Eşini kanserden kaybeden Orhan Seyfi'nin kansere yakalanan kızı, “Annem öldüğünde çok ağladın. Ben ölürsem ağlamayacağına söz ver” deyince Orhan Seyfi söz verir. Bir süre sonra kızını kaybeder ve şu dizeleri yazar: “Bir alev halinde düştün elime, hani ey gözyaşım akmayacaktın?
📌 Kurtuluş’un Nostalji’si ve Süha bey…
▪️Süha Hamamcı, Pangaltı ve Kurtuluş’ta 33 yıldır kitapçılık yapıyor. Önceleri kaset, CD, oyuncak ve kırtasiye malzemesi de varmış dükkânında ama zamanla hepsi elenmiş, kitaplar kalmış. Buralarda “Telefoncular Sokağı” diye bilinen Teyyareci Fehmi Bey Sokağı’nda, Latin Katolik Mezarlığı’nın kapısının karşısındaki ‘Nostalji Kitap & Kahve’ yaklaşık 10 yıldır, lezzetli kahvesi ve demli çayıyla kafe hizmeti de veriyor.
https://t.co/900c9peLMl
“Birisinin hüngür hüngür ağlayarak kurduğu bir cümlenin, hiç kimsenin gönlüne değmemesi kadar canım yandı o gece. Sonra, gırtlağımda yüklemi olmayan bir cümle ile eve döndüm. İnsan aptal olduğunu öğrenince eve döner hep.”
"Bedreddin gülümsedi.
Aydınlandı içi gözlerinin, dedi:
—Madem ki bu kerre maglubuz
netset, neylesek zaid.
Gayrı uzatman sözü.
Mademki fetva bize aid
verin ki basak bagrına mührümüzü"
[Nâzım Hikmet: "Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı", Bütün Şiirleri, YKY: 2008, s. 509]