Her görende Gören, her işitende İşiten, her elde Tutan/Atan ALLAH'tır! Sanırsın ki, "ben/sen/o"!
Perdesi kalkan yaşar bunu, kalkmayan yanar!
"Sen attın" diyen cehennemî yaşamdadır; "ATAN ALLAH'TI" diyen cennettedir..AH
Madde boyut dediğimiz yapı, kuantum boyut dediğimiz yapının ta kendisi.
Kuantum boyut dediğimiz yapı da madde boyutun ta kendisi.
Bir madde boyut, bir atom boyut, bir kuantum boyut diye bir şey yok.
Tek bir yapı, tek bir vücut, tek bir varlık...
@AhmedHulusi
https://t.co/PlQ5BiKRJk
KADERİ YAZAN BİRİ VAR MI?
YAZILIMI YAZAN BİRİ VAR MI?
Bu soruların cevabını metaforik anlatımları bir yana bırakıp, gerçekçi gözlemlere dayanarak vermek gerekirse…
Gerçekte sınırlarını, boyutunu, ne olduğunu günümüz bilimine göre yalnızca yüzde dördü itibariyle bilebildiğimiz; gerisi dark madde ve dark enerji olan evrenin orijini YALNIZCA GAYB/BİLİNMEZLİKTİR !
Böylesine sonsuz diyebileceğimiz bir evrende, yeri HİÇ hükmünde olan bir galaksinin yüz milyarlarca yıldızından biri olan güneşin uydusundaki HİÇ mesabesinde olan insanın KADERİNİ YAZAN BİR TANRIDAN NASIL SÖZEDİLEBİLİR?
Buraya kadar yazdığımız bilimsel realite olduğuna göre; bu realite ışığında konuya girelim…
1. Evrenin gerçek yapısı, bilime göre KUANTUM potansiyeldir ki; bu potansiyel, evrenin data/dalgaboyu/ilim/bilgi orijinidir. Böyle olduğuna şehadet edebiliriz ama ne olduğunu bilmemiz çözmemiz imkânsızdır! Çünkü elimizdeki tüm doneler bu alan itibariyle yetersizdir.
Zira insanlık, kendi beyin kompozisyonuna göre olan algısıyla sınırlıdır!
Bu alan, sonsuz sınırsız tanımsız TEKİL TEK BİR YAPIDIR; Kİ HER ÖZELLİĞİ DE BU TEKİL YAPIDA HER NOKTADA MEVCUTTUR.
İşte bu gerçeklik dolayısıyla, evreni ve insanı anlama hususunda elimizdeki ikinci değerlendirme penceresine ulaşırız…
2. HOLOGRAMİK EVREN VE HOLOGRAMİK BEYİN REALİTESİNE !
Hologramik gerçekliğe göre, TEKİL TEK’TE NE ÖZELLİKLER VARSA, ÇOKLUK ALGISINDAN OLUŞAN HER ŞEYDE, HER BİR ALGI NOKTASINDA DA POTANSİYEL OLARAK VARDIR!
Yani, ÇOK OLARAK ALGILANANIN HER BİRİ GERÇEKTE TEK’İN GAYRISI DEĞİLDİR VE TEK’İN TÜM ÖZELLİKLERİYLE VARDIR!
Eğer bu alanı anlayabildiysek, gelelim KUANTUM BEYİN adıyla işaret ettiğimiz (geçmişte RUH adıyla işaret edilmiş) İNSANIN ORİJİNİ olan yapıya…
K. BEYİN, bilimsel gerçekliği itibariyle bilgi dalgalarından oluşmuş bir kompozisyondur ki, HER AN BİLGİ ANALİZİ VE SENTEZİ İLE YENİ BİR ANLAM ALIR!
Bu anlamı oluşturan işlem, olup bittikten 8 saniye sonra beyin farkındalık alanına geçer ki, anının EZELİDİR, İŞLEM BOYUTU.
K.BEYİNİN, HOLOGRAFİK GERÇEKLİĞE GÖRE, TEK’TEKİ TÜM ÖZELLİKLERLE OLUŞMUŞ OLDUĞUNU ANLATMIŞTIK… O ÖZELLİKLER, HER AN beyine ulaşan tüm bilgilere (içsel/dışsal) göre analiz ve sentezle bir sonraki anı yaratır! Görene göre, yaratan, TEK’TEN GAYRI ikinci bir varlık değildir!
Her birimde yapısal bilgi kompozisyonuna göre bir bilinç vardır, dolayısıyla canlıdır; algılayamayan algılamasa da!
Her birimden, bilgi analiz ve sentezine göre, bir sonraki ANI yaratılır dedik; ki bu durumda şu gerçek ortaya çıkar: HER BİRİM ELLERİYLE/beyninin AN İÇİNDE düşündükleriyle, sonraki anının getirisini yaşar!
Her AN, EVRENSEL TEKİLLİK YENİ BİR ŞAN ALIR, HER ALANDAKİ BİLGİ ANALİZ VE SENTEZLERİNE GÖRE TEKİL OLARAK DEĞİŞEREK!
Dolayısıyla, evrendeki TEKİLLİĞİN AN İÇİNDEKİ HAREKETİ, BİRİMLER ÜZERİNDEN OKUNARAK, çokluğun hareketi sonsuzun an içindeki tekil şanını oluşturur da diyebilirsiniz; TEKİL TEK HER AN YENİ BİR ŞANDADIR, da diyebilirsiniz çokluk algısından perdesiz bakışla!
Eğer bu anlattığım realite kavranabilirse;
Bir Tek’ten ayrı birimler vardır, bir de onları her an yeni bir şey yapmaya programlamış tanrı vardır, anlayışına yer olmadığı fark edilir!
Her birim, bize göre, milyarlarca yıl önce başlamış bilgi kompozisyonlarının sürekli yeni bir bilgi yaratması ile oluşmuş akış içinde yerini alır.
Kısacası, ALLAH İSMİYLE işaret edilmiş sonsuz sınırsız potansiyel (Rahman) her an o birimin varlığını oluşturan özellikleriyle (bilgi kompozisyonuyla) varlığın KENDİSİNDEN sonraki anı yaratarak, yaşam dediğimiz sistemi sürdürmektedir!
Bu konunun çok daha derin boyutu vardır ki, henüz o alanı açıklamaya şartlar müsait değildir… mesela, her şey an içinde YAZILIMSIZ olup bitiyorsa, gelecekte olacaklar nasıl biliniyor, gibisinde soruların cevabını oluşturan sistem bilgileri gibi!
Rabbimiz hazmıyla yakîn yaşamı bahşetsin, KADİR yaşatsın!
Yukarıda yazdığım konuda geniş bilgi aşağıdaki linkten okuyabileceğiniz “TEK’İN SEYRİ” isimli kitabımızda mevcuttur.
https://t.co/U4IzLDIPrn
4.3.2025
#Facebook
What we call the material dimension is no other than what we call the quantum dimension.And what we call the quantum dimension is no other than the material dimension.There is no difference between the dimension of matter,the dimension of atoms, and the quantum dimension. It’s all one and the same.A single existence.
@AhmedHulusi
https://t.co/gSmCguFVC3
https://t.co/OYoQqf3Mfr
Üstâdım @AhmedHulusi 'nın en son #yeni sözleri/anahtar kavramları sitemizde yayınlandı.
Allâh hazmını ihsan eylesin.
Sevgi ile 💞
Güncel sözler:
https://t.co/c3rR7UoFYq
Önceki sözler:
https://t.co/iiQopfu2eu
Tüm "eskimeyen yeni" sözler (2002-2026):
https://t.co/BnwA0PJIHi
Hayat, hayal dünyanda geçmiş hikâyelere dayalı masallar üretip, onların âleminde yaşamak için değil; Sünnetullahın ne olduğunu fark edip; HAKİKATI görüp yaşamak içindir."
AHMED HULÛSİ
En gelişmişliği ile de olsa beşerce düşüncenin ALLÂH/İNSAN İNDİNDE GEÇERLİ HİÇBİR DEĞERİ YOKTUR!
Dünyaya gözünü kapadığında (mezâr vaziyetinde), ne düşünür ne konuşursun!
“Salât” ile bunu öğrensek,
Benliği kurban etsek;
İHLÂS’ı yaşantılayıp,
Dillenen BESMELE olsak…!
ÂMÎN!!!
“BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM” i söyleyebilmek için ne gerek? Üzerinde düşünelim mi?
Öncelikle kişinin, “LA İLAHE İLLALLAH” diyebilmesi gerekir!
Hatırlayalım ki, doğruluğu tartışmasız olan bir hadiste şöyle vurgulanmaktadır bir gerçek:
“MEN KALE LA İLAHE İLLALLAH FEKAD DEHALE CENNE!” Anlamı, KİM ANLAMINI DÜŞÜNEREK VE BÖYLE OLDUĞUNU HİSSEDEREK YANI SIRA BİR İLAH OLMADAN SADECE ALLAH OLDUĞUNU BİLEREK YAŞARSA CENNETE DAHİL OLUR!
Kurân’da geçen ‘kul&kale’ ifadeleri, papağanın demesi gibi ezberleneni tekrar anlamına gelmez! “DÜŞÜN, ANLA, KAVRA VE TASDİK EDİP DİLLENDİR” anlamınadır ‘kul’ kelimesi.
Bunu açıkladıktan sonra gelelim konunun hassas yanına… “İHLÂS” Sûresine…
“İHLÂS” Sûresine İMAN etmemiş olanın İMANI YOKTUR!
KELİMEİ TEVHİDDE İFADE EDİLEN “illa ALLAH”ın açıklaması “İHLÂS” sûresidir. İSMİ “Allah” olanın tarifi tanımı bu Surededir ki, bu tanımı kavrayıp, tasdik etmemiş olanın “ALLAH” imanından söz edilemez!
Nasıl başlıyor “İhlâs” Sûresi.. ‘KUL” yani, düşün, anla, kavra, hisset ve sonra dillendir ki…
1. Allah “AHAD” dır;
2. Allah “SAMED”dir;
3. Doğurmamış, doğurulmamıştır!
Şimdi bu üç tanımı iyi irdeleyelim..
Her yöne veya boyuta sonu olmaksızın bir TEK ten sözeden AHAD!
Ne içine bir şey girmesinden ne de içinden bir şey çıkmasından söz edilemeyen “SOM TEKİLLİK” anlamında “SAMED”! (Samed’in bu açıklaması GAZALÎ’ye aittir.)
DOĞURMAMIŞ VE DOĞURULMAMIŞ metaforu O TEK’in kendinden ayrı bir şey meydana gelmediğini ve dahi onu da bir meydana getiren olmadığını vurgular!
İsmi “ALLAH” olanın tanımı böyle bildirildiğine göre…
GERÇEKTEN BU TANIMLAMAYA İMAN EDİYOR MUSUNUZ?
Eğer olay bu ise, yaşam ve yaşamınız nedir? Nelerin kavgasını yaparak yaşamınızı yangın yeri yapıyorsunuz?
Neyse, konuyu dağıtmayayım…
Bu gerçeğe iman ettiğinizi kabul ederek, ANCAK İHLÂS SURESİNE İMAN ETMİŞLERİN DİLLENDİREBİLECEĞİ “BESMELE” ye gelelim…
“B”, “İSMİ”, “ALLAH”…
“B” HARFİ bizim müşahedemize göre, İHLAS SURESİNİN İŞARET ETTİĞİ ANLAM VE HAKİKATE İŞARET EDEN ŞİFRE HARFTİR! “HAKİKATİM,ORİJİNİM İHLAS SURESİNİN VURGULADIĞI GERÇEKLİKTİR Kİ; ben yoktan varolmuş yok olan bir varlığım; sadece ALLAH var, anlamındadır.
Buna şehadet eden, içselliğinde ve dışsallığında “ALLAH” tan gayrı olmadığına şehadet eder ki, gene şehadet eden de “ŞEHİDALLAHU….” Âyetinde anlatılan haldir!
Kısaca anlatmak gerekirse, “besmeleyi” okuduğunda sen yokluğunu yaşarsın, dillendiren, yaratan Allah olur!
Yaşamı İHLAS olanın dili de besmele olur!
Galiba ipin ucu kaçtı!
Estağfirullah!
(NOT: önce kelimei tevhid bildirilmiştir, sonra İhlâs suresi, sonra da Besmele)
8.7.2026