Yasaklara rağmen afiş ve bildirilerimizi halkla buluşturduk. Sömürge valisi gibi davranan ve Epstein listesinde bulunan Barrack, Trump'ın ve savaş örgütü NATO'nun Ankara'da hiçbir yeri yoktur!
Bağımsızlık Aşkı Yasak Tanımaz!
Dünyanın dört bir yanında mazlum ulusları ölüme, sefalete, işkenceye ve zorbalığa mahkum eden, dünyanın en büyük terör örgütü NATO, 7-8 Temmuz'da Cumhuriyetimizin başkentine, Ankara'ya gelecek.
İktidar tarafından aylar öncesinden başlayan hummalı hazırlıklar, Ankara'yı bir sıkıyönetim merkezi haline getiren yasaklama ve tüm şehri toplantının yapılacağı hafta insansızlaştırma kararlarıyla eş zamanlı ilerletiliyor.
Son olarak, Ankara Valiliği tarafından 28 Haziran - 10 Temmuz tarihleri arasında tüm toplanma, gösteri, basın açıklaması ve miting benzeri faaliyetlerin yasaklandığını duyuran genelge, Ankara'da uygulanacak fiili sıkıyönetimi daha da derinleştiren bir karar olarak basına yansımıştır.
Özel Öğretmenlerin haklarını almak ve seslerini duyurmak için 8 gündür açlık grevinde olduğu, bunun karşılığında caddelerde sürüklenip gaz bombardımanına tutuldukları bir şehirde NATO kurmaylarının "güvenliği" için şehrin günler öncesinden insansızlaştırılmaya çalışılması kabul edilemez.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak, halkımızın bu denli aşağılanmasını, bağımsızlık aşkımızı haykırmamızın yasaklanmasını kabul etmiyoruz!
5 Temmuz Pazar günü saat 17.00'de Kızılay Yüksel Caddesi'nde gerçekleştireceğimiz kitlesel basın açıklamasına tüm yurtseverleri ve Cumhuriyetçileri davet ediyoruz.
Kahrolsun NATO!
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!
SCP'nin yeni X hesabını takip edin, paylaşın ve dayanışmamızı büyütün. Bu adaletsizliğe karşı hep birlikte sesimizi yükseltelim.
#huzurhakkı#nereyeböyle
Onlar erişimi engelledi! Gelin engelleri birlikte kaldıralım!
SCP'nin yeni X hesabını takip edin, paylaşın ve dayanışmamızı büyütün. Bu adaletsizliğe karşı hep birlikte sesimizi yükseltelim.
#soruyorum
CHP'ye yönelik “mutlak butlan” kararı, hukuk kılıfına sarılmış bir karşı-devrim operasyonudur.
Bugün Türkiye’de AKP-MHP-DEM iktidar bloğu, kendi mafya-tarikat-rant düzenlerini Amerikan emperyalizminin desteğiyle tahkim ederken; Cumhuriyet devrimi birikimine, Altı Ok’u savunanlara ve emekçi halka karşı sistematik bir savaş yürütmektedir.
Bu savaşın hedefi yolsuzluklarla mücadele değildir. Babalar gibi satanların, parsel parsel peşkeş çekenlerin, üçe beşe kapatanların; anayasayı çiğneyerek iktidarlarını sürdürme operasyonudur.
Hedef bellidir: Cumhuriyetçi bir iktidar seçeneğini dağıtmak ve etkisizleştirmek.
Ancak burada asıl ifşa edilmesi gereken, Türkiye merkez siyasetinin tamamen kirlenmiş olduğu gerçeğidir.
Siyasi ve hukuki meşruiyetini tamamen yitirmiş bir iktidar, seçim dışı yöntemlerle iktidarını sürdürmeye çalışmaktadır. Yargıyı sopa, Anayasa’yı hamur yapmışlardır.
Seçimle kalamayacaklarını bildikleri için seçim sandığını anlamsızlaştırmaya çalışmaktadırlar. Meşruiyet için sandığa ihtiyaçları kalmamıştır. Muhtaç oldukları meşruiyet, Trump tarafından kendilerine verilmiştir.
Bu tablo karşısında şu gerçeğin de altını çizmek zorundayız:
CHP, bu kumpasa karşı direnecek meşruiyeti ve gücü; tam da bu kirlenmiş merkez siyasetine uyum sağlamaya çalışarak kaybetmiştir.
Ülke içi ve dışı güç odaklarına hoş görünmeye çalışarak, gerçek bir direnişi örgütlemekten sürekli kaçınmış ve bu operasyonlara zemin hazırlamıştır.
Cumhuriyet Devrimi’ni sahiplenmeyen, tam bağımsızlığı savunmayan, emperyalist-kapitalist sisteme karşı net tavır alamayan bir CHP, kendini de savunamaz.
“Helalleşme” siyasetiyle Erdoğan’ın karşısına Erdoğan benzerlerini aday çıkaran, hukuksuzluğa karşı YSK önüne bile gidemeyen, NATO’cuları, serbest piyasacıları, Altı Ok’la alakası olmayanları parti yönetimine getiren bir siyaset tarzı; bugünkü kumpasa karşı direnme meşruiyetini ve gücünü nereden bulacaktır?
Karşı-devrimci, bölücü Yeni Anayasa Komisyonu’na milletvekili göndererek çözülme sürecine dolaylı destek veren bir CHP, kadıyı kime şikâyet edecektir?
Brüksel’den, Washington’dan medet uman bir anlayış; Mustafa Kemal Atatürk’le ve milletle nerede birleşecektir?
Bu kumpasa karşı mücadele işte tam burada başlar:
Altı Ok’un devrimci özüne dönmekle,
Emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı net cephe almakla,
Mafya-tarikat-rant sistemine karşı emekçi halkın yanında saf tutmakla,
Ve en önemlisi; seçim dışı yöntemlerle iktidarını sürdüren bu karanlık bloğa karşı gerçek bir halk cephesi örgütlemekle…
Bugün, siyasi iktidarın sopasına dönüşen yargının çiğnediği Cumhuriyet hukukunu savunma günüdür.
Gerçek ve devrimci bir Altı Ok savunusu olmadan bu başarılamaz.
Bugün, Vatanımız Emeğimiz ve Cumhuriyetimiz için 1 Mayıs Meydanlarındaydık.
Bağımsız, laik ve devrimci cumhuriyetin mücadele bayrağını alanlara taşıdık.
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın işçi sınıfının birlik, beraberlik ve mücadele günü!
#1mayısişçibayramı
1 Mayıs’ta Gaziantep’te alanlardaydık.
Bağımsız bir Türkiye, devrimci bir Cumhuriyet ve emekten yana bir iktidar için yürüdük.
İşçi sınıfının sözünün geçtiği, alın terinin sömürülmediği, üretimin ve geleceğin halkımızın ellerinde olduğu bir Türkiye’yi kurmak için kararlıyız.
Yaşasın #1Mayıs2026
#1mayısişçibayramı
📢 Cumhuriyet Gençliği Yeniden!
Sosyalist Kültür olarak Cumhuriyetçiler Kurultayı Gençlik Buluşmaları kapsamında biraraya geliyoruz.
Tüm dostlarımız davetlidir.
📍 Ankara
📅 22 Nisan Çarşamba
🕒 18.00
🏫 ODTÜ İİBF - A FAUD
📍 İstanbul
📅 24 Nisan Cuma
🕒 18.00
🏫 İstanbul NHKM
Dün (15 Nisan) 13.00’ten beri tuttuğumuz “Meslek Onuru” nöbetimiz, Genel Başkanımız Kadem Özbay’ın bugün (16 Nisan) 20.00’de Kızılay Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasıyla sona erdi.
Biz Türkiye’nin ve Türk milletinin devrimcileriyiz; sesimizi kısmaya, korkutmaya veya geri adım attırmaya hiçbir kuvvetin gücü yetmez. Bizim Atatürkçü, devrimci, sosyalist, cumhuriyetçi, ilerici ve vatansever halkımız var; onlara güveniyoruz. Yiğitliğimizin sebebi tarihimiz ve halkımızdır.
Şimdi sesimizi kısmak isteyenlere karşı, büyük milletimizden hesaplarımızı takip ederek dayanışma içinde olmasını istiyoruz.
Yaşasın tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye!
Kahrolsun ABD emperyalizmi!
Sosyalist Cumhuriyet Partisi Gaziantep İl Örgütümüz, ABD ve İsrail saldırganlığına karşı bildiri dağıtarak İran halkının emperyalizme ve siyonizme karşı meşru mücadelesini selamladı.
Siyonizme ve emperyalizme karşı mücadele, mazlum milletlerin ortak davasıdır.
#Irán
İran’la Dayanışma Tüm Mazlum Halkların Ortak Davasıdır
Amerikan Emperyalizminin ve İsrail haydut devletinin, İran’a yönelik başlattığı “Aslan Kükremesi” adlı haydut saldırı, Ortadoğu’da emperyalizmin kanlı yüzünü bir kez daha göstermiştir. Bu saldırı bölgeyi yeniden şekillendirmek, ulus-devletleri parçalamak ve halkları emperyalist sermayeye teslim etmek isteyen sömürgeci savaşın yeni bir perdesidir.
Unutulmamalıdır ki emperyalizm, haydutluğuna her zaman “demokrasi”, “özgürlük” maskesi takarak meşruiyet kazandırmaya çalışır. Oysa bu operasyonun hedefi, İran’ın yarım yüzyılı aşkın süredir ambargolara rağmen koruduğu bağımsızlığını kırmak, direniş kapasitesini yok etmek ve bölgede ABD-İsrail hegemonyasını pekiştirmektir.
Emperyalizmin Ortadoğu’daki hedefi, İran önderliğindeki direniş hattını parçalamaktır. Emperyalizm için esas düşman, kendi çıkarlarına boyun eğmeyen bağımsız iradedir. Irak’ın işgali, Suriye’nin parçalanması, Libya’nın talanı ve şimdi de İran’a saldırı, aynı zincirin halkalarıdır.
Bu saldırı, ABD’nin bölgedeki askerî üslerinden, NATO’nun caydırıcılık şemsiyesinden ve İsrail’in bölgesel jandarmalık rolünden beslenmektedir. İran’a sıkılan her kurşun, aslında tüm bölge halklarının kalbine sıkılmaktadır.
Türkiye, NATO üyesi olarak emperyalizmin Ortadoğu’daki operasyonlarında aktif rol oynamıştır. AKP iktidarı, Libya’dan Suriye’ye, Irak’tan Kafkaslar’a kadar her krizde ABD-İsrail ekseninin yanında yer almış, emperyalist planların taşeronluğunu üstlenmiştir.
İran’a yönelik bu saldırı karşısında AKP iktidarının takınacağı tavır, emperyalizmle olan organik bağını bir kez daha gösterecektir. Şimdiden sessiz kalan, “endişe” söylemleriyle yetinen, emperyalist saldırıya karşı net bir duruş sergilemeyen iktidar, aslında bu kanlı operasyonun suç ortaklarından biridir.
Anti-emperyalist mücadele, inanç, etnik köken veya siyasal rejim farkı gözetmeksizin, tüm mazlum halkların ortak davasıdır. İran’ın iç rejimi ne olursa olsun, bugün emperyalizmin hedefinde olan İran halkıdır. İran’ın yanında olmak, Siyonizm ve Emperyalizme karşı durmak, insanlık onurunu savunmaktır.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak, İran’ın yanında olduğumuzu, emperyalizmin bu alçak saldırısını en güçlü biçimde lanetlediğimizi ve tüm Ortadoğu halklarını ortak düşmana karşı birleşmeye çağırdığımızı ilan ediyoruz.
İran İslam Cumhuriyeti'nin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in, ABD ve İsrail'in 28 Şubat 2026'da başlattığı hain saldırıda şehit edilmesi, emperyalizmin Ortadoğu'yu kan gölüne çevirme politikasının ve vahşetinin en son örneğidir.
ABD Başkanı Donald Trump'ın "yönetimi ele alın" sözleri ve İsrail Başbakanı Netanyahu'nun "Tahran'daki terör rejimini ortadan kaldırma" açıklamaları, bu saldırının gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Amaç, İran halkının bağımsızlık mücadelesini kırmak, ülkenin zenginliklerini talan etmek ve bölgeyi emperyalizmin kontrolu altına almaktır.
Hamaney'in yanı sıra Tuğamiral Ali Şemhani, Tümgeneral Muhammed Pakpur, Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi ve Savunma Bakanı Aziz Nasırzade gibi üst düzey isimlerin şehit edilmesi, saldırının planlı, hedefli bir "rejim değişikliği" gerekçesiyle işgal ve talan operasyonu olduğunu kanıtlamaktadır.
İran halkının emperyalizme karşı verdiği mücadele, tüm mazlum halkların ortak davasıdır. Ayetullah Hamaney'in şahsında, emperyalizme karşı 40 yıldır direnen bir halk hedef alınmıştır.
İran'ın başkenti Tahran başta olmak üzere ülke genelinde milyonların sokağa dökülerek, meydanlardan haykırdıkları "Amerika'ya ve İsrail'e ölüm" sloganları , İran halkının boyun eğmeyeceğini göstermiştir. Pakistan'ın Karaçi kentinde ABD Konsolosluğu'na yürüyen göstericiler vahşice katledilirken, Irak'ta halk Yeşil Bölge'yi işgal etti. Bölgede emperyalizme karşı duyulan öfke günbegün büyümektedir.
ABD emperyalizmi ve onun bölgedeki jandarması İsrail, Ortadoğu'yu kan gölüne çevirmekte, uluslararası hukuku ayaklar altına almaktadır. 27 ABD üssünü aynı anda vuran İran Devrim Muhafızları'nın misillemesi, emperyalizmin yenilmez olmadığını göstermiştir.
SCP olarak, dini liderliğin ideolojik çerçevesiyle aramızdaki farklılıkları biliyoruz. Ancak bugün, emperyalizmin Ortadoğu'yu parçalama, halkları birbirine düşürme ve kaynakları yağmalama projesi karşısında, tüm anti-emperyalist ve yurtsever güçlerin saf tutması gerekmektedir. Hamaney, kendi perspektifinden de olsa, bağımsızlık, egemenlik ve anti-emperyalizm mücadelesinin sembolüydü.
Emperyalist savaşın faturasını başta emekçiler ve mazlum halklar ödeyecektir.
Ortadoğu halkları, emperyalizmin "böl-yönet" oyununa gelmemeli ülkelerinin birliğini ve bağımsızlığını savunmalıdır.
İşçi sınıfı, emekçiler, aydınlar, tüm anti-emperyalist ve yurtsever güçler, İran halkının yanında saf tutmalıdır.
Ayetullah Ali Hamaney başta olmak üzere, bu hain saldırıda hayatını kaybeden tüm şehitlerin anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. İran halkının ve tüm mazlum milletlerin kurtuluşu yolunda mücadele devam edecektir.
Emperyalizme karşı boyun eğmeyerek canlarını feda edenler unutulmayacaktır.
İran'ın yanındayız.
Emperyalizm elbet mahv ve nabud olacaktır.
Genel Başkanımız Gürkan Koç öncülüğünde parti heyetimiz, Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliğini ziyaret ederek Büyükelçilik Müsteşarı Sayın Oscar Redondo Ramos’a Venezuela’ya yönelik haydutça saldırıda şehit olan 32 Kübalı kahraman için taziyelerini ve son günlerde Küba üzerinde yoğunlaşan Amerikan barbarlığına karşı destek ve dayanışma duygularını iletmiştir.
Misafirperverlikleri için tüm Büyükelçilik personeline teşekkür eder, insanlığın öncü kalelerinden biri olarak gördüğümüz Küba Cumhuriyeti ile dayanışmanın bir devrimcilik görevi olduğu bilinciyle büyük Küba Devrimi’ni selamlarız.
@Embacuba_Turqui
Kurucu Genel Başkanımız, örnek devrimci Mehmet Bedri Gültekin’i, aramızdan ayrılışının yıldönümünde Tunceli/Gömemiş’te mezarı başında saygı ve özlemle andık. Bizlere bıraktığı mücadele mirasının sorumluluğunu her daim omuzlarımızda taşıdığımızı bir kez daha ifade ediyoruz.