Doruk Madencilik, Yıldızlar SSS Holding iştiraki.
Patronu: Sebahattin Yıldız
Kendisi; AkParti Muş eski milletvekili (3 dönem)
Maden, 2022’de TMSF’den alınarak, Yıldızlar SSS Holding bünyesine geçiyor..
Sonrasında:
** Yüzlerce işçi ücretsiz izne çıkarılıyor
** Maaş ödemelerinde ciddi aksama başlıyor
** Hak kazananların bile tazminatı ödenmiyor..
Madenciler günlerdir Ankara'da seslerini duyurmaya çalışıyor. 1 yılda 2 maaş ancak alabilmişler. Koca 1 yılda. ve hakları gasp ediliyor.
Ancak holding:
adeta bir üretim zinciri gibi...
Madeni çıkarıyor, taşıyor, enerjiye çeviriyor ve inşaatla büyütüyor.
Ama çalışanlarının, emeğin parasını vermiyor!
Ankara, madencilerin sesini duyacak mı?
Düzenleme bu şekilde yapılırsa yargılamalara bir katkı sağlamaz, mağduriyetleri de gidermez. Daha kapsamlı bir düzenleme yapılması gerektiği kanaatindeyim.
Bu düzenleme gelse iyi olur. Mahkemelerin IBAN verme bağlamlı dava dosyası yükü inanılmaz ağır. Mağdurlar meselesi zaten vahim derecede. Bu suç tipi yönünden bir "yeni yol ve yöntem" gerekli.
Bu nedenle meseleleri sadece görünen tartışmalar üzerinden değil, arka plandaki zihinsel ve jeopolitik kodlar üzerinden okumak artık bir zorunluluktur.
Şunun farkındayız Sayın Cumhurbaşkanımıza bir takım etkili ve yetkili isimlerin ısrarla Türkiye’yi siyonist İsrail ve Evanjelik Amerika’nın hattına çekebilmek ve konumlandırbilmek için kullandıkları her cümle ile her tavrı ile her mimikleri ile baskıladıkların farkındayız.
Kimin adına bunu yaptıklarını bilmiyoruz
Ama bir şeyi biliyoruz ki bu millete rağmen bir şey yapılmaya kalkılırsa bu milletin duvarından sert bir şekilde geri döner
@tcbestepe@RTErdogan@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli
Daha da ilginç olan ise şu oldu:
Türkiye’de ABD ve İsrail çizgisinde tavır alan bazı isimlerle, yıllarca siyonizm karşıtı olduğunu söyleyen bazı İslamcı figürler bir anda aynı hatta buluşabildi.
Kimisi karar mekanizmalarında, kimisi medya alanında, kimisi akademide…
Farklı pozisyonlarda olsalar da aynı söylem zemininde birleştiler.
Evet, İran’ın kendi içinde eleştirilecek ve İran üzerine de konuşacağımız çok şey var elbette.
Ancak burada asıl verilmek istenen mesajın sadece İran’a değil, aynı zamanda İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye ve Rusya’ya geleceğine yönelik jeopolitik bir mesaj olduğunu görmek istemediler.
Ya da kendilerini ABD ve İsrail’in çıkarların da kabul eden bir akılla Türkiye’yi de aynı noktada konumlandırmaK isteyen bir akılla sürece yönetiyorlar.
Benzer durum müvekkilimin de başına geldi. Müvekkil kendi imkanları ile 20 yılın ardından Adana İmamoğlu’nda traktörünü buldu, savcılık traktörü yediemin sıfatıyla sahte tescille satışı yapılan son sahibe teslim etti. Almak için 2 yıldır mücadele ediyoruz. @abakingurlek
2005 yılında Muğla’nın Yatağan ilçesinden çalınan bir traktör, Van’ın Edremit ilçesinde Jandarma tarafından yapılan kontrolde bulundu.
Motor ve şasi numarasından yapılan incelemede ise aracın 21 yıldır aranan çalıntı traktör olduğu belirlendi.
1 reklam videosuna 3.000 TL ödemekten, 1 kişiyle haftada 150 kreatif ürettiğimiz o sisteme geçişimiz.
Herkes yapay zekaya bana metin yaz deyip kötü sonuç alınca aracı suçluyor. Oysa sorun araçta değil; verilmeyen brief'te ve kurulmayan sistemde.
Videoda kendi operasyonumuzda kullandığımız 3 adımlı yapay zeka üretim bandını özetledim:
Sohbeti marka/kitle özelinde eğit.
Senaryoyu video promptuna çevir.
Performans verisini sisteme geri besle.
Mükemmel aracı bekleyenler beklemeye devam ediyor, sistem kuranlar bugün kazanıyor.
Serinin devamı gelecek, sistemi kendi işine entegre etmek için kaydetmeyi unutma. 👇
@hasanoymez@mustafaciftcitr@TC_icisleri “Fabrikadan çıkan araçlarda dev ekranlar var bu şoförü rahatsız etmiyor da sonradan takılan bir tablet neden şoförü rahatsız ediyor” diye soran ve tepki gösteren bir çok vatandaş var. Bu yaptırımlar sokakta ciddi tepkiye neden oluyor…
Meta'ya binlerce lira verdin. Satış yok.
Meta çalışmıyor dedin ve çıktın.
Ama sorun Meta değildi.
Reklam açtın - sistem kurmadın.
Hedef kitleyi sen seçmiyorsun.
Mesajı daralttığında algoritma doğru kişiyi kendisi buluyor.
2026'da reklam paneli kumarhane değil, veri laboratuvarı.
Sistemi kur. Algoritmayı besle.
2023’te O WİNNER ÜRÜNÜ Türkiye’ye ilk getiren bendim.
Bugün o pazarı domine eden marka ben değilim.
Aradaki fark 30 gün.
Ve o 30 gün bana milyonluk bir ders verdi.
İlk olmak yetmiyor.
Sistemi kurmayan ilk gelen yolu açan olur.
Ben yolu açtım.
Başkası otoyol yaptı.
Beni bitiren 3 hatam:
1-Tedarik sandığım şey aslında zincirmiş.
Ürünü getirdim ama sürdürülebilir stok kuramadım.
Ben mal gelir mi? diye düşünürken, rakibim fabrikayla direkt hat bağladı.
2-Reklamı kreatif sandım, onlar sistemi kurdu.
Ben özellik anlattım, onlar problem sattı.
Ben test yaptım, onlar yapı kurdu.
3-Bütçeyi cesaret sandım.
Heyecanla bastım.
Nakit akışını planlamadım.
Onlar kademeli büyüdü, ben yoruldum.
Benden 1 ay sonra giren marka piyasayı domine etti.
Ben o üründen para kazanamadım.
Ama o gün anladım:
Ürüne aşık olan KAYBEDER.
Sisteme aşık olan BÜYÜR.
Kapıyı ilk sen açabilirsin.
Ama içeride kalmak için sistem gerekir.
Reklam panelinde her gün F5 tuşunu eskitip, akşam maliyetler 50 TL arttı diye kampanya kapatan e-ticaretçiler para kazanamaz.
REKLAM HESABI GÜNLÜK İZLENİR AMA HAFTALIK DEĞERLENDİRİLİR.
Dün sipariş başı maliyetin 140 TL iken bugün 240 TL oldu diye panikleyip sistemi bozuyorsan, algoritmanın nasıl çalıştığından haberin yok demektir. Algoritma bir günde öğrenmez, pazar bir günde şekillenmez.
Sen o anlık dalgalanmaya müdahale ettiğinde, aslında çalışan bir makinenin dişlileri arasına çomak sokuyorsun. Haftalık ortalaman 150 TL bandındaysa, o günlük 240 TL sadece bir gürültüdür.
E-ticaret bir duygu yönetimi değil, soğukkanlı bir MATEMATİK yönetimidir.
Eğer paneldeki her kırmızı oktan korkuyorsan, bu işi bir kumar gibi oynuyorsun demektir. Profesyoneller günlük kaosla değil, haftalık TRENDLERLE hareket eder.
Sabretmeyi bilmeyen, reklam bütçesini sadece Facebook ve Google’a bağış yapmış olur.
Bırak algoritma nefes alsın. Sen veriye teslim ol, duygularına değil.
Meta'ya ilk ayda binlerce TL harcadın, satış yok.
Meta çalışmıyor dedin ve çıktın.
Ama sorun Meta değildi. Sorun şuydu: Reklam açtın ama sistem kurmadın.
Ben de aynı noktadan geçtim. Şimdi o sistemin nasıl kurulduğunu hafta hafta anlatıyorum.
1. HAFTA - Ürünü değil, sorunu tanı
Çoğu kişi reklamı ürünü anlatarak açıyor. Yanlış başlangıç.
Önce şunu yaz: Bu ürün kaç farklı sorunu çözüyor? Her sorun ayrı bir kampanya demektir. Her kampanya tek bir soruna odaklanır. Kreatifler o sorunu yaşayan insana konuşur.
Hedef kitleyi değil, mesajı daralttığında algoritma doğru kişiyi kendisi bulur.
2. HAFTA - Kreatifleri üret, beğenme
İlk kreatifleri ürettiğinde içgüdün şunu yapar: En beğendiğini seçersin. Geri kalanları çöpe atarsın.
Yapma.
Beğenin veriyle örtüşmez. Tek bir ürün için farklı açılardan onlarca kreatif üret. Duygusal, otorite, problem odaklı, sosyal kanıt. Hepsini teste sok.
Kazananı sen seçmiyorsun — veri seçiyor.
3. HAFTA - Veriyi oku, panik yapma
Dün sipariş başı maliyet 140 TL'ydi, bugün 240 TL oldu. Kampanyayı kapatma.
Algoritma bir günde öğrenmez. Pazar bir günde şekillenmez.
Günlük dalgalanmaya müdahale ettiğinde, çalışan bir makinenin dişlilerine çomak sokuyorsun.
Veriyi günlük izle, aksiyonu haftalık al.
4. HAFTA -Kazananı bul, sistemi otomatikleştir
haftaya geldiğinde elinde net bir şey var: Hangi sorun daha fazla dönüşüm getiriyor. Hangi kreatif formatı daha iyi çalışıyor. Hangi mesaj daha az maliyetle daha fazla satıyor.
Şimdi kazanan kreatiflerin bütçesini artır. Kaybedenleri kes. Yeni varyasyonlar üret.
Sistem artık kendini besliyor.
Bir ayın sonunda elinde şunlar var: Soruna göre kurulmuş kampanya yapısı. Test edilmiş, veriye dayalı kreatif havuzu. Duygularla değil matematikle yönetilen bir reklam paneli.
Bu temeli atlamadan ölçeklemeye geçen, eninde sonunda bütçesini algoritmanın insafına bırakmış olur.
Sen ilk ayda en çok nerede takıldın?