Geçen nöbette tam 24 bin adım atmışım. Ama sadece adım mı attım? Hayır.
O 24 saat içinde yeri geldi taşıma personeli oldum, sedye çektim. Yeri geldi yeni yatışların sistem işlerini halledip sekreterlik yaptım. Odaların temizliğini takip edip personele işini hatırlattım; televizyonu çalışmayan hastanın tv sini tamir ettim teknik servis oldum. Yemek yiyemeyen hastamı kaşık kaşık besleyip teşvik ettim; hayata küsen bir diğerine, bir psikolog gibi yaklaşarak herkesin bu günleri atlattığını anlatıp yaşama sevinci aşılamaya çalıştım.
Tüm bunlar olurken bir yandan durumu kötü olan hastamın sürekli vital takibini yapıyor, infüzyonlarını ayarlıyor, kan gazı takipleriyle boğuşuyordum. Yemek dağıtan personelin unuttuğu hastalar için yemek getirttim. Genel cerrahi dışında başka servislerden de yatışlar kabul ettik; bir yandan da o hastaların kendi doktorlarına ulaşabilmek için telefon başında helak oldum .Ameliyat sonrası narkozun etkisiyle nefes almayı unutan bir hastam vardı; başında durup ona yeniden nefes almayı hatırlattım, dakikalarca solunum egzersizi yaptırdık.
24 saat boyunca durmadan, bir saniye bile duraksamadan çalıştım. Şimdi ise o nöbetin geride bıraktığı derin bir uyku düzeni bozukluğuyla baş başayım.
Ha, bir de şeyi unuttum: Ben nöbette tüm bunları yaparken kendime ait en temel insani ihtiyaçları, su içmeyi ve tuvalete gitmeyi bile unutmuşum.
Şimdi soruyorum size: Neyim ben? Süpermen mi, yoksa sadece bir hemşire mi?
Bize resmiyette "stratejik personel" demiyorlar, bizi görmezden geliyorlar belki. Ama insanın bu dünyadaki ilk nefesi ile son nefesi arasında bizi gören, o çaresiz anlarında ellerini tuttuklarımıza soruyorum:
Biz sizin için neyiz?
#hemşire #ebe
zamanla anlayacaksin ki hayatinda karsilasabilecegin en büyük sinav devam edebilmektir. iyilik yapmaya devam edebilmek, sevmeye devam edebilmek kalbini temiz tutmaya devam edebilmek..
Dostoyevski,Suç ve Ceza kitabında: "Herkesin,gidebileceği bir yeri olmalı" der ve ekler: "Çünkü öyle bir an olur ki,insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir.."
“Mi papá solía enfadarse tanto cada vez que mi mamá compraba una taza (las colecciona) y su nuevo novio literalmente le construyó una pared para mostrar su colección, esta es la razón por la que no hay que conformarnos con menos de lo que merecemos”
Bir kadın, erkeklerin de erkeklerden nefret ettiğini iddia etti:
“Hani bazen ‘Erkek şiddeti ne? Biz anlamıyoruz’ diyorlar ya o kadar iyi anlıyorlar ki.
Kız çocuğunuza erkek bakıcı tutar mısınız? Peki kız çocuğunuzun kız arkadaşlarını mı daha didik didik incelersiniz yoksa erkek arkadaşlarını mı?
Kızınızı eve arabayla bir kız arkadaşımı bıraksın isterseniz yoksa erkek arkadaşı mı?
Kızınız sarhoş oldu diyelim. Çevresinde kadınlar mı olsun istersiniz yoksa erkekler mi?
Siz erkek şiddeti ne demek çok iyi biliyorsunuz. Yalnızca bilmezden geliyorsunuz.”