🔴 Çömlek patladı manevrası
📌 İktidar partisinin, ana muhalefet partisinin yönetim değişikliğini veya kongresini geçersiz kılmak için yargıyı kullanması siyasette rastlanan ve bilinen bir taktiktir
✍️ Selçuk Erez'in yazısı...
https://t.co/QZj6OTtSyc
Meslektaşımız Prof. Dr. Ayten Erdoğan’ın Kişilik Haklarına Saygı Gösterilmeli, Masumiyet Karinesi Korunmalıdır
Prof. Dr. Ayten Erdoğan, beş yıl önce başlatılan bir soruşturma dosyası gerekçe gösterilerek tutuklanmıştır.
Dosya hakkında gizlilik kararı alınması, meslektaşımızın savunma hakkının önünde açık bir engeldir. Gizlilik kararına karşın doğruluğu kanıtlanmamış, yanıltıcı olma olasılığı taşıyan iddiaların basın-yayın organları aracılığıyla kamuoyu ile paylaşılması ise hem meslektaşımızı itibarsızlaştırarak kişilik haklarını hedef almakta hem de toplum vicdanını sarsmaktadır.
Ulusal mevzuatımız ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler, kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakmanın en son tedbir olarak uygulanmasını bir hukuki ilke olarak kabul ederken; bu hukuki ilke ülkemizde uzun süredir yok sayılmaktadır. Bu durum, toplumun yargı süreçlerine olan güvenini derinden sarsmaktadır.
Öte yandan kronik rahatsızlığı olan ve düzenli tedavi alması gereken meslektaşımızın gözaltı sürecinde çeşitli kısıtlamalarla karşılaşması da üzüntü ve kaygı vericidir.
Yaşananları kabul etmiyoruz!
Prof. Dr. Ayten Erdoğan, hakkındaki tutuklama kararı kaldırılarak serbest bırakılmalıdır. Savunma hakkı önündeki engel kaldırılmalı ve dosyaya erişim sağlanmalıdır. Yargı süreci Prof. Dr. Ayten Erdoğan’ın masumiyet karinesi korunarak, adil bir biçimde sürdürülmelidir.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/yaFMpeKB6c
🔴 Bu yazıyı bir ‘beyin cerrahı ve cerrâhî hocası’ olarak yazıyorum: Ayşe Barım’ın sağlık durumu üzerine…
📌 Anjiyografi sonuçları, Ayşe Barım’ın boyutunda artış olan anevrizmasının stabil olmadığını ve beyin kanaması riskinde artış olduğunu düşündürmektedir…
✍️ Talat Kırış'ın yazısı...
https://t.co/UVQoLB0c1t
@talatkiris
Hukukun, her nevi muhalif sese karşı aparat olarak kullanıldığı bir süreci yaşamaktayız. Bugün halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanları tutuklanmakta, birçok belediye kayyumlarla idare edilmekte, siyaseten ters düşülen her kurum ve kuruluş anti-demokratik ve hukuk dışı kararlarla susturulmak istenmektedir.
Son olarak dün de CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Disiplin Kurulu Asıl ve Yedek Üyeleri İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ihtiyati tedbir kararı ile görevden uzaklaştırılmış ve CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum atanmıştır.
Kararın hukuka, usul kurallarına, Anayasa'ya ve demokratik hukuk devleti ilkelerine uygun hiçbir yönü bulunmamaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; Siyasi Partiler Kanunu'nun 21. maddesi, parti kongrelerinin nasıl yapılacağını düzenlemekte ise de, söz konusu kararın ilgili kanuna bu denli açık bir aykırılıkla alınabilmesi yargı kararlarının objektiflik ve tarafsızlığını sorgulatır mahiyettedir. Parti kongrelerinin, gözetiminde yapıldığı seçim kurulu hakiminin kararlarının yalnızca Yüksek Seçim Kurulu'nca kaldırılabileceği ve bu kararların da kesin nitelik taşıdığı yönündeki düzenlemenin varlığı, bir asliye hukuk mahkemesinin görevi alanına girmeyen bir konuda parti başkan ve yönetimini görevden alıp yerine kayyım atamasına nasıl cevaz verdiğinin hukuk bilimi açısından bir yanıtı bulunmamaktadır.
Ülkemizin Anayasa'nın, hukukun, demokrasinin, en temel hak ve özgürlüklerin egemen olduğu bir ülkeye dönüşme mücadelesi tüm baskılara karşı sürecektir. Sosyal adalet, iş, aş ve güzel bir gelecek, "lüks" değil, en temel ihtiyaç olarak muhakkak karşılanmak durumundadır. Halkımız, ülkemiz bu baskılarla yaşamayı hak etmemektedir. Hukuka ve adalete olan güven duygusunu yerle bir edecek haksız kararlardan bir an önce dönülmelidir. Ancak bu şekilde demokrasiyi özümsemiş, insan haklarına saygılı ve egemenlerin değil hukukun üstün olduğu bir ülke olma yolunda adım atmış oluruz.
2035'te %35 azaltım... 2036'a kadar kömürden kademeli çıkış... Yılda 10 GW güneş ve rüzgâr... Elektrifikasyon... Verimlilik... Sanayide teknolojik dönüşüm... mümkün!
Bazı insanlar sadece sanatçı değil, aynı zamanda vicdandır. #BobGeldof
- "İsrail'e göre Gazze'de Hamas'ın neden olduğu bir kıtlık var..."
Bob Geldof: "İsrail yalan söylüyor"
- "Yalan mı söylüyorlar?"
Bob Geldof: "Yalancılar. Netanyahu yalancı. İsrail ordusu yalancı."
2019 yılında Meclis'te, "Yangın müdahale #uçak ve helikopteri sayısının artırılması düşünülmekte midir?" diye sorduğumda https://t.co/xkT95W6RpV Bakan Bekir Pakdemirli’nin "Hava aracı sayımız yeterli" cevabı vermesinin üzerinden tam 6 yıl geçti #İzmirhalayanıyor#izmiryanıyor
2025 muhtemelen küresel sıcaklıkların rekor kırdığı bir yıl olmayacak, ama gene de insanlığın yaşadığı ikinci ya da en kötü ihtimalle üçüncü en sıcak yıl olacak.
Sonunda ağzındaki baklayı çıkarmışsın!
Ülkenin Cumhurbaşkanı olduğunu unutup açıkça bir cumhurbaşkanı adayını “telef” etmekle tehdit etmişsin.
Beni değil on milyonlarca seçmeni, milleti tehdit ediyorsun.
Aziz Milletim!
Cumhurbaşkanının “telef oldunuz”, “telef olacaksınız” sözü Türk siyasi tarihinin en dehşet verici itiraflarından birisidir.
Erdoğan rakiplerini saf dışı bırakmak için her yolu denediğini, daha da deneyeceğini itiraf etmiştir.
Seçimi iptal ederek, milli iradeyi yok sayarak, emrine aldığı yargı marifetiyle rakibini hapse atıp 35 yıllık diplomasını iptal ederek, aile fertlerini hapse atarak bizi durduramayacağını gören bu akla şu soruyu sorun:
Bilmediğimiz başka hangi yöntemlerin var? Daha ne yapacaksın? Henüz “heybenden” çıkarmadığın başka ne kaldı?
Aziz Milletim;
Telef olan Türk ekonomisidir, iştir, aştır, ekmektir,
Telef olan demokrasi ve hukuktur,
Telef olan milyonlarca emeklinin, işçinin, memuru , çiftçinin, gencin hayatıdır,
Telef olan “milletin hizmetkarı” diye yola çıkarıp bir kenara atılan Ak Partili kadrolardır,
Telef olan her musibete rağmen yıllarca Erdoğan’ı sırtlamış Ak Partili seçmenin umutlarıdır.
Bu kötücül aklın yakıp yıkmadığı, canından bezdirmediği, inim inim inletmediği, “telef etmediği” ne kaldı?
Allah’ın izni, milletin desteğiyle ne telef olacağız, ne de kimseyi telef edeceğiz.
Ülkeyi bu kötücül ak��ldan kurtarıp düze çıkaracağız.