vergi yükünü çektiği yetmiyormuş gibi bir de buralar üzerinden silkeleniyor.
Vize devi VFS ve iş ortağı Gateway’in faaliyetlerini ele aldığımız “Vize imparatorluğu” yazı dizisine ilişkin ne kadar tweet’im varsa bugün hepsine erişim engeli getirildi. Hatta erişim engeli getirildiğine ilişkin tweet’e de erişimi engellediler. Belki bunu da engellerler.
"Sen itirafçı ol ben de senin oğlunu MYK'ma alıp daha 25 yaşında genel başkan yardımcısı yapayım, siyaseten önünü açayım" demek rüşvetin bizatihi kendisidir. Dalga mı geçiyorsunuz arkadaş siz?
Utku Caner Çaykara ve Hakan Bahçetepe, seçim dönemi "Aziz İhsan Aktaş'ın kendilerine araç tahsis ettiği" iddiasıyla tutuklu yargılanıyorlar.
Bugün Kemal Kılıçdaroğlu için de benzer bir iddia ortaya atıldı.
Yargı harekete geçecek mi?
Söylediğimi kim ne kadar ciddiye alır bilmem ama CHP'de iç savaş var görüntüsünden bir an evvel kurtulmak; Özel'in enerjisini Kayyumdaroğlucuların iftiralarıyla tüketmemek ve CHP'nin olması gereken asli sözünü, amacını kitlelere ulaştırmak için yapılması gereken bir şey var:
Konuşulmayan bir konu daha var.
CHP 2018 Tüzüğü'ne döndü. 2018 Tüzüğü'nde kurultayın 2 yılda bir toplanacağı en fazla 1 sene erteleme yapılabileceği yazıyor.
37. Kurultay 28-29 Mart 2020'de yapıldı. İptal edilen kurultay ( 4-5 Kasım 2023 ) dahi 3 sene sınırını aştı.
Eğer konu PM kararı veya imza toplamak vs. suretiyle kurultay toplamaksa bunlara zaten gerek yok.
Kılıçdaroğlu mevcut süreleri halihazırda aştığı için "45 GÜN DEĞİL, 30 GÜN İÇİNDE" kurultay toplamak zorundadır.