Biz Erzincan gibi yerde tüm imkansızlıklara rağmen 29 Ekim 2023'te yüz kişinin üzerinde yönetimimizle eşlik ettik hatta 2 km mesafeyi 3 saatte yürüyebildik fakat seçim öncesi harcandık buna rağmen yine vefa gösterdik yalnız Ümit hoca, Ali Dinçer Çolak'a vefasızlık ederse kendimize yapılanı sineye çektiğimiz gibi olmaz.
Kardeşlik omuz omuza yürümek vefa ise yol zorlaştığında da ayrılmamaktır. Vefasızlık imansızlıktır!
Türk Milliyetçilerinin içerisinde şahsımda dahil olmak üzere vefasıyla, teşkilatçılığıyla, mütevaziliğiyle Ali Dinçer Çolak'ın yanında esamesi okunacak bir insan yoktur!
Kimin kaybettiğini tarih gösterecektir.
Sessiz kalan dost düşmanın dostudur.
Ben seni Allah için seviyorum Ali abim. @Alidincercolak
“Dar’a düşünce yetiş Yâ Ali, Boşa düşünce İhraç talebi.”
Türkiye’de karanlık bir “çözüm” süreci, yani ihanet süreci yürütülürken; milliyetçiler her taraftan baskı altındayken partinin aksiyon kabiliyeti en yüksek ismini “kesin ihraç talebiyle disiplin”e göndermek tesadüf olamaz.
On ayda teşkilatı kuran, sahayı taşıyan, en geniş alana hükmeden kadroyu bu zamanda hedef almak iç hesaplaşma değil, tasfiye operasyonudur.
Dışarıda şer odakları Türk milliyetçisini sıkıştırırken içerideki en hareketli ismi etkisizleştirmek, o sürecin işine yarar.
Kim yarar sağlıyorsa, o hesabın ortağıdır.
Ali Dinçer Çolak’sız bir Zafer Partisi olmaz.
Teşkilatı omuzlayan ismi tasfiye etmeye kalkmak, partinin kuruluş iradesini de zayıflatmaktır.
Onun olmadığı yerde teşkilatın ritmi, sahadaki hızı ve kadro iradesi aynı kalmaz.
İhanet sürecinin en kritik günlerinde teşkilatı kuran enerjiyi “disiplin” dosyasına çevirmek, dışarıdaki baskıya içeriden yol açmaktır.
Aksiyon alanını daraltmak, sesi kısmak, kadroyu yıldırmak… Bunların hepsi aynı planın parçasıdır.
Zamanlama rastlantı değildir.
Milliyetçiler zaten susturulurken içerideki en etkili ismi hedef almak hangi odağın senaryosudur?
Bunu sormayan, bu oyunun figüranı olur.
Hesap sorulacak yer bir kişinin dosyası değil.
Hesap sorulacak yer: Karanlık bir ihanet süreci yürürken partinin sahadaki gücünü kim, kimin adına buduyor?
Bu işlem kime hizmet ediyor, hangi masaya koz bırakıyor, hangi şer odağının planını tamamlıyor?
Ali Dinçer Çolak’sız Zafer, sahası daralmış bir Zafer’dir.
Bunu gören herkes anlar: Dışarıdaki ihanet yetmiyormuş gibi içeriden de kapı aralanıyor.
Kapalı kapıdaki hesap bir gün açık hesaba döner.
O gün geldiğinde “disiplin” kelimesinin arkasına saklananlar da görünür.
@Alidincercolak
Ali Dinçer Çolak gibi ömrünü bu davaya adamış, tırnaklarıyla teşkilat inşa etmiş bir Türk milliyetçisini ihraç istemiyle disipline sevk etmek acziyetin, vefasızlığın ve açık bir tasfiye operasyonunun itirafıdır.
Yalana, iftiraya, dedikodu çarklarına sarılıp disiplin kurullarını mahkeme mi kılacaksınız?
Aklınızca hizaya mı getireceksiniz?
Sizin gücünüz de haddiniz de Türk milliyetçiliğinin çilesini çekmiş isimleri hizaya sokmaya yetmez!
Genel merkezin koridorlarında yer kapmak, genel başkanın kadrajına girmek için kırk takla atanlar, bugün kalkmış teşkilatçılık dersi vermeye yelteniyor.
Siz konforlu koltuklarınızda poz verme yarışındayken Ali Dinçer Çolak il il, ilçe ilçe, köy köy gezerek bu partinin harcını kardı, ayak basılmadık yer bırakmadı, bayrağı sırtladı.
Elinize fırsat geçtiğini sanıp partinin omurgasını oluşturan öz evlatlarını tasfiye edebileceğinizi mi zannediyorsunuz?
Koltuk meraklılarının, perde arkası kumpasçılarının ve teşkilat emeğinden bihaber olanların kurduğu bu tezgah ayaklarınıza dolanır.
Emek verenler tasfiye edilemez, alın teri yok sayılamaz.
Ne yaparsanız yapın, hangi kumpasa sığınırsanız sığının gerçek değişmeyecek:
Ali Dinçer Çolak büyüktür hepiniz!
Şartlar ne olursa olsun asla barışmayacağız!
Şehitlerimizin anıları yüreklerimize,
Sevdikleri vicdanlarımıza,
Ve sorulacak hesapları namusumuza emanettir.
Ben olsam şunu her ay bir kere bütün okullarda, kışlalarda ve camilerde halka izletirdim. Bütün televizyon kanallarında ayda bir yayınlanmasını zorunlu yapardım.
❗️Neden İstanbul Ticaret Odası Başkanlığına aday oldum?
Çünkü; İstanbul Ticaret Odası, birkaç kişinin yönettiği değil, yüz binlerce üyesinin ortak aklıyla geleceğe yürümesi gereken bir kurum olmalıdır.
Yıllardır denizcilikten sanayiye, ilaç sektöründen turizme kadar farklı sektörlerde ürettim, yatırım yaptım, istihdam sağladım; Türk ulusunun menfaatleri doğrultusunda çalıştım, çabaladım.
Sahada çalıştım, risk aldım, kazandım, kaybettim ama hiçbir zaman üretmekten ve ülkeme hizmet etmekten vazgeçmedim.
Bugün İTO Başkanlığına makam için değil, değişim için adayım, bu düzeni değiştirmek için adayım.
Şeffaf bir yönetim, hesap verebilir bir anlayış, genç girişimcilere fırsat, kadın girişimcilere daha güçlü destek, KOBİ'lere gerçek çözümler, İstanbul ticaretini dünya ile rekabet edecek seviyeye taşıyacak projeler ve her şeyden önemlisi Türk Ulusunun çıkarları doğrultusunda hizmet etmek için yola çıktım.
Bu mücadele, gerçekten yalnızca benim mücadelem değildir. Bunun iyi bilinmesini istiyorum.
Bu, sesini duyuramayan her İTO üyesinin, değişim isteyen her tüccarın, sanayicinin, girişimcinin, kısacası her vatan evladının mücadelesidir.
Bu, kuruluşunda tek bir Türk’ün yer almadığı, 1923’te Atatürk’ün yaktığı ateşle Türkleştirilen ancak günümüzde ne Atatürk’ü ne de Türk’ü akıllarına getirmeyen İstanbul Ticaret Odası'nı yeniden üyelerinin, yeniden bu ülke evlatlarının odası yapma mücadelesidir.
Bu, Türk ulusu için bir mücadeledir.
Gelin, şahsi menfaatlerin odak noktası haline getirilen İstanbul Ticaret Odası’nı yeniden yüce Türk devletinin ve yüce Türk ulusunun çıkarları doğrultusunda hareket eden, tek amacı bu aziz millete hizmet etmek olan bir yer yapalım.
Desteğiniz, sadece bir adaya değil; daha güçlü, daha şeffaf ve daha adil bir İstanbul Ticaret Odası’na verilmiş destek olacaktır.
Birlikte başaracağız! Bizi yalnız bırakmayın…
“Göbeklitepe’nin 4. katman kazılarında Göbeklitepe’nin Türk olduğu ortaya çıktı.”
👉 Tarihçi Ramazan Sevinç’in Göbeklitepe tezi yeniden gündem oldu:
“Hakkari’de 2 tane taş yazıt bulundu. Eski Arkaik Dönem’e ait.
Türkçe runik harfleriyle yazılmış.
Biz dedik ki Türkler 4500 sene önce burada yaşıyordu.
Yazıtın yaşı 4500.
4500 sene önce Hakkari, şimdi Hakkari denilen yerde Türkler yaşıyordu. Al sana kanıt dedik.
7 sene uğraştık.
Akademi dünyası 7. yılın sonunda kabul etti. O süreye kadar ‘Hayır, öyle bir şey yok, kanıt yok’ dediler.
E kanıt var. E kanıtı kabul etmiyorsun.
Çünkü senin ağababan, küresel akademi dünyası kabul etmemenizi söylüyor.
Aynı Göbeklitepe’de olduğu gibi. Türk olduğu, dördüncü katmanda ortaya çıktı.
Bir de 17 bin yıla uzandığı ortaya çıkınca bütün siyasal tarih, bütün dinler tarihi çöp oldu.
Ve bütün fonlar kesildi. Yani o kazıları fonlayan uluslararası yapılar fonları kesti.”
Caner Kara: “Evet. Kürt sorunu bizzat Ahmet Türk’tür.
Vermekle kurtulamazsın. 9 köy, 21 yıl milletvekilliği, defalarca belediye başkanlığı alsın; Türk’ün elindeki kuru ekmekte gözü kalır.
Canını vermedikçe, dünyayı versen kurtulamazsın.
Bir de Türk sorunu var.
Bunlara tahammül etmek, normalmiş gibi davranma hastalığı.”
Özeleştiri yapalım hocam. Biz yüz yıldır Diyap ağayı anlatamadık fakat emperyalistler, vatan haini seyit rıza hakkında çok iyi pr yaptı. Diyap ağa platformunu kurduk fakat yeterli mi ? Gelin bu yıl ilki olmak üzere Tunceli veya Erzincanda ilk Diyap ağa panelini düzenleyelim. Tunceli dışında Erzincan dememin sebebi ise burada da önemli bir kesim halen seyit rıza denen haine saygı gösterirken Diyap ağayı tanımıyor bile.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Gülistan Doku dosyasını bu aşamaya getiren 3 kişiyi saydı.
Tunceli Başsavcısını, bir valiyi ve bir il emniyet müdürünü söyledi.
O Emniyet Müdürünün ismi Hakan Duman.
O valinin ismi de Bülent Tekbıyıkoğlu’dur.
Türk milleti adına çalışan tüm devlet adamlarına örnek olması dileğiyle…
Bir Talat gider, bin Talat yetişir!
Ömrünü Türk devletinin bekasına, Türk Milletinin bağımsızlığına ve bütünlüğüne adamış, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine damga vurmuş vatanperver devlet adamlarımızdan Sadrazam Talat Paşa'yı, 15 Mart 1921'de Berlin'de uğradığı hain bir suikast sonucu şehadetinin yıl dönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Yaşamını yitiren İlber Ortaylı hocamızın, kurda kuşa meydan okuduğu anlar:
“Ben Türk’üm, bu çok açık.
Kimliğini ispat etmek isteyen buyursun söylesin ama ne diye ben Türkiyeli olacakmışım?”