Dün Deştin'deki çimento fabrikasının bilirkişi keşfinde konuştuğum toprak emekçisi Ayşe Teyze'yi lütfen sonuna kadar dinleyin. Bugün yaşadıklarımıza dair çok sey anlatıyor.
🔴 Atlas Çağlayan davası için Bakırköy adliyesine gelen yüzlerce kişi, “Atlas İçin Adalet” sloganlarıyla aileye destek verdi.
Anne Gülhan Ünlü, oğlunun fotoğrafını elinden bırakmadı. Bir kez daha adalet talebini dile getiren anneye, vatandaşlar ve yakınlarını kaybeden aileler de eşlik etti.
#İBBDavası'nda 47.gün
"Elleri kelepçeli olarak 8 saatlik yolculukla Afyon'a götürüldüm"
İBB Medya AŞ eski Genel Müdürü #İpekElifAtayman beyanda bulunuyor.
"Hiçbir şekilde suç işlemediğime, hiçbir suç örgütüne üye olmadığıma emin olarak, hakkımdaki suçlamaları bilmeden, anlamadan, ömrümün on beş ayı çok zor bir şekilde geçti.
🔺️İlk tutuklandığımda Silivri Cezaevi'nde kaldık.
Daha sonra zorlu bir yolculukla Afyon'a götürüldüler.
Bu yolculuk sekiz saat, ellerim kelepçeli bir halde, kafes gibi bir kabinde sürdü.
Cezaevine ulaştığımda bileklerim morarmıştı.
Yaptığım suç duyurusundan da herhangi bir sonuç çıkmadı.
🔴 Yerleştirildiğimiz, çoğu madde bağımlısı ve adli suçlardan hükümlü kişilerin olduğu kalabalık koğuşta günlerce yerde yattım.
Hiçbir bağlantım olmayan, alışık olmadığım bir cezaevinde; oğlumdan, annemden, babamdan uzakta, avukatlarımla oldukça sınırlı iletişim kurarak bugünlere geldim.
🔴 Bu dosyanın en uzak tutuklu sanığı oldum.
Bugün aradan on beş ay geçmiş olmasına rağmen mevcut durumumuzda bir iyileştirme olmaması nedeniyle hâlâ bu sürece muhatabım.
🔴 Geçtiğimiz günlerde bir gazetecinin, “Neden Ankara'da gözaltına alınan biri İstanbul'a getirilir ve İstanbul'da tutuklu olur?” sorusuna Sayın Adalet Bakanı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. maddesini işaret ederek, suçun işlendiği yerin önemli olduğunu ve bu nedenle İstanbul'da tutuklu olduğunu söylemişti.
⚫️ İşlediğim iddia edilen suçlar İstanbul'da, ancak biz Afyon'dayız.
Avukatlarımızın talep etmesine rağmen Silivri'ye götürülmedik ve Silivri'ye ilişkin nakil taleplerimiz reddedildi.
Burada büyük bir çelişki ve farklı uygulama olduğunu belirtmek isterim.
🔴 İddianame ve suçlamalarla ilgili belgelerin bir kısmını ancak Şubat 2025'te cezaevine ulaştırılan dijital materyalleri inceleyerek görebildik. Ancak bu inceleme hiç de sağlıklı olmadı.
🔴 On beş aydır tutuklu olan, hakkında haksızca ceza istenen biri olarak yargılanıyorum.
Dosyayı gün içerisinde bir-iki saatle sınırlı olarak bilgisayar başında okuyarak, aklımda kalanları yorumlayarak buraya geldim.
Dosyayı alıp koğuşta okuyamadık, üzerinden notlar alamadık.
Bunun ne demek olduğunu sanırım farkındasınız.
🔺️Avukatlarımızla birlikte, oldukça zor koşullarda suçlamalara cevap verebildik.
🔴 Suçların işlendiği iddia edilen, yargılamanın yapıldığı, tüm yaşamımı geçirdiğim, ailemin ve arkadaşlarımın bulunduğu İstanbul'dan aylarca uzak tutulmam; zaten haksız olan tutukluluğun cezalandırmaya dönüşmesinin en ağır örneklerinden biridir.
Üstelik tutukluluk inceleme sonuçlarında da, olayı ve soruşturmayı bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan hâkimler tarafından, kişisel durumlarımız dikkate alınmaksızın, birbirinden farklı tutuklular hakkında tek bir kâğıt üzerinde, aynı gerekçelerle kararlar verildiğini gördük.
🔺️Bu nedenle sizlere savunmamı yapmak ve hakkımdaki suçlamalara cevap vermek benim için büyük önem taşıyor.
Mahkemenizde bu adaletsizliğin tekrarlanmayacağına dair güvenerek konuşuyorum.
⚫️ Silivri Cezaevi'nden getirildiğimden bu yana üç ay geçti. Bu süreçte zamanımın büyük kısmı duruşmaları dinlemekle geçti. Kalan vakitlerde ise hakkımdaki suçlamalar konusunda daha fazla çalışma imkânım oldu.
🔺️Sayın Başkan, Sayın Üyeler;
İddianamede hakkımda ileri sürülen suçlamalar beş farklı eylemle ilgilidir.
Bunlardan 118. eylem, Medya A.Ş.'deki 02.08.2019 ile 11.04.2021 tarihleri arasında, yani 21 aylık genel müdürlük görevim dönemini kapsamaktadır.
Diğer dört eylem ise; 73, 85, 89 ve 106 numaralı eylemler olup, genel müdürlük görevimden ayrıldıktan sonra şirkette temsili bir görev olan yönetim kurulu üyeliği yaptığım 11.04.2021 ile 05.08.2024 tarihleri arasındaki döneme aittir."
Bugün bir anne binlerce kez daha ölecek kendi içinde.
Çünkü oğlu öldürüldü.
Çünkü oğlunu öldüren kişiyle aynı yerde olacak.
Çünkü adalet istiyor.
Adalet yerini bulursa, oğlu geri gelmeyecek biliyor.
Başka evlatlar ölmesin, evladının ruhu huzurla uyusun diye adalet istiyor.
Yenidoğanlar ,
5-7 aylık bebekler Lösemi olur mu hiç .
Antakya’da doğdularsa olurlar.
İlgisiz yetkililere çok söylemedim mi ben.
Bu Asbest dağlarını göllere, akar ve yer altı sularına döktünüz .
Yakında
HATAY’da KANSER FIRTINASI ESECEK
demedim mi .
Bu daha iyi günlerimiz..
Prof. Dr. Muhip Kanko;
"Milyonlarca dolar değerindeki eserler ortada yok!
Kimse hesap vermiyor!
Türkiye'nin dört bir yanında kayıp eser skandalı yaşanıyor..
Zeugma müzesinde 9 milyon değerinde 10 eser.
Mimar Sinan Üniversitesinde 404 eser.
Devlet Resim Heykel müzesinde 250 milyon dolarlık 302 tablo buhar olmuş
Batman Müzesinde 10 milyon liralık altın sikkeler kayıp.
Sahi bu eserler nerede?
Sosyal medya paylaşımları nedeniyle 3 aydır tutuklu bulunan DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ, Perşembe günü ilk kez duruşmaya çıkacak
DW Türkçe Yayınlar Sorumlusu Erkan Arıkan:
"Arkadaşlarımızı bir an evvel serbest bırakın"
14 yaşındaki kızı Işıl Öykü için adalet arayan baba Yunus Dinç, cinayetin üzerinin nasıl örtüldüğünü anlattı:
“Kızım Pendik sahil yolunda, yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmeye çalışırken yüksek hızla gelen aracın kırmızı ışıkta geçmesi sonucu bütün kemikleri kırılarak, bütün iç organları parçalanarak, kafatası çatlayarak olay yerinde öldürüldü.
Tüm şahitler araç sürücüsü kadın demesine rağmen bir erkek teslim oldu. 15 mobese kamerası 1 buçuk saat boyunca arızalıymış.
Bu erkeğin tuttuğu avukat, 3 günde 3 savcı değiştirtiyor. Yeni savcı 1 günde iddianameyi tamamlıyor. Ne tanık ne sanık ifadesi, ne de delil toplama ihtiyacı hissediyor.
14 yaşındaki çocuğun öldürüldüğü bir olayda 1 günde iddianame yazılıyor.
Hakim de bu iddianameyi onaylayıp kızımın katilini 4. günün öğleninde dışarı çıkarıyor. Tutuksuz yargılanıyor.
Biz buna kaza değil, cinayet diyoruz.”
Aydın'da okula silah sokan öğrencileri ve Cimer kayıtlarına geçen şikayeti yazan gazeteci Yelis Ayaz tutuklandı. Önce inkar edilen olay şimdi "boncuk tabancası" diye geçiştiriliyor. Aydınlı gazeteciler bu skandalın peşini bırakmıyor. https://t.co/NBIMb5rtiU
Lütfen köyüne, toprağına, doğasına sahip çıktığı için tutuklanan Esra’yı dinleyin. Paradan başka hiçbir değeri olmayanların kötülüğüne ve ona karşı duran bu pırıl pırıl gence tanık olun. Mücadelesine destek olun. Esra Işık: "Babam evini kendi elleriyle yıktı!" I Timur Soykan ile Cevap... https://t.co/ULETaKR3Ne @YouTube aracılığıyla
Antalya’ya kuş uçuşu mesafade, tarım arazilerinin dibinde, ormanın içinde, gölün yanı başında böyle bir garabete kim, nasıl izin verir? Düşman yapmaz…
#antalya
Gülistan Doku,
Rojin Kabaiş,
Şeyda Yılmaz,
Leyla Aydemir,
Nadira Kadirova,
Narin Güran,
İkbal Uzuner,
Münevver Karabulut🥀
Artık yas tutan değil,değiştiren bir toplum olmak zorundayız.
Her kaybın artından birkaç gün üzülüp unutmak değil;
O kayıpların bir daha yaşanmaması için sesimizi kalıcı şekilde yükseltmek ve hesap sormak zorundayız!!
🔴 180 kilometre açlık: Coplar, gözaltılar…
📌 Eskişehir’den Ankara’ya...180 kilometrelik yürüyüşte ne bir cam kırıyorlar ne çimen eziyorlar ne saldırgan bir tavır takınıyorlar. Ne zaman ki Enerji Bakanlığı’nın önüne geliyorlar... Sabaha karşı polis copları aniden çalışıyor, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasına aykırılıktan dolayı gözaltına alınıyorlar
✍️ Yalçın Doğan'ın yazısı...
https://t.co/Fhfw55zKQc
14 saatin ardından gözaltından çıktık. Genel Başkanımız Gökay Çakır’ın açıklamasını paylaşıyoruz.
Yerin yedi kat altında iğne deliğinden girip nasıl yukarı çıkıyorsak Ankara’nın altından girer üstünden çıkar o patronun evine dikiliriz çünkü biz madenciyiz!
#HakkımıVerDorukMadencilik