Sevgili moda mensupları şu sweatshirtlere neden şapka yapıyorsunuz, omuzlarımız, boynumuz hep ağrıyor. O şapkaları takan mı var? Dünya tarihinin en kötü moda dönemini filan yaşıyoruz sanırım, hiçbir şey ergonomik değil
biri telefon numaramı paçalı bi güvercinin ayağındaki künyeye yazmış sürekli güvercininiz burada diye arıyorlar. hayatımda yaşamadığım çok az saçmalık kaldı galiba
Eşimi hava alanına bırakıp eve geldim. Aradı, uçak 8 saat rötar yaptı dedi. Kahveci arkadaşa tost yaptırdım, termosa çay doldurttum gerisin geri hava alanına döndüm. Attık masayı sandalyeyi otoparkta gölgeliğe. Geyik, dizi, çay, çekirdek, sohbet muhabbet derken gene geldi vakit.
@CagriKent Spordan çıkmış yemek yapmak için kendi halinde markette geziyorsun elemanın teki kafasında senle alakalı senaryolar yazıyor
Ürkütücü insanlarsınız
Hassas, duyarlı, iyi niyetli ve kırılgan insanların "çabuk inanabilirliğini, itimadını" zayıflık gibi gören ve bu duygunun üzerine çıkıp kendini muktedir hisseden insanlara üzülüyorum. Herkesin herkesi sahtekar sandığı, herkesin hamle ve taktik ile yaşadığı yeni ve bozguncu dünyada bir çiçek buluyorsun. Sulayıp besleyeceğin yerde "bu salak da iki güneş görünce nasıl da açıyor" diye dalga konusu yapıyorsun. Böyle insanlara dileğim kendileri gibi çorak topraklarla muhatap olsunlar hep. Güneş ülkelerine uğramasın. Ve bir gül, nasıl da mucizevi bir şey bir daha asla göremesinler.
Çiçeğin açısından bakınca şöyle diyebilirim. İsmet Özel diyor ya "ben sana aldanabilirim, sen beni aldattın sanma." Şöyle bir dünyada halen aldanabilmek inanabilme kapasitesi ile alakalı. Hayata, dünyaya ve insana inanabilmekle. Hayatı av ve avcı denkleminde görenler daima bir belgeselde yaşasın, diğerleri de güneşin ikliminde.
‘ben sık sık unutuyor, yanılıyor, sendeliyorum, dinim dinsizliklerden yapılmış bir mozaiktir; bazen içimden küçük bir ânı alıp karşılığında bütün hayatımı veresim gelir. ama sen dümeni sağlam tutuyor ve en tatlı, ölesiye anlarda bile rotayı nereye çevirdiğini unutmuyorsun.’
Depresyonda olduğum dönemde yürüyebilmeyi mümkün kılmak için Yedi Tepe dizisini açıyordum, çarşıda telefon elimde diziyi izleyerek yürüdüm. İnsanın kendisini hayata bağlayan şeyler çok küçük ve tuhaf görünebilir: bir dizi, bir şarkı, bir kitap, belli bir sokak…insan kırılgan.