toplumun değer yargıları, menfaatler örgüsü içinde kendini bulur; ahlak ise söz konusu değer yargılarını koruma çabasıdır.
çıkarsız bir ahlak anlayışı, genel anlamda mümkün değildir
jiyan
hayat dediğin,
hep aynı şeylerin enflasyonu aslında.
binlercesinin tekrarıyken
kendini biricik sanma yanılsaması…
nerede kaldı o biricik?
öteden beri süregelen
iyi ile kötü şablonların
birinde yer bulunması.
haklının cesarette,
çoğunluğun cürette vücut bulması.
em
ömrümüzün ulaştığı merhale gibi,
bir sonbahar akşamında,
şiir yazdığım dolunayın altında,
beraber oturup izlesek akıp giden bulutları hiç konuşmadan...
dünyaya gelecek kızımın annesi,
bu şiir benden sana, daha biz tanışmadan.
sedat gönül
barî
yağan yağmurlar,
bendeki önemli şeylerin izdüşümü olmasa,
her seferinde ruhumda yankılanmazdı
yere düşen tanelerin sesleri.
belki kâmil olmadan erişilmez;
bu, çok büyük bir iddia...
fakat bilmek istiyorum:
içimin dışarıdaki izdüşümleri gibi
içimin iç seslerini.
yek
bir teselli de mi yok?
bunca acı kaybın ardından,
sonraki yaşamda bahtiyar olur muyum onunla?
mahrum kaldıklarım birikip bulur mu beni en sonunda?
sedat gönül
birîndar
hüngür hüngür ağlasam iner mi aşağıya,
boğazıma takılmış ağır yaralı umutlarım?
bunca acı pişirmediyse beni,
değmezmiş hiçbir şeye bu çirkin bedene yerleşmiş çirkin ruhum.
sedat gönül