Görev sırasında meydana gelen kazalar nedeniyle ambulanslarda oluştuğu iddia edilen değer kaybının sağlık çalışanlarından tahsil edilmesine dayanak oluşturan Bakanlık görüşünün yeniden değerlendirilmesi için başvuruda bulunduk.
Sağlık çalışanlarına değer kaybı adı altında rücu edilmesine son verilmesini talep ediyoruz.
Başvurumuzun ayrıntıları için
🔗https://t.co/9IoW1jgpO2
13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.
📢 HAKKIMIZI İSTİYORUZ, MÜCADELEYE DEVAM DİYORUZ!
İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılması talebiyle, konfederasyonumuza bağlı Türk Büro-Sen tarafından yapılan Anayasa Mahkemesi başvurusunun öncelikle görüşülmesi ve adil bir şekilde karara bağlanması için üyelerimiz ve kamu çalışanlarımızın imzaladığı on binlerce dilekçeyi Anayasa Mahkemesi'ne teslim ettik.
Alın terinin karşılığını istiyoruz!
Emeklinin hakkını istiyoruz!
Adaletin gecikmeden tecelli etmesini bekliyoruz!
#TürkiyeKamuSen #İlaveEkÖdeme #tssyanında
Türkiye Kamu-Sen Çorum İl Temsilcimiz Selim Aydın, Malatya İl Temsilcimiz Fevzi Şahin ve Türk Eğitim-Sen Elazığ 1 No’lu Şube Başkanı Fatih Murat Taşkın’a ziyaretleri nedeniyle teşekkür ediyorum.
HAKEM KURULU’NDAN ÇEKİLDİK
Türkiye Kamu-Sen olarak toplu sözleşme görüşmelerinin tüm kurum ve kurullarıyla işletilmesi, kamu çalışanlarının haklarının ilerletilmesi, sorunlarının çözülmesi için bütün gayretimizi gösterdik.
Ancak gelinen süreçte Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun tekliflerinin kamu görevlilerinin sorunlarını çözmeye, beklentilerini karşılamaya yeterli olmadığı, bütün iyi niyetimize rağmen kamu işveren tarafının bu konuda olumlu bir adım atmaması nedeniyle Kamu Görevlileri Hakem Kurulu toplantısından çekildik.
MEMUR ÜVEY EVLAT DEĞİLDİR!
ULUFE DEĞİL, HAKKIMIZ OLANI İSTİYORUZ!
YETERSİZ TEKLİFİ KABUL ETMİYOR, EYLEMLERE BAŞLIYORUZ!
Türkiye Kamu-Sen olarak memur ve emeklilerimizin beklentilerini karşılamayan teklife karşı eylemlere başlıyoruz.
Başkanlar Kurulumuzun aldığı karar doğrultusunda;
📌14 Ağustos’ta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde ve eş zamanlı olarak tüm illerimizde kitlesel basın açıklaması,
📌15 Ağustos’ta sosyal medya etkinliği ile sorunlara dikkat çekilmesi,
📌18 Ağustos’ta ülke genelinde iş bırakma eylemi
Üniversite hastaneleri çalışanlarının başta tayin hakkı, iş yükünün hafifletilmesi ve ücretlerinin iyileştirilmesi olmak üzere temel taleplerinin takipçisiyiz.
Mücadelemizi her platformda sürdürüyoruz.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çalışanları için tüm platformlarda mücadelemizi sürdürüyoruz.
Devletin şefkat eli çalışanların talepleri karşılansın, sorunları çözülsün.