Ben tarafsız değilim. Açık seçik taraf tutuyorum. Yobazlığa karşıyım, ırkçılığa karşıyım, gericiliğe karşıyım. İnsanların sömürülmesine ve savaşa karşıyım
Eski ABD Başkanı Ronald Reagan'ın Hukuk Danışmanı Bruce Fein:
"Asıl katliamı Anadolu'da 2,4 milyon insanı katleden Ermeni çeteler yaptı. Türkler arşivlerini açtı, Ermeniler reddetti. Ermeniler, tüm dünyadan ama özellikle de Türklerden özür dilemek zorunda...
Reagan'ın talimatıyla Avrupa'daki askeri arşivler ve Osmanlı arşivlerinde araştırma yaptık. Soruşturmada Ermeni soykırımı iddialarının asılsız olduğu ortaya çıktı. 1,5-2 milyon Ermeni'nin katledildiği iddiaları, Ermeni tarihçilerin uydurması...
Rumlar, Kürtler, Çerkezler, Araplar ve Ermeniler, Osmanlı'da üst düzeylerde görev yapıyorlardı. Birinci Dünya Savaşı'nda Ermeniler ana vatanlarına ihanet ettiler ve Osmanlı'nın düşmanlarına katıldılar.
Ermeniler, Kafkasya Cephesi'nde Osmanlı'ya karşı Ruslarla birlikte savaştı. Türk ve Gürcü köylerini yağmalayıp içindekileri öldürdüler. Araştırmamız sırasında Türkler arşivlerini açtı, Ermeni tarafı arşivlerini göstermeyi reddetti."
Kaynak : https://t.co/GEygUsqI33
İktisatçı Mahfi Eğilmez: "Evde eski dergileri karıştırırken aralarında bir marketin 2017 yılı Mart ayına ilişkin fiyat broşürünü buldum.
Sonra aynı marketin internet sayfasına girerek aynı ürünlerin bugünkü fiyatlarını çıkardım ve bu iki fiyat setini karşılaştırdım."
Son yayımlanan hakemli bir araştırmaya göre, 2025 yılında yapay zekâ sistemleri 312 ila 765 milyar litre su tüketti.
Bu miktar, dünya genelindeki şişelenmiş su endüstrisinin yıllık toplam tüketimine eşdeğer.
Bu suyun büyük bölümü görünmeyen bir yere gidiyor:
veri merkezlerinin soğutulmasına.
ChatGPT gibi büyük modeller, yoğun hesaplama sırasında ciddi miktarda ısı üretiyor.
Bu ısıyı düşürmek için kullanılan buharlaşmalı soğutma sistemleri, devasa ölçekte su harcıyor.
Aynı çalışma, yapay zekânın karbon ayak izini 32,6 ile 79,7 milyon ton CO₂ arasında hesaplıyor.
Bu, New York’un enerji ve ulaşım kaynaklı yıllık emisyonlarıyla karşılaştırılabilir bir seviye.
Yapay zekâ hızla büyürken, uzmanlar net bir uyarı yapıyor:
Eğer veri merkezleri yenilenebilir enerjiye geçmez ve daha gelişmiş soğutma teknolojileri kullanılmazsa, çevresel yük katlanarak artacak.
Ortadaki çelişki açık.
İklim krizini çözmede yardımcı olması beklenen bir teknoloji,
kontrolsüz büyürse kendisi büyük bir çevre sorununa dönüşebilir.
Yapay zekâ geleceği şekillendirebilir.
Ama bu geleceğin hangi bedelle inşa edildiğini görmezden gelirsek,
hesabı doğa ödeyecek.
İsrailli siber casusluk şirketi Intellexa ve amiral gemisi ürünü Predator'e dair yeni veriler ifşa oldu!
İnternette rastgele karşımıza çıkan reklamlar üzerinden telefonlarımıza sızabilen Predator casus yazılımıyla ilgili ortaya çıkan detaylar şunu gösteriyor; Şimdiye kadar bildiğimiz bütün gelişmiş casus yazılımları (Pegasus dahil) unutabiliriz!
Yapılan incelemelerde, yakın zamanda Pakistan ve Irak'ta tespit edilen Predator casus yazılımının günümüzde hala aktif olduğu ortaya çıktı.
Intellexa'nın amiral gemisi ürünü olan Predator casus yazılımını aslında yıllar önce yazmış, konuşmuştuk. Ne kadar gelişmiş seviyede bir siber silah olduğunu orada görmüştük. Onu geliştiren şirketin kolları ve karanlık yapısını da detaylıca anlatmıştık.
Birkaç gün önce ortaya çıkan bilgiler ise dünyanın karşı karşıya kaldığı tehdidin nasıl giderek büyüdüğünü gösteriyor.
2019 yılında devletlere satılmaya başlanan Predator bugün hala aktif durumda ve güncel olan tüm iOS ve Android cihazlara sızabiliyor.
Telefonları tamamen ele geçiren bu yazılım;
-Signal ve WhatsApp dahil tüm mesajlaşma uygulamalarındaki görüşmeleri okuyabiliyor ve dinleyebiliyor,
-Anlık olarak mikrofonu açıp ortamdan ses kaydı alabiliyor,
- Tüm e-posta, SMS ve mesajları okuyabiliyor,
-Anlık cihaz konum bilgilerine ulaşabiliyor,
-Anlık ekran görüntüleri alabiliyor,
-Anlık olarak kamerayı açıp ortamdan görüntü alabiliyor,
-Cihazda saklanan her türlü fotoğraf, saklanan şifreler, rehber vs verilere erişebiliyor...
Şirket İsrailli ancak Dubai'den Yunanistan'a, Kuzey Makedonya'dan Çek Cumhuriyeti'ne kadar uzanan onlarca paravan şirketlere sahip. Casus yazılım satışlarını bu paravan şirketler üzerinden yapıyor.
Ortaya çıkan belgelerde Predator'un çeşitli sızma yöntemleri var. Pegasus'ta da gördüğümüz "0-click" ve "1-click" yöntemleri malum. Çoğunlukla WhatsApp'tan gelen bağlantı veya dosyalar üzerinden (tıklama olmasa bile) sızma söz konusu.
Ancak iki ilginç sızma yönteminden daha bahsetmek gerek;
Sızan dokümanlarda, Intellexa bu yöntemleri "Taktik" ve "Stratejik" olarak sınıflandırmış;
Taktik yöntemde; Fiziki erişimle veya sahte baz istasyonuyla hedefin mobil telefon bağlantısını 2G'ye düşürerek cihaza casus yazılımı sızdırıyorlar.
Stratejik yöntem ise sıra dışı...
"Aladdin" adı verilen bir vektör ile cihaz internette gezinirken rastgele çıkan reklamlar üzerinden casus yazılımı sızdırıyorlar!
Intellexa Aladdin'i, dünyanın herhangi bir yerindeki hedef cihazlara bulaşmasını mümkün kılabilecek bir stratejik enfeksiyon vektörü olarak geliştirdi.
Aladdin sistemi kısaca şöyle işliyor;
Operatör (istihbarat servisi ya da ilgili devlet kurumu) tarafından oluşturulan kötü amaçlı bir reklamın, hedef kişi ya da kişilerin telefonunda gösterilmesi sağlanarak Predator hedefin telefonuna bulaşıyor.
Predator'un sızmasını sağlayan kötü amaçlı reklam, güvenilir bir haber sitesi, bir mobil uygulama veya herhangi bir web sitesinde sunulabiliyor ve hedefin şüphelenmeyeceği şekilde, tıpkı sıradan reklamlar gibi de görünebiliyor.
Şirketten sızdırılan belgeler, reklamlara tıklamaya gerek kalmadan, yalnızca görüntülenmesi bile Predator'un hedef kişi ya da kişilerin cihazına bulaşmak için yeterli olduğunu açıklıyor.
Intellexa, 2025'in başından bu yana bu alana giderek daha fazla odaklanmış. Burada büyük bir stratejik plan söz konusu. Çünkü şirket, küresel reklam ekosistemine sızmak için çok sayıda paravan şirket inşa etmiş.
Elde edilen verilerde başka detaylar da var;
Intellexa'nın Predator casus yazılımının son birkaç ay içerisinde Pakistan ve Irak'ta kullanıldığı tespit edildi. Hatta ilave olarak, birkaç ay öncesine kadar Suudi Arabistan, Mısır, Özbekistan ve Kazakistan'da da Predator casus yazılımı kullanılıyordu. (Belki hala kullanılıyor)
@haaretzcom , @googlecloud, @insidestory_gr , @amnesty ve @RecordedFuture 'daki uzmanların bulgularına göre, Intellexa yöneticileri, müşterisi olan her ülkeye bir takma isim vermiş.
Buna göre Predator'ı satın alan ülkelerin her biri Dragon, Eagle, Falcon, Flamingo, Fox, Glen, Lion, Tiger, Loco, Phoenix, Rhino gibi hayvan isimleriyle kodlanmış. (Bu kodlamayı, Pegasus'un geliştiricisi NSO Group da yapıyor)
Ortaya çıkan belgelerde ilginç bir bulgu daha var;
Şirketin müşterilere (istihbarat servislerine) yönelik hazırladığı eğitim videolarından bazıları sızdırılıyor. Bu videolar bir şeyi açık ediyor;
Intellexa, fiziksel olarak devlet kurumlarında bulunanlar da dahil olmak üzere Predator sistemlerine ve sunucularına uzaktan erişimi sürekli olarak sürdürebiliyor. Yani Intellexa, devletlere sattığı Predator'u o devletin nasıl kullandığı, kimleri hedef aldığı ve neler elde ettiği gibi bilgilere kolaylıkla erişebiliyor.
Bu bilgi, benim yıllar önce Pegasus ifşaları sürerken dile getirdiğim bir düşünceyi de doğrulamış oluyor. Intellexa veya NSO Group gibi şirketler İsrail hükümetiyle sadece elde ettiği maddi geliri paylaşmıyor. Devasa istihbarat verisini de İsrail hükümetine veriyorlar. İşte böylece, Pegasus ve Predator gibi yazılımları satın alan devletlerin topladığı her türlü veri ve bilgi olduğu gibi İsrail devletine gitmiş oluyor.
Intellexa, özellikle son üç yıldır mobil cihazlara yönelik sıfırıncı gün güvenlik açıklarını istismar eden dünyadaki en yaygın casus yazılım sağlayıcısı konumuna geldi. Bu yönüyle NSO Group'u geride bırakmış oldu. Zaten dünya çapında onlarca bağlı alt şirket ve paravan şirkete sahip başka bir siber casusluk devi yok.
Geçen yıl ve önceki yıllarda defalarca ifşa olmasına, tepkiler toplamasına ve hatta ABD'den ve AB'den yaptırım cezaları almasına rağmen Intellexa, devletlerin istihbarat servisleri için faaliyetlerine devam ederek yeni güvenlik açıkları edinme veya geliştirme çabasını sürdürüyor.
Öyle ki Intellexa, son dört yıldır sadece Android'deki 15 farklı sıfırıncı gün güvenlik açığını istismar etmiş. Bu konuda daha çok hedef olan ve güvenliği daha fazla ihlal edilen Apple cihazlarda bu sayı daha da yüksek.
Intellexa, Yunanistan merkezli olsa da şirket tamamıyla İsraillidir. Kurucusu Tal Dilian, İsrail askeri istihbarat servisindeki Unit8200 ve Unit81'de üst düzeyde görevlerde bulundu. 2008 yılında bu endüstriye girdi ve bugün dünyanın pek çok ülkesine paravan şirketlerle yayılan bir "casus yazılım baronu"nu yönetiyor.
Tal Dilian, Intellexa ve Predator hakkındaki tüm detayları ve bunların dahil olduğu skandalları, ayrıca Yunanistan, Fransa ve İspanya gibi ülkelerdeki Predator üzerinden yürütülen dinleme olaylarını ve çok daha fazlasını "Siber İstihbarat Savaşları" kitabımda bulabilirsiniz; 👉 https://t.co/IDVbRUAC6x
İstanbul Finans Merkezi yaklaşık 2 milyar USD'ye mal oldu. Bakınca insan heyecanlanıyor. Gurur duyuyor. Ne güzel binalar yapıyoruz yahu. Helal olsun size🤢😟🥺😡
Ha bu arada:
● 1,4 milyon hektar kamu arazisini damla sulama ile üretime açan bir ‘Kamu Arazisi Hububat Programı’ uygulasaydık:
● Yıllık 6,1 milyon ton hububat üretilir,
● Arpa ithalatı %100, buğday ithalatı da %40 azalır,
● Böyle bir yatırımın yıllık brüt cirosu 3.1 milyar USD, yatırım ise yaklaşık 4 milyar USD olur,
● Yatırım kendini 2 yıldan az sürede geri öderdi.
● Tarlada 70–140 bin,
● Tarım zincirinin tamamında ise 175–350 bin tam zamanlı istihdamı desteklerdi. Hem de doğu ve güneydoğu Anadoluda.
Yani o 2 milyar USD'yi kendi kendimize gelin-güvey olduğumuz, İstanbul Finans Merkezi'ne harcamak yerine toprağa yatırsaydık, çoktan yatırımı geri döndürmüştük.
Biz "Parayı toprağa yatırmayın" diyoruz ama yanlış anlaşılıyor. Onlar bina yapıp toprağa parayı gömüyorlar.
Şimdi size bu anti-Kemalistlerin "yokmuş" gibi davrandığı trajik bir hadiseyi anlatayım da kim kilise meraklısı, kim papaz müptelası onu anlayalım.
Sene 1924... Lozan yürürlüğe girmiş, Mübadele Anlaşması kapsamında karma komisyon, sınır dışı edilecek Rumları tespit ediyor... Hakkında sınır dışı kararı alınanlardan biri de İstanbul'daki Derkoi Metropoliti Konstantin Arapoglou...
Patrik 7. Gregorios, 17 Kasım 1924'te vefat edince, oldu bittiye getirip yerine kim seçiliyor dersiniz? Hakkında sınır dışı kararı bulunan Konstantin Arapoglou...
Tabi Kemalist Türkiye'nin bu konularda şakası veya tavizi olmaz. Ankara ayağa kalkıyor. Bizim gericilerin dinsiz, imansız diye hakaret ettiği Kemalist mebuslar ateş püskürüyor. Haliyle hükümet Patrikhane'nin seçimini tanımıyor.
Ankara'nın kararı üzerine Yunanistan Avrupa kamuoyunu ayağa kaldırıyor. Tarihe dikkat. Aralık 1924... Altı ay önce Nasturiler ayaklanmış, beş ay önce İngilizlerle Musul nedeniyle çatışma yaşanmış, dört ay önce Bitlis'te Kürt İstiklal Komitesi deşifre edilmiş, iki ay önce Şeyh Sait gizliden gizliye isyan hazırlığına başlamış, Seyyit Abdülkadir İstanbul'da İngilizlerden destek arayışında, Vahdettin yanlısı Tarikatı Salahiye örgütü Anadolu'da Ankara karşıtı faaliyete çoktan geçmiş...
Dikkatinizi çekerim o tarihte İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar henüz Ankara'yı başkent olarak bile tanımıyor. Popüler tabirle "meşruiyet" kazandırmak istemiyorlar. Yani Yunanistan'ın patrik seçimi nedeniyle Avrupa'yı ayağa kaldırması boşuna değil. Rejimi yıkmak için fırsat kollanıyor.
Hani bizim gericilere göre Kemalist Türkiye'yi İngilizler kurmuş ya(!) Daha 1924'te yıkmak için nasıl da dört koldan çaba harcıyorlar. Ama bizim Kemalistler bu ortamda bile hakkında sınır dışı kararı verilmiş metropoliti patrik olarak tanımak istemiyor. Ulusal bağımsızlık konusunda o kadar saplantılı derecede takıklar.
Neyse, 28 Ocak 1925'te Arapoglou hakkında resmen sınır dışı kararı veriliyor. Koskoca Patrik'i postalayacaklar. Atina iyice deliriyor. Türkiye'yle savaşın eşiğine geliyorlar.
Atatürk o sırada Adana'da... Savaş riskini görür görmez trenle Ankara'ya yola çıkıyor. Vagonda haritalar serilmiş, harp oyunu oynanıyor. O sıra Celal Bayar şarap getirilmesini istiyor. Ve Atatürk'ten hayatında ilk kez zılgıt yiyor. Hatıratında anlatmış. "Zevk-u sefa bitmiştir. Şimdi işin içindeyiz Ne şarap ne başka bir içki, içemezsiniz" diye gürlemiş. Konya'ya kadar incelenmiş haritalar. Neticede "Çekerim Yunan’ı Çatalca’ya kadar. Orada kuşatır, işini bitiririm" demiş Gazi'miz... Geri adım yok. Binbir tehlikenin içinde patrik için taviz maviz yok.
Sonuç olarak Kemalistler papaz için taviz vermemiş. Şutlamışlar gitmiş. Bir ay sonra da Şeyh Said isyanı patlak verdi.
İşte bizim gericiler Şeyh Sait'in haksız yere idam edildiğini utanmadan türkü gibi çığırır ama o hengamede savaşı göze alıp patriği şutladıklarını fısıldamazlar bile.
Kemalistler cami yerine kilise edermiş :) Güleyim bari.
Edebiyatını yaptığınız Ayasofya'da kıldığınız her namazı Kemalistlere borçlusunuz. Bu sizin kaderiniz koçlar.
Ha, bu arada... Arapoglou'nun kemikleri var ya... Yıllar sonra Türkiye'ye getirildi. Hangi hükümet getirdi, onu da gericiler bir zahmet baksın, öğrensin. Ama oturarak... Düşüp bayılmasınlar.
Çin, Atatürk’ün Başlattığı Vizyonu Yaşıyor! Çin’de saygıdeğer üniversitelerde dersler veriyorum ve profesörler Atatürk’ün reformlarının Çin’in eğitim ve politika çevrelerinde incelendiğini, Çinli öğrencilerin Atatürk’ü dünya tarihinin en büyük modernleştiricilerinden biri olarak ders kitaplarında öğrendiklerini anlattı.
Gösterdiler ki, 1920’lerde ve 1930’larda Atatürk’ün Türkiye’de başlattığı reformlar, 20. yüzyılın sonlarında Çin’in reformlarına ilham olmuştu. Türkiye’nin dönüşümünü dikkatle incelemiş, kendi modernleşme yol haritalarını bu temeller üzerine inşa etmişlerdi.
1923, Türkiye: Atatürk saltanatı kaldırır, Cumhuriyeti kurar. Güç halka geçer.
1949, Çin: Hanedanlar devri biter. Halk Cumhuriyeti kurulur. Güç halka geçer.
1928, Türkiye: Arap harflerine veda, Latin alfabesine merhaba. Okuryazarlık devrimi başlar.
1956, Çin: Binlerce karakter sadeleştirilir. Okuryazarlık ulusal bir görev olur.
1933, Türkiye: İlk Beş Yıllık Plan. Sanayileşme, strateji, kalkınma.
1953, Çin: Kendi Beş Yıllık Planlarını başlatır. Planlı kalkınma, disiplinli büyüme.
1924–1933, Türkiye: Dini eğitim yerine bilim gelir, okullar modernleşir.
1950’ler, Çin: Eğitim sekülerleşir, bilim öne çıkar.
1934, Türkiye: Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilir.
1950’ler, Çin: Kadınlar yasalarla eşitlenir. “Kadınlar göğün yarısını taşır.”
1925–1937, Türkiye: Kıyafetten medeni kanuna kadar batılılaşma adımları.
1980–1990’lar, Çin: Hukuki, ekonomik ve kültürel modernleşme hız kazanır.
1930’lar, Türkiye: “Kendi sanayimizi, kendi onurumuzu kuralım.”
1978–1985, Çin: “Dört Modernizasyon.” Sanayi, savunma, bilim, tarım.
Yaklaşık bir yüzyıl farkla atılan adımlar ama felsefe aynı:
Bilim hurafenin önünde,
ilerleme nostaljinin önünde,
eğitim ulusun belkemiğidir.
Her iki ülke de benzer bir dönüşüm çizgisi izledi. Gelenekten modernliğe, izolasyondan açıklığa, kıtlıktan inovasyona.
Atatürk’ün temel ilkeleri olan bilim, eğitim, sanayileşme ve ulusal egemenlik modern Çin’in yapı taşları haline geldi.
Çin, Atatürk’ün Türkiye için başlattığı vizyonu yaşıyor.
Atatürk bu yolculuğu başlattı. Ama Türkiye son 23 yıldır o yoldan bilinçli bir şekilde uzaklaşıyor.
Neden?
Bir millet neden geriye gitmek ister ki?
Oysa Çin, Atatürk’ün reformlarını inceledi, saygı duydu ve adım adım uyguladı.
Sonuç ortada.
Bir devin uyanışı, planla, disiplinle, eğitimle.
İşte bu yüzden Çin’e saygı duyuyorum.
Çünkü onlar, Atatürk’ün başlattığı planı onurlandırdılar. Bilimle, eğitimle, eşitlikle, disiplinle ilerlediler ve o yoldan asla sapmadılar.
Atatürk her zaman haklıydı.
Sadece tarihe değil, bilime, eğitime ve akla inandı. Bugün sonuçlar ortada.
Çin denince akla gelen inovasyon, altyapı, öz yeterlilik, küresel saygı.
Türkiye’nin içine düşürüldüğü ayrışma, yozlaşma, çürüme, bilime ve eğitime yabancılaşma.
Bilim yalan söylemez.
Sonuçlar da öyle.
Ve artık açıkça görülüyor:
Atatürk’ün vizyonunu kim taşıdı, kim unuttu.
Atatürk’ün vizyonu kitap sayfalarında unutulmak için değil, her Türk’ün zihninde, her sınıfta, her buluşta, her ilerlemede yaşamak içindi. O yol belliydi, bilimi pusula yapmak, eğitimi motor yapmak, eşitliği temel yapmak.
Bir gün Türkiye yeniden o “varsayılan ayarına” döner umarım. Aklın, bilimin ve cesaretin yoluna. Çünkü milletler, mucize bekleyerek yükselmez. Mucizeleri yaratarak yükselir. Tıpkı Atatürk’ün bize öğrettiği gibi.
@Modalife
Modalife firmasından annem ve babam evine bir koltuk takımı aldım hayatım da ilk defa komik bir bahane ile 2 aylık koltuklarin makasları bozuldu ve servis 300 TL makas için garanti dışı deyip 2500 TL para istedi
Bu aymazlık bununla kalsa ii
Servisin elemanj bu ürün
#btc
Bariz bir düzeltme hareketinin içindeyiz. Haftalık bazda olan bu hareketin ilk tepki alanını 98.2k akabinde ise 92k olarak öngördüm ve kanalımda 3 hafta önce yazdım. Bizim ekip rahat, X için ufak bir gösterim paylaşayım istedim.
Frequently Asked Questions on the Binance Button Game | Sign up as a Binance user to get 100 USD worth of trading fee rebates now!
https://t.co/63g9tYNGuT