How do you say “cyclops” in Arabic? (jumping on the Odyssey train!) 1/2
Medieval geographer al-Bakrī (d. 1094) reports that cannibals once lived on the isle of Sicily, among them “a race of monsters with a single eye in the middle of their foreheads, known as...
You cannot treat “empire” and “colonial empire” as synonyms. The Ottoman state expanded through conquest and surely maintained an unequal political order, but its structure was different from that of a European national metropole ruling overseas colonies whose inhabitants were kept outside the imperial center.
The Ottoman ruling class itself was recruited from across the empire. Men of Albanian, Bosnian, Serbian, Greek, Georgian and Circassian background entered the palace, army and bureaucracy and could reach the highest offices. Ayas Pasha, taken through the devşirme system from an Albanian family, became grand vizier. Christian Phanariot Greeks served as chief interpreters of the imperial council and were appointed to govern Wallachia and Moldavia. In the nineteenth century, Alexander Karatheodori, a Greek Orthodox Ottoman, became foreign minister. Gabriel Noradounghian, an Armenian Ottoman, later held the same office. Arabs, Armenians, Greeks, Jews and Balkan Muslims represented their provinces in the Ottoman parliament.
As for geography, you can’t erase the distinctions between a province, a vassal state, a tributary principality and an autonomous dependency. For example, Ottoman Hungary was organized into provinces. Wallachia and Moldavia were tribute-paying principalities. Crimea was a vassal khanate. Dubrovnik retained its own institutions and paid tribute. Egypt moved from direct provincial administration to hereditary and largely autonomous government. Syria and Palestine belonged to the Ottoman provincial system. Calling every one of these territories a “colony” does not explain how Ottoman rule worked.
Hoca çok basitçe üç tavsiye istemiş, yok üç kitap yetmez diyen mi dersin, Gılgamış diyen mi dersin (Allah'tan kurgu olmasın demiş), orta okul seviyesinde kitap öneren mi ararsın...
Millet ne cins ya.
Eğitimi ve uzmanlığı hangi alanla ilgili olursa olsun, bilgili kültürlü bir insanın mutlaka okuması gereken üç (kurgu dışı) kitap tavsiye edecek olsanız bunlar hangileri olurdu?
Ayet çok manidar. Çok temiz bir arkadaşımın kıymetli babası son nefesinde okumuştu. Ondandır ezberimde.
"Rabbî gad âteytenî mine'l mülki
Ve allemtenî min te'vili'l ehâdisi
Fâtıra's semavati ve'l ardi
Ente veliyyî fi'd dünya ve'l ahırati
Teveffenî müslimen ve'lhıgnî bi's salihîn"
Dükkanda benden evvel iki hanım vardı. Ne içinse, onlara para istemez, dedi. Beş dakikada, saatimin pilini değiştirdi; yeni olan öbürünün de imalat arızasını giderdi. Makul bir ücret aldı. İzniyle hatların resmini çektim: er-rızku alellah! (Rızk Allah'tandır.) teveffenî müslimen ve elhıknî bi's-sâlihîn. (Müslüman olarak canımı al ve beni iyi kulların arasına kat!) Hakikatli esnaf!
Sabaha kadar beklediğimize değdi. Bu kadar kibirli bir elemanın yenilmesine ancak sevinebilirim. Harbiden suratı değişmişti artık.
Gururlanma padişahım senden büyük Allah var...
@IsmailRoyer Mushroom hunting is a dangerous game. All it takes is one wrong morsel. Equally addictive though!
Here's a lethal mushroom from the area I live, which looks almost identical to a certain edible one.
Bu tarz anekdotları (her ne kadar temsil kabiliyeti sınırlı olsa da) günümüz ile mukayese edince, yaşadığımız seviye düşmesini yeterince idrak edemiyoruz diyorum.
Fatih devri ulemâsından Hatîbzâde ile Efdalzâde bayramlaşma için saraya çağrılıyorlar. Efdalzâde oradaki vezirlere selam verince, Hatîbzâde buna çok kızıyor.
Göğsüne vurup, "Bunlar devlet adamı (yani tekin tipler değil), ilmin şerefini koru. Onlar selam verirse alırsın" diyor.
@khateeb88 Same narrative sometimes here in Türkiye: "while they were doing this and that scientific research, the Ottoman scholars were debating the gender of the angels."
Kitap ve bıçağı bir arada görünce Mütenebbî'nin kendi ölümüne sebep olan şu beyiti aklıma geldi:
الخیل واللیل والبیداء تعرفني
والسیف والرمح والقرطاس والقلم
El-haylu ve'l leylü ve'l beydâu ta'rifunî
Ve's seyfu ve'r rumhu ve'l kırtâsu ve'l kalem
Çankırı. İlk gördüğümde enteresan gelmişti. Ama iç mekana girince hakikaten hem kitabevi hem de hırdavatçı olduğunu görünce camdaki yazıyı yanlış okumadığımı anladım
Merhum Muzaffer Efendi'nin buradaki teşeyyü' kokan ifadeleri, sahaflardaki komşusu şemseddin yeşil'in tesirinden naşidir. Bu ses kaydında da şiilerin itibar ettiği birçok rivayet mevsuk gibi nakledilmektedir. Allah bizi sevâd-ı a'zamdan ayırmasın, âmin!
https://t.co/eqeTTtFfxj