Bizim bu aziz milletten başka hiç kimseye diyet borcumuz yok.
Bizim Hazreti Allah’a bir can borcumuz var, Allah’ın izniyle hiçbir faniye borcumuz da eyvallahımız da yok.
@RTErdogan Dünyada yapılan zulümleri katliamları zalimlerin ve destekçilerinin yüzüne karşı korkmadan çekinmeden haykıran liderimiz Recep Tayyip Erdoğan
Malesef İstanbul yönetilemiyor. Her geçen gün bu şehirde yaşamak daha da zorlaşıyor. Dünyanın en önemli metropollerinden biri olan İstanbul, sahip olduğu devasa bütçeye rağmen temel sorunlar çözülemedi ve "Dünyanın en fazla trafik yoğunluğu olan şehri" oldu.
SAYIŞTAY 2024 İBB RAPORUNDAN;
Biraz uzun olacak ama meselenin tam anlaşılması, İBB 'de ihaleler nasıl yapılıyor ve SİSTEM 'e para aktarımı nasıl yapılıyor sorusunun cevabı için: ⬇️
BULGU 16: Bazı Yapım İşlerinin İhale Yaklaşık Maliyetine Kıyasla Yüksek Bedelle Tamamlatılması (Sayıştay Raporunun 106-112 .sayfaları)
Sayıştay kibarca yazmış.
Açık bir ihale yolsuzluğu ve kurumun zarara uğratılması hikayesi.
Sayıştay’ın raporundan aynen aktarıyorum;
“Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Dairesi Başkanlığı ile Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığına ait İHALELERDE,
· isteklilerin bazı iş kalemlerine aşırı yüksek fiyat teklifi verdikleri,
· işin önemli bir bölümünü oluşturan iş kalemlerine ise aşırı düşük teklif vermek suretiyle toplam fiyat teklifini en düşük seviyeye çekerek ihaleyi aldıkları;
· İMALAT AŞAMASINDA İSE aşırı yüksek fiyat teklif edilen kalemlerde yapılan iş artışlarıyla projelerin, maliyetinin üzerinde ödemeler yapılarak tamamlandığı görülmüştür.”
Olay şu şekilde gerçekleşiyor:
· Gerçekte yapılmayacak olan işler yüklü miktarlarda ihale kapsamına alınarak ihale dosyası hazırlanıyor.
· Yaklaşık maliyet cetvelinde hangi işlerin yapılacağını, hangilerinin yapılmayacağını bilen işaretli firma (irtibatlı firma), Yapılmayacak işler için aşırı düşük, yapılacak işler için aşırı yüksek teklif veriyor,
· Önce, her bir iş kalemi için gerçek yapım maliyetlerine göre fiyat veren firmalar eleniyor, İhaleyi yaklaşık maliyetleri ve yapılmayacak işleri bilen firma kazanıyor.
· Sonra, bu firmanın aşırı düşük teklif verdiği kalemler yaptırılmayıp, normal bedeline göre aşırı yüksek fiyat teklif edilen kalemler yaptırılıyor, hatta iş artışına da gidilerek bu kalemler yaklaşık maliyet cetvelinde gösterilen miktardan daha fazla miktarda yaptırılıyor,
· Böylece işi alan firma katlamalı şekilde kar ediyor.
Tabi bu aşırı karın kendilerine bahşedilmesinin karşılığını tahmin ediyorsunuzdur.
Onun cevabı da iddianamede yer alıyor.
Sayıştay denetçisi 7 sayfa ayrıntılı olarak açık açık yazmış, yolsuzluğu ve zarar hesabını tablolarıyla ortaya koymuş.
Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Dairesi Başkanlığı tarafından ihale edilen “Anadolu Yakasındaki Yollarda Asfalt Kaplama-Yama Yapılması İle Baca-Izgara Yükseltme İşi” kapsamında gerçekleştirilen imalatların belirtilen sistemle gerçek değerinin 790.341.499,37 TL üzerinde ödeme yapılmak suretiyle tamamlandığını tespit etmiş.
Yine Sayıştay raporundan aktaralım:
“Ancak işin devamı sırasında, düşük fiyat teklifi verilmiş kalemlerin miktarının azaltıldığı veya hiç yapılmadığı, yüksek fiyat teklifi verilen kalemlerin miktarının ise artırıldığı görülmüştür. …
Tablodan da anlaşılacağı üzere aşırı yüksek fiyat teklifi verilmiş iş kalemlerinde imalat miktarları ihale aşamasında öngörülen miktarların da üzerinde gerçekleşirken, yaklaşık maliyetinin %40 ’ından fazla kırım yapılarak fiyat teklifi verilmiş iş kalemlerinin gerçekleşme oranları çok düşük seviyelerde kalmıştır.
Tablodan da anlaşılacağı üzere söz konusu işte, yüklenicinin yüksek fiyat teklifi vermiş olduğu iş kaleminin yaklaşık maliyet değeri 67.726.275,00 TL olmasına karşın, yüklenicinin teklif fiyatları üzerinden yükleniciye yapılan toplam ödeme tutarı 244.102.201,51 TL olmuştur."
Yani, “67 milyonluk iş için 244 milyon TL ödenmiş” diyor.
2023 yılı Park Bahçelere ait 3 adet ihalede de benzer yolsuzluk tespiti vardı. SAYIŞTAY DENETLEDİ BİR YOLSUZLUK TESPİT ETMEDİ DİYENLER, BUNLAR NE?
Bu ihaleler Savcılık İddianamesine de girmiş:
Şu soruları sormak bizim hakkımız:
· Neden yapılmayacak işler ihale kapsamına alınmış?
· Yapılmayacak bu işleri ihaleyi alan nereden biliyor?
· İhaleyi alan firmanın düşük teklif verdiği kalemler sonradan neden yaptırılmıyor?
· Yaptırılmayacağı halde bu kalemleri kim niçin ihale kapsamına almış?
· Aşırı yüksek teklif verdiği kalemler neden 20 kat 30 kat artırıldığı halde, düşük teklif verdiği işler hiç yaptırılmamış?
· İhaleden maksat işi en uygun fiyatı verene yaptırmak değil midir?
· İhale kapsamında olması gerektiği halde yüzlerce kalem nasıl unutulur da sonradan “yeni birim fiyatları üzerinden” ihale kapsamına alınır?
Sözde “şeffaflık” söylemlerinin arkasında ne işler çevrildiği açıkça ortada.
Meclis Üyemiz Bekir Karakuş (@BekirKarakus58):
AK Parti, 2002 yılında iktidara geldiğinde Türkiye, tarımsal ve hayvansal ürün hasılatında Avrupa’da beşinci sıradaydı. Bugün ise açık ara Avrupa birincisi, dünya genelinde ise yedinci sıraya yükselmiştir.
Çok sayıda ürün kaleminde Türkiye, Avrupa ve dünyada birinci, birçok üründe ise ikinci en fazla hasılat yapan üretici ülke konumuna gelmiştir.
Avrupa’da orman varlığını en çok artıran ülke de Türkiye’dir.
Örnek vermek gerekirse, 2002 yılında 90 milyon olan zeytin ağacı sayısı, 2024 sonu itibarıyla 200 milyona ulaşmıştır; yani yüzde 100’den fazla artmıştır. Türkiye, kendi buğday ihtiyacının 1,5 katını üreten bir ülkedir.
Ürettiğimiz buğdayı işleyip dünya piyasalarına makarna ve un olarak ihraç ediyoruz. Un ihracatında Türkiye şu anda açık ara dünya birincisidir.
2002 yılında 4 milyar dolar olan tarım ürünleri ihracatı, 2024 sonunda 36 milyar dolara ulaşmıştır. AK Parti iktidarında Türkiye’de tarım ve hayvancılık alanında adeta bir devrim gerçekleşmiştir.
Bugün Türkiye, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen ve dünya pazarlarında güçlü bir ihracatçı konumuna gelebilen nadir ülkelerden biridir.
Meclis Üyemiz Fatih Sultan Mehmet Çiçek (@fatihsmcicek):
İETT, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı müstakil bütçeli bir kuruluşumuzdur.İETT Genel Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bulunması hasebiyle ayrıca mahalli idare statüsünde olan bir kurumdur. Değerli meclis üyeleri, bildiğiniz üzere IETT, toplu taşıma faaliyetlerini esas olarak sahip olduğu otobüsler ve metrobüsler ile kendi denetiminde olan özel halk otobüsleri üzerinden sürdürmektedir. Sayıştay raporunda İETT’nin 2024 yılına ait bütçe ödenekleri, tahmini bütçe gider ve gelirleri ile gerçekleşme rakamları da yer almaktadır.
İETT’nin 2024 yılı bütçesi ile 29 milyar 400 milyon TL ödenek öngörülmüş olup, bu tutara 7 milyar 767 milyon TL eklenmiş ve 2024 yılında 36 milyar 567 milyon TL’lik bir bütçe gerçekleşmiştir. Yıl içinde 5 milyar 900 milyon TL’lik kısım iptal edilerek 30 milyarlık bir bütçe oluşturulmuştur.
İETT’nin bütçe giderleri toplamına baktığımızda, 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 105,59 oranında artış görüldüğü; gelirlerinde ise bir önceki yıla göre yüzde 81 oranında artış olduğu görülmektedir.
Personel ve faiz giderlerine baktığımızda ise, personel giderlerinde yüzde 27,10, faiz giderlerinde ise yüzde 516,49 oranında bir artış gerçekleşmiştir.
Bir bütçe düşünün; personel giderlerinde yüzde 27’lik bir artış olurken, faiz giderlerinde yüzde 516’lık bir artış gerçekleşmiş. Bu, bütçelerin nasıl çarçur edildiğini göstermektedir.
Sayıştay raporuna baktığımızda, bulguların 68 adet olduğunu görüyoruz..
Bunlardan biri, bulgu 26: İdare tarafından ihale edilen bakım-onarım ihalelerinde rekabeti kısıtlayıcı hükümlerin yer alması. Kamu ihaleleri açısından rekabet ilkesi, idarenin en ehil sözleşmeciyi en uygun bedelle bulabilmesini, diğer bir deyişle en kaliteli malı en uygun bedelle alabilmesini sağlar.
Peki, idare tarafından ihale edilen otobüs bakım-onarım ihaleleri üzerinde yapılan incelemede neler var? Teknik şartnamelerde, yapılacak işler kapsamında otobüslerin bakım-onarım işlerinin yanında, doğal bağlantısı bulunmayan dezenfekte, ilaçlama, inşaat, temizlik, atık bertarafı ve arıtma tesislerinin işletilmesi işleri de bulunuyor. Bakım-onarım işi yapıyorsunuz, ama doğal bağlantısı olmayan işleri de aynı şirkete ihale ediyorsunuz.
Diğer bir bulgu, akaryakıt alımlarında ulusal akaryakıt kontrollerinin eksik yapılmasıdır. Ulusal marker sistemi, akaryakıtın kaynağının yasal olup olmadığını tespit etmeye yarayan bir denetim aracıdır. Ancak akaryakıt alım ihalelerinde bu sisteme dair bir madde bulunmamaktadır. Bu da demektir ki, aldığımız mazotun yasal mı, kaçak mı olduğu veya kalitesi hakkında hiçbir tespit yapılamıyor.
Bir diğer bulgu, bakım-onarım ihalelerindeki garanti parçalarının takibinin yapılmamasıdır. İdare tarafından araç bakım-onarım ihaleleri kapsamında değiştirilen yedek parça ve sıvılara ilişkin garanti süreleri takip edilmemektedir. Bu, hem kamu zararına hem de toplu taşımada otobüslerin daha sık arızalanmasına yol açmaktadır.
İlgili firma, garanti kapsamında olan parçaları da sonradan İETT’ye fatura etmektedir. Yani garantili parçalar, standartları uygun olmayan yan parçalarla değiştirilerek araçlara takılmakta ve denetimsiz bir şekilde kullanıma sunulmaktadır.
Bir diğer bulgu da, bakım-onarım hizmeti veren firmanın, idare araçlarında kullanılan yedek parçalar için etkin bir onay mekanizması kurmamasıdır.
Bütün bunları anlatmamızın sebebi şudur: 2024 yılında İstanbul’da toplam 13 bin 809 trafik kazası meydana gelmiştir.
Meclis Üyemiz Fatih Sultan Mehmet Çiçek (@fatihsmcicek):
Firmaların getirdikleri yedek parça ve sıvıların, idare garajlarındaki yedek parça ambalajlarına uygunluğu veya araçlar üzerinde takılırken idare görevlileri tarafından parçaların seri numaralarının, faturalarının ve benzeri belgelerin kontrol edilerek tutanak altına alınmadığı; idare tarafından etkin bir onay mekanizmasının bulunmadığı görülmüştür.
Bulgu 22’ye gelelim: Yangın söndürme ve ikaz sistemleri kontrollerinin gerektiği gibi yapılmaması; yangın nedeniyle kullanılamaz durumdaki araçların “rücu” sürecinde hatalı uygulamalar bulunması.
Taşınırların muhafazasından ve yönetilmesinden sorumlu olanlar; sorumlulukları altındaki taşınırları en iyi şekilde muhafaza etmek, gerekli bakım–onarımı yapmak ya da yaptırmak, amacına uygun kullanılmasını sağlamak ve korunması için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
Kamu görevlilerinin kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizlikleri nedeniyle taşınırlarla ilgili oluşan kamu zararlarının tespitinde değer tespit komisyonunun dahi uygun işlemleri gereği gibi yapmadığı görülmektedir.
Yani bakım–onarım yükümlüsü firmanın, yangın söndürme ve ikaz sistemlerine ilişkin yükümlülüklerini tam olarak yerine getirip getirmediğini bile kontrol edemiyoruz. IETT bugün, herhangi bir yangın ya da benzeri riskli durumda ilgili firmanın kontrolleri yapıp yapmadığını dahi bilememektedir.
Bir diğer bulguya geçiyorum: Şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde yaşanan otobüs arızaları ve trafik kazalarının önlenmesi amacıyla idare tarafından alınan tedbirlerin yetersiz kalması.
İdarenin yürüttüğü şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde yaşanan trafik kazaları ve otobüs arızalarına ilişkin alınan tedbirler yetersizdir. Hepimiz İstanbul’da yaşıyoruz; sık sık trafik kazalarının yaşandığına şahit oluyoruz. Bunun sonucunda idare hem mali külfet altına giriyor, hem de hemşehrilerimiz yollarda kalıyor, işlerine gidemiyor, okullarına ulaşamıyor; büyük problemler ortaya çıkıyor.
Toplamda 2024 yılında İstanbul’da IETT toplu taşımaya bağlı 13.809 adet kaza yaşanmıştır. Bunu 365 güne böldüğümüzde, IETT otobüsleri günde 38 defa kaza yapmaktadır.
Meclis Üyemiz Muhammet Kaynar (@muhammetkynr):
2024 yılında Sayıştay İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili 131 adet usulsüzlük tespiti yapmıştı. Sayıştay raporunun 52–65. sayfaları arasında yer alan Bulgu 2: Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan personel çalıştırmasına dayalı doğrudan hizmet alımında hatalı uygulamalar bulunması.
Hem park-bahçeler bakım ve onarım işleri için, hem de kanun hükmünde kararname kapsamında çok sayıda personel istihdam edilmiş. Buna rağmen, aynı işleri yapmak için tekrar ihale yapılmış. Bu ihaleyi alan kişi, işi kendisi yapmamış; yapması gereken işleri 3G maddesi kapsamında ihalesiz olarak üçüncü kişilere yaptırmış. Yani aynı iş için üç defa gider yapılmış ve böylece idarenin zarara uğratıldığı tespit edilmiş.
Bulgu 8, Sayıştay raporunun 82–85. sayfaları: Binek araç kiralamalarının, taşıt kiralamasıyla ilgisi olmayan ihalelerin içinde temin edilmesi.
Büyükşehir Belediyesi araç kiralama ihalesi kapsamında 753 adet binek araç kiralamış. Bunun yanında muhtelif ihalelerin içinde toplam 953 adet daha binek araç kiralamış. Böylece 1.706 adet binek araç kiralandığı Sayıştay tarafından tespit edilmiş.
Bildiğiniz gibi, 2019 yılında göreve geldiklerinde makam araçları ihalelerinde 757 adet araç vardı. Şimdi bu ihale kapsamında 753’e düşürülmüş; yani sadece 4 araç eksilmiş. Ancak 953 araç başka ihalelerin içine gizlenerek, toplamda 1.706 araç kiralanmış.
Bulgu 9, Sayıştay raporunun 85–89. sayfaları: Araç kiralama ihalelerindeki yaklaşık maliyetlerin gerçek piyasa fiyatlarına göre oluşturulmaması.
Bu araç kiralama ihalesi, 3.060.000.000 TL’ye yapılmış. Sayıştay, ihale kapsamındaki araçlar için ödenen kira bedellerini, araçların kasko değerleri ile karşılaştırmış. Neredeyse bir yıllık kira bedeli araçların kasko değeriyle eşit ya da kasko değerine yakın çıkmış.
Bulgu 12, Sayıştay raporunun 94–95. sayfaları: Kiralama yoluyla temin edilen araçların bazılarında araç takip sisteminin olmaması.
Büyükşehir Belediyesi’nde binek araçlar da dahil toplam 7.784 adet araç bulunuyor. Bu araçlardan sadece 4.214 adet araç, araç takip sistemine kayıtlı; 3.565 adet araç ise araç takip sistemine kayıtlı değil.
Sayıştay raporunda aynen şöyle deniyor:
“3.565 adet araçta araç takip sisteminin bulunmaması, söz konusu araçların kim tarafından kullanıldığının tespit edilememesi gibi sonuçlar doğurmaktadır.”
Bulgu 94, Sayıştay raporunun 338–339. sayfaları: Kiralama yoluyla edinilen araçların takibinin yapılmaması.
Hizmet birimleri bünyesinde yer alan ancak araç yönetim sisteminde bulunmayan 663 adet binek araç olduğu; bu araçların Destek Hizmetleri Şube Müdürlüğü’ne bildirilmediği anlaşılmıştır. Ayrıca araç yönetim sisteminde yer alan, ancak hizmet birimlerinin gönderdiği listede olmayan 139 adet araç olduğu görülmüştür.
2019 yılında Yenikapı’da araçlar makam araçları olarak gösterilmişti. Şimdi sayıya bakıyoruz. O dönemde kiralanan aracın 4,5 katı daha fazla binek araç kiralanmış. IBB’ye ait olduğu hâlde, araç takip sisteminde kayıtlı olmayan, müdürlüklerin hizmet listesinde yer almayan 663 adet araç kimin kullanımında? Sayıştay soruyor: “Kimin kullanımında?”
Daha da ötesi, kiralandığı hâlde ne müdürlüklerin listesinde yer alıyor, ne de araç yönetim sisteminde yer alan 139 adet araç nerede?
Bulgu 101, Sayıştay raporunun 355–356. sayfaları: İdare hizmet araçlarının, görevlendirme yazısı olmadan il dışına çıkılması.
Sayıştay denetçisi, belediyenin kiraladığı hizmet veya binek araçların listesini PTT’ye göndermiş, HGS sistemiyle karşılaştırmış ve araçların il dışında olduğunu tespit etmiş. Ancak, bu araçların görev yazıları denetçiye ibraz edilememiş.
Bu ne demektir? Belediyenin araçlarıyla şehir dışına çıkılmış, Anadolu turuna çıkılmış, gezilmiş, tatile çıkılmış demektir.
Meclis Üyemiz Muhammet Kaynar (@muhammetkynr):
Sayıştay raporunun 236–237. sayfaları, Bulgu 55:
İdare mülkiyetine ait taşınmazların mevzuata aykırı olarak İstanbul Planlama Ajansı’na kullandırılması önemli bir tespit olarak yer alıyor.
Bakırköy ilçesinde, 949 ada 193 parseldeki 100.000 metrekare alanlı arazi ve arazi üzerinde bulunan üç bina, ofis veya kafeterya olarak kullanılan dört villa, bir konferans salonu, iki spor sahası ve otopark, mevzuata aykırı olarak ve hiçbir gelir elde edilmeden İPA AŞ tarafından kullanılmıştır.
Bulgu 113, Sayıştay raporunun 388–390. sayfaları:
Bütçe emanetlerinin ödenmesinde mevzuatta belirtilen sıraya uyulmaması tespit edilmiştir. Bu, hak edişlerin zamanında ödenmemesi, bazı ödemelerin daha sonra yapılması şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Bulgu 116, Sayıştay raporunun 255–259. sayfaları:
İstihdamı kanunlarla zorunlu tutulan kesimlere, mevzuatta öngörülen sayıda istihdam sağlanmamıştır.
Engelli memur sayısı: 320 olması gerekirken 201 olarak tespit edilmiştir.
Engelli işçi sayısı: 1.390 olması gerekirken 711 olarak tespit edilmiştir.
Sosyal hizmet modellerinden yararlanan çocukların, reşit olanlarının hiç istihdam edilmediği tespit edilmiştir.
Bulgu 76, Sayıştay raporunda:
İşyeri açma ve çalışma ruhsatlarında hatalı uygulamalar bulunmaktadır.
Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen 14 sosyal tesis, ruhsatsız olarak faaliyet göstermektedir.
Otogarda yer alan 11 sıhhi müessese ruhsatsızdır.
İSPARK tarafından işletilen 133 otopark, ruhsatsızdır.
Ruhsatlı olan 45 otoparkın sigortası yapılmamış; yani toplamda 178 otoparkta kanunen zorunlu sigorta yapılmamıştır.
Bulgu 108, Sayıştay raporunun 356–358. sayfaları:
İdarenin görev ve sorumlulukları kapsamında olan yolüstü otopark işletmeci yetkisi, bazı ilçe belediyelerine ait şirketler tarafından kullanılmaktadır.
Maltepe Belediyesi’nin MAPAK şirketi ve Kadıköy Belediyesi’nin KASTAŞ şirketi, kendi ilçelerindeki otoparkları işletmektedir.
İstanbul’un diğer 37 ilçesindeki otoparklar ise İSPARK tarafından işletilmektedir.
İlçe belediyelerine aktarılmayan gelirler:
Eğlence vergisi ve geçiş haklarının ücretleri
Müze payları
Yolüstü park ücretleri
Altyapı kazı çalışmaları ve yapı ruhsat aşamasında alınan otopark ücretleri
Kalkınma ajansı payı
Verem Savaş Derneği ve Darülaceze’ye gönderilmesi gereken tahsilatlar
Sayıştay, bu gelirlerin ilgili ilçe belediyelerine aktarılmadığını tespit etmiştir.
Sonuç olarak:
Ben Sayıştay raporundaki 131 bulgudan 24 tanesine kısmen değinebildim. Anayasal bir kurum olan Sayıştay’ın raporlarını okumanızı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile bağlı kurumların (İETT ve İSKİ) nasıl yönetildiğini gözlemlemenizi tavsiye ederim.
Meclis Üyemiz Mehmet Sarıtemur:
48 nolu gündem maddesi: I-45 plan notu kapsamında, karasullarında ve korunma alanlarında bulunan binaların hak kaybı yaşanmadan dönüşümünün sağlanması ile ilgili çalışma yapılması.
49 nolu gündem maddesi: Fatih ilçesinde I-37 plan notu kapsamında, alan bazlı kentsel dönüşümün ve yerinde dönüşümün gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.
Bu kapsamda, sahada parsel parsel incelemeler yapılarak Fatih’in dönüşümüne katkı sağlayan Belediye Başkanımız Mehmet Ergün Turan’a, Fatih Meclisi’mize, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İmar Komisyonu’na ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ne teşekkür ediyoruz.
Meclis Üyemiz Abdurrahim Güneşdoğdu (@A_Gunesdogdu):
“İSKİ’ye ne kadar zam yapılıyor?” diye sorsak, herkes diyecek ki “Enflasyon oranında yapılıyor.” Hayır, enflasyon oranında yapılmıyor. Buradaki mevzu da o.
Bu tarifeleri normalde mevzuat gereği açıklamak zorunda değil miyiz?
"Siz "borçlanmak ihanettir" derken İBB'nin borcunu büyütmüşsünüz."
❗️ İBB'nin 2024 yılı itibarıyla mevcut borcu 215 milyar 297 milyon TL.
❗️ İBB'nin, 2018 yılı sonundaki borcu yaklaşık 4,4 milyar euroya karşılık gelirken 2024 yılı sonundaki borcu yaklaşık 5,9 milyar euro.