“Eğer hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünüyorsam ben bir alığım
Eğer düşünmek istemiyorsam bir korkak
Ve hiçbir şeyin değişmemesinin benim çıkarlarıma olacağını düşünüyorsam bir alçak...”
68 baharında mükemmel bir duvar afişi
Aylık maliyeti 11 bin ile 20 bin TL arasında olan yeni kuşak kilo verdirici bir iğnenin Türkiye’de piyasaya sürüldüğü hafta, Sağlık Bakanlığı ‘tuhaf’ bir tesadüfle kamusal alanda elde terazi obez aramaya çıktı
✒️Zeki Gül yazdı
https://t.co/P7BUvDfE1J
İKTİDAR VE YARGISI EL YÜKSELTİYOR!
ŞİMDİ SIRA BİZDE!
MYK üyemiz Selinay Uzuntel’in de aralarında olduğu çok sayıda öğrenci, sosyalist, gazeteci bugün Çağlayan’da çıkarıldıkları sulh ceza hakimliği tarafından tutuklandı. Tek adam iktidarı, üniversitelerde boykot büyümesin, kent meydanlarına taşan mücadelemiz zayıflasın diye direnişin öncülerine, örgütlü gençlere tek tek tutuklama kararı çıkartıyor!
Boşuna uğraşıyorsunuz. Ne gözaltı furyanız, ne uydurma gerekçelerle çıkardığınız tutuklama kararları ne baştan aşağı talimatla çalışan yargınız işe yarayacak. Bu direniş büyüyecek!
Şimdi sıra bizde! Bu süreci birlikte örgütleyecek, boykotu ve direnişi yurdun dört bir yanında büyütecek binlerce sıra arkadaşımızda! Tutuklanan, hukuksuzca gözaltında tutulan her bir arkadaşımız için de mücadeleyi büyütelim, hayatı durduralım!
BOYKOTU BÜYÜT! DİRENİŞİ BÜYÜT!
YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!
Bu ülkedeki samimiyetsizlikten, ikiyüzlülükten bıktım, usandım. Eğer medyaya yansımayacaksa kimsenin hak, hukuk, adalet derdi falan yok. Medyaya yansıyan en basit olaylarda küçük su sinekleri bile tutuklanırken yansımayan olaylardaki ejderhalar dışarıda kol geziyor. En büyük trajedilere şahit olanlar da ölü taklidi yapıyorlar;
- Kasım ayı sonunda ofise gelen, alanında Avrupa ve dünya birincilikleri bulunan, devlet büyükleri tarafından başarıları takdir edilen ve tam burslu olarak Türkiye’nin tartışmasız en iyi üniversitelerinden birinde okuyan gencecik pırıl pırıl bir öğrenci… +
Bugün 400 Özak işçisinin katılımıyla yaptığımız toplantıda işçilerin tamamının iradesiyle“direnişe devam!” kararı çıktı.
Özak işçileri, bu kadar hukuksuz baskıdan, gazlı, tomalı, joplu müdahaleden ve toplu gözaltından sonra korkarız, dağılırız, çözülürüz sananlara bir kez daha yanıt verdi:
“Biz bitti demeden bitmez babey!”
#ÖzakDirenişineSesVer
#LevisTakeAction
"Neydi yaşadıklarımız? Kopan ellerimizdi... Fabrikaların aslında mezbaha olduğunu anlamamızdı. Benim kopan elime karşılık "elinin fiyatı ne" diye soran fabrika yöneticileriydi. Eli kopan arkadaşlarımızın tek elle hamallık yapmasıydı...
Bu süreç bana çok şey öğretti. Artık patronların daha fazla kâr etmek için işçilerin canını hiçe saymasına da izin vermeyeceğiz. Bugün burada Emek Partisine üye olmak istiyorum!"
Üniversiteli kadınlar KYK yurtlarında yaşadıkları sorunlara çözüm arıyor!
Emek Partisi ( @emekpartisi ) Milletvekili Sevda Karaca ( @sevdakaraca ) üniversiteli kadınlarla buluşuyor. Sorunlarımızı ve mücadele olanaklarını birlikte tartışıyoruz!
"İsrail burjuvazisi ülkelerini işgal ettiği Filistinlileri topraklarından sürme, sömürme ve Filistin halkına parya muamelesiyle zulmetme hakkına sahip ama…"
✒️ Mustafa Yalçıner (@mmyalciner) yazdı | Müesses nizam, İsrail ve Filistin direnişi - 1
https://t.co/kevbO0ZVn8
Bugünkü Saldırıları Siyonist İsrail Rejimi Hazırladı. Filistin’in İntifadalardan Gelen Direniş Mirası Hamas’a Değil Filistin Halkına Aittir!
Hamas’ın 7 Ekim sabahı başlattığı Israil’e yönelik Aksa Tufanı “operasyonu” İsrail ve Filistin arasındaki gerilimi yeni bir aşamaya yükseltti. 1948’de Filistin halkını zorla yerinden edip bugün bu halkı kuşatılmış bir biçimde yaşamaya zorlayan Siyonist İsrail devleti bugünkü tablonun da sorumlusudur. Gazze halkı yıllardır açık bir hapishanede yaşamaya zorlanmıştır.
Hamas’a bağlı İzzettin el Kassam Tugaylarının Gazze’den roketler atıp birkaç gerilla grubunun farklı noktalardan İsrail’e girerek bir sınır kapısıyla bir polis merkezini ele geçirip bazı İsrail askerlerini esir aldığı “operasyonu” İsrail Siyonizmi’nin kitlesel katliamlarının bilinen saldırganlığının bir sonucu olmuştur.
Filistin halkına İsrail’in 2008-2023 arasında düzenlediği ve Filistin’in 300 bin kişiden fazla kayıp verdiği dört büyük harekât ve kesintisiz tacizler karşısında büyük ölçüde sessiz kalan emperyalizmin kalelerinden ve bölgedeki aparatlarından İsrail’e destekler ya da ‘itidal’ telkinleri yükseliyor. Oysa İsrail topları ve uçakları Gazze Şeridine yönelik bombardımanlarını herhangi bir gerekçeye ihtiyaç duymadan taş üstünde taş bırakmamacasına sık sık tekrarlarken, zaman zaman tank harekatlarıyla sivil halka zulmetmeye devam ederken ve Batı Şeria halkına zulüm uygulanırken İsrail’e dur demeyen bu devletler önceden de aynı tavrı sürdürmüşlerdi. Mısır’da Müslüman Kardeşler yönetimi altında Gazze halkının nefes boruları olan Koridorlar kapatılırken aynı bölge devletleri seslerini yükseltmediler. Trump taraflı ya da tarafsız destekler eşliğinde üç dinin kutsallarının bulunduğu Kudüs’ü başkent ilan ettiğinde de aynı durum söz konusuydu. Buna dayanarak Siyonist İsrail de bu kentin özel statüsünü yok saymış, Mescidi Aksa’yı ve dolayısıyla Filistinlilerin inançlarını saldırı hedefleri arasına almıştı.
Filistin sorunu tarihsel bağlamından koparılarak bugünkü saldırıları açıklamak mümkün değildir. Bu sorunu sözde çözmek üzere düzenlenen zirvelerde İsrail’in yarattığı fiili durumu veri kabul ederek Siyonist devletin çıkarlarını gözeterek kararlar alanlar da sorunu daha da karmaşıklaştırmış, Filistin’in elini kolunu bağlayarak İsrail’e yeşil ışık yakmaya devam etmişlerdir. İsrail’in süreklilik kazanmış Filistin ulusuna yönelik saldırganlığı ve zulmü koşullarında “önce kim saldırdı?” sorusu anlamsız kalmıştır.
İsrail halkı dahil, dünyanın birçok ülkesinde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına karşı koyanlar, protesto edenler sadece halklar oldu. Kendi ülkelerinin meydanlarını doldurarak seslerini yükseltenler yoksul ve varlığı tanınmayan Filistin halkının yanında oldular.
Filistin halkının intifadalardan gelen direnişi ve mücadelesi meşrudur. Fakat, geçmişten bu yana canları pahasına ülkeleri için mücadele eden Filistinlilerin mücadele birikimini temsil eden güç elbette Hamas değildir. Filistin davasını satan, Filistin ulusunun hak eşitliği mücadelesini yozlaştıran, en az İsrail Siyonizmi kadar dini gericiliğin kalesi olan Hamas’ın sivil halka yönelik saldırıları da onaylanamaz.
Hamas’ın saldırısı da dünyadaki gerilimlerin yavaş yavaş yükseldiği koşullarda ortaya çıktı. Bir yandan Ukrayna coğrafyasında karşı karşıya gelen ABD-AB emperyalistleriyle Rusya arasındaki paylaşım savaşları son Ermenistan Azerbaycan kriziyle derinleşti. Türkiye Hamas saldırısından iki gün önce ‘bir gece ansızın’ Suriye’nin kuzeyindeki Kürt bölgelerine harekât düzenledi, Irak topraklarına hava harekatları aralıklı olarak sürüyor. ABD Ortadoğu’daki gerilimleri kışkırtmaya ve bölge devletlerini kendi çıkarları doğrultusunda saflaştırmaya devam ediyor. Hizbullah’ın Hamas’ın yanında olacağına ilişkin açıklamalarıyla birlikte ABD’nin İran üzerine yaptığı ve gününün gelmesini beklediği hesaplar yeniden açılmaya hazır.
ABD emperyalizminin kullanışlı aparatı siyonist İsrail yönetiminin yıllardır izlediği politikalar NATO toplantılarının sonuç protokollerinde ilan edilen paylaşım savaşlarının derinleştiği bir düzlemden gerilime hizmet etmeye devam ediyor. Bölgenin fay hatları birikimi taşıyamaz hale geldi.
ABD ve Avrupalı emperyalistler sadece Hamas’ı kınayarak açıkça İsrail ve saldırganlığını desteklemektedirler. Açıktır ki, hak eşitliğinden söz etmeden yapılan kınamalar bizzat kendileri halklara saldıran emperyalistlerin karakteridir. Hamas’ın saldırıları da emperyalizmin dünya düzeni için bir nimet olarak değerlendirilecektir.
Türkiye de taraflara itidal tavsiye etmekle yetindi. Erdoğan’ın Davos’taki ’One Minute’ gösterisiyle İsrail’e kafa tutmasının hemen ardından İsrail’le ortak hava tatbikatları, ticari ilişkiler, ABD ile süren bağımlılık ilişkileri nedeniyle Türkiye yönetimi bundan daha farklı bir tutum gösterebilecek durumda değildir. Her durumda İsrail Siyonizmi’nin sırtı sıvazlanmıştır.
Bugün her İsrail operasyonunda canı yanan, zulüm altındaki Filistin halkı yalnızdır. Yurttaşlık haklarına sahip olamayan, devletleri tanınmayan, yaşam alanları her gün biraz daha daralan bir şeride sıkışan Filistinliler’in halkların demokratik vicdanından başka desteği yoktur.
İsrail Siyonizmi’nin hak tanımazlığı karşısında tarafsızlık ya da “arabuluculuk” tutumu alınamaz. Ulusal siyasal hak eşitliği ve devlet olma hakkı talep eden Filistinliler haklıdır; bu mücadele desteklenmeli ve Filistinlilerin hak eşitliğini tanımayan hiçbir “çözüm” kabul edilmemelidir.
Emek Partisi Siyonist İsrail’in tutumu karşısında Filistin halkının yanındadır. Filistin ve İsrail halklarının eşit siyasal haklara sahip olması gerektiğini savunur.
İsrail’in işgal altında tuttuğu toprakların kaderi iki halk tarafından ortaklaşa belirlenmelidir. Sonu gelmeyen saldırıların durdurulmasının yolu budur.
EMEK PARTİSİ
Genel Merkezi
2009 yılında Küçükçekmece'de, etrafı yapılaşmaya açılan Ayamama deresinin taşmasıyla oluşan sel sonucu 7 kadın işçi yaşamını yitirmişti.
14 yıl sonra yine aynı bölgede selin etkilerini izliyoruz. Bu akşam Başakşehir, Küçükçekmece ve Arnavutköy'de meydana gelen sel sonucunda 2 kişi hayatını kaybetti.
İstanbul'un kuzeyi, sermayenin kâr ve siyasal iktidarın rant hırsıyla, sanayinin, lojistiğin ihtiyaçlarına ve emek gücü için ucuz konut stoklarına açıldı.
Kentin plansız genişlemesi bir rant planı olarak uygulandı. İklim krizinin de etkilerini derinleştiren bu politikaların faturasını İstanbul'un emekçileri yine canlarıyla ödüyor.
Çözüm halkı gözeten kentleşme politikalarıdır. Yaşanabilir kentler için birleşelim!
Özel Öğretmenler Sendikası'nın (@ogretmensendika) Taksim'deki basın açıklamasına polis saldırdı. Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan (@iskenderbayhn) : Öğretmenlerin taleplerinin ve mücadelelerinin yanındayız!
emek partisi'nin antep'te ve sanayi bölgelerindeki varlığını/faaliyetini, 24 yıldır tek bir meclis pozisyonu beklemeden seçimlere girmeden kürt ulusunun siyasi temsiliyetine gösterdiği hesapsız desteği es geçip bu retoriği ısıtmak art niyetin, kurnazlığın ürünü artık, yeter.
Ağaç AŞ işçileri kazandı.
Ağaç AŞ işçilerinin örgütlü olduğu DİSK\BTO-SEN duyurdu.
"İBB işçileriyle eşit ücret ve yan haklar talebiyle Saraçhane’de başlattığı direniş 8. günde zaferle sonuçlandı. Ücret zammının yanında ilk kez yan haklar kazanıldı."
Fatma Şahin i, abim dediği Şireci patronunun ne kadar iyilik ve hayırsever birisi olduğunu anlatmaya gelmiş. Bütün kentin belediye başkanı olarak, ekmeği için direnen ve bu yüzden toplu işten atılan işçilere patronun reklamını yapmayın!
İşçilerin taleplerini dinleyin!
@FatmaSahin
Tek adam rejiminin talimatı ile nöbet alanına girmemiz engellense de, "Doğanın sömürüsü, emeğin sömürüsüdür" diyerek Akbelen'de dayanışmamızı yükselttik!