Doğa mutluluktur tanıyana... Sanat, yaşamın değerine değer katmakta... Adalet; yaşamı, doğayı, tüm bu çaba ve güzelliği koruma iradesinde, çabasında...
Doğayla dost "yeni normale" göre yaşamak üretmek: doğanın yaralarını onaran, insana gerçekten faydalı, akla ve bilime uygun her yöntemi uygulayarak sürekli katkı sağlamak en akılcı çözüm. Cumhuriyetimizin kurucusu büyük insanın dediği gibi: Hattı müdafaa yerine sathı müdafaa...
3 haftadır CHP kurultayları yazıyorum.
Bugün 1969 ve 1972 kurultaylarını anlatmaya çalıştım.
Tarih bize şunu gösteriyor: CHP yüzünü halka döndüğünde kazanıyor.
https://t.co/1mKl7NRRV3
Bu çağrı ve bu yürüyüş sadece bir partinin değil, bütün muhalefetin bu büyük riske karşı bir ve bütün olma zorunda olduğu bu sürecin yürüyüşüdür.
Bu yol halkın tertemiz yoludur.
Nato liderlerinin Erdogan'in yonetimini HSK'nin onemli bolumu hukumet tarafindan secildigine gore hukukun ustunlugune yakismayan uygulamalari ne kadar eleştirip elestirmeyecegini göreceğiz... Bu liderlerin Turkiye'de hukukun ustunlugune yakışanı mi istedikleri yoksa niyetlerinin baska mi oldugunu goreceksiniz maalesef. Ne icin Turkiye'de olduklarını tum Turkiye anlayacak...
NATO Zirvesi öncesi gazeteciler, avukatlar, akademisyenler ve STK üyelerinin gözaltına alınmasına tepkiler: Ülke adeta yarı açık cezaevine döndürüldü!
https://t.co/XUvPdM2nWI
Bir sanık aynı anda üç ayrı mahkeme salonunda bulunamaz. Hukuk, kişiden imkânsızı istemez.
Casusluk davası, İBB davası ve diploma iptal davasının aynı gün ve aynı saatlere planlanması; savunma hakkı, silahların eşitliği ilkesi ve adil yargılanma hakkı bakımından ciddi tartışmaları beraberinde getirir.
Mahkemelerin görevi, sanığı “hangi duruşmaya yetişebilirsen oraya git” ikilemine sürüklemek değil; yargılamayı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına ve savunma hakkının etkin kullanılmasına imkân verecek şekilde yürütmektir.
Bir kişinin aynı anda üç farklı duruşmada hazır bulunmasını beklemek, fiilen savunma hakkını kullanılamaz hâle getirmektir. Hukuk devleti, kişiden imkânsızı istemez. Adil yargılama, ancak savunmanın gerçekten yapılabildiği bir yargılamayla mümkündür.
Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı dosyalarda değişmeyen mahkeme heyeti kalmadı.
Casusluk davasında,mahkeme heyet üye değişikliği var.
Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı dosyalarda değişmeyen bir mahkeme heyeti neden yok?
İmamoğlu’nun yargılandığı davalarda mahkeme heyetleri neden /hangi ihtiyaç veya zaruriyet nedeniyle sürekli değişiyor?
Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan casusluk davası iddianamesinde, “Türkiye’de siyasette söz sahibi olmak isteyen Ekrem İmamoğlu lehine yayın yapılması”nın suç unsuru gibi gösterilmesi, hukuk devleti açısından kabul edilemezdir.
Gazetecilik suç değildir.
Bir gazetecinin yorum yapması, yayın politikası belirlemesi, bir siyasetçiyi desteklemesi veya eleştirmesi ceza kanununda suç sayılmamıştır.
Bizim anlam veremedigimiz bu çağda bir insan ifade ettigi dusuncelerden dolayi neden yargilanir... Dogrusunu ve daha guzelini biliyorsaniz dusunceyle karsilik verirdiniz olur biter. O dusuncenin aksini kendi dusuncenizle kanitlayamiyorsaniz bu nasil bir yargılama olur sonra? Bu bahsettiginiz konuyla ilgili sizin de tam bilgi sahibi olmadığınız anlamina da gelebilir diger bir acidan. Kaldi ki bu sekilde dusuncesinden dolayi yargiladiginiz bir insan varsa bu nasil bir absurdlük olur? Bu insani o konuda tam bilgi sahibi olmadigi icin mi yargılıyorsunuz dusunceye dusunceyle karsilik veremediginiz halde.... Bu nedenle dusunceyle karsilik vermeniz gerekir. Adalet bunun neresinde?.. Hukuk ve adalet orantılı olmalı... Bir insan durustce bir dusuncesini soyluyor ise ona tesekkur etmelisiniz cunku o konuyu daha iyi daha guzel bilen insanlar icin dusunceyle karsilik verme ve bunu daha cok insanin ogrenme fırsatı doğar... En onemlisi dürüstlüktur cunku. Doğruya dogruluğa, gercek guzellige adım adım ancak bu yoldan ulaşılabilir cunku...
Bir şirket istedi diye köyümüzden vazgeçmedik. Toprağımızı savunduk diye Esra'mız yargılanıyor. Asıl suçlu başka!
Suç, bir şirket kazansın diye insanların yaşamını elinden almaktır.
Esra'mızı da birbirimizi de yalnız bırakmayacağız. Adalet için karar duruşmasında buluşuyoruz!
Bizim anlam veremedigimiz bu çağda bir insan ifade ettigi dusuncelerden dolayi neden yargilanir... Dogrusunu ve daha guzelini biliyorsaniz dusunceyle karsilik verirdiniz olur biter. O dusuncenin aksini kendi dusuncenizle kanitlayamiyorsaniz bu nasil bir yargılama olur sonra? Bu bahsettiginiz konuyla ilgili sizin de tam bilgi sahibi olmadığınız anlamina da gelebilir diger bir acidan. Kaldi ki bu sekilde dusuncesinden dolayi yargiladiginiz bir insan varsa bu nasil bir absurdlük olur? Bu insani o konuda tam bilgi sahibi olmadigi icin mi yargılıyorsunuz dusunceye dusunceyle karsilik veremediginiz halde.... Bu nedenle dusunceyle karsilik vermeniz gerekir. Adalet bunun neresinde?.. Hukuk ve adalet orantılı olmalı... Bir insan durustce bir dusuncesini soyluyor ise ona tesekkur etmelisiniz cunku o konuyu daha iyi daha guzel bilen insanlar icin dusunceyle karsilik verme ve bunu daha cok insanin ogrenme fırsatı doğar... En onemlisi dürüstlüktur cunku. Doğruya dogruluğa, gercek guzellige adım adım ancak bu yoldan ulaşılabilir cunku...
Hic sormayin rivayete gore gercek hayattaki Karagöz ve Hacivat'in sonu iyi olmamış padişahın iki dudağından çıkan sözu sonucunda... Yalniz padişah disinda herkesi eleştiri hakki varmis Karagöz oyunlarında... Yine de Karagöz Oyunlarında en cok sansur Abdulhamit devrinde olmus sanirim. Halkin dusunce ozgurlugunun sesi olmus Karagöz oyunları yüzyıllarca... Bildigim kadariyla bir tek padişahı eleştirmek yasaktı... Cumhuriyetle birlikte Karagöz oyunlarının kurallarında da çağdaşlaşma devrimi yapılmış olmalı yalniz bildigim kadariyla...