Kuran'da karıncalar için ezilmek yerine kırılmak ifadesinin kullanıldığı ve altında yatan bilimsel nedenin 1400 yıl sonra anlaşıldığını biliyor muydunuz?
Abartmadık.
Sezonlarca sold out konserlerle rekorlara imza attık, üstüne kendi rekorumuzu kırdık; yine abartmadık…
Yağmurda, çamurda sahne yaptık. Sabah kaza yapıp akşam sahneye çıktık, sahnede yandık, yorulduk; yine abartmadık…
Şişirilmiş magazinsel başlıkların, sosyal medya algılarının peşine düşmedik. Sahnemizi davetiyeli kalabalıklarla yormadık; doğallığa teslim olduk.
Sezonlar boyunca, her sahnede repertuarımıza yepyeni şarkılar kazandırdık. Gerek yaptığımız müzikte, gerek seslendirdiğimiz vokallerde; çalar, söyler gibi yapmadık. Müzisyen arkadaşlarımla birlikte bileğimizin hakkıyla işimizi yapmaya çalıştık.
İki gün boyunca tıklım tıklım dolu bir stadyumda, sevgi seliyle karşılaştık. Tarihimizde bir ilke imza attık; yine abartmadık…
20 yıl boyunca samimiyetin gücüne inandım. Bir derdim vardı, sabırla anlatmaya çalıştığım. Ve sonunda olması gereken, en doğru şekliyle gerçekleşti.
Siz bizi abarttınız… Hem de öyle böyle değil. 🙏
Sanatçıların yaşamı boyunca en önemli görevinin bir mesaj olabilmek olduğuna inanıyorum. Şükürler olsun ki samimiyetin ve sabrın her zaman kazandığını gördük. Ve galiba bu ateşi, hep birlikte, yeni nesiller için yaktık. ❤️
13.06.2026 - İstanbul BJK Tüpraş Stadyumu
Hala Fatih Sultan Mehmet Han'ın yaptığının tam anlatılamadığını düşünüyorum. Hatta Türkiye olarak kutlamalarda dahi eksik kaldığımızı düşünüyorum. Gemileri karadan yürütmek ve bunu başarmak muazzam ötesi bir zeka, güç ve kudret. Şu güzergaha bakın ya, böyle bir şey düşünmek, yapmak, eyleme geçirmek çılgınca. Dünyaya bir daha gelsem, en çok bu anı görmek isterdim. Ruhun şad olsun, iyi ki bu topraklar bizim, iyi ki bu vatan toprağını asırlardır muhafaza ediyoruz ve edeceğiz. Bu topraklar başkasının olsaydı, asla bizi bu topraklara değil tatile, yüzünü bile göstermezlerdi. Bugün Avrupa'nın ve diğer ülkelerin tutumu ortada. Türkiye, 4 bir yanı bereketli topraklarla ve harika şehirlerle dolu bir ülke kıymet bilmek ve her gün dua edilmeli.
#29Mayıs1453
Bilim İnsanları Yarım Pirinç Tanesi Büyüklüğünde Beyin Parçasını Haritaladı
▪️Bilim insanları, insan beyninin milyonda biri büyüklüğünde olan yarım pirinç tanesi kadar bir beyin parçasını bir yıl süren çalışmayla haritaladı. Çalışmada 1,4 milyon gigabayttan fazla veri kullanıldı.
▪️Araştırmada 57 bin hücre, 150 milyon sinaps ve daha önce bilinmeyen bazı yeni yapılar keşfedildi.
▪️Uzmanlara göre insan beyninin bu ayrıntı düzeyinde tamamen haritalanması, dünyada bir yılda üretilen tüm veri depolama kapasitesini ve 140 dönümlük bir veri merkezini gerektiriyor.
▪️İnsan beyni ise yaklaşık 2,5 milyon gigabayt bilgi depolayabiliyor; bu da 3 milyon saatlik HD videoya veya 342 yıl kesintisiz izlemeye eşdeğer. Ayrıca saniyede 10 katrilyon işlem yapabilen beyin, yalnızca bir loş ampulün harcadığı enerjiyle çalışıyor.
▪️Bilim insanları, biyoloji hakkında her yeni keşfin karmaşıklığı artırdığını vurguluyor.
@cekirgefdk@anonimuhabir Çöpe atıcam diyor zaten kadın. Yaptığı bir hatayı açık yüreklilikle anlatıyor herkes faydalansın diye. Almasaydın nasıl bir yorumdur?
Bir MIT profesörü, 2019'da 1 saatlik bir ders verdi ve bu ders 18 milyon kez izlendi.
Kayıt yaptıktan 5 ay sonra öldü.
Bu, dünyaya son hediyesiydi.
Patrick Winston, 50 yıl boyunca MIT'de ders verdi.
Dünyanın en zeki mühendisleri sınıfında oturdu.
Ve son dersinde onlara diplomalarının asla kapsamadığı tek beceriyi öğretti.
Konuşma sanatı.
İletişiminizi sonsuza dek değiştirecek 15 ders:
Şakayla başlamayın. Seyirciniz henüz gülmeye hazır değil. Sonunda ne bileceklerini vaat ederek başlayın.
Fikirleriniz çocuklarınız gibidir. Onlara çok yakınsınız. Sizin için bariz olan, başkaları için görünmezdir. Bariz olanı açıklayın.
5 dakikalık kural: Herhangi bir konuşmanın ilk 5 dakikası, insanların sonraki 55 dakika dinleyip dinlemeyeceğini belirler. Açılışınıza her şeyden daha fazla zaman harcayın.
En önemli fikrinizi 3 farklı şekilde 3 kez tekrarlayın. Bir kez asla yeterli değildir.
Fikrinizin etrafına bir çit örmek. İnsanlara ne OLmadığı'nı, ne OLDUĞU'nu söylemeden önce söyleyin.
Sözlü noktalama. Durun. Bir sonraki fikre geçmeden önce fikrin yerleşmesine izin verin.
Kimsenin cevaplamayacağı sorular sorun. Sonra 7 saniye bekleyin. Sessizlik garip değildir. İşlenmedir.
Slaytlarınızı okumayın. Seyirciniz okuyabilir. Aynı anda dinleyip okuyamazlar.
Slaytlar yerine tahtayı kullanın. Yazmak sizi yavaşlatır. Yavaşlamak netlik getirir.
Bilgilendirmeden önce ilham verin. Kimse ondan ilham almadığı birinden öğrenmez.
Özet yerine bir katkı ile bitirin. Onlara ne verdiğinizi söyleyin. Ne söylediğinizi değil.
Sonunda teşekkür etmeyin. Zayıftır. Yerine oturan bir şeyle bitirin.
Hikayeler fikirleri yapışkan hale getirir. Veriler fikirleri anlaşılır kılar. İkisine de ihtiyacınız var. O sırayla.
İletişim kaliteniz, dünyanın gözünde fikirlerinizin kalitesini belirler. Fikirlerin kendileri değil.
Pratik hazırlık değildir. Pratik BECERİDİR.
Patrick Winston, çoğu insanın kariyerlerinin tamamını kaçırdığı bir şeyi anlıyordu.
Fikirleriniz, onları başkasının zihnine aktarma yeteneğiniz kadar güçlüdür.
Odadaki en zeki kişi olabilirsiniz ve tamamen görünmez kalabilirsiniz.
Ya da iletişimi ustalaştırıp ortalama fikirleri çığır açıcı hissettirebilirsiniz.
O, son dersini bunu öğretmeye harcamaya seçti.
Halfetide bir gül var, rengi siyaha çalıyor. Dünyada başka hiçbir yerde o rengi tutturamıyorsun. Aynı tohumu al İzmire dik kırmızı açıyor, Antalyaya dik kırmızı açıyor, Halfetiye dik siyah açıyor.
Sebep şu: Fıratın o bölgedeki pH değeri, topraktaki demir oranı ve gecelerin ani soğuması gülün antosiyanin pigmentini aşırı üretmeye zorluyor. Yani gül aslında karanlığı seçmiyor, zorlu koşulda hayatta kalmak için kendini koyulaştırıyor. Rengi stresin kimyasal imzası.
Şimdi burada işler tuhaflaşıyor çünkü insanlar aynı mekanizmayla çalışıyor. Bir insanın neden derin göründüğünü merak ettin mi hiç. Rahat büyümüş biriyle zorlu büyümüş birini yan yana koy, ikincisi her zaman daha koyu konuşur, daha az gülümser, odaya girince fark edilir. Bunu karizma sanıyoruz ama karizma değil, pigment. Psikolojik antosiyanin.
Ve burada kimsenin itiraf etmediği şey şu: o koyuluğa hayran olan insanlar aslında o koşullarda yaşamayı asla kabul etmez. Halfeti gülünü herkes ister, Halfetinin yazında 48 derecede toprakla uğraşmayı kimse istemez. Koyu insana hayran olanlar da onun geçtiği yerden geçmeyi kabul etmez, sadece çıktısını koklamak ister.
Yani en karanlık görünen en özeldir cümlesi yarım. Tamamı şu: o karanlık bedava değil, birinin orada kalıp ödediği bir fatura. Gülün kendisi bile bilmiyor neden siyah açtığını, sadece toprak ne verdiyse onu renge çevirmiş.
Belki de özel olmak seçim değil, kalamadığın yerden kaçamamanın rengi.