Bölümdeyken okunacak onlarca makale varken roman okuduğumda suçluluk hissederdim. Şimdi başucumda üç tane kitap, ben @ilker_ayturk hocanın Post-post- Kemalizm: Yeni Bir Paradigmayı Beklerken adlı makalesini okuyorum. İçimdeki siyasalcı küllerinden doğuyor bu hiç iyi olmadı.
Dijital dünyada herkes psikolog, birbirine teşhis falan koyuyor, herkes kanaat önderi bir yerlerde eften püften konularda ahkam kesiyor, herkes chatgpt sayesinde kurban/haklı/mağdur. İnanılmaz şişirilmiş ve içi bomboş bir benlik hali sardı her yeri.
Çok fazla romantize ediyorsam lütfen kusuruma bakmayın ama kampüste bulunanlar ve sosyal medyadan gündem oluşturmaya çalışanlar olarak otuz günlük bir üç gün yaşadık.
Stres ve endişe dolu paylaşımların ardından, "bitti" diyebilmenin sevinciyle gördüğüm her kutlama gönderisini beğeniyor, gözyaşlarımı tutamıyorum.
Tüm "vakıf üniversitesi" önyargılarını kırdık, bu devirde bile karar vericilere geri adım attırmayı bildik. Ne başka amaçlara araç olduk, ne de birilerine zarar verdik.
Tek istediğimiz yuvamızı kurtarmaktı.
Başardık.
Önümüzdeki tercih döneminde Bilgi Üniversitesini seçmeyi düşünen arkadaşlar; içiniz rahat olsun. Eğer gelirseniz, Türkiye'nin en özgür ve destekleyici akademik ortamlarından birine dahil olacaksınız. Şimdiden yolunuz açık olsun.
Bilgi Üniversitesi tekrar açıldığına göre bize de anı olarak koskoca ülkenin Erdoğan’ın elinde oyuncak haline geldiği, tek bir imzayla her şeyin bir anda değişebileceği gerçeğiyle bir kez daha yüzleşmiş olmak kaldı.
Sizlere Bilgi'nin nasıl bir yer olduğuyla ilgili 30 yıllık akademik geçmişi, hafızası, eğitim kadrosu, akreditasyonları bir şey anlatmıyorsa, 3 gündür dayanışma içinde temel hakları için direnen gençler ve akademisyenler bir şey anlatmıştır umarım. O kadar gurur duydum ki.
İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin kamuoyuna çağrısı var:
"Üniversitemizin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin karar, gündemdeki yoğun siyasi gelişmeler arasında ne yazık ki yeterince görünür olamadı ve sesimizi duyurmakta ciddi şekilde zorlanıyoruz.
Okulun yeniden açılabilmesi ancak yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla mümkün. Alinan karara karşı hukuki süreç ise oldukça uzun sürecek. Sesimizin daha fazla kişiye ulaşabilmesi adına desteğiniz bizim için çok kıymetli olurdu. Mümkünse konuyu paylaşarak kamuoyunda görünür olmasına yardımcı olabilir misiniz?"
BİLGİ ÜNİVERSITESI ÖGRENCİLERİ
Zaten herşey unutulur. Fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız. O gençlik ki hiçbir şeyi unutmayacaktır; geleceğin ışık saçan çiçekleri onlardır. Bütün umudum gençliktedir! 1919 - Erzurum'dan ölüme kadar Atatürk'le beraber- Mazhar Müfit Kansu
Bin kere sınava girsem, yine Bilgi'de IR okumak isterim. Hatta bu sefer çok daha büyük bir ciddiyet ve özveriyle. YL için geri dönme hayalim vardı. Hatta iki gün önce programlara bakmıştım. Bu üzüntüye gelecekle ilgili yıkılan hayaller de cabası...
https://t.co/wQauOXDnQc
Sonra hayat beni Bilkent'e getirdi, Ankaralı yaptı, ama İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'ndeki değerli hocalarımızın çalışmalarını hep yakından takip ettim. TR'nin en iyi Uİ bölümlerinden biri oldu Bilgi Uİ. Çok değerli öğrenciler yetiştirdi.
İkisi de aynı kökten gelen aynı kelimeler gibi olsalar da, bir “okul” vardır bir de “ekol”. Benzer şekilde “öğrenci” vardır öğrenmektir işi, bir de “talebe” vardır bilgiye ve hakikate taliptir.
BİLGİ okuluna öğrenci olarak gitmekle BİLGİ ekolüne talebe olarak gitmek arasında devasa bir fark vardır. Okulu kapatırsın, binasına arazisine çökersin. Ama ekolü kapatmak diye bir şey mümkün olamaz. Çünkü ekol zihinlerden, hafızadan oluşur.
Bugün olduğum kişiyi büyük bir memnuniyetle 4 yıl talebesi, 4 yıl akademisyeni olduğum BİLGİ ekolüne borçluyum.
Keşke bu akılları verenler de öğrenci değil de talebe olsaydı. Kaşıdıkları aynı yerin artık hissizleştiğini ve hiçbir fayda getirmeyeceğini algılayabilirlerdi.
Kesinlikle öyle. 2013 girişliyim. İng. hazırlık 5 seviyeden oluşuyordu. Muhtemelen hala öyledir. Ben 3. seviyeden başladım. Başladığım seviyede iki senedir sınıfı geçemeyip hazırlık tekrarı yapan birkaç kişi vardı sınıfta. Birçoğu da pes edip yatay geçişle başka yerlere geçtiler.
Selen Hanım, az önce başka bir tweetin altına yazmıştım, sizinle de paylaşayım, çünkü çok haklısınız:
2003 girişli biri olarak şunu vicdan rahatlığı ile söyleyebilirim ki Bilgi hiç bir zaman kolay bir okul olmadı. Parasını verdim, geçirirler zihniyeti ile bu okula başlayan bir çok öğrenci daha ilk seneden patır patır dökülüp tekrar sınava girmeye hazırlandılar ve okulu bıraktılar. Benim bile defalarca kaldığım core dersler oldu. Derslerin statüsü elective yapılınca yerlerine ders aldım da o derslerden exit yapabildim. Bilgi gerçekten öğrenmek isteyen, harika bir üniversite deneyimi yaşamak isteyenler için muazzam bir şanstı. Sunduğu uluslararası eğitim fırsatları, akademik kadrosu, kampüsleri, içerisindeki sosyal hayat bambaşka bir dünyaydı. Çok üzücü, çok yazık oldu.
Burak Hocam hissettiğim şeyleri yazmış. Evimin, kimliğimin bir parçası yok edildi gibi hissediyorum. Karmaşık bir duygu. Yerlerle, insanlarla, geçmişle, "şeylerle" fazla ve yoğun bağ kuran biri olduğumu düşünüyorum ama görüyorum ki Bilgi hepimiz için öyleymiş.
İstanbul Bilgi Üniversitesi öyle ya da böyle bir gün döneceğimi düşündüğüm, hissettiğim bir evdi benim için. Evimi başıma yıkmışlar gibi hissediyorum. Bilgili dostlarım, öğrencilerim, çalışma arkadaşlarım (akademik, idari, destek, teknik...) Aklım, kalbim, ruhum sizlerle... Yanınızdayım!
@UOzkirimli Susup susup böyle zamanlarda ortaya çıkan insanların sadece tek bir amacı vardır "gündem olmak". Yazdıkları doğru olabilir, haklıdır da ama zamanlama çok talihsiz. Ne diyelim şimdi yani bunların üzerine, dava da açmış, ne güzel. Hak ettiği neyse karşılığını alır umarım.
Bilgi Üniversitesi farklı ve özgün bir vizyonla, bir akademisyenler grubunun öncülüğünde sol liberal kültürün baskın karakteriyle kurulmuştu. İlk kurulduğu yer olan Kuştepe’de mahallede yerleşik Roman halkın öğrencilerle kucaklaşması bakımından da bilinen kalıpları yıkıyordu; okulda konuşulan, konuşturulan konular bakımından da. Üniversitelerde baş örtüsü yasaklandığında talimatlara uymayıp öğrencilere kapısını açmış, yine bir kapatma tehdidiyle dizginlenmişti. Santral’e taşındığında bir festivaller cennetine dönüşmüş, bu kez de üniversitelerde bira ve içki yasağı konusunu ülke gündemine taşımıştı. İçinde müzesi, üniversiteye ait resim koleksiyonu olan bir üniversiteydi.
Kanımca bir “vaha” gibiydi.
Elden ele değişen yönetim ve sahipler onu ilk vizyonundan kopardı; idari bakımdan çürüttü. Yıllardır içeriden, dışarıdan her türlü baskı ve bozgunculuğa karşı karakteri ve kurum kültürüyle, akademisyenlerinin aidiyeti ve sorumluluk duygusuyla ayakta kalmaya çalışıyordu.
Onu kapatarak yok etmek yerine yeniden ayağa kaldırmak; ona bir nefes verip yeniden diriltmek ülkemiz için bir kazanç olurdu. Tıpkı öncekiler gibi onun öğrencileri ve akademisyenleri de farklı kurumlara dağıtılacak. Bir şekilde zaman içerisinde kriz çözülecek. Önceki tecrübelerde görüldüğü üzere bu dosya da ilk andaki tepkiselliğin zamanla yok oluşuyla kapanacak.
Ancak, bir daha Türkiye’de böyle bir vizyon hayata geçirilebilir mi bilemiyorum. Ben de kuruluşundan itibaren 10 yıl bu kuruma emek vermiş bir akademisyen olarak eski Üniversiteme reva görülen bu muamele karşısında çok üzgünüm.
Bilgi Üniversitesi kapatılmamalıydı; aksine yeniden yaşama döndürülmesi için nefes verilmeliydi. Çok ama çok yazık oldu😔
Bilgi Üniversitesi Erdoğan imzasıyla kapatıldı
1996’da kurulan Bilgi Üniversitesi’nde 20 bini aşkın öğrenci, bini aşkın akademisyen, 50 bine yakın mezun, 7 fakülte, 3 enstitü ve 150'yi aşkın program vardı. Bilgi, 2024 QS listesinde Türkiye’den sıralamaya giren vakıf üniversiteleri arasında ilk 5’te yer aldığını duyurmuştu.
https://t.co/jo1CnLVlG3