Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Son günlerde medyada Hantavirüs ile ilgili ciddi bir panik havası oluşturuluyor. Öncelikle şunu net söyleyelim; Hantavirüs yeni ortaya çıkmış bir virüs değil. Uzun yıllardır bilinen, ana taşıyıcısı kemirgenler olan bir zoonoz. Yani olayın merkezinde fareler var.
Virüs özellikle enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla bulaşıyor. Fare yoğunluğunun arttığı bölgelerde risk de artıyor. Dünyanın birçok yerinde özellikle büyük şehirlerde kemirgen popülasyonlarının kontrolden çıkması artık ciddi bir halk sağlığı problemi olarak görülüyor.
Ama burada kimsenin konuşmak istemediği başka bir gerçek var.
Doğa boşluk kabul etmez. Kediler giderse fareler gelir.
Bir ekosistemin en önemli denge unsurlarından birini yok ederseniz, başka bir problem büyüyerek geri döner.
Yüzyıllardır, hatta binlerce yıldır insanların farelerle mücadelesindeki en doğal kontrol mekanizması kediler oldu. Bu sadece romantik bir “hayvan sevgisi” hikayesi değil, aynı zamanda şehir biyolojisi ve halk sağlığı meselesi.
Bugün Avrupa’nın bazı büyük şehirlerinde geceleri kaldırımlarda görülen dev fareler artık kimseyi şaşırtmıyor. Paris’te, Londra’da, New York’ta insanlar kemirgen istilasını normalleştirmiş durumda. Çünkü şehirlerden kediler çekildi ama fareler çekilmedi.
Bizim coğrafyamız ise yüzyıllardır başka bir kültürün içinden geldi.
Mahalle kedileri… Liman kedileri… Cami avlusunda yaşayan kediler… Depoları, sokakları, mahalleleri koruyan kediler…
Yani bu ülkenin sessiz ama gerçek muhafızları.
Şimdi düşünün… Bir tarafta sokaklarında farelerin cirit attığı ama tek bir kedi göremediğiniz “gelişmiş” şehirler… Diğer tarafta ise yüzyıllardır kedilerle birlikte yaşamayı bilen bir toplum…
Bazıları hala çıkıp kedileri toplatalım, sokaklardan silelim, yok edelim diyebiliyor. Sonra da farelerden yayılan hastalıklar konuşulunca panik başlıyor.
Kediler bugün bu ülkenin problemi değil. Hiçbir zaman da olmadı. Tam tersine bu ülkenin doğal savunma hattı onlar.
Veba döneminde de bunu gördük. Bugün Hantavirüs konuşulurken de aynı gerçeği görüyoruz.
Hantavirüsten Avrupa korksun. Farelerin şehirleri ele geçirdiği ülkeler korksun. Bir tek kedi göremeyip kanalizasyonlardan kemirgen taşan şehirler korksun.
Türkiye’nin hala sokaklarında yaşayan milyonlarca kedisi var. Ve insanlar farkında olmasa da bu kediler sadece vicdanın değil, ekolojik dengenin de parçası.
Yüzlerce yıl önce olduğu gibi bugün de bu coğrafyanın evcil muhafızları kedilerdir.
Bunu kimse ama hiç kimse unutmasın.
Dr. Tarkan Özçetin
YAPMAYIN!
Dört hafta önce suyla ilgili en önemli gündemimiz barajların kuruması ve su kesintileriydi. Birkaç gündür taşkınlar, dolu savaktan salınan sözde "BOŞA AKAN" sular!
Lütfen yapmayın!
Sular boşa akmaz! Su, görselden de anlaşılacağı üzere hava küre (atmosfer), su küre (hidrosfer), taş küre (litosfer) ve canlı küre (biyosfer) arasında sürekli bir döngüye tabidir. Suyla ilgili kuraklık dahil yaşadığımız bütün sorunlar bu döngüyü bozmaktan kaynaklanıyor.
Yaşadığımız kuraklığı, denizlere ulaşamayan, baraj ve göletlerde tuttuğumuz sulardan bağımsız düşünemeyiz. Nehirler yer kürenin dolaşım sistemi gibidir. Denizler ise kalptir. Nehirler yeryüzünden topladıkları besinleri denizlere taşımazsa, denize ulaşmazsa su döngüsü bozulur. Denizdeki besin zinciri sekteye uğrar. Biyosfer, insandan, ihtiyacı olan tarımdan ibaret değildir. Bütün tatlısular tarımsal sulama, sanayi ve insan kullanımı için olamaz.
Bu kadar bencillik fazla!
Su yönetimi, suları barajlarda biriktirip insanın bencil ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Suyu ekosistem ihtiyaçlarını da dikkate alarak bütünsel şekilde yönetmek zorundayız. "Suyu yanlış yönetirseniz, azı kadar fazlası da zarardır. Bakın ovaları su bastı." benzeri açıklamalar yanlıştır. Nehir yatağını tarla yaparsan aradan bin yıl geçse bile birgün su basar. Ayrıca baskınlar toprak için bir çeşit doğal gübreleme işlevi görür.
Lütfen dereleri, çayları, nehirleri, ırmakları rahat bırakın! Sadece yatağından uzak durun. Yatağını işgal ettiyseniz ekip biçtiğinizi kâr sayın ve suya saygı duyun.
Ne güzel yağış gelmiş, baraj dolmuş, aç gözlülükle barajdan taşan suya da göz koymayalım. Bizim dışımızda da dünyada canlar, canlılar var. Hatta suyun da nehirlerin de hakkı var.
Samsun’un Asarcık ilçesinde 5 katlı bir binanın karla kaplı, buz tutmuş ve son derece kaygan çatısının kenarında mahsur kalan yavru köpek, adeta ölümle burun burunaydı. Soğuk hava, yükseklik ve çatıdaki yoğun kar tabakası durumu daha da tehlikeli hale getiriyordu.
Tam bu sırada bölgede çalışan demirci Yakup Usta ve oğlu Yunus Turan, hiçbir tereddüt göstermeden harekete geçti.
Halat ve ip yardımıyla, büyük bir dikkat ve cesaretle çatıya çıkan baba-oğul, kaygan zemine ve düşme riskine rağmen cansiparane bir mücadele verdi. Zorlu anların ardından yavru köpek güvenli bir şekilde aşağı indirildi.
Bu olay bir kez daha gösterdi ki:
İnsanlık, cesaret ve merhamet hâlâ dimdik ayakta.
👏 Soğuk havaya, yüksekliğe ve hayati riske rağmen bir canı kurtaran iki kahramana, Yakup Usta ve oğlu Yunus Turan’a teşekkürler. 👏
Okul Kütüphanenelerine kitap bulamayan arkadaşlar İBB Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı / Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğüne 1 cümlelik bir bir dilekçe yazarak okullarına yüzlerce kitap bağışlanmasını sağlayabilirler.
Tek istedikleri e-posta adreslerine antetli kağıtlı +
Yasayı iptal edin: Dün gece yaşananlar, ülkemizi başta çocuklar olmak üzere hepimiz için tehlikeli bir yer haline getirdi. Bu yasa, Anayasa Mahkemesi tarafından ivedilikle görüşülmeli ve iptal edilmelidir. Şiddetsiz bir toplumda yaşamak herkesin hakkıdır! #AltindagdaKatliamVar
Niğde'de avukat arkadaşlara görgü tanıklarının anlattıkları da aynen bu
Sahiplendirilecek köpekleri de çatır çatır boş yere öldürmüşler
Köpek katliamı yasasını çıkaranlar geceleri nasıl uyuyor, çocuklarının yüzüne nasıl bakıyor acaba
Şiddet ve ölüm tutkunu bir iktidar
Onlar toplu mezarlar kazıyor, biz tek tek yaşatıyoruz!
Öldürülmekten son anda kurtarabildiğimiz bir köpeğimize geçici olarak, bizim desteğimizle bakabilecek gönüllüler arıyoruz.
Bize ulaşın, konuşalım, el birliğiyle yaşatalım. Email: [email protected]
#CanYoldasiniYasat
#YasaDeğilTopluKatliam
Şu anda 300 barınakta tutulan 100 bin hayvanı bile denetleyemeyen, kendi çıkardığı yasayı uygulamayan Saray Rejiminin teklifte geçen sayıyla konuşursak 4 milyon hayvanı barındıracak sayıda “barınak” açılmasını sağlayıp burada tüm köpeklerin sahiplenilinceye dek mutlu mutlu yaşayacağına inanmamızı beklemek zekamıza hakarettir.
#YasayıGeriÇek
#YasaDeğilCinayet
Sevgili Dostlar, “Ev Kütüphanemiz”
Kadıköy Belediyesi’ne bağlı Alan Kadıköy, İdea çocuk da Sevim Ak yönetiminde faaliyete geçti. Çocuk kütüphanemiz Cumartesi dahil, 09-17 arasında açıktır. Hepinizi bekliyoruz. Cumartesi ve Hafta arası etkinliklerimiz var.
Bu akşam @KadikoySahne 'deyiz. Bilet satışından elde edilen gelir @kadinsavunmasi aracılığı ile #hatay'daki kadınların ihtiyaçlarının temini ve direkt ulaştırılması için harcanacak.
Dayanışmaya katılabilir, gönderiyi paylaşarak destek olabilirsiniz.
#dayanışmayaşatır#deprem
Depremde uzuvlarını kaybeden çocuklarımızın tüm ihtiyaçlarının ücretsiz karşılanması için doktorları aracılığı ile https://t.co/IJ1rs6Snlr adresine gitmeleri yeterli. Bu sadece protez değil, tüm çocukluk dönemi boyunca, 21 yaşına dek, sürecek, çok yönlü bir destek programı.