Zonguldak Kilimli'de gerçekleşen maden faciasında iki maden işçisi kardeşimizin hayatını kaybettiğini, iki işçi kardeşimizin de yaşam mücadelesi verdiğini, başka can kayıpları ve yaralılarımızın olabileceğini derin bir kaygıyla öğrenmiş bulunuyoruz.
Yaşanan facia acı gerçeği bir kez daha gözler önüne sermektedir: Bu patlama, kâr odaklı ve insan hayatını hiçe sayan düzenin ağır ihmallerinin bir sonucudur. Havalandırmadan güvenlik önlemlerine kadar en temel tedbirleri bir maliyet kalemi olarak gören özelleştirmeci, taşeroncu madencilik düzeni yerin altında emekçileri katletmeye devam etmektedir.
Hayatını kaybeden madencilerimizin ailelerinin başı sağ olsun, yaralanan işçilerimize geçmiş olsun. Madende yaşanan patlamanın faillerinin takipçisi olacağız ve bu sömürü çarkını ayakta tutan sorumlulardan mutlaka hesap soracağız.
Bu çilenin nedeni yağış değil, rant düzenidir!
Sarıyer’den Şişli’ye, Esenyurt’tan Üsküdar'a kentimizin pek çok ilçesi sağanak yağışla birlikte felaketi yaşıyor.
Alt geçitler, evler, yollar sular altında.
Milyonlarca emekçi işinden evine dönemiyor, trafik durmuş halde.
Böylesi bir yaşamı hak etmiyoruz!
Onlarca yıldır patron düzeninin yok ettiği, yağmanın talanın başkenti haline gelmiş bu şehir bunu hak etmiyor!
Yaşam alanlarımızı bataklığa çeviren, İstanbul’da yeşil alan bırakmayan, Türkiye’nin en büyük işçi kentini felç edip hiçbir sorumluluk almayan bu düzenden kurtulmaktan başka çıkış yolumuz yok.
Vatandaşlara “kendi önlemlerinizi alın” demekten öteye geçemeyen kamu kurumu yetkilileri, konuşmak yerine görevini yapmalı.
İstanbul'un dört bir yanında semt evlerimizin, parti bürolarımızın kapıları dayanışma için tüm İstanbullulara açıktır.
İlçemiz Balat Çukurbostan Parkı’nda sağanak yağışın ardından elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki bir çocuğumuzun hayatını kaybettiğini üzüntüyle öğrendik.
Acılı ailesine başsağlığı diliyoruz.
Olayda ihmal ve kusuru bulunan tüm yetkililer hesap vermeli derhal istifa etmelidir!
İstanbul İl yöneticilerimiz ve partili avukatlarımız ile birlikte Deniz Göktaş’ın gözaltı sürecini takip etmek için Çağlayan Adliyesi’ndeyiz.
Halkın vicdanına seslenen, düzenin ürettiği akıldışılıkları görünür kılan mizaha duyulan tahammülsüzlüğün karşısında, Deniz Göktaş’ın yanındayız.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın #DenizGöktaş
Ankara Valiliği 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO zirvesine ilişkin kentte 13 gün sürecek utanç verici bir yasaklama kararına imza attı. Dünyanın en büyük terör örgütü NATO’nun liderleri Ankara’ya gelecek diye başkentte NATO karşıtı eylem ve etkinliklerin yasaklanmasını öngören bu karara karşı partili avukatlarımız bugün yürütmenin durdurulması ve iptali talebiyle dava açmıştır. Bu ülkenin sahibi ne NATO temsilcileri ne de onların işbirlikçileridir. Bu vesileyle bir kez daha ülkemizin tüm yurtseverlerini, cumhuriyetçilerini, onurlu halkını emperyalizme karşı mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz.
CHP’ye yargı müdahalesi kabul edilemez
İktidar CHP yönetimini değiştirdi!
Kimse “ama yargı kararı” demesin. İktidarın, seçme ve seçilme hakkını kısıtlama doğrultusundaki adımlarına, partilerin içişlerine doğrudan müdahale de eklenmiş oldu.
CHP’nin son üç yılda gerçekleşen kongre ve seçilen yönetimlerini “geçersiz” olarak ilan eden ve partiye Genel Başkan atayan siyasi iktidarın bunu hangi hesaplarla yaptığını biliyoruz. Bu kararın aylar önce alındığını, uygun bir anın kollandığını ve ayrıntılar üzerinde çalışıldığını da. İktidarın bu hamlesini değerlendirirken, CHP’nin iç meseleleri, yerel yönetimlerde yaşananlar, CHP’nin içine doldurulduktan sonra ama tehditle ama isteyerek iktidara sığınanlar hiçbir biçimde gündem edilmemelidir. Bunlar ayrı konulardır, ayrıca tartışılmalıdır. Şu an ise vurgulanması gereken bellidir: CHP’ye dönük “yargı” müdahalesi hiçbir biçimde kabul edilemez.
Siyasi partilerin iktidar tarafından dizayn edilmesi ne “yolsuzluklarla mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırılabilir ne de partilerin iç işleyişlerinin bu konuda tanımlanmış kurumlar dışında mahkemeler marifetiyle denetlenmesi kabul edilebilir.
Her tarafı arızalı siyasi partiler ve seçim kanununun toptan tasfiyesi anlamına gelen bu hukuksuzluğu Türkiye Komünist Partisi hiçbir biçimde tanımamaktadır.
CHP yönetimi ile bu kararla parti yönetimine getirilenlerin bir uzlaşmayla süreci yönetip yönetmeyecekleri CHP’yi ilgilendirir. TKP açısından ise kritik olan, onca iç sorun ve hiziple boğuşan iktidar partisinin başka partileri yönetmeye kalkmasıdır. Bu kabul edilemez.
Seçme ve seçilme hakkının gaspına karşı Saraçhanede’yiz
Geçtiğimiz yıl 19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan ve hâlâ devam eden süreç yurttaşlarımızın en büyük kazanımlarından biri olan seçme ve seçilme hakkının gaspı anlamına gelmektedir. İktidarın siyaset alanına bu ve benzer müdahalelerine karşı durmak için geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Saraçhane’de olacağız. Partimizin yerel yönetimler, CHP ve İmamoğlu’na ilişkin değerlendirmeleri kamuoyunda bilinmektedir. Dedikodu ya da spekülasyonlar değil köklü siyasal ve ideolojik farklılıkların ürünü olan bu değerlendirmeler partimizin Türkiye’de siyaset alanını daraltan söz konusu hamleye ve hukuksuzluğa karşı durmasının önünde engel değildir. Kaldı ki, AKP iktidarının Türkiye’de “yolsuzluk”larla ilgili bir tasarrufta bulunma ehliyeti hiçbir biçimde bulunmamaktadır. 19 Mart 2025’te, seçme ve seçilme hakkına saldırılmıştır. Bu saldırıya güçlü bir yanıt vermek hem dün hem bugün bir yurttaşlık görevidir.
Türkiye Komünist Partisi İstanbul İl Örgütü
📍Yenikapı Marmaray İstasyonu
🗓️18 Mart
🕖19.30
Komşularımıza “Emeğimiz ve Hayatımız İçin Yolları Ayırıyoruz: Siz Tek, Biz Hepimiz!” başlıklı bildirimizi dağıttık. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde emeğimiz ve hayatlarımız için TÜSİAD’ın önündeyiz 🚩
ABD ve İsrail saldırısı sonrası soL Haber’de günün öne çıkanları👇
📍CANLI HABER- ABD-İsrail İran’a saldırdı, İran yanıt veriyor
📍ABD İran'da ilkokulu vurdu, onlarca kız çocuğunu katletti!
📍İran'ın karşı saldırılarının askeri mantığı ne?
📍İsrail’de İran saldırılarına tek itiraz komünistlerden: 'Kendinize dikkat edin, çünkü bu hükümet sizin için bunu yapmayacak'
📍‘Ulusal güvenlik’ tartışması: Baykar’la İsrail’in ilişkisinin başka bir boyutunu konuşmalıyız
📍İsrail İran'a saldırıyı BAE'nin düzenlediği iftarda duyurmuş: 'Tüm bölge haberdardı'
📍İranlı komünistler: Dünyanın tüm ilerici güçleri bu saldırganlığı durdurmak için birleşmeli
Güne soL’dan bakmak için: https://t.co/bdA4tSi1BS
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne sayılı günler kala “Emeğimiz ve Hayatımız İçin Yolları Ayırıyoruz: Siz Tek, Biz Hepimiz!” başlıklı söyleşide bir araya geliyoruz. Tüm dostlarımızı bekliyoruz 🚩
🗓️ 28 Şubat Cumartesi
⏰ 13.00
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Kürt sorununda TKP'nin çözüm önerisi üzerine:
"Sosyalizmde Kürt sorunu çok kolay çözülür. Çünkü bütün kaynaklara emekçi halk el koyacak. Bu kaynaklar merkezi planlama doğrultusunda bütün toplum için kullanılacak. Kimse kimsenin diline karışmayacak.
Dil birliği sağlar: Türkçe'nin birleştiriciliği sorgulanamaz. Ama insanların ana dillerini konuşma, ana dillerinde eğitim alma hakkı da sorgulamaz.
Peki bu nasıl olacak? Biz hangi kökenden olursak olalım, bu ülkenin emekçi halkı, ilerici, yurtsever aydınlar kol kola gireriz ve bu sorunu çözeriz. Kardeşlik hukuku bu ülkede ırkçılıktan daha kuvvetlidir, bunu unutmayın!"
Çöp konteynerleri kadınların tabutu haline geldiyse suçlu bu düzendir!
İstanbul Ataşehir’in dört bir yanındaki konteynerler aynı şeyi söylüyor: Şiddet iktidarınızı yıkacağız! #suçlusunuz
İYİP Genel Başkanı Dervişoğlu, partisinin kurultayında şunları söylemiş:
“Komünizmle mücadele derneklerinden gelen, İslami siyasal geleneğin en büyük partisinin 25 yılın sonunda geldiği nokta, Türkiye’yi komünist parti bürokrasisiyle idare etmek olmuştur.”
İYİP sağcı. AKP sağcı. Hepsini, hepinizi birleştiren anti-komünizm. Anti-komünizm ve sağcılığın ülkeyi ne hale getirdiğini gizleyemiyorsunuz, birbirinizi “komünistlikle” suçluyorsunuz!
Özal ve Çiller kendinden önceki hükümetleri komünistlikle suçlardı. AKP iktidara geldiğinden beri bunu yapıyor, hatta CHP’yi de komünistlikle suçluyor.
Şimdi AKP’yi komünistlikle suçlayan birileri çıktı.
Sağın ciddiyeti işte bu kadar.
AKP iktidarının en uzak durduğu ideolojidir komünizm. aradaki fark, karanlık ve aydınlık farkıdır.
Küba halkı emperyalist tehditlere pabuç bırakmayacak!
ABD başkanı Trump, Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’ne saldırmasının ve dünyanın gözü önünde haydutça bir eylemle devlet başkanı Nicolas Maduro’yu ve eşini kaçırmasının ardından Küba’yı hedef alarak onun da “düşmeye hazır” olduğu tehdidini savurdu.
Bu iğrenç ve kibirli tutumun ardında yalnızca Trump’ın sapkın ve kötücül kişiliğini görenler yanılıyor; Trump, ABD emperyalizminin kıtayı arka bahçesi haline getirmeyi hedefleyen iki yüz yıllık Monroe Doktrini’nin sözcüsüdür. Trump, sömürgecilik ve faşizm tarihiyle malul Avrupa’nın ikiyüzlü hükümetleriyle elbirliği içinde dünyayı kana bulayan ve çılgınca bir silahlanmayla yeni yıkımlara hazırlanan emperyalizmin temsilcisidir.
Trump karşısında hissedilen tiksinti ve öfke, emperyalizmin tarihsel özünü kavramaya, onunla mücadeleye tahvil edilmelidir.
Emperyalizmin tarihi, ona dur diyenin hep emekçi halklar olduğunu gösteriyor. “Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez” cümlesi yalnızca bir sloganı değil, tarih içinde defalarca doğrulanmış biricik çıkış yolunu işaret ediyor.
Küba halkı, Venezuela’ya yapılan alçakça saldırıyı haber alır almaz meydanları dolduran on binlerce yurttaşıyla, kardeş Venezuela halkının yanında direnirken canını yitirmiş 32 enternasyonalist savaşçısıyla bu mücadelenin dipdiri örneği.
Onurunu ne lafta ne yerde bırakan Küba halkının 67 yıldır toprağına, bağımsızlığına, devrimine nasıl sahip çıktıysa yine öyle yapacağından, kibirle tehditler savuran emperyalizme yeni bir ders vereceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.
Küba’nın emperyalizme karşı direnci, insanlığın direncidir. Büyük insanlık adına en ön sırada saf tutan Küba halkı yalnız değildir ve asla yalnız olmayacaktır.
Yaşasın Küba halkıyla dayanışmamız!
Yaşasın Küba Devrimi!
Emperyalizm yenilecek, Küba kazanacak!
5 Ocak 2026
José Martí Küba Dostluk Derneği
Haberlere bakıyoruz, her yerde “Maduro’nun yakalanması” ifadesi geçiyor. BBC bunu yapar, CNN bunu yapar, Reuters bunu yapar. İşleri bu. Peki bizde de bir yerden “emir” mi geldi?
Tekrar hatırlatalım, Maduro yakalanmadı, haydutlar tarafından kaçırıldı!
Tedbirsizlik, akılsızlık, plansızlık ve rant peşindekilerin alçaklığı… Ormanlarımızı kaybediyoruz, şimdi de orman işçilerimizi. Acımız sonsuz, halkımızın başı sağolsun.