Kimse görmeden çalışabiliyor musun?
Fotoğrafını çekmeden spor, paylaşmadan tatil, anlatmadan iyilik yapabiliyor musun?
Yoksa yaptığın her şeyin ardından birinin seni fark etmesini mi bekliyorsun?
Alkış gelmeyince hevesin bitiyorsa, hayatının kumandası izleyicidedir.
Yıl 1971...
Fırat adlı gemiyle, Amerika’nın Phıladelphia limanına 10 bin ton tütün götürmüştük.
Şehri dolaşmış gemiye dönüyorduk.
Yanımıza bir araba yaklaştı ve nereye gittiğimizi sordu.
Limana deyince bizi götürebileceğini söyledi. 3 arkadaş bindik ve geminin bordasına kadar getirdi.
Bu kibar Amerikalıyı ‘Türk kahvesi’ ikram etmek için gemiye davet ettim.
Zabitan salonuna geçtik. Kaptanımız da oradaydı.
Misafirimiz salonu inceledıkten sonra; “Bu geminin Türk gemisi olduğunu söylediniz. Ancak, salonda Atatürk resmi yok” dedi ve hemen ilave etti; “Önce Atatürk’ün resmini koymalıydınız” deyip kahveyi içmeden gemiden ayrıldı.
Hepimiz şaşırıp kalmıştık.
Karşılaştığımız olaya bir anlam veremiyorduk.
Bu olayı çok düşündüm.
Sanırım bu kibar Amerikalı, varlık nedenimiz olan Atatürk’e kayıtsız kaldığımızı düşünmüş ve tavrımızı vefasızlık olarak değerlendirerek bizi protesto etmişti.
Karşılaştığımız bu sıradışı olaya başka açıklama bulamamıştım…
Yıl 1985 ...
İzmir’e yük getiren Yunan bandralı gemide baş mühendis mide kanaması geçirdiği için hastahaneye kaldırılmış.
İşe davet ettikleri için görev aldım. Gemide tek Türk, baş mühendis olarak benim.
Bir sohbet esnasında, gemi kaptanı (adı Kosta’ydı) gümrükte fotoğraf makinesinin mühürlü kamaraya kilitlendiğini ve bu duruma çok üzüldüğünü söyledi.
Makine yanında olsaydı ne yapacaktın diye sordum.
Oğlu istediği için, Kordon’daki Atatürk Anıtı’nın resmini çekeceğini söyledi. Şaşırmıştım.
“Atatürk size tarihinizin en büyük darbesini vuran komutandı, neden onun resmini çekmeyi düşünüyorsunuz” dedim.
Şu cevabı verdi;
“Biz, emperyalizmin emrinde haksız ve işgalci olarak Anadolu’ya geldik. Uçurumdan aşağı yuvarlanırken Atatürk sizi uçurumun kenarından alıp, özgür uluslar arasına modern bir ulus olarak kattı.Bunu yaparken, insanlık tarihine ezilen ulusların kurtuluşuna örnek olan, yeni bir deneyim kazandırdı. Onlara, özgürlükleri için mücadele ederlerse kazanacaklarını öğretti. Atatürk, bu nedenle bizim için de değerlidir”.
Bu cevap nedeniyle, etkisini hayatım boyunca taşıdığım bir duygu yoğunlaşması yaşamıştım…
Yıl 1988 ...
Ekvador’un Guayaquil şehri.
Gemideki işim bitince, çevreyi tanımak için dolaşmaya çıktım.
Bir okula rastladım. okulun girişindeki alanda 5 tane büst gördüm.
Birinci büst Simon Bolivar’a aitti.
İkincisi Che Guavera,
üçüncüsü Fidel Castro,
Dördüncüsü Emiliyano Zapata
ve Beşinci büst Mustafa Kemal Atatürk’e aitti.
Büstleri inceleyip İspanyolca açıklamaları anlamaya çalışırken, öğretmen olduğunu düzgün İngilizcesi ile söyleyen bir kişi geldi.
Nereli olduğumu sordu.
Türk olduğumu söyleyince, içtenlikli bir ilgi gösterdi.
Atatürk hakkında konuşmaya başladık. Türk devrimi konusundaki bilgisi yüksekti.
Atatürk’ü, saygı duyduğu diğer 4 devrimciden ayrı tuttuğunu söyledi. “O yalnızca ülkesini kurtarıp modern bir ulus yaratmakla kalmadı, ezilen uluslara evrensel bir örnek yarattı. İnsanlık tarihinde hiçbir lider bunu başaramamıştır” dedi.
O an duyduğum övünç ve mutluluğu unutmam mümkün değildir.
YIL 1999 ...
Hindistan’ın Visakapatman limanındayız.
Şehri dolaşırken büyük bir kitapçı dükkanına girdim.
Çocuklar için kısaltılmış İngilizce dünya klasikleri dizisi olduğunu gördüm. İncelediğim listede ‘Atatürk’ün Hayatı ve Devrimleri’ isimli bir kitap bulunuyordu.
Listede olmasına rağmen raflarda yoktu.
Görevliyi buldum ve diğerleri ile bu kitabı istediğimi söyledim.
Görevli, okulların yeni açıldığı, ilginin fazla olması nedeniyle kitabın kalmadığını, ısmarladıklarını ve bir hafta sonra uğramamı söyledi.
Ertesi gün limandan hareket edeceğimiz için zamanım olmadığından bu kitabı alamadım.
Bir yandan bütün kitabevi benim olmuş gibi mutlu oldum, diğer yandan, derin bir acı ve üzüntü duydum. Dünyanın öbür ucunda, çocuklara öğretilen Atatürk kendi ülkesinde üstü örtülmüş,
Yetkili yerlere gelen kişiler Onu bu ülke gençliğine öğretmemek için her şeyi yapmışlardı.
Üzüntümün nedeni buydu…
Yıl 2003 ...
Kamerun’un Douala Limanındayız.
Kütük kereste yüklenecek. Yükün sahibi, gemiye yüklemeye nezaret edecek bir kaptan göndermişti.
Kaptan Hırvattı.
Zabitan odasına geldiğinde, gelenin karşısına düşen duvardaki Atatürk resmini görünce duraladı.
Bir süre durduktan sonra resme doğru yürüdü.
Saygı ifade eden davranışlarla resmi nazikçe düzeltti ve hepimizin yüreğine bir ok gibi saplanan şu sözleri söyledi; “Siz bu insanı ve ideallerini anlayamadınız. Anlamış olsaydınız bugün Avrupa kapılarında sürünmez, Avrupalılar sizin kapılarınızda bekleşirlerdi”…
Yıl 2017 ...
Bangladeşin Chittgong limanındayız.
Gemiden inmiş limanın çıkış kapısına doğru gidiyordum.
Takkeli, entari ya da şalvar giyimli, yaşlı birisi ile hafifçe çarpıştık.
Nedeni o olmamasına karşın özür diledi ve konuşmaya başladık.
Nereli olduğumu sordu. Türk olduğumu söyledim.
Hiç beklemediğim bir cevap verdi;
“Atatürk’ün çocuğusun yani” dedi. Heyecanlanmıştım.
Sohbeti sürdürdüm.
Birçok kimseye inanılmaz gelebilir ama bana şunları söyledi;
“En büyük Müslüman Atatürk’tür.
Biz Bangaldeş olarak onun öğrettiği yoldan gittik ve özgürlüğümüze kavuştuk.
Fakiriz ama onun yaptıklarını yaparsak fakirlikten de kurtulabiliriz.
O sadece Türklerin değil tüm Doğu halkları için de büyük bir liderdir ….
Mehmet Ali Ergöz Hatıralarından ...
Bitcoin 80 bin doların üzerine çıktı. 🔥
Ne demiştik?
Yön yukarı, 78 bin tutarsa fiyat 80 bini dener.
Şimdi izlenmesi gereken seviye 80 bin.
Üstünde kalırsa sırada 82 ve 85 bin var.
Bitcoin'de yükseliş başladı mı? Altcoinlere ne zaman para girer?
Size 3 karar göstereceğim. Üçünde de düşüş bekleniyordu.
1. Clarity Act reddedildi.
2. Fed 3 yıl sonra faiz artırdı.
3. Japonya 30 yılın en yüksek faizine çıktı.
Bitcoin 75 binden döndü, 78 bini geçti.
Neden düşmedi? Cevap opsiyon piyasasında.
Altcoinlerin zamanı da orada yazıyor.
75 bin opsiyon grafiğinde alım duvarıydı. İki faiz artışına rağmen duvar çalıştı, fiyat oradan döndü.
Bugün grafik değişti.
Altta 78 bin dolar.
Alım duvarı artık burası.
Dealer'ların en çok almak zorunda kaldığı seviye fiyatın hemen altında.
Her %1 düşüş 44 milyon dolarlık alım getiriyor, 560 Bitcoin civarı.
Üstte 80 bin dolar.
Her %1 yükseliş 100 milyon dolarlık satış getiriyor, 1.280 Bitcoin civarı.
Grafikteki en büyük satış burada, alım duvarının 2 katından fazla.
Net dealer pozisyonu artı 303 milyon dolar.
Dealer'lar her hareketi yumuşatıyor. Fiyat 78 ile 80 bin arasına sıkıştı, sert hareket yok.
Şimdi ne olabilir?
78 bin tutarsa fiyat 80 bini dener.
80 geçilirse sonraki seviyeler 82 ve 85 bin.
78 kırılırsa sonraki seviyeler 75 ve 70 bin.
Bana göre yön yukarı. İki sebebi var.
Birincisi grafikte.
Alım duvarı fiyatın hemen altında. Bu haftanın kararları da geride kaldı.
İkincisi Japonya'da.
Fed faizi artırdı, Japonya da artırdı, arada 2.5 puandan fazla fark kaldı. Yen karardan sonra güçlenmedi, %1.3 düştü.
Fark kapanmadığı sürece Japonya'dan borçlanan para riskli varlıklara akmaya devam eder.
Japonya yazısında bunu anlatmıştım.
Şimdi altcoinlere gelelim.
Kural şu.
Bitcoin'in yönü belli olmadan para altcoinlere geçmez. Yön belli olunca geçer.
Son 3 ayda Bitcoin %21 yükseldi. Ethereum %44, Solana %44, Cardano %31, BNB %28.
Ethereum ve Solana Bitcoin'in 2 katı yükseldi.
Ama stablecoin tarafından yeni para gelmiyor.
Arz 3 aydır büyümüyor, 313 milyar dolardan 309 milyara.
Görünen o ki para dışarıdan gelmedi, Bitcoin'den çıkıp altcoinlere geçti.
Asıl dalga dışarıdan para gelince başlar.
Bence o para Bitcoin 80 bini geçince gelir, çünkü yön o gün belli olur.
2021'de aynısı oldu.
Bitcoin 2020 sonunda eski zirvesini geçti. Sonra aylarca yaklaşık 45 ile 65 bin arasında gidip geldi.
O dönemde Bitcoin'in piyasa payı %70'ten %40'a indi. Para altcoinlere geçti.
Bugün Bitcoin'in payı %58.
Bu duruma göre ben 3 altcoine karar verdim. Sepetimi yakında yayınlayacağım.
Özet şu.
Bitcoin'de tempo yavaş. Altcoinlerin zamanı 80 bin geçilince gelir.
25 Eylül'ü özellikle not edin.
Grafikteki açık pozisyonların %45.6'sı o gün sona eriyor.
Duvarlar o gün yeniden kurulur.
Bu analiz benim görüşüm, yatırım tavsiyesi değil.
Veriler anlık değişiyor. Güncellemelere devam edeceğim.
Herkes ABD'ye bakıyor. Asıl kararı bugün Japonya verecek.
Japonya bugün faiz kararını açıklıyor. Piyasa neredeyse kesin artış bekliyor.
Artış gelirse yükseliş biter deniyor.
Bence tam tersi, belirsizliği bitiriyor.
Önümüzdeki dönemin yakıtı da belli, iki faiz arasındaki fark.
Dikkatli okuyun.
ABD'de faiz %3.75 ile %4 arasında.
Japonya'da faiz %1. Bugün %1.25'e çıkması bekleniyor.
Artış gelse bile arada 2.5 puandan fazla fark kalıyor.
Bu fark ne işe yarıyor?
Şöyle düşünün.
Su, yükseklik farkı olduğu sürece akar. Yükseklik farkı kapanmadan suyu durduramazsınız.
Faiz farkı da aynı şekilde çalışıyor.
Japonya'dan %1.25'le borçlanıp kur riskini alarak dolara geçen bir fon %4'e yakın kazanıyor. Yen güçlenmediği sürece aradaki fark kârı oluyor.
Son yılların yükselişini besleyen şey bu.
Fark var oldukça bu para akmaya devam ediyor. Bugünkü artış farkı kapatmıyor, sadece biraz daraltıyor.
Peki Japonya farkı kapatabilir mi?
Vadeli piyasa Japonya için yıl sonunda %1.5, 2 yıl içinde %2 fiyatlıyor.
Daha hızlı gidemiyor, çünkü borcu milli gelirinin iki katından fazla, %230'un üstünde.
10 yıllık tahvil faizi bu ay 1996'dan beri ilk kez %3'ü aştı ve tahvillerin yaklaşık yarısı kendi merkez bankasında, yani faiz yükseldikçe zararı kendisi üstleniyor.
Kural basit.
Borçlu bir devlet enflasyona yetişecek faizi veremez, verirse kendi borcunu ödeyemez.
Japonya ABD'ye yetişmeye çalışıyor ve yetişemiyor.
Şimdi bu sefer neden düşüş beklemediğime gelelim.
Japonya 2024'ten beri 5 kez faiz artırdı.
İlk artışlarda piyasalar sert sarsıldı, Ağustos 2024'te Japon borsası 1 günde %12 düştü ve satış bütün dünyaya yayıldı.
Piyasa bu mekanizmayı öğrendi.
Satışı karara giden haftalarda yapıyor, karar günü geldiğinde iş bitmiş oluyor.
Bu sefer de öyle oldu.
Yen Temmuz sonundan beri 164'ten 156'ya geldi, sadece son 1 ayda %2.3 değer kazandı. Artış beklentisi fiyata çoktan girdi.
Temmuz'da şunu yazmıştım.
Boğa piyasası yen güçlendiği için başlamaz, yen'deki sert hareket bittiği gün başlar.
Bugün o gün olabilir.
Karardan sonra yen'de sert bir sıçrama olursa riskli varlıklar bir kez daha sarsılır, ama fark kapanmadığı için o sıçrama kalıcı olmaz.
Büyük resim şu.
Yükselişi yaratan şey ucuz yen.
Ucuz yen'i yaratan şey iki ülke arasındaki faiz farkı. Farkı yaratan şey Japonya'nın borcu.
Borç gitmediği sürece bu zincir bozulmuyor.
Bugün Japonya faiz artırabilir. Değiştiremeyeceği şey ABD ile arasındaki fark.
Bana göre bu fark kapanmadığı sürece para riskli varlıklara girmeye devam edecek.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri inceliyorum, sizi bilgilendireceğim.
Bu sitelerin çoğunu fenomenler bile bilmiyor.
Hepsi ücretsiz, kullanımları çok kolay ve sizi kesinlikle üst seviyeye çıkarır.
FAİZ VE EKONOMİ
Trading Economics → faiz, enflasyon, istihdam takvimi tek sayfada
MacroMicro → makro göstergelerle kripto yan yana
Alternative Me → korku endeksinin ham hali
VADELİ VE OPSİYON
Coinalyze → açık pozisyon ve fonlama, ücretsiz sürümü yeterli
Greeks Live → opsiyon tarafını sade gösterir
SANA KARŞI KİM OYNUYOR
EigenPhi → senin işlemine sandviç atılmış mı, ne kadar alınmış
MEV Blocker → o sandviçi baştan engelleyen bağlantı
İŞLEM ÜCRETİ
L2Fees → aynı transfer hangi ağda kaç kuruş
CryptoFees → hangi zincir günde ne kadar ücret topluyor
Gas Zip → yeni bir ağda cüzdanında hiç yakıt yoksa
STAKE ETMEDEN ÖNCE
Staking Rewards → hangi coinde gerçek getiri ne kadar
Rated → hangi doğrulayıcı düzgün çalışıyor
Beaconcha → Ethereum'un kendi defteri
PARAN HAVUZDAYSA
Revert Finance → havuzda gerçekten kâr mı ediyorsun
Vaults FYI → kasaların gerçek getirisi
Stablewatch → stablecoin tarafında getiri nerede
KAYBOLAN PARANIN İZİ
MistTrack → çalınan para hangi cüzdana gitmiş
DefiScan → protokol gerçekten merkeziyetsiz mi
Block Analitica → kredi veren protokollerde risk nerede
ZİNCİRİN KENDİSİ
Hypurrscan → Hyperliquid tarafında kim ne yapıyor
SolanaFloor → Solana verisi tek panelde
Adreslerin tamamını kanalıma bıraktım. Bağlantı profilimde.
Şimdi kendi hatamı düzelteyim.
Eski listemde TokenUnlocks yazmıştım. O adres artık açılmıyor, site Tokenomist adını almış. Dahası, aynı listede ikisini ayrı araç gibi yazmışım. Tek bir site, iki isim.
Yirmi birini de bugün tek tek açtım, hepsi çalışıyor.
Bakın, bu listelerin sorunu şu: kaydediliyor ama açılmıyor.
Sebebi araç değil, soru. Elinde onlarca site var ama neye bakacağını bilmiyorsun.
O yüzden bugün tek bir tane seç. Vadeli işlem yapıyorsan Coinalyze'ı aç, faiz kararını izliyorsan Trading Economics'i aç.
Şunu unutmayın: araç sana coin bulmuyor, yanlış olanı elemeni sağlıyor.
Kaydet. Bir tanesini şimdi aç, diğer yirmisi yarın da orada.
Japonya bir kez daha ABD'nin faturasını ödüyor. Sebep bu kez Çin.
1985'te dünyanın yükselen süper gücü Japonya'ydı.
ABD onu bir anlaşmayla yavaşlattı, sonrası 30 yıllık durgunluk oldu.
40 yıl sonra Japonya ABD'de 19 milyar dolara varan çip fabrikası kurmayı görüşüyor.
Bu fabrika başka bir ülkenin yükselişini durdurmak için kuruluyor.
Anlatayım.
Temmuz 2025'te Japonya, tarife indirimi karşılığında ABD'ye 550 milyar dolar yatırım sözü verdi.
Paranın bir kısmı Japon şirketlerinin ABD'deki kendi yatırımları, ama hangi projeye gideceğini Trump açıklıyor.
İlk paket Şubat'ta geldi.
36 milyar dolar, 33 milyarı Ohio'da bir gaz santrali için.
İkinci paket 73 milyar dolar, nükleer ve gaz santralleri için.
Üçüncüsü bu hafta Nikkei'de çıktı.
19 milyar dolara kadar çip fabrikası görüşülüyor, GlobalFoundries işletecek.
Sıraya bakın.
Önce elektrik, sonra yine elektrik, sonra çip.
Yapay zeka üretiminin iki girdisi var, elektrik ve çip.
ABD'nin 5 büyük teknoloji şirketi bu yıl yaklaşık 750 milyar dolar yatırım yapıyor ve en büyük darboğaz elektrik.
Şimdi çipe bakalım.
GlobalFoundries en ileri çipleri üretmez.
Olgun çip denen, arabanın, fabrikanın ve silahın içindeki çipleri üretir.
Bu segment kimin elinde biliyor musunuz?
Olgun çip kapasitesinin yaklaşık yarısı Tayvan'da, Çin'in payı üçte bire yaklaşıyor ve en hızlı büyüyen üretici o.
Yani ABD, Çin'in en hızlı büyüdüğü çip alanında kendi fabrikasını Japonya'nın parasıyla kuruyor.
Tayvan da aynı yere yatırım yapıyor.
TSMC Arizona'ya 165 milyar dolar yatırıyor.
Tayvan'ın tarife anlaşmasıyla bu rakamın 465 milyara çıkması konuşuluyor.
İki müttefik, iki tarife anlaşması, aynı ülkede fabrika.
ABD, Tayvan riskini azaltmak için çip üretimini kendi toprağına taşıyor.
Aynı fon kritik mineral projelerini de kapsıyor, yani Çin'in dışarıya satışını kıstığı madenleri.
Şimdi 1985'e dönelim.
O yıl Japonya ABD pazarını ele geçiriyordu.
ABD onu Plaza Otel'e çağırdı, yen 260'tan 120'ye geldi, Japon ürünleri pahalandı ve rekabet gücünü kaybetti.
Plaza tek sebep değildi, ama düşüşün başlangıç noktasıydı.
O gün ABD'yi geçmek üzere olan Japonya'ydı, bugün Çin.
ABD 1985'te Japonya'yı durdurdu. 2026'da Çin'i Japonya'yla durdurmaya çalışıyor.
Kural basit.
Bir süper güç rakibini durduracak fabrikayı kendi parasıyla kuramıyorsa, müttefikine kurdurur.
Parayı da müttefik öder.
Fabrika ABD'de, para Japonya'dan, hedef Çin.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri inceliyorum, sizi bilgilendireceğim.
Bitcoin neden tam 75 binde döndü? Cevap opsiyon piyasasında.
Dünden beri en çok gelen soru şu, 75 bini nereden bildin?
Fed dün faizi artırdı, düşüş bekleniyordu.
Bitcoin 75 binden döndü ve 76 binin üstüne çıktı.
Tebrik edenlere teşekkürler, ama tahmin etmedim, okudum.
Okuduğum veri opsiyon piyasasından.
Anlatayım.
Karar öncesi düşüş için 70 ile 72 bin arası konuşuluyordu. Bitcoin fonlarından iki günde 746 milyon dolar çıkmıştı.
Saat 21:00'de karar açıklandı.
Bitcoin 75 bine indi ve orada durdu. Kevin Warsh konuşmaya başladığında fiyat yeniden yukarıdaydı.
Neden tam 75 bin?
Çünkü o seviyeyi ben seçmedim, opsiyon piyasası belirledi.
Opsiyon, Bitcoin'i ileride belli bir fiyattan alma ya da satma hakkı veren bir sözleşmedir.
Bu sözleşmeleri satan büyük kurumlara dealer denir.
Dealer yön üzerine pozisyon almaz. Sattığı her sözleşmenin riskini Bitcoin alıp satarak dengeler.
Bu dengeleme otomatiktir ve fiyata göre değişir.
Fiyat düşerken belli seviyelerde Bitcoin almak, yükselirken satmak zorunda kalır.
Bir fiyatta çok fazla sözleşme birikmişse, orada yapılan alım ya da satım da çok büyük olur.
Böyle fiyatlara duvar denir. Aşağıda alım duvarı, yukarıda satış duvarı olur.
Dün alım duvarı 75 bindeydi.
Alıntıladığım yazıdaki rakam şu.
75 binde her %1 düşüş, dealer'ları yaklaşık 65 milyon dolarlık Bitcoin almaya zorluyordu. Bu 860 Bitcoin civarı.
Fed'in kararı fiyatı o duvara getirdi. Oradaki alım zorunluluğu karardan saatler önce grafikte görünüyordu.
Satış baskısı geldi ve karşısında hazır bir alıcı buldu. Fiyat döndü.
Bu yüzden buna tahmin demiyorum.
Yöntem kısaca şöyle.
Beş borsadaki tüm Bitcoin opsiyonlarının açık pozisyonunu tek tabloda topluyorum.
Her sözleşmenin dealer üzerindeki etkisini kendi hesaplama yöntemimle dolara çeviriyorum.
Çıkan rakam, fiyat %1 hareket ettiğinde dealer'ların kaç dolarlık Bitcoin alıp satmak zorunda kalacağını gösteriyor.
Bu zorunluluğun en çok biriktiği iki fiyat, alım ve satış duvarını oluşturuyor.
Dün o hesap 75 bin ve 80 bini verdi. Ben sadece yazdım.
Kural şu.
Haber fiyatı hareket ettirir. Fiyatın nerede duracağını ise pozisyonlar belirler.
Dün de tam olarak bu oldu.
Bu duvarlar sabit değildir. Her gün sözleşmeler kapanır, yenileri açılır, duvarlar yer değiştirir.
O yüzden bu veriyi her gün yeniden okuyorum.
Bu analiz benim görüşüm, yatırım tavsiyesi değil.
Veriler anlık değişiyor. Güncellemelere devam edeceğim.
Bitcoin'de yükseliş ne zaman başlayacak? Cevap 75 bin dolarda.
Dün Clarity Act kabul edilmedi.
Bitcoin 77 binden 75 bine düştü ve durdu.
Neden tam orada durdu?
Çünkü dün yazdığım 75 bin duvarı çalıştı.
Bitcoin şu an 75 bin 629 dolar.
Bugün o duvar dünkünden daha güçlü.
Yükselişin ne zaman başlayacağı da o duvara bağlı. Grafik şunu söylüyor.
Altta 75 bin dolar.
Dealer'ların en çok almak zorunda kaldığı seviye artık burası.
Dün her %1 düşüş dealer'lara yaklaşık 46 milyon dolarlık alım getiriyordu. Bugün 65 milyon, bugünkü fiyatla 860 Bitcoin civarı.
Düşüşe karşı alım gücü bir günde %40 arttı.
Bunun sebebi fiyatın 75 bine yaklaşması. Fiyat duvara yaklaştıkça duvar güçlenir.
Üstte 80 bin dolar.
Her %1 yükseliş yaklaşık 63 milyon dolarlık satış getiriyor, 830 Bitcoin civarı. Dün 68 milyondu. Biraz zayıfladı.
Ama arada bir katman daha var.
78 binde 51 milyon dolarlık satış birikmiş, yani 80 binden önce 78 bin var.
80 bin geçilirse üstü daha açık.
Grafikte 82 binde %1 başına yaklaşık 29 milyon, 84 binde 23 milyon dolar var.
Sonrası neredeyse boş.
Net dealer pozisyonu artı 132 milyon dolar. Dün 182 milyondu.
Dealer'lar hâlâ hareketleri yumuşatıyor ama dünkünden %27 daha az güçle. Hareketler büyüyebilir.
Açık pozisyon 514 binden 527 bin Bitcoin'e çıktı, 39.9 milyar dolar.
Oylama sonrası pozisyon kapanmadı. Yeni sözleşme açıldı.
Buraya kadar grafik.
Şimdi kimin nerede durduğuna bakın.
Vadeli işlem borsalarının bugünkü verisine göre her 10 hesaptan 6'sından fazlası hâlâ long.
Aşağı kırılırsa kapanacak long hâlâ çok. Yukarı kırılırsa sıkıştırılacak short az. Hareketin yeni parayla gelmesi gerekiyor.
Dünkü 3 karardan biri bitti.
Sonucu biliyorsunuz. Kurumsal paranın beklediği netlik yakın zamanda gelmiyor.
İkinci karar bu akşam 21:00'de Fed'de. 21:30'da Fed başkanı konuşuyor. Yeni faiz projeksiyonları da açıklanıyor.
Üçüncü karar cuma sabahı Japonya'da. Faiz artışı bekleniyor. Asıl soru yenin ne kadar güçleneceği.
Bana göre yön yukarı, çünkü aşağıda duvar dünden güçlü, yukarıda satıcı dünden zayıf.
İlk teyit 78 bin doların geçilmesi. Asıl duvar yine 80 binde.
75 bin kırılırsa sıradaki iki seviye 74 bin ve 72 bin dolar.
Bu akşam Fed ve cuma Japonya bu tabloyu ya doğrular ya bozar.
Bu analiz benim görüşüm, yatırım tavsiyesi değil.
Veriler anlık değişiyor. Güncellemelere devam edeceğim.
ABD faiz artırdı, altın ve Bitcoin ne olacak?
ABD dün 3 yıl sonra ilk kez faiz artırdı.
Faiz artınca altın ve Bitcoin düşer diye bilinir.
Ben bu kararı yükseliş sinyali olarak okuyorum, size nedenini göstereceğim.
Bu faizi kim ödeyecek biliyor musunuz?
Cevap yapay zeka şirketlerinde.
Anlatayım.
Fed'in artırdığı faiz kısa vadeli faiz.
Devletin uzun vadeli borçlandığı faiz ise 10 ve 30 yıllık tahvil faizi.
Piyasa faiz artışının enflasyonu düşüreceğine inanırsa uzun vadeli faiz de geriler.
Bu sefer öyle olmadı.
10 yıllık tahvil faizi %5'e ulaştı, 30 yıllık %5.33'e çıktı.
Kevin Warsh'a bu faizin neden yükseldiğini sordular. Üç sebep saydı.
Ekonomi güçlü. Dünyada gerginlik var. Bir de yapay zeka şirketleri piyasadan büyük para topluyor ve sermaye için ciddi bir yarış var.
Üçüncü sebebin rakamlarını bir yere not edin.
Amazon, Alphabet, Meta ve Oracle bu yıl 223 milyar dolarlık tahvil sattı, yani o kadar borç aldı. 2025'in tamamında bu rakam yaklaşık 109 milyar dolardı.
Neden bu kadar borç? Microsoft'la birlikte bu beş şirketin 2026 yatırım planı yaklaşık 750 milyar dolar.
Şöyle düşünün.
Mahallede borç verecek bir kişi var. Aynı gün iki komşu ondan büyük borç istiyor.
Borç veren faizi yükseltir, iki komşu da daha pahalı borçlanır.
Bugün o iki komşu yapay zeka şirketleri ve ABD devleti. Borç veren de tahvil alan yatırımcılar.
Peki yatırımcılar ne yaptı?
Tam o borç veren gibi davrandılar. Daha az yatırımcı geldi, gelenler de daha çok faiz istedi.
Şubat'ta bu şirketler tahvil sattığında satılanın 5 katı talep vardı.
Temmuz'da talep 2 katın altına indi ve Amazon alıcı çekmek için 18 ile 21 baz puan fazla faiz vermek zorunda kaldı.
Şimdi ikinci komşuya gelelim.
ABD'nin borcu 40 trilyon doları aştı. Yıllık net faiz gideri Ağustos'ta ilk kez 1 trilyon doları geçti.
İşte bu faizi kim ödeyecek sorusunun cevabı.
Faizi yapay zeka şirketleri yukarı itiyor, o faizi 40 trilyonluk borcuyla ABD devleti ödüyor.
Yapay zeka şirketleri bu faizi gelirleriyle karşılıyor, devlet ise yeni borçla karşılıyor.
Devlet bunu gördü ve Ağustos'ta harekete geçti.
30 yıllık faiz Ağustos ortasında %5.33 ile 2007'den beri en yüksek seviyeye çıkmıştı.
Hazine bir süredir kendi uzun vadeli tahvillerini piyasadan geri alıyor. 19 Ağustos'ta Hazine Bakanı Scott Bessent bu alımı iki katına çıkardı.
Haber çıkınca 30 yıllık faiz %5.19'a indi. Dün, faiz artışının yapıldığı gün, 30 yıllık faiz yeniden %5.33'teydi. Geri alımın bir aylık etkisi silindi.
Resmi görüyor musunuz?
Fed faizi yukarı çekiyor. Hazine buna likidite desteği diyor ama aynı anda tahvil alıp uzun vadeli faizin yükselişini frenlemeye çalışıyor.
İkisi de aynı devlete bağlı.
Bu çelişkinin sonunu tarih iki kez gösterdi.
1942'de ABD savaş borcunu ucuza finanse etmek için tahvil faizine %2.5 tavan koydu.
9 yıl boyunca faiz o çizginin üstüne çıkamadı, borcun gerçek yükü enflasyonla azaldı.
Japonya da 2016'da aynı şeyi yaptı, faize tavan koydu. Ray Dalio'nun hesabına göre Japon tahvili tutanlar 2013'ten beri ABD tahviline karşı %51, altına karşı %76 kaybetti.
Kural basit.
Borç bu büyüklüğe gelince faizin serbestçe yükselmesine izin verilmez. Faiz bastırılır, enflasyon kalır, para değer kaybeder.
Paranın kaybettiği değer yok olmaz, arzı artırılamayan varlıklara geçer.
Altın bunu yıllardır gösteriyor.
Ocak'ta 5600 dolarla rekor kırdı, sonra %25 geriledi.
Gerileme sürerken merkez bankaları almaya devam etti.
2. çeyrekte 288.9 ton aldılar, geçen yılın aynı dönemine göre %62 fazla.
Faiz artışı beklentisi yaz boyunca güçlendi, altın yine de 4300 doların üstünde tutundu.
JPMorgan'ın analistleri faiz yükselirken altın düşer kuralının artık çalışmadığını yazıyor.
Şimdi Bitcoin.
2022'de Fed faizi sıfırdan artırmaya başladı, 16 ayda 525 baz puan yükseltti.
Bitcoin o yıl %64 düştü. O yıl Hazine tahvil geri almıyordu.
Bugün artış %3.5'ten başladı, faiz zaten yüksekti. Üstelik Hazine piyasada tahvil geri alıyor.
Bitcoin bu hafta Bitcoin ETF'lerinden 746 milyon dolar çıkışa rağmen 75 bin doların üstünde tutundu.
Bir detay daha var.
Faiz artışıyla aynı gün ABD Temsilciler Meclisi'nin Finansal Hizmetler Komitesi Bitcoin rezerv yasasını geçirdi.
Yasa Kongre'den geçerse rezerv kanunla kalıcı hale geliyor.
Kevin Warsh'ın yıllardır tekrarladığı bir cümle var. Enflasyon bir tercihtir.
Enflasyon tercihse paranın değer kaybetmesi de tercih.
40 trilyon borçlu bir devletin hangi tercihi yapacağı belli.
Faizi yükselten Fed ile faizi bastıran Hazine uzun süre birlikte var olamaz.
Hangisinin kazanacağını 1942 ve 2016 gösterdi.
Bu yüzden dünkü faiz artışını altın ve Bitcoin için yükseliş sinyali olarak okuyorum.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri inceliyorum, sizi bilgilendireceğim.
TAYİNCİ ÇOCUĞU TAHSİN
Hele bi bak Tahsin
Tahsin'in babası subaydı. Tayinci çocuğu derlerdi. Erzurum'a gittiler okul yıllarında. Bir oda, beş sınıf; ikiden başladı. Konuşmadı, konuşamadı; okuyamadı da...
Derken yine tayin; Erzurum'dan Kayseri'ye...
▫️
Okuyamayan, konuşmayan Tahsin'i birinci sınıfa geri çektiler. Birinci sınıflarda Aliye Öğretmen vardı. Kekemelik tutmuştu Tahsin'i... Her gün, bütün çocuklar gittikten sonra Aliye Öğretmen Tahsin'le çalıştı, konuşma çalıştılar. Bir buçuk yıl sürdü bu konuşma talimleri...
▪️
Birgün Aliye Öğretmen;
"Senin en kolay söylediğin kelime nedir," diye sordu.
"Hele'dir öğretmenim"
"Peki, bu kelimenin arkasına kelime ekleyerek konuş, hele be, hele sen gel, hele git gibi..."
"Hele be öğretmenim, hele sen gel öğretmenim."
Sorun çözüldü.
▫️
5'inci sınıfta okul birincisi oldu Tahsin. Aliye Öğretmen tuttu elinden bilgi yarışmalarına katıldı Tayinci çocuğu.
Yine tayin Kayseri'den İstanbul'a...
▪️
Okudu. Makine mühendisi oldu. Bir daha okudu. Gazetecilik Yüksek Okulu'nu bitirdi.
▫️
Yıllar sonra,
Kayseri PTT'den ismi Aliye olan ne kadar insan varsa hepsinin telefonunu aldı. Bir bir aradı.
▪️
"Aliye isminde, şu şekilde, şurada bir öğretmenim vardı, onu arıyorum..."
Yılmadı Tahsin.
Telefonlardan biri "bir akrabasının tanıma uyduğunu" söyledi ve ekledi "hep sizin adınızı söylerdi..."
▫️
İzini sürdü ve buldu.
Ellerinden öptü öğretmeninin...
▪️
Tahsin...
▫️
Reklamı sevmedi. Bir tıraş bıçağının tüm dünyada yayınlanacak reklamını da otomobil markasının reklamını da kabul etmedi. Şampuan, diş macunu, banka hepsine "hayır" dedi.
▪️
"Dünyada her şey para değildir," dedi.
▫️
Yine tayin...
Bu dünyadan 16 Eylül 2016'da tayini çıktı...
Hele bir gitti...
Hele Allah rahmet eylesin...
Hele saygıyla...
▪️
Tahsin!
Tahsin Tarık Üregül
▫️
Tarık AKAN diye bilinir.
Anısına saygıyla...
Boğa başlamadan izlemeniz gereken 10 kategori.
X'te abonelere özel kısımda önümüzdeki boğaya hazırlık listemi paylaştım.
Quantum, Singularity ve bunlar gibi 8 tane daha.
Bu liste neredeyse 1 aylık çalışma.
Onlarca hikaye içinden 10'unu seçtim ve her birine aynı soruyu sordum.
Kriptoda karşılığı var mı?
Bana göre bu kategoriler yakında en çok konuşulan konular olacak. Ama bazılarında henüz coin bile yok.
Önceki boğa piyasalarını da böyle kategoriler taşıdı.
DeFi, NFT, yapay zeka.
Her kategorinin lider coinini bulduğumda da ilk orada yazacağım.
Bu benim kişisel analizim, yatırım tavsiyesi değil.
📌 #Plasma $XPL | GÜNCEL 1H TEKNİK GÖRÜNÜM • DCA BÖLGELERİ • KISA VADELİ HEDEFLER @Plasma
Arkadaşlar, Plasma’da ciddi şekilde mal toplandığını görüyorum. Benden söylemesi. Bu paylaşım FOMO amaçlı değildir; sadece piyasada gördüğümü aktarıyorum. Yanılabilirim, piyasa bu.
#XPL şu an yaklaşık 0,080$ fiyat seviyesinde.
1 saatlik güncel grafiğini de hazırladım. Grafikte TP1’den TP6’ya kadar kısa vadeli hedefleri ve DCA bölgelerini işaretledim.
⚠️ TP1–TP6 orta-uzun vade hedeflerim değildir. Bunlar özellikle 1H–4H grafikte scalp/day trade yapanlar için kısa vadeli hedeflerdir. Orta-uzun vadeli beklentim daha yüksek. Önceki grafik ve paylaşımlarımda bunları zaten belirttim. X hesabımda arama kısmına $XPL veya Plasma yazarsanız geçmiş çalışmalarımı görebilirsiniz.
Ben DCA1 bölgesinde 0,080–0,081$ civarından ekleme yaparak ortalama maliyetimi yaklaşık 0,084$’a çektim. Şu anda grafikte belirttiğim DCA2 bölgesindeyiz. Daha önce #XPL almamış veya yukarıdan maliyetlenip ortalamasını düşürmek isteyenler açısından burası benim takip ettiğim DCA bölgelerinden biri.
Ben olsam 0,081–0,075$ bandında tek bir mükemmel DİP beklemek yerine kademeli emirler kullanırdım:
0,081→ 0,080 → 0,079 → 0,078 → 0,077 → 0,076 → 0,075$
Hatta emirleri küsuratlandırırdım. Çünkü “illa 0,075$’ten alacağım” diye en dibi beklerken piyasa orayı hiç vermeyebilir. 0,080–0,081$ bölgesindeki satışları absorbe edip yoluna devam etmesi de mümkün.
Benim prensibim belli: Girerken DCA, çıkarken yine DCA kademeli satış. Mükemmel dibi veya mükemmel tepeyi yakalamaya çalışmıyorum.
Şu anda $XPL’de aşağı yönlü iğnelerde satışların karşılandığını ve malın toplandığını görüyorum. Birçok majör altcoin fiyatlama yaparken Plasma piyasanın gerisinde kalanlardan biri.
Tabii 25 Eylül’de unlock var. “Unlock geliyor, kesin düşer” demek de “kesin yükselir” demek de doğru olmaz. Önceki unlock dönemlerinde fiyatın 1–2 hafta öncesinde hareketlendiği 1–2 gün kala satışların geldiği örnekleri tarihleriyle paylaşmıştım. Bu kez de benzer bir hareket olabilir; unlock sonrası satış gelebilir veya satışlar absorbe edilebilir.
Benim şu an ortalama maliyetim yaklaşık 0,084$. Uygun kademelerde DCA 2 de işaretlediğim fiyat etiketi bölgesinden yaparak ve elimdeki adedin yaklaşık %25’iyle küçük scalp trade’leri değerlendirerek, yeni para eklemeden adet artırıp maliyetimi mümkünse 0,080–0,082$ bandına çekmeye çalışıyorum.
Grafikte kısa vadeli planım ve seviyelerim ortada. Ben gördüğümü ve kendi yaptığımı paylaşıyorum. Kimse bana uymak zorunda değil. Kendi araştırmanızı yapın, farklı görüşlere de bakın ve riskinizi kendiniz yönetin.
Gerisi piyasanın işi. 🤝
#XPL #Plasma #Crypto #Circle #Tether
TARIK AKAN
Albay çocuğu olmana rağmen çocukluğunda su satmış, ciklet satmışsan, mahalle çocuğu olarak yetişmişsen adamsın.
Çevrende en güzel kadınlar varken ve sen tüm erkeklerden yakışıklıyken adın magazin gazetelerine düşmemişse adamsın.
Şöhretin zirvesindeyken, Hababam Sınıfı afişinde Münir Özkul'a olan saygından onun adını kendi adından önceye afişe yazdırdıysan adamsın.
Yeşilçam'ın belli başlı yapımcılarını karşına alıp aylarca işsiz kalmışsan, işportacı olmuşsan, denizlerde can kurtarmış, taksilerde direksiyon sallamışsan adamsın.
Tam da bu sürecin üzerine "Maden" diye bir film çevirmiş ve bir de sistemin dikkatini üzerine çekmişsen, durmamış Yılmaz Güney’le "Sürü" olmuş, "Yol" olmuşsan, doğu insanının acıları için "Derman" olmuşsan adamsın.
Her dönem bir çok partinin siyasete girme teklifini reddettiysen, politikacı olmayıp sanatçı kalmayı seçtiysen adamsın.
Kolay bir hayat seçebilecekken, insanlar açken, işkence görüyorken yalı hayatlarını reddederek mazlumun yanında yer almışsan, devrimci, solcu olmuşsan adamsın.
Yeşilçam'ın krize girdiği dönem parasızken, gazinolarda şarkı söylemen için, reklamlarda oynaman için gelen astronomik paraları elinin tersiyle itmişsen, 45 yıldır hiçbir reklam filminde oynamamışsan adamsın.
Tekel, maden, disk işçileri için en ön safta yer alıp, askerler tarafından hapse atılmışsan, 1 Mayıs' larda korkmadan yürümüşsen adamsın.
Bir televizyon kanalının dizi filmlerinde oynaman için gelen 1 milyon doları (en zor zamanında) dünya görüşüne uymadığı için hiç düşünmeden reddettiysen adamsın.
Sana işkence eden, o zarif saçlarının bitlenmesine neden olan kimi askerlere rağmen, kumpas mağduru (Ergenekon ve Balyoz) askerler için Silivri'de polis barikatlarını yıkmış ve gaz yemişsen adamsın.
Solcu kimliğine, Atatürk ve onun yarattığı Cumhuriyet değerlerini ekleyerek, dimdik ayakta kalmışsan adamsın.
Ali İsmail için, Berkin için, Gezi için korkusuzca öne çıkmışsan, doğayı ve çevreyi koruyup sahip çıkmışsan adamsın.
Sokakta doğum yapmış kedileri ve yavrularını evine almışsan beslemişsen, ömrün boyunca kedilerle yaşamışsan, hayatın boyunca hayvanları sevip korumuşsan adamsın.
Bir eğitimciden daha çok eğitim için uğraştıysan, çağdaş, laik, Atatürkçü bir gelecek için yırtındıysan, yoktan bir Taş Mektep yarattıysan adamsın.
Zor zamanlarında, Türkan Saylan hocanın yanından durduysan ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne sahip çıktıysan, Nazım Hikmet Vakfı'na ve daha nice vakıf ve derneklere gönlünü kattıysan adamsın.
Kansere meydan okuduysan, hastayken bile Bakırköy sokaklarında gezdiysen, son anına kadar halkın içindeysen adamsın.
40 yıl boyunca defalarca kez ölüm tehditleri almana rağmen hiçbir koruma talebi olmadan yiğitçe yaşadıysan adamsın.
Saçlı-saçsız, bıyıklı-bıyıksız, sakallı-sakalsız hallerinde bile; en güzel yüzünle, halka en yakışıklı selamını çakmışsan adamsın.
50 yıl sonra ilkokul öğretmenini tüm Türkiye'yi arayıp bulduysan, bu vefayı herkese göstermişsen adamsın.
Bir çok kişiye kimsenin haberi olmadan yardım yapmışsan, Doğu ve Güneydoğu'daki çocuklara her yıl bot, çorap ve kitap göndermişsen adamsın.
Kanserle savaşırken bile dostlarına, sevenlerine umut dağıttıysan, sonra da sessizce gittiysen adamsın.
Ölümünle 7'den 70'e herkesi bir araya getirdiysen, umutsuz kalabalıklara yeniden umut olduysan adamsın.
Tüm bunları bir arada yapmışsan, bu ülkenin gördüğü en büyük sanatçısın, en büyük adamsın.
Sen... TARIK AKAN’sın...
Hamd ile şükür arasında elbette fark var.
Verdiklerine şükür, vermediklerine hamd ederim.
Çünkü bilirim ki veriyorsa lehime. Vermiyorsa da lehime...
Hamd övgü demek. Ve Allah, her an övülmeye layık olan.
Kökü ha-me-de.
Me-de-ha ile aynı kombinasyonda.
Neden methetmeyiz de hamd ederiz. Çünkü medih de karşısındakinde olmaya gerek yok. Abartı vardır. İnsan menfaati için de över. Bir kese altın için padişahı öven şairler gibi...
Oysa Allah'ı ne kadar versek övelim dilimiz aciz kalır. Ve bilirim ki o övdüğümden de fazlasıdır.
Eh. Her halimize hamd olsun...
Çin, Japonya'nın 2004'te yapamadığı şeyi yaptı. Elon Musk bu hafta geleceğin enerjisini yazdı.
2004'te dünyadaki her iki güneş panelinden biri Japonya'da üretiliyordu.
Sharp dünyanın en büyük panel üreticilerinden biriydi.
Enerjisinin yaklaşık %85'ini dışarıdan alan ülke, enerjiyi bedavaya üretecek teknolojide dünya lideriydi.
Buraya kadar çoğu kişi biliyor.
Asıl hikaye bundan sonra başlıyor.
Bu hafta Elon Musk o teknoloji için şunu yazdı.
Güneş enerjisi büyümeye devam edecek, gelecekte enerjinin neredeyse tamamı güneşten gelecek.
Petrol, gaz, kömür, nükleer enerji, hepsinin payı %0.1'in altına inecek.
O teknoloji artık Japonya'da değil.
Önce Elon Musk neden bu kadar emin, ona bakın.
2025'te dünyanın elektrik talebi arttı ve o artışın %75'ini tek başına güneş enerjisi karşıladı.
Aynı yıl fosil yakıtla üretilen elektrik 2020'den beri ilk kez düştü.
Panelin fiyatı 10 yılda %80'den fazla düştü, büyük depolama bataryalarının fiyatı 2025'te %45 düştü.
Petrolün merkezi Teksas'ta bile güneş enerjisi 2024'te nükleer enerjiyi geçti, bu yıl nükleer enerjinin 2 katına çıktı.
Güneş enerjisinin yakıtı bedava.
Petrol gibi çıkarılmıyor, taşınmıyor, bitmiyor. Asıl maliyeti panel.
Yani güneş enerjisi kazanırsa paneli yapan kazanır.
Peki Japonya paneli nasıl kaybetti?
2011'den beri Çin panel üretimine 50 milyar dolar yatırdı, Avrupa'nın 10 katı.
Fabrikaları dünya talebinin 2 katı kapasiteyle kurdu ve paneli zararına sattı.
Japon şirketler bu fiyatla rekabet edemedi.
Önce zarar ettiler, sonra kapandılar.
Sonuç 2019'da geldi.
Japonya’nın küresel payı %1’in altına indi.
Sharp dahil büyük Japon üreticiler seri üretimi durdurdu veya ciddi biçimde küçülttü.
Bugün panelin her aşaması, polisilikon, wafer, hücre, modül, %80'den fazla Çin'de.
2025'te dünyada kurulan yeni güneş kapasitesinin yarısından fazlasını tek başına Çin kurdu ve en büyük panel şirketleri bile hâlâ zarar açıklıyor.
Çin bunu 4 adımlık bir yöntemle yapıyor.
Devlet sektörü seçer, ucuz kredi ve ucuz elektrik akar.
Şirketler malı zararına satar, amaç kâr değil rakibin inemeyeceği fiyat.
Rakipler önce zarar eder, sonra kapanır.
Rakipler gidince fiyatı da kuralı da Çin koyar.
Bataryada da aynı oldu, bugün dünyadaki bataryaların yaklaşık %70'i Çin'de.
Şimdi Elon Musk'ın cümlesine dönün.
Petrol devrinde güç petrolü çıkaranındı.
Petrol 1974'ten beri dolarla satıldığı için o güç ABD'ye geçti.
Güneş devrinde yakıt bedava. Güç, paneli yapanın.
Elon Musk'ın bir sonraki hamlesi de bunu gösteriyor.
Paneli uzaya taşıyor.
SpaceX 1 milyona kadar güneş enerjili uydu için başvurdu, ilk yörünge veri merkezini 2027'nin sonunda fırlatacak. Uzayda bulut yok, güneş enerjisi neredeyse sınırsız.
Ama uzaydaki panelin de ham maddesi var.
Uzayda kullanılan yüksek verimli panellerin ana maddeleri galyum ve germanyum. Galyum üretiminin neredeyse tamamı, germanyumun büyük kısmı Çin'de.
Çin 2024'te ABD'ye galyum ve germanyum sevkiyatını durdurdu, sonra ticaret anlaşmasıyla geçici olarak açtı.
Nadir toprak işlemenin %90'ı yine Çin'de.
Yani Elon Musk paneli uzaya çıkarsa bile panelin yolu Çin'den geçiyor.
ABD bunu gördü.
Trump 26 Ağustos'ta yabancı yapımı şebeke ekipmanı için ulusal acil durum ilan etti.
Tesla Teksas'ta 10 milyar dolarlık panel fabrikası kurmayı değerlendiriyor, Elon Musk'ın hedefi yılda 100 gigavat.
Nadir toprakta ABD devleti MP Materials'a girip en büyük hissedarı oldu.
Japonya'nın 2004'te bıraktığını ABD 2026'da almaya çalışıyor.
Bana göre Elon Musk'ın cümlesi bir enerji tahmini değil, kimin kazandığının ilanı.
Yakıt bedava olduğunda para yakıtta değil, fabrikada birikir.
Sun Tzu 2500 yıl önce yazmış.
Savaş alanına önce gelen ve bekleyen rahattır, sonradan gelip koşan yorgundur.
Çin panel alanına 20 yıl önce geldi, zararına sattı ve bekledi.
ABD bugün koşuyor.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri izliyorum, sizi bilgilendireceğim.