👉 Türkiye'de çocuklarının zihnini
Yahudi olan bu adam yönetiyor ⚠️
Sefarad Yahudi’si Melih Abuaf’ın Youtube’da milyon takipçiyi aşmış birçok çocuk kanalının sahibi olduğu ortaya çıktı.
İçerikleri milyarlarca izlenen Abuaf’ın akrabalarının büyük bir kısmının hala İsrail’de yaşadığı görüldü. Özellikle babasının, Netanyahu destekçisi ve İsrail ordusunda görev almış kişilerle de olmak üzere yakından etkileşimi dikkat çekti.
📌Sefarad Yahudileri Ortaçağ sonlarında dönemin Katolik Krallarınca İspanya ve Portekiz'den sürülerek Osmanlı topraklarına sığınan topluluktur.
Paylaşıp - Duyuralım ⚠️
Kontrol Edip Takipten Çıkalım
Türkiye’nin en çok izlenen çocuk kanallarından 4’ünün sahibinin,
Sefarad Yahudilerinden olan çifte
Vatandaş Melih Abuaf olduğu ortaya çıktı.
-Çuf Çuf Çocuk Şarkıları
-Karpuz Adam
-Pırtık
-Afacan TV
@onlinebasvuru siz nasıl bir firmasınız İstanbul’un göbeğinde https://t.co/4QY7mfp7pVşada 25 gündür bir arıza giderilmedi 18 ine kadar açtığım şikayeti şikayet ettim 18 inden sonra genel arıza dediniz yazılar olsun 1 aydır bir neti yapmadınız….!
ACİL PAYLAŞALIM ⚠️
"Cenk Hoca Fitness" ismi ile
Sabah-Akşam İslam'a ve Müslümanlara
Söven, Kıbrıs'da Yaşamasına Güvenip,
Gözümüzün Nuru Efendimize (sav)
Hakaret Eden Bu Kişiyi Almak ve Bedeli
Ödetmek Bu Devletin 🇹🇷 Namus Borcudur.
@TC_Disisleri , @HakanFidan@TC_icisleri ,
Etiketimiz #CenkHocaTutuklansın !
Peygamberimize ve müslümanlara hakaret eden bu şarlatan yatağından ters kelepçeyle alınana kadar durmayın !
Herkesi bu etiketi kullanarak paylaşım yapmaya dâvet ediyoruz !
👉 #CenkHocaTutuklansın
Hatay'dan 45 yelkenli daha #Gazze'ye doğru “yelkenler fora…” dedi Elhamdülillah…
Sumud Filosu'na İsrail'in önünde diz çöken zavallı süperzırva ülkeler değil, yunuslar eşlik ediyor bayram yaparcasına…
#GlobalSumudFlotilla#FreeGaza#FreePalestine
"Bayramlar Kimin İçin?"
Hangi çocuklar için?
Gazze’de çocuklar ölüyor. Hayal değil bu, kurgu değil, bir film sahnesi değil, gerçek.
Üstelik öyle sıradan ölümler değil bunlar.
Açlıktan, susuzluktan, ilaçsızlıktan kıvranarak; bombalarla paramparça edilerek, diri diri yakılarak öldürülüyor çocuklar.
Bunu söylemek bile içimizi parçalamalıyken, dünya susuyor. Ve biz, çocuk bayramını kutluyoruz.
Çocukların öldüğü bir dünyada bayram kutlamak ahlaki bir çöküş değil midir?
Hangi vicdan, hangi akıl, hangi kalp bu iki gerçeği yan yana koyup sessiz kalabilir?
Kendi çocuklarımız ellerinde bayraklarla gülücükler saçarak yürürken, başka coğrafyalarda çocuklar bir yudum suya, bir lokma ekmeğe, bir nefes güvene muhtaç.
Bizim çocuklarımız şiirler okuyor, onlarınkiler son nefeslerini fısıldıyor.
Ne zaman bu kadar duyarsız olduk? Ne zaman "bize dokunmayan yılan" mantığını çocuklara kadar indirgedik?
Gazze’de binlerce çocuk hayatını kaybederken, dünyayı saran bu ölüm sessizliği neyin utancı?
Bu sessizlik, insanlığın mezar taşına yazılacak en kara cümledir.
23 Nisan’ı kutlamak için önce çocukları yaşatmak gerek.
Neşe dolabilmesi için önce çocuk kahkahaları gerek.
Ama Gazze’de ne kahkaha kaldı, ne oyuncak, ne okul, ne de bir gelecek umudu.
Bir çocuğun gözlerinin önünde annesi parçalanırken büyümesi, bayram değil, bir ömürlük yas olur.
Bizim suskunluğumuz, o çocukların travmasına ortak olmaktır.
Sadece politik değil bu mesele; bu, insan olmanın eşiğinde verilen en zor sınavdır.
Ve biz o sınavda sınıfta kaldık.
Eğer 23 Nisan kutlanacaksa, önce bu adaletsizliğe, bu vahşete, bu katliama ses verilmeli.
Çünkü bir çocuğun ölümü, tüm çocukların bayramını karartır. Çünkü bir çocuğun feryadı, insanlığın suskunluğundan daha güçlüdür.
Ve çünkü gerçek bayram, tüm çocukların güvende olduğu gündür.