bu 3 mektup beni çok duygulandırdı. ilk ikisinin güzelliğine düştüm. sonuncusunu da özel öğrencilerimden biri yazdığı için çok değerli. benim öğrencilerim bal olsaymış ya. büyüyüp yetişkin olduklarında, harama helale dikkat eden gençler olmaları en büyük hayalim, inşallah o günleri görmek bana nasip olur.🫶🏼
Kardeşlerim,üç gündür hiçbir bağış almadık ve ailemin tek geçim kaynağı benim.Yiyecek ve ilaca çok acil ihtiyacımız var. Lütfen bağış yapın, beş dolar bile olsa. Şimdi vereceğiniz her yardım hayatımızı kurtarabilir🙏😭
@hsnyldrm1979@gytib@aliosmanihanefi
https://t.co/CYGNukPWLC
lise: mühendis olmak istiyorum
mezun: kv cerrah olmak istiyorum
tıp 1: kv cerrah olmak istiyorum
tıp 2: kvc cerrah olmak istemiyorum
tıp 3: dahiliyeci olmak istemiyorum
tıp 4: pediatrist olmak istemiyorum
tıp 5: ortopedist olmak istemiyorum
tıp 6: kaportacı olmak istiyorum
Kurbanlıklara su verirken yanımıza gelip mahcubiyetle “Bana verebileceğiniz bir iş var mı? diye sordu.
Arkadaşım, “10 kilometre ötede 9 torbamız var, kaça getirirsin” diye sorunca, 6 TL istedi.
Bisikletle de olsa 10 kilometre toprak yolu gitmek ve 200 kilo yükü taşımak kolay değildi. Bu, güçlü bir hikâyenin işaretiydi.
Abbat 55 yaşında. Eskiden bisiklet parçaları satarmış. Fakat ülkeyi vuran o açlık döneminde her şeyini kaybetmiş.
Burada kuraklık gelince insanlar hayatta kalmak için ellerindeki her şeyi yok pahasına beyaz adama satarlar.
Abbat da öyle yapmış. Çocukları aç kalmasın diye dükkanını, sermayesini satmış.
Geriye bir tek eski bisikleti kalmış. Şimdilerde onunla köy köy dolaşıp iş arıyor.
“Bisikletin geçinmene yetmiyor mu?” diye sordum.
“Yalnız olsam yeter ama oğlumun okulu 2 saat uzaklıkta. Sabah o kullanıyor, öğleden sonra bana kalıyor. Bir iş bulduğum zaman yürüyerek giderim ama iş ararken saatlerce yürümek insanı bitiriyor.”
Gözüm, gövdesi birkaç yerinden kaynaklanmış, kırık dökük bisikletine takıldı.
Sorunca “Ağır eşya taşıdığım için.” dedi.
Seni en çok zorlayan şey ne?
“İnsanlar benim yaşımdaki birinin kapı kapı gezip günlük iş aramasını yadırgıyor.
Çünkü böyle işleri gençler yapar. Sadece bir kap yemek uğruna bu yaşta çalışmak onları da üzüyor. En çok onların bu bakışları zorluyor beni. Oysa bir zamanlar durumum iyiydi.”
Arkadaşım araya girdi, “Onu hatırlıyorum. Ben çocukken bisiklet parçaları satardı. Neşeli, komik bir adamdı.” dedi.
Karşımda duran adama baktım. O eski günlerin neşesinden en ufak bir iz kalmamıştı. Bir iş bulabilirse günlük kazancı en fazla 25 TL oluyordu ama o işi de haftada bir buluyordu.
“Yeniden başlasan ne iş yapabilirsin?” diye sordum.
“Bildiğim işi yaparım. Bisiklet parçaları satarım.” dedi.
Bunun mümkün olabileceğini söyleyince sevinçten titremeye başladı. Ama bir şartım var, gelip seni kontrol edeceğim.
Heyecanla “Yol üstüne açın, istediğiniz zaman kontrol edin.” dedi. Kendisiyle sözleştik, bayramdan sonra dükkanını kiralayacağız.
Biz oradan ayrılırken Abbat 10 kilometre ötedeki malzemeleri getirmek üzere bisikletinin pedalını çevriyordu.
Cebinde 6 TL’den çok fazlası vardı ama onu asıl mutlu eden şey eski mutlu günlerin yeniden gelme ihtimaliydi.
Arapların latifelerinden biri:
Bir adam üzgün bir şekilde eşinin yanına girdi. Eşi ona: Ne oldu, neden üzgünsün? diye sordu.
Adam: Sultan, ikinci eşle evlenmeyen herkesi öldürme emri verdi, dedi.
Bunun üzerine eşi: Allahu ekber! Allah Teâlâ seni şehitlik için seçmiş, dedi.
bayram çekilişi yapalım 🌿
bu twiti rt yapan veya yorum yazan takipçilerimden birine görseldeki minik eserlerden birisini hediye edeceğim. bayram sonu açıklarız 🌺
Lembro que um dia eu queria um penteado assim para um casamento em que eu seria madrinha em outra cidade. Fui no dito melhor cabeleireiro da cidade, que jurou de pé junto que sabia fazer. Depois de ficar quase três horas no lugar, tive que entrar embaixo do chuveiro e secar eu mesma o cabelo.