Bir şeyden anladığımız için değil Müslümanlarla beraber olduğumuzu göstermek için seviniyoruz. Ağır bedeller ödeyen Hamas’a akıl verecek durumda değiliz. Bu haddimiz de değil. Büyük analizler kasmanın zamanı değil. Onların sevinci sevincimiz, üzüntüsü üzüntümüzdür. Hepsi bu kadar
Bir ay öncesine dönelim.
İlk fotoğrafta, elinde silahla bir “terör” örgütü liderini görüyoruz.
İkinci fotoğrafta, her kesimden insanla kucaklayıcı bir muhabbet kurmuş, hayvan sevgisiyle öne çıkan şık bir adam.
Birincisi 22 yıl hapis yatmasına rağmen vazgeçmemiş, çarpışarak ölmek istediğini söylüyor.
İkincisi, hayattaki en değerli şeyin müzik, kitap ve kediler olduğunu söylüyor.
Birinin dilinde ölüm, ötekinde sanat ve yaşamın kutsallığı var.
Günümüze gelelim. Birincisi, üzerine bombalar yağan bebekleri ön cephede savunurken şehit oldu.
İkincisi, bebekleri öldüren bir çete adına savcı tehdit ederken deşifre oldu.
Basit bir kıyas ama Batı dediğimiz dünya her şeyiyle ikinci adam. Şık giyimi, elinde kitaplar, dilinde sanat ama ruhu çürümüş bir katil.
Ekran önünde her canlının hakkını savunurken arka planda milyonlarca bebeği tek tuşla yok edebilecek kadar cani.
Başınıza bir şey gelse koşacağınız ilk insan o, çünkü modern dünyanın dinine uygun yaşıyor. Fakat perdeyi aralayınca karşınıza para için her cana kıyabilecek bir katil çıkıyor.
Birincisine gelecek olursak, birincisi Doğu mu bilmiyorum. Çünkü Doğu, ikinci adam olmak için çırpınan zavallıların diyarı. Zihni, takım elbiseli katiller tarafından allak bullak edilmiş. Dünyaya başkasının gözünden bakıyor.
Biz katilimize aşık edildik. Katilimizin bize sunduğu bir din var. Buna uyan her şeyi çok seviyor, uymayanı reddediyoruz. İçimizden katille mücadele eden çıkarsa ona da terörist diyoruz.
Eyda, sağır bir annenin albino çocuğu. Babası yok. Vücudundaki pigment eksikliği nedeniyle “beyaz” doğdu.
Yaşadığı toplumdaki farklılığı nedeniyle hayatı hiç kolay olmayacak.
İlk düşmanı güneş. Eğer güneşte durursa vücudunda oluşan yanıklar onu kanser edecek.
Fakat onun için güneşten daha büyük bir tehlike daha var: Cehalet.
Bazı Afrika ülkelerinde albinoların uzuvları, şans getirdiği inancıyla kesilip satılıyor.
AIDS’i iyileştirdiğine inananlar, onlara tecavüz edip öldürüyor.
Zengin olmak isteyenler bir albino öldürmenin hayalini kuruyor.
Seçim yarışında olan siyasiler, zaferin bir albino parmağını kesmekten geçtiğine inanıyor.
Bazı ülkelerde durum o kadar kötü ki onları özel korumaya alan kamplar kuruluyor.
Fakat albinolar için hayat yine de çok zor. Tek suçları, diğerlerinden farklı görünmek.
Bu cehaleti anlamak zor. Muhtemelen hiçbirimiz insanın bu kadar vahşi olabilmesine ihtimal vermeyeceğiz.
Fakat uzun zamandır fark ettiğim bir şey var: Herkes kendi toplumundaki cehalete kör. Mesela biz, nasıl olur da farklı olduğu için bir albinoya bunların reva görüldüğüne anlam veremeyeceğiz.
Fakat yine biz, kendi toplumumuzda (Zonguldak’ta) bir göçmen işçinin yakılarak öldürülme cehaletine mazeret bulacağız. Çünkü hepimiz, kendi cehaletimize körüz.
Ömrünü Filistin davasına ihanete adamış bir adamı Filistin halkının temsilcisi olarak görmek Filistinde her türlü bedeli ödeyen halka hakarettir. Kimse bana devlet başkanıymış, prosedürmüş mavalı okumasın. Az cesur olup, gerçekte kulpuna vurun şu resmiyetin.. Lafla değil!
Öğrenciyken o zamanki adlandırmasıyla bir "akıl hastanesinde" staj yapıyordum. Orada kendi çocuğunu ve annesini öldürmüş bir hastayla karşılaşmıştım. Hastanenin bahçesinde yuvasına yiyecek götüren karıncaları ezmekten büyük zevk alıyordu bu hastalıklı zihin. Karıncaları öldürmezse kendisini yiyeceklerinden endişe ediyordu.
Benzer bir habis zihin yiyecek peşindeki insanları ve çadırdaki çocukları katleden bugünkü İsrail yönetiminde fazlasıyla var. Çocuğunun gözünde oluşacak küçücük pırıltı için canını adamış yüzlerce anneyi, babayı katletmek için akıl hastalığından fazlası gerekir. Küçücük bir çocuğun ellerine sığacak kadar yiyecek alabilme umudunu öldürmek barbarlıktan başka bir şey değil. İnancına bağlı olmaksızın tüm insanlığın ruhunu inciten böyle bir laneti alınlarında taşıyan katillerin zulümlerinde boğulması en büyük duam.
Kıymetli arkadaşlar,
Emek veren herkesten Allah razı olsun. Bir nebze olsun, acımızı, öfkemizi, çağrımızı dünyaya duyurmuş olduk.
Kudüs özgür olana dek, siz kıymetli yol arkadaşlarımızla, bu davamıza devam edeceğiz.
#getoutofrafah
İstanbul’da yarın acilen büyük bir “Zulme sessiz kalma” protestosu gerçekleştirmeli.
İçinde vicdan ve merhamet taşıyan herkes katılmalıdır. #getoutofrafah
Ya Rabb!
Mazlumlar ve masumlar için kendi indinden yardımcılar gönder...
Zalimler ve katiller sürüsünün kahreyle!..
Acziyete ve utanca gark olmuş bizleri de affeyle...
#getoutofrafah
Türk sosyal medya kullanıcıları, işgalci İsrail'in Refah'a yönelik saldırısına dikkati çekmek için #getoutofrafah etiket çalışması düzenledi.
Etiket, kısa süre içerisinde yüz binlerce kez paylaşılarak Türkiye ve dünya gündeminde ilk sırada yer edindi.
İsrailli teröristler Gazze'de kardeşlerimizi katlederken Türkiye'nin ticareti yasaklama kararına rağmen bazı şirketler ısrarla İsrail'e mal taşımaya devam ediyor. Bu şirketlerin yöneticileri katillerin ortaklarıdır. Hesabını soracağız. #getoutofrafah
Siyonist zalimler Gazze’de yaptıklarının mislini yakında yaşayacak.
Dünya çok uzak olmayan bir tarihte buna şahit olacak. Hep birlikte göreceğiz.
#getoutofrafah
Bulunmaz mı çare, nedir bu illet?
Böyle hayat sürmek ne büyük zillet!
Müslümanım diyen bu kadar millet
İslam gözü ile kendine baksa
Esir mi olurdu Mescid-i Aksa?
#FreePalestine#getoutofrafah
Görüntüler Adana'dan,
ABD konsolosluğu önünde işgalci İsrail'in saldırıları Protesto ediliyor...
#getoutofrafah
Bir zulmü engelleyemiyorsanız onu mutlaka DUYURUN.