Rıdvan yine 'şeytanlık' yapmış!
Murat Ongun bir şey iddia etmedi. Ongun'un ifafesine göre iddia eden kişi, Dilmen'in "çalıştım" dediği SEV Reklamcılık sahibi Alper Aydın
28 Eylül 2025 tarihinde tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 7 sayfalık bir dilekçe göndermiş. AKP ile nasıl çalıştığını, ücretsiz reklamlar yaptığını anlatmış.
Dilmen ile 2024'e kadar 'gizli ortak' olduğunu da ileri sürüyor Aydın.
Ongun'un bahsettiği ve 5 Mart 2026'da dosyaya yüklenen vergi inceleme raporunda Dilmen ile Aydın arasında pata transferleri var.
Yani Dilmen yanlış kişiyi suçluyor. Ortaklığı anlatan Aydın. Ama 'şeytan' kurnazlık yapıyor yine...
Bugün İBB tarafından yeniden düzenlendikten maalesef çok uzun zaman sonra ilk kez Moda İskelesi'ne gittim ve bir yılı aşkın süredir maalesef davalar, tutuklamalar, binlerce sayfa iddianame ve hapis cezası istemiyle anılan İBB belediyeciliği sayesinde yıllarca atıl kalmış bir hazinenin nasıl değerine yakışır bir kamusal alana dönüştürülebileceğini hatırlamış oldum.
"Nefes alabilme" imkanıyla mekanın tadını çıkaran insanların çeşitliliğine bakınca ise ülke siyasetini on yıllardır mükemmelen bölmeyi başaran fay hatlarının, gayet mütevazi bir yerel kamusal alanda tüm etkisini nasıl kaybedebildiğini gördüm ve Ekrem İmamoğlu'ndan neden bu kadar korkulduğunu bir kez daha anladım.
Velhasıl teşekkürler @istanbulbld!
Gerçekten çok hasta bir adam, oğluyla, geliniyle tehdit edilen bir adam, bir belediye başkanımız, hatta itirafçı olmadan 1 - 1,5 ay önce, “günü geldiğinde itirafçı olacak” diye Adalet Bakanı tarafından anons edilen Muhittin Böcek, benim hakkımda taksitle 4. defa verdiği ifadede yalan konuşmak zorunda kaldı.
Faydası olacaksa büyük bir yalan söylesin de bir an önce çıksın Muhittin Böcek.
Darbeci mafya elebaşı Kemal Kılıçdaroğlu bugün mağdur sıfatıyla yer aldığı kurultay davasında Ekrem İmamoğlu'na siyasi yasak çıkmasını bekleyecek. Tıpkı 2022'nin Aralık ayında Almanya'ya kaçıp bir köşede aynı şeyi beklediği gibi.
Olay yerindeki kan ve fren izleri itfaiye araçları, konuyla ilgili haberler de internetten temizlendiği için; bilmeyen arkadaşlar için özetleyelim:
- Ses sanatçısı Sevim Tanürek, 1998 yılında dönemin İBB Başkanı Erdoğan'ın oğlu Burak Erdoğan'ın otomobiliyle kendisine çarpması sonucu hayatını kaybetti.
- Bilirkişi raporuna göre Burak Erdoğan kusursuzdu, tüm kusur (8/8 oranında) yaya geçidini kullanan Sevim Tanürek'teydi. Bu raporla Burak Erdoğan beraat etti.
- Peki bu bilirkişi raporunda imzası olan Eyüp Çakmak ne oldu? Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürü yapıldı. Adli Tıp’tan sıcak denizlere açıldı.
kayın babasının ne zaman piyasaları alt üst edeceğini biliyor. sadece butlan kararının alınacağını önceden öğrendiğinde hiçbir portfoy yönetim şirketinin saglayamadigi karı saglarsin. üstelik başkaları hapse girerken sen girmiyorsun da https://t.co/NfLjKRUAa0
Murat Ongun, İBB Davası'nda müthiş bir savunma yapıyor:
-Medya bu davanın adı ibb davsı değil İmamoğlu davasıdır. Bu dava a’dan z’ye siyasidir. Siz de biz de cümle alam biliyor. Bu davada ben biz, avukatlar şapkalarından bir değil on tavşan çıkarsa da nafile.
-Her hafta annemle 10 dakikalık telefon konuşması yapıyorum. Anneme, 'savunma yapacağım' dedim. Annem de ‘sular seller gibi geçsin, allah zihin açıklığı versin’ dedi. Anadolu insanı işte. Ben bunu en son üniversite sınavına girdiğimde duymuştum. Ama ben bir sınava girmiyorum. Ben sınava girsem kazanırım. Ama ben mülakattayım.
-Umarım davanın sonunda nicelik sanrısıyla uzayan gerekçeli karar görmeyiz. Kararı Türk milleti adına alacasınız ama millet bu kararını verdi. Atatürk’ün dediği gibi, “Millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur”.
-Yalan bataklığına bırakılan bizler steril alan arıyoruz. Sayın Başkanım, sizden beklentilerimin var benim. Thoması Hobbes onu 300 yıl önce anlatmış. Kişiyi yargıç yapan ilk unsur hakkaniyettir. İkincisi zenginliklere mesafelenmek, üçüncü bağımsızlık ve dördüncüsü de dinleme sabrı.
Deniz’in zekâsı karşısında yaşanan o derin aşağılık kompleksinin bir yansıması tüm bu soruşturmalar, gürültüler. Deniz, Gırgır–Leman çizgisinin 80 sonrası yarattığı o güçlü mizah damarının bugünlere ulaşmış güçlü bir temsilcisi. Mizahı sadece eğlence değil, aynı zamanda bir yüzleşme alanı olarak da görüyor. Ve bazı gerçekler, herkesin kaldırabileceği kadar hafif değil.
@enes_malikoglu Ben de izledim. O pasajlardan rahatsız olan adam zaten Deniz'in adını duymamıştır. 4 kitap'tan rahatsız olan sayısı Atatürk kısmından rahatsiz olandan çoktur. Eminim ama kanitlayamam.
merhuma ve cenazeye saygı yüzünden orada bulunmasına ses çıkarmayacaklarını düşündüğü için sadece cenazelere gitmek gibi bir formül bulmuştu, oradan da kovulmuş. bir insan daha ne kadar düşebilir bilmiyorum.
Bir şeyler oluyor… Görüyor musunuz?
Bir şeyler oluyor…
Şehirler, meydanlar, sokaklar…
Toprak gibi uyanıyor, nehir gibi yatağına sığmıyor.
Güzel şeyler oluyor…
Bize bir millet, bir de ayağımızın altındaki bu bank yeter!
Dersine iyi çalışmaktan ziyade kopya çekmeyi iyi biliyor diyelim. Kopya cekemezse sınıfta olay çıkarıp sinavi erteletiyor falan. Kazanmak için herseyi kendine mubah gören bir adamın caliskanligindan hayır çıkmadığını yaşayarak gördük çok şükür.
Tayyip Erdoğan yenildiği seçimi yenileyen, yenileceği rakibini içeri attıran bir siyasetçi. Bu uydurulmuş bir karikatür değil, yüce liderinize dair en yalın gerçek. Oyunu kuralına göre oynamamak ne zaman "dersine iyi çalışmak" oldu?
Tayyip Erdoğan yenildiği seçimi yenileyen, yenileceği rakibini içeri attıran bir siyasetçi. Bu uydurulmuş bir karikatür değil, yüce liderinize dair en yalın gerçek. Oyunu kuralına göre oynamamak ne zaman "dersine iyi çalışmak" oldu?
Aykut Erdoğdu: O zaman soruyu soruyorum. Şu an bu iddianame, sizin ve benim hakkımda yazılan iddianame ile Anayasa'da belirtilen 309. maddesindeki anayasayı ilga suçunun işlendiğinin farkında mısınız?
Hakim: Soru gereksiz, geçtik soruyu. Bir sıradaki soruya geçelim.
Aykut Erdoğdu: Tamam, siz gereksiz deyin ben sorumu sorayım. Bunun ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektirdiğini, Türk milletinin iradesinin çalınmak üzere bunun yapıldığını biliyor musunuz?
Evet. Sonuçta bu soruları sormamın sebebi şu.
Hakim: Bunları bunları ne, ne amaçla sordunuz?
Aykut Erdoğdu: Bunları gelecekteki yargılamalara delil bırakmak, hiç kimse dürüstlük bu mahkemede değil gelecekte biz şikayetçi olacağız.
Hakim: Gelecekteki yargılamalar, inanın şu an şu an bizim konumuz değil. İstinatlar ile alakalı sorular varsa Aykut Bey onları sorun yoksa.
Aykut Erdoğdu: Sayın Başkanım tam da bak tam da bunu söylemeye çalışıyorum.
Gelecekte ben bir milletvekiliyim. Ben bu davaların peşine düştüğümde bu dava dosyası, bunların hepsi delil.
Ben bu davaların hukuki takibini yapacağım hayatımın anlamı bu artık.
Hapiste yatmışım, üçe beşe kalmışım şu kadar önemi yok. Artık şu kadar önemi yok, tek bitiriyorum son sorumu bitiriyorum.
Yolsuzlukla mücadele etmekte büyük bir yolsuzluk yaparak Türk milletinin iradesinin çalınmasını istenen bu davada sanık olduğunuzu biliyor musunuz?
Hakim: Aykut Bey'in sesini alalım.