Babam beni tavana asacak kadar deli idi. Kıçımızda don yoktu. Sütümüzde bozukmuş. Para ve makamı görünce kudurdum. Çaldıkça kendimi Allah gibi hissediyorum.
Hee, anı var da; yaptığı kıyağın manevi büyüklüğünü buraya yazsam ağlarsınız. Şimdi bile gözlerim doldu. Bi de sorun şu ki dostlarından biri o iyiliği yaparken izin aldı mı; sonra O'na anlattı mı? Anlattı ıse hatırında kaldı mı? Şaka gibi değil mi? Ben gerçeği yazdım. Nokta.
Yıllar geçse de bazı anılar unutulmaz.
Sayın Reis Sedat PEKER’e dair kendi telefonunuzla çektiğiniz bir fotoğraf veya video ya da unutamadığınız bir anınız varsa bu gönderinin altında paylaşabilirsiniz.
Dehşet verici!
ABD'de, henüz beyin ölümü gerçekleşmemiş bir adamı hastanede üstünkörü bir muayeneyle ölü ilan ederek, o her şeyi hissederken organlarını almaya çalıştılar. Kurtulan ama engelli kalan adamın kız kardeşi, şimdi bu kasaplığı cezasız bırakmamak için mücadele veriyor.
Tekrar kontrol randevusunda doktor yanıma geldi, özür diledi. "Yanlış yaptım. Devletin o özel antiboitiği ödeyip ödemediğin önceden araştırmam gerekirdi" dedi.
Kanada'da önceden 1 böbrek nakli olmuş oğlumun hastaneden çıkışı verildi. Akşam eczaneden ilaç alınacak. Eczacı dedi ki "Bu antibiyotik pahalı. Devlet ödemez. Alacak paranız var mı?" Yok tabiki. Saat 5'ten önce olsa hastane eczanesinden alınabilir. Saat olmuş 8. Geç.
80 yaşında bir amca.
Bir ay önce hastaneye geliyor.
"Önce kardiyoloji ekonu yapsın, sonra gel seni yatıralım." diyorlar.
Evine dönüyor.
Kardiolojiden randevu alıyor.
Ekosunu yaptırıyor, konsültasyon notunu yazdırıyor.
Kendisine verilen tarihte tekrar hastaneye gidiyor.
Yatışı yapılacak.
Ama kendisine net bir saat verilmemiş.
"Her hastadan sonra içeri girip 'Beni yatıracaktınız.' diye söyleyecek, sekreter içeri almıyor.
Sıranız gelince çağıracağız." diyor.
Amca derdini anlatamadan bekliyor.
Konuşabildiğinde saat 15.30.
Bu kez de:
"Niye bu kadar bekledin? Artık geçti. Yarın gelirsin. Günübirlik yatışın yapılır, ilacını takar, göndeririz." diyorlar.
Amca yine evine dönüyor.
Ertesi gün tekrar geliyor.
Bu kez yatışı yapılıyor.
Yedinci katta.
Yanında kızı var.
Kızının eline bir kâğıt veriyorlar orada.
"Bunu dahiliyeye imzalatın. Ona göre ilacı çekeceğiz." diyorlar.
Dahiliye nerede, sekizinci katta.
Çıkıyor sekizinci kata kızı.
Bu kez dahiliye servisindeki sekreter
"Hoca sıfırıncı katta." diyor.
Asansör bekliyor.
İniyor.
İmzayı alıyor.
Tekrar yedinci kata çıkıyor.
Koskoca şehir hastanesi.
Tıklım tıkış asansörler.
Uzun uzun yürümek uzun uzun beklemek gerekiyor her defasında.
Bu kez de:
"Saat geçti. İlacı çekmek için öğleden sonrayı bekleyeceğiz." diyorlar.
Sabah 8.30 da girdikleri hastanede ilaç güç bela öğleden sonra saat 15.00'te takılıyor.
Tedavisi gece 00.00'da bitiyor amcanın.
Amca gece yarısı kızıyla birlikte taksiyle evine dönüyor.
Taksi ücreti: 1.650 lira.
Bu örgüde bir hata yok mu?
Hatta bir değil, birçok hata...
Peki bunun sorumlusu kim?
Hekim mi?
Yoksa hastayı katlar arasında dolaştıran, günlerce bekleten, devasa şehir hastanesinde işlemleri birbirine bağlayamayan sistem mi?
Taburcu eden doktor bulundu. Eczacıya dedi "Ya ilacı vermelisin, ya hastaneye geri yatış. Transplant var. Riskli" Eczacı eyalette acil sağlık problemlerine bakan yer varmış ve 24 saat çalışılmış. Oradan sırf o ilaç için ödenek aldı, ilacı aldık, tedavi başladı.
İlker Başbuğ’dan cihat Yaycı’ya bir referandum sözüdür gidiyor. Ülkenin parçalanmasını, bağımsızlık mücadelesi için emperyalizme karşı verilen binlerce canın kararını; sayamadıkları, hileli bir düzenin işleyişiyle ağalık, şeyhlik, müridlik ilişkisindeki millete götürerek, ‘halk karar verdi’ sözüyle çözmek istiyorlar.
Tam bir kurtlar sofrasında çakallar uluyor. Akbabaların gözü sofranın artıklarında.
bunu hayatta yemem.
Ne kadar veriyorsam, o kadarına razı gelecek okuyanlar... Beğenmeyen de hemen gidebilir.
Bu düzene söyleyecek sözüm çok da beni, ailemi, onurumu koruyacak kalitede dostlarım yok ve Silivri istisnasız her mevsimde çok soğuk bir yer...
Sayın Başarır,
Geçen sene oğlumun davasında “suça sürüklenen çocuk sorunu da bu davanın başka bir gerçeğidir” demiştiniz.
Benim oğlum 14 yaşında, kaykayla dolaşan, kimseye zararı olmayan bir çocuktu.
Onu bıçaklayanlar “sürüklenen çocuk” değil, çocuk katili.
Siz hâlâ o “ancak”lı cümleleri kuruyorsunuz.
Biz hâlâ oğlumuzun kanının yerde kaldığını, indirim kapılarının açık bırakıldığını yaşıyoruz.
Milletin gerçek gündemi emekli, asgari ücret, barınma…
Doğru.
Ama bir annenin evladını sokak ortasında kaybetmemesi de milletin gerçek gündemidir.
Siz konuşmaya devam edin.
Biz de unutmayacağız.
Ne o “suça sürüklenen” masallarını, ne de çocuk katillerine indirim kapısı bırakanları. #MinguzziYasasıTariheGeçiyor @TBMMresmi@TBMMGenelKurulu@yenipartiyiz@eczozgurozel
Bak hele, kime gazeteci denileceğine karar verecek konumda zannediyor kendisini sosyete iğnecisi. Pazarladığı covid aşıları binlerce kişiyi kalp krizinden öldürdükten sonra hızını alamayıp zayıflama iğnesi satmaya başlayan eli kadehli, çorabı fileli geçkin Pzizer mümessiline bak..
Ben tutukluyken cezaevine evrak yağdırmaya devam etti bu. Kendisi gibi küresel ilaç şirketlerinin artıklarıyla beslenen bir kaç kriminal doktoru da arayıp "Siz de dava açın ki mükerrere düşüp cezaevinde daha fazla kalsın" diye akıl vermiş.
Olmayan aklı, cezaevinin bizim için "ceza" değil, okul olduğunu bir türlü anlayamadı.
Üstelik utanmadan yanlış bilgi vermiş. Tazminat davasını istinaf bozdu. Ödediğim paranın üçte birini geri aldım, kalanını da takipteyim.
Bir de muhalifmiş gibi twitler atmaz mı fileli çoraplarıyla, ilaç şirketlerinden bedavaya getirdiği gezilerden paylaştığı kokoş fotoğraflarla:))
Malezya, dünyada “en iyi emeklilik hayatı yaşanacak ülkeler” sıralamasında 1’inciymiş,
İlginç, değil mi?
Neden olduğuna bakalım:
-Hayat maliyeti çok uygun: Batı ülkelerine (özellikle ABD/Avrupa) göre çok daha ucuz. İki kişinin rahat bir emeklilik hayatı için, aylık ortalama 1.200-1.500 Dolar yeterli olabiliyor.
-Sağlık sistemi: Özel hastaneler yüksek kaliteli (birçok doktor Batı’da eğitim almış), fiyatlar ise Batı’nın çok altında.
-Çok kültürlü ve İngilizce konuşulan bir ülke: Malay, Çinli, Hint kökenli nüfus bir arada; İngilizce yaygın, yabancılar için entegrasyon kolay.
-Yemek kültürü: Dünyanın en çeşitli ve lezzetli mutfaklarından biri (ucuz ve kaliteli).
-Konum avantajı: Güneydoğu Asya’nın ortasında, Asya’nın diğer ülkelerine kolay ulaşım.
-Hayat dengesi: Modern şehirler (Kuala Lumpur, Penang), doğa, yavaş tempo.
-Uzun süreli kalış imkânı: MM2H (Malaysia My Second Home) gibi programlarla uzun vadeli vize alınabiliyor.
Altın için yeni hedef: 4.650 dolar
Standard Chartered altında yükseliş beklentisini korudu. Bankanın tahmini net: ons altın üçüncü çeyrekte ortalama 4.200 dolar, son çeyrekte 4.650 dolar.
Uzun vadede ise 5.000 dolar seviyesinin yeniden test edilebileceği söyleniyor.
Şimdi asıl ilginç kısım.
Ons altın şu an 4.050 dolar civarında işlem görüyor. Yani üçüncü çeyrek ortalamasının 4.200 dolar olması için altının çeyreğin kalanında bu seviyenin epey üzerine çıkması gerekiyor.
Ağustosun ilk günlerindeyiz. Çeyreğin bitmesine iki ay kaldı. Bu tahmin aslında "yakında sert bir hareket geliyor" demenin kibar hali.
Bir de şu detay var: altın son 52 haftada 3.311 dolar ile 5.595 dolar arasında dolaştı.
Yani altın 5.000 doları zaten gördü. Şu an oradan yaklaşık yüzde 27 aşağıdayız. Standard Chartered'ın "yeniden test" ifadesi tam da bunu anlatıyor. Yeni bir zirve değil, eski zirveye dönüş.
Benim buradan okuduğum şey şu.
Piyasa 2026'nın ilk yarısında altında büyük bir balon şişirdi ve sonra havasını aldı. Şimdi soğuma dönemindeyiz. Bankaların yaptığı da yeni bir hikaye kurmak değil, eski hikayeye geri dönmek.
Peki o hikaye neydi? Merkez bankalarının alımı, jeopolitik risk ve dolara duyulan güvenin aşınması.
Bu üç başlıktan hiçbiri ortadan kalkmadı. Sadece fiyatlamadan çıktı.
ABD ile İran arasındaki görüşme belirsizliği güvenli liman talebini canlı tutuyor. Bu hafta açıklanacak ABD istihdam verileri ise Fed'in faiz patikası için kritik.
İşte altının asıl kırılma noktası burada. Zayıf istihdam verisi, faiz indirimi beklentisini büyütür. Reel faiz düşerse altın nefes alır. Güçlü veri gelirse 4.000 doların altı test edilir.
Dikkat ��eken bir başka gelişme daha var: Tether altın rezervini 146 tonun üzerine çıkardı. Bir stablecoin ihraççısı orta ölçekli bir merkez bankası gibi altın biriktiriyor.
Bu tek başına fiyatı hareket ettirmez ama yönü anlatır. Altına talep artık sadece merkez bankalarından gelmiyor.
Kısacası 4.650 dolar hedefi bana uçuk gelmiyor. Ama oraya düz bir çizgiyle gidileceğini de sanmıyorum.
Bu tür tahminler genelde varış noktasını doğru, yolculuğu yanlış tahmin eder. Yol boyunca sert düşüşler görürüz, çoğu kişi paniğe kapılır, sonra fiyat hedefe ulaşır.
Sabır bu piyasada en pahalı şey.
Bu içerik kişisel görüş ve yorumdan ibarettir, yatırım tavsiyesi değildir.
Sizce altın yıl sonunda hangi seviyede olur?
Bazı siyasetçilerin -doğal yollarla bile olsa- her canlı gibi günün birinde öleceğini kıyısından köşesinden imâ eden her türlü söz ve yazı yasak...
Buna kalkışanlar, "hakaret"ten tutuklu olarak yargılanıyor.