@istatistikvean1@drnurisalik Akademisyen maaşlarını üniversite sınavındaki başarı sırasına göre yapsalar bu sorunlar çözülür. Adam 2003 teki sınavda 400 veya 500. Bininci falan olmuş ilk 5000 e girmiş akademisyenlerle aynı maaşı alıyor. Alan ne: pazarlama. Bilmem kaç atıf. Gerçekten tam bir pazarlama.
@memet1562 @dealdealli Hayır yanlış. BK 177 pey akçesi/ bağlanma parası. Karşı tarafınkusurundan kaynaklı olarak sözleşme kurulmamış ya da feshedilmişse ancak o zaman iadesi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebilir.
🔴 TÜVTÜRK istasyonunda dövülerek katledilen polis memuru Melih Okan Keskin’in 2 gün önce 44 yaşına girdiği ve iki çocuk babası olduğu ortaya çıktı.
Polis memurunun eşi Emel Keskin çarpıcı detayları anlattı:
“Aracın park lambasının yanmadığını söylüyorlar. Eşim tekrar dışarı çıkıp arabayı çalıştırdıktan sonra park lambasının yandığını görüyor ve tekrar içeri geliyor. 'Park lambam yanıyor' diyor. İçerideki görevli şahıslar ‘Artık geçti, burada kamera kaydı vardı; ama şu an yapacak bir şey yok. Dışarıdaki kamera bizi ilgilendirmez’ diyerek, eşimi gönderiyorlar. Ama alay eder bir şekilde ‘Geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz’ diyorlar.
Eşim de 'Yetkili kimse yok mu' diye sorduğunda, ‘Burada bir bayan mühendisi var, onunla görüşebilirsin’ diye yönlendiriyorlar. Eşim bayanın yanına gidiyor, orada onunla konuşurken bir ağız dalaşı meydana geliyor ve sonucunda 20-30 kişi toplanıp eşimi darbetmeye başlıyorlar. Eşim bu darp esnasında diğer vatandaşlar tarafından kurtarılmaya çalışırken daha fazla darbedildiğini söyledi.
Sonra eşim tekrar dışarı çıkıyor, darp raporu almak için eline telefonu alıyor, 112’yi arıyor. Bu esnada biri eşimin üstüne doğru arabayı sürüyor. Hatta kamera kayıtlarında eşimin ayağının ezildiği gözüküyor. Sonra eşim 'Ne yapıyorsun' falan diye el kol hareketi yapıyor. Sonra eşim telefon görüşmesi yaparken araçtan inen şahıs şiddetli bir şekilde eşime bir yumruk atıyor. Eşim bu yumruk darbesiyle sarsılıyor, düşmüyor, kendini toparlıyor. Tekrar eşimin üzerine yürüyorlar. Yani 3 ayrı olay var; ama 2’nci olayda yumruk darbesiyle eşim sarsılıyor. Ardından eşim tek başına arabasına atlayıp darp raporu almak için onkoloji hastanesine gidiyor.
Ben hastanedeyim bir olay oldu darp raporu alacağım. Sen çocukları al' diyor. Sonra tomografinin sonucunu söylemek için tekrar görüştüğümüzde 'Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler' dedi.
Eşime, 'Melih ne oldu' diyorum; ‘Kavga oldu, dayak yedim, 20-30 kişi üstüme saldırdı’ dedi. Sonra hastaneye gittim. Doktor bana eşimin beyninde 7 milimlik bir kayma olduğunu, kanamasının olduğunu, açık bir ameliyat olacağını, zor bir ameliyat olacağını, ameliyattan çıktığında felç kalabileceğini, her türlü ihtimali söyledi. Eşim ameliyata girerken benim elimden tutarak ‘Seni seviyorum, kedine iyi bak, çocuklarıma iyi bak’ dedi. Benim eşim elimi öpe öpe ameliyata girdi. Benim eşim bir yumrukla hayatını kaybedecek bir insan değildi. Hayatının baharında gitti. Ardında 2 çocuğunu bıraktı. Hayallerimiz yarım kaldı. 2 çocuğum babasız kaldı. Eşim olay yerinden ambulansla sevk edilmedi. Kimse tarafından ambulans çağırılmadı. Kendi şahsi aracımıza binip hastaneye darp raporu almaya gitti. Eşim bir tane bile yumruk sallamamış. Sadece kendini savunmaya almış. Canını kurtarmaya çalışmış. Her şeyimiz yarım kaldı. Çok gençti, 44 yaşındaydı. 2 gün önce doğum günü vardı. Sadece yumruk atandan şikayetçi değilim zaten. Herkesten şikayetçiyim.
Olayın daha çok araştırılmasını ve aydınlanmasını istiyorum. Firma 'Bizim personelimiz değil, eski personelimiz' diyor. Hayır kendi personelleri. Sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım. Elimden geldiğince güçlü olmaya çalışacağım. Bu personelin sabıka kaydı varmış. Avukatımız dosyayı inceledi. Savcılık dosyasını inceledi. Olaya karışan, darbeden 25-30 kişiyi şirket avukatları temsil ediyor. Adamı darbettikleri yetmiyormuş gibi gelip utanmadan bir de hepsi şikayetçi oluyorlar. Melih vefat edene kadar ne bir açıklama ne bir özür ne bir telefon hiçbir şey yok. Öldüğünde de artık işin ucu kendilerine de dokunacağını anladıkları zaman açıklama yapma gereği duyuyorlar. 20 kişinin darbettiği bir insan orada tek başına bırakılıyor. Kocaman bir şirket olayı örtbas etmeye çalışıyor. Eşim sadece kendini koruma altına almaya çalışmış"
Neredeyse 2 yıldan fazla bir süredir #akademikzam için gündem oluşturmaya çalışıyoruz... Bu metin GÖRÜNMEZ olduğumuzun resmen kanıtı...
Bütün kariyer memurlarını yetiştiren akademik personel görmezden geliniyor...
#Akademikzam zorunluluktur !
Şu anda özelde kazanabileceğim paranın yarısına akademisyenlik yapıyorum. Zaten zamanında bu parayı kazanıyordum. Belli ki akademisyen artık alt düzey kamu personeli sınıfına giriyor. Bu durumda artık ciddi ciddi tekrar özel sektöre dönmeyi düşünme vaktim geldi. Çok eski özgeçmişimle bile senede birkaç şirket arıyor. Özgeçmişimi güncelleme vakti gelmiş de geçiyor bile. #akademikzam
4 yıl lisans, 2 yıl yüksek lisans, 4-6 yıl doktora; yıllarca araştırma, proje, makale, laboratuvar, jüri, ders, danışmanlık, komisyon… Sorun bizde değil bunca emeği görmeyende! #akademikzam
Akademik personel bir ülkenin geleceğini yetiştiren kariyer meslek grubudur! Tüm meslek grupları akademide verilen eğitim sonrası ünvan almaktadır. Yıllardır “bütçe yok” denilerek tutulmayan sözler ve son maaş artışları ise acı gerçeği göstermektedir. #akademikzam
TBMM komisyonunda alınan kararlarla Akademisyenliği kariyer mesleği saymayan zihniyet sebebiyle; gönüllü olarak yürüttüğüm tüm akademik işleri bırakıyorum. Halinden memnun olanlar hakemlik, koordinatörlük, kulüp danışmanlığı yapsın. Kurum içi-dışı eğitim vermeye devam etsin. 👋
Biz akademisyenler, Çalışma Eski Bakanı @vedatbilgn tarafından verilen #akademikzam sözünün artık yerine getirilmesini istiyoruz.
Ne yazık ki bu söz hâlâ tutulmuyor.
Hakkımız olan düzenleme için daha ne kadar bekleyeceğiz?
#akademikzam şarttır.
@edipuzen@memurlarnet
🧠Akademisyen, “kariyer meslek mensubu” değildir !!!; bilgi üreten, ülkenin entelektüel omurgasını taşıyan insandır.
Akademisyenliği bir memuriyet gibi görmenin ve akademiden gelen sesi duymazlıktan gelmenin nedenini anlamakta zorlanıyorum.
Ayrıca akademide üs yönetim diyebileceğimiz grupta yer alan aslı akademisyen olan kişilerin sessizliğini de anlamakta zorlanıyorum. Orada rüzgarlar başka esiyor ve rahatlar sanırım. Bizden herşeyi istesinler ama bizim isteklerimizi aktarma konusunda tam bir sessizliğe bürünsünler. Özünde kendilerine de zarar veriyorlar orta ve uzun vadede ama şimdilik rahatları yerinde.
#akademikzam
Eğer ortada bir kariyerden söz edilecekse, bu en çok akademisyenlere aittir. Akademisyenler, çaycıdan temizlik personeline kadar birçok görevle aynı maaş skalasında değerlendiriliyor. Peki biz hangi kariyerin mücadelesini veriyoruz, hangi emeğin karşılığını alıyoruz? #akademikzam