Yarın akşam saat 21.00 itibarıyla, 12 hafta boyunca her Pazartesi akşamı çevrim içi ortamda sürecek Ceza Muhakemesi Hukuku anlatımlarım başlıyor.
Katılmak isteyenlerin, aşağıdaki bağlantıda yer alan kayıt formunu doldurmaları yeterlidir.
Kayıt formu: https://t.co/M2nlABynzU
Kılıçdaroğlu'na göre birinin siyasi tutuklu sayılması için kendisine "seni siyasi nedenlerle tutukluyoruz" denmesi gerekiyor. Bu ölçüte göre dünyada tutuklu siyasetçi kalmaz. Kimse rakibini "seni siyasi nedenle tutukladım" diye tutuklayacak kadar saf değil zira.
AİHM'de çalışmış ve bu alanda hem usul hem de esas bakımından uzman olan @karakishukuk tarafından kaleme alınan aşağıdaki eserin hem
e -kitap hem de fiziki hali tarafımda mevcuttur. Anayasa Mahkemesi ve AİHM bireysel başvurusu yapıyor veya bu alanda uzmanlaşmak istiyorsanız bu kitabı tavsiye ederim. Kitabı okuduğunuzda büyük bir emek ve bilgi birikimi olduğunu anlıyorsunuz. Emeğine sağlık @karakishukuk
Türkiye’nin En Büyük Dijital Hukuk Kütüphanesi
Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü tarafından yerli ve milli imkânlarla geliştirilen UYAP Mevzuat ile tüm mevzuat ve içtihatlar elinizin altında.
Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü olarak, hukukun dinamik yapısına hızla uyum sağlamanız için geliştirdiğimiz UYAP Mevzuat parmaklarınızın ucunda.
Güncel Kanunlar, Cumhurbaşkanlığı Kararları, Kanun Hükmünde Kararnameler, Yönetmelikler ve İçtihatlar; artık dilediğiniz an, dilediğiniz yerden tamamen ücretsiz olarak sunuluyor.
Türkiye’nin en büyük dijital hukuk kütüphanesi olan UYAP Mevzuat ile:
•9.879.008 Yargıtay kararına erişim sağlayabilirsiniz.
•574.552 İlk Derece Mahkemesi kararlarını görüntüleyebilirsiniz.
•232.068 İstinaf kararına ulaşabilirsiniz.
•5.677 Üniversite yönetmeliğine erişebilirsiniz.
Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü olarak teknolojiyi adaletin hizmetine sunarak, hukuki bilgiye erişimi kolaylaştırmaya devam ediyoruz.
⚖️ Arrêt de Grande Chambre : Kavala c. Türkiye (n° 2)
➡️ La Cour européenne des droits de l’homme juge qu’il incombe à la Türkiye de libérer immédiatement M. Kavala et d’effacer les conséquences de sa condamnation
🔗 Communiqué de presse : https://t.co/hICQsNw8Oc
"Muhaliflerden gördükleri rejimi bir anlığına görmezden gelmelerini ve önlerine konan, iktidar tarafından küratörlüğü yapılmış büyük tarihsel hikayeye katılmalarını beklemek barış siyaseti değildir."
Kemal Büyükyüksel (@KBuyukyuksel) yazdı:
Yasa ile “Yasa” Arasındaki Fark
⏬
https://t.co/jCYpOWx9TA
Samir Amin: Kapitalizmin evrenselcilik adı altında başvurduğu içi boşaltılmış değerler (bireycilik, demokrasi, özgürlük, eşitlik, sekülarizm, hukukun üstünlüğü vs.), sistemin mağdurları nezdinde birer yalan gibi, veya sadece “Batı kültürü”ne uygun değerlermiş gibi görünmeye başladı. Bu çelişkinin kalıcı olduğu aşikâr, ama derinleşen küreselleşmenin her aşaması (şu an yaşamakta olduğumuz da dahil), çelişkinin şiddetini olanca çıplaklığıyla gösterdi. O zaman sistem, başat özelliği olan pragmatizm sayesinde, çelişkiyi idare etmenin yolunu keşfetti: “Uygun” değerleri (ki genellikle bunun tersidirler) yerine koymak için, herkesin “farklılığı” kabul etmesi, ezilenlerin de demokrasi, bireysel özgürlük ve eşitlik talebinden vazgeçmesi yetecekti. Bu kullanışlı model çerçevesinde kurbanlar madun statüsünü içselleştirdi, böylece kapitalizm de, ister istemez doğurduğu katı kutuplaşmanın ciddi engeliyle karşılaşmadan ilerleme yolu buldu. https://t.co/g9zMF022vU
Bu yazıyı atlamayın, örgütlü bir uzman psikolog der ki: “Örgütlenmek bizi sürekli teselli eden bir destek grubu olmaktan çıkmalıdır, onun onay arayışını boşa düşüren ve onu kolektif iradenin sert hakikatiyle yüzleştiren bir konumda kalmalıdır.” @yacars ✨
Sadece 43 yıllık bir Boğaziçili olarak ben mi yetişemedim diye benden büyük hocalarımıza da sordum ama tarihi hafızasında böyle bir şey bulunan kimseye rastlamadım.
Biraz önce Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde Deniz Göktaş'ı ve meslektaşımız Av. Mehmet Pehlivan'ı gördüm. Her ikisinin de moralleri, keyifleri son derece iyi ve herkese çok selamları var. Deniz'e söylemek istediğin bir şey var mı diye sordum. Dedi ki "Keyfim çok yerinde, tahmin ettiğimden de iyiyim. Dünya Kupası'nı izliyorum. Burada en büyük problemim turnavanın az gollü geçmesi." Sordum, Arjantin'i destekliyormuş. Bu arada yeni bir podcast yazmaya başlamış bile.
Deniz'e mektup yazmak isteyenler için adresi:
Hatip mah. Mimar Sinan cad.
Karatepe Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü
Yüksek Güvenlikli Cezaevi
D Blok No:31
Çorlu / Tekirdağ.
Online mektup göndermek isteyenler https://t.co/pSka5w1Sn6 adresine göz atsınlar.
#DenizGöktaşYalnızDeğildir
#DenizGöktaşOnurumuzdur
Madımak denince benim aklıma önce Madımak’ın en küçüğü geliyor.
Koray on iki yaşındaydı. Saz çalmayı öğreniyor, bisiklete binmeyi seviyordu. Ertesi gün sahnelenecek tiyatro oyununda küçük bir rolü vardı.
Ablası Menekşe de henüz on dört yaşındaydı. Birkaç gün önce ilkokuldan mezun olmuş, liseye başlayacağı günleri bekliyordu. Aynı kardeşi gibi, o da bir yıl önce Banaz’daki şenliklerde tiyatro grubunun en küçük üyesi olarak sahne almıştı.
İkisi de o gün yakılarak öldürüldü; Koray'ı ablası Menekşe’ye sarılmış halde buldular. Yıllar sonra anneleri şöyle anlatıyor: “Menekşem (…) soğuk kış gecelerinde Koray’ı yatağına alıp, sarıp sarmalayıp, ısıtarak uyuturdu. Anne derdi, ‘Koray ile yattığımda ben de hiç üşümüyorum.’”
Koray’ın o resmindeki bakışları aklımdan çıkmıyor. Aradan kaç yıl geçerse geçsin, yakılan aydınlarımızın, yazarlarımızın, insanlarımızın hazin sonu hepimizin vicdanında bütün ağırlığıyla duruyor.
Bunun hepimize yüklediği bir sorumluluk var: Bizler, hiç kimsenin inancı, kimliği ve fikirleri nedeniyle hedef gösterilmediği, devletin istisnasız her yurttaşını koruduğu, hukukun gecikmeden ve ayrım gözetmeden işlediği bir ortak bir yaşam için çalışmak zorundayız.
Birbirimizin varoluşuna ve onuruna sahip çıktığımız ölçüde barış içinde, bir arada yaşayabiliriz. Başka yolu yok.
Yaşar Kemal’in sözleriyle bitireyim: ‘Utançtan başka ne kaldı elimizde… (Ama yine de) bu kara lekeyi bir gün temizleyeceğiz.’
Sivas Katliamı’nın 33 yıllık öyküsü
• Devletin gözü önünde Madımak Oteli ateşe verildi; 33 aydın ve 2 otel çalışanı olmak üzere 35 kişi katledildi.
• Otelin önünde yaklaşık 15 bin kişi vardı. Buna karşın yalnızca 124 kişi yargılandı, 33 sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.
• Sanıkların avukatlığını yapan birçok isim daha sonra AKP’den milletvekili oldu.
• Son iki dava zamanaşımı nedeniyle düştü.
• Katliam, “insanlığa karşı suç” olarak kabul edilmedi.
• Firari sanıklar yıllarca yakalanamadı; bu süreçte askere giden, evlenenler bile oldu.
• Cezaevindeki iki hükümlüyü Cumhurbaşkanı Erdoğan affetti.
• 17 katliam hükümlüsü, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda tahliye edildi.
• Aynı Anayasa Mahkemesi, katliam mağdurlarının bireysel başvurusunu 12 yıldır karara bağlamadı.
33 yıl geçti. Sivas’taki yangın hâlâ sönmedi. Çünkü adalet sağlanmadı. Unutmadık, unutturmayacağız.
LGBTİ+ hakları insan haklarıdır. İstanbul Barosu olarak, insan haklarının evrenselliği, eşitlik ilkesi ve ayrımcılıkla mücadele temelinde herkes için hak ve özgürlükleri savunmayı sürdürüyoruz.
Onur Haftası kutlu olsun.