Deniz Zeyrek'ten Kemal Kılıçdaroğlu'na:
"Keşke siz kabul etmeseydiniz de CHP'nin başına kayyum atansaydı ve siz de Özgür Özel'le o kayyuma karşı mücadele etseydiniz."
"O kayyum gelirdi, 45 gün içerisinde parti kurultayını yapardı ve evine dönerdi."
"Ama siz şu anda kayyumdan beter bir durumdasınız."
"Kayyum belki de CHP'nin kapılarını koçbaşıyla kırdırtmazdı."
"Kayyum belki de CHP'nin binasına polisi sokmazdı."
"Siz bunları yaptınız."
"Kayyum belki de muhalif medyaya bu kadar savaş açmazdı ama siz açtınız."
"Kayyumun 45 gün içinde yapacağı kurultayı 5 ayda yapmayı taahhüt ediyorsunuz."
De Niro: I hate to say it, but loving our country is starting to sound like an abused spouse saying they love their abuser.
I can’t love a country that starts stupid and inhumane wars, killing thousands of innocents and indirectly causing the deaths and suffering of millions more.
I can’t love a country that takes healthcare away from millions of people and uses that money to enrich their pals in the Trump-Epstein class.
I can’t love a country that sends out masked militias to shoot citizens in the streets, torture our neighbors, and separate families.
I can’t love a country that’s led by a racist, misogynist, xenophobic tyrant.
And let me just say it: I can’t love a country that’s led by Donald Trump and his sycophant Congress.
Attığı iftira sonucunda alacağım tazminatla kimden geldiğini hafızlara kazıyacağım paçavra, yalanlarına yenisini eklemiş.
Yalnız bu defa, çifte denetim sürecine tabi bir eğitim projesi üzerinden yalan atarak baltayı tam taşa vurmuşlar.
Daha çok insan tatlı yiyecek demektir :)
SÜNNET'İN KÖKENİ
Sünnet iddia edildiği gibi dinlerin tanrısal bir vahyi değil.
İbrahim’in, Mısır’daki seçkinlerin arasına girmek için yaptığı bir uygulamaydı.
Çünkü, Antik Mısır’da sünnet, seçkin olmanın bir işareti olarak görülüyordu.
Peki, Mısır’da sünnet hikayesi nasıl başladı?
Sünnet, İslam’ın, ”Habil ve Kabil” diye alıntıladığı kişiler olan Mısır tanrıları Osiris ve Seth’in hikayesiyle başlar.
Hikayeyi kısaca özetlersek;
Tanrılar Osiris ve Seth ile Tanrıçalar Nephtys ve İsis kardeştirler.
Seth, kardeşi Nephtys ile, Osiris de diğer kardeşleri İsis ile evlenir.
Ama bir sorun vardır ve Seth de tıpkı Osiris gibi, güzel İsis’e aşıktır.
Seth, İsis’e sahip olduğu için Osiris’ten nefret eder, onu öldürme planları yapar ve sonunda Osiris’i öldürüp parçalara ayırır.
Seth, öyle nefret doludur ki, Osiris’in cinsel uzvunu da keser.
İsis, Osiris’in farklı yerlere gömülen vücut parçalarını bulur ve birleştirir ama cinsel uzvu kayıptır.
İşte o kayıp uzuv için halk tarafından törenler yapılır, kötü Seth lanetlenirken, iyi Osiris yüceltilir.
Tanrı Osiris’e bağlılık yemini ederken, kimileri erkeklik uzvunu kökten keser, kimileri ise bir parçasını.
Bu uygulama zamanla ”Osiris’e bağlılık ritüeli”ne dönüşür ve sünnet olanların Osiris’in acısını paylaşan, kutsanmış/seçkin kişiler olacaklarına inanılmaya başlanır.
İbrahim Mısır’a giderken, Mısır’da sünnet çoktan yerleştiğinden, o da seçkinlerin arasına girmek için sünnet olur.
Bu uygulama İbrahim’le birlikte Musevilik’e, ardından İslam’a geçer.
Yani, sünnet zannedildiği gibi ilahi bir emir değil, Antik Mısır geleneğidir.
Not: Yapay zeka ile de tarattım, ama bu yazıyı hep sosyal medyada “alıntı” olarak yayınlamışlar ve kaynağa ulaşamadım. Güzel bir bilgi aktarımı olduğu için de ilettim.
Kemal Kılıçdaroğlu, Timur Soykan yaptığı haber nedeniyle dava açmış...
Çok tanıdık bir siyasi hamle! Kılıçdaroğlu girdiği yola uygun davranıyor!
Ben ise toplumun neredeyse tamamı gibi @timursoykan a güveniyorum elbette!
Kılıçdaroğlu hakkımda suç duyurusunda bulunmuş. Haber kaynağımı basın etiği gereği açıklamayacağım. Umarım Silivri Cezaevi’nde tutuklu Belediye Başkanı Kılıçdaroğlu’nun teklifini açıklayacaktır. Haberin doğruluğundan şüphem yok. https://t.co/kCjhan1Rjy
Çoğu ölüm gibi bu da erken olanlardan Marjane Satrapi de bize veda etmiş, bir zamanlar Persepolis'in Şule Çiltaş'ın Türkçeye kazandırdığı ilk çevirisinin hasbelkader editörlüğünü yapmıştım...
Satrapi sıradan bir çizer değildi, kendini ve bizi dürüstlükle anlatan biriydi...
Bu resmi çok severim ışığı, sıcaklığı her detayı ❤️Ressam Carl Larsson 1901 tarihli ‘Suzanne and Another’
Resimde Larsson’ın kızı Suzanne, bir sandalyenin üzerine çıkmış, duvarın üst kısmını elinde fırça ve boya kabı ile boyarken görülüyor
Pencerenin dışında duran bir erkek figürü – muhtemelen Carl Larsson’ın kendisi ya da atölyede yardım eden biri dış duvarda boyamaya devam ediyor.
Persepolis was one of the most important animated films made.
It showcased that animation can be used to tell serious stories as much as filmed movies.
Marjane Satrapi was a force of nature and we have lost one of the greats.
Marjane Satrapi, İran doğumlu bir çizer, yazar ve film yönetmeniydi. Dünyaca ünlü otobiyografik çizgi romanı ve daha sonra filme uyarlanan Persepolis ile tanındı. Eserlerinde İran Devrimi sonrası yaşamı, kadın haklarını, sürgünü, kimlik arayışını ve özgürlük temalarını işledi.
1969 yılında İran'ın Reşt kentinde doğdu. Genç yaşta Avrupa'ya taşındı ve daha sonra Fransa'da yaşamaya başladı. 2000 yılında yayımlanan Persepolis, İran'da çocukluk ve gençlik yıllarını anlattığı için büyük ilgi gördü. 2007'de aynı adlı animasyon filmi yönetti; film Cannes'da ödül kazandı ve Oscar'a aday gösterildi.
Satrapi ayrıca Chicken with Plums, The Voices ve Radioactive gibi filmlere de imza attı.
Marjane Satrapi, 4 Haziran 2026'da Paris'te 56 yaşında hayatını kaybetti. Ailesinin açıklamasına göre, ölümünden yaklaşık bir yıl önce hayat arkadaşı ve eşi olan Mattias Ripa'yı kaybetmişti. Yakınları, Satrapi'nin eşinin ölümünden sonra derin bir üzüntü yaşadığını ve "acıdan öldüğünü" ifade etti. Basında yer alan haberlere göre ailesi, ölümünü büyük ölçüde bu yas sürecine bağladı.
Kısacası, Marjane Satrapi sadece başarılı bir sanatçı değil; İranlı kadınların, göçmenlerin ve sürgünde yaşayan insanların hikâyelerini dünyaya anlatan en önemli çağdaş sinema ve edebiyat figürlerinden biriydi. Özellikle Persepolis, hem çizgi roman hem de sinema tarihinde önemli bir eser olarak kabul edilir.
Rest in Peace & Love... #MarjaneSatrapi