📍Şu skandala bakın!
“BİR SABAH UYANDIK, TAPUMUZ YOK!”
İstanbul Sarıyer'de rezerv alan ilan edilen bölgedeki tapular iptal edildi. Vatandaşlar feryat etti:
“— Bir sabah kalktığımızda tapularımızın özel bir firmaya satıldığını öğrendik.
— Boğaz manzaralı 3+1 ev için 1,2 milyon TL gibi ödeme yapılıyor ve tapunuz alınıyor!..”
Ekrem İmamoğlu ne demişti?
“Bugün benim 30 yıllık diplomamı iptal edenler, yarın sizin 40 yıllık tapunuza, arsanıza, banka hesabınıza da çökebilirler!”
Şimdi bu sözü daha iyi anlıyor muyuz?
Ankara'da NATO zirvesi dolayısıyla valiliğin yasak kararının ardından, geniş çaplı bir operasyon düzenlenmiş. Sabah saatlerinde çok sayıda adrese baskın yapılmış, gazeteciler ve avukatlar gözaltına alınmış, bazı evlerin kapıları kırılarak aramalar gerçekleştirilmiş.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı operasyonların "terör örgütlerinin ülke genelindeki eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesi" amacıyla yürütüldüğünü açıkladı. Toplam 241 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 209 kişinin gözaltına alındığı ve şüpheliler hakkında 24 saat avukatla görüşme kısıtlaması uygulandığı belirtiliyor.
Ülkemizde meseleyi "terörle mücadele" başlığına sıkıştırınca her şey mubah görünüyor: kapının kırılması da, sabaha karşı yapılan gözaltılar da, avukata erişimin engellenmesi de hukuka uygunmuş gibi sunuluyor.
Değil.
Hukuk devletinin en temel bazı zorunluluklarını tekraren hatırlatmış olalım: Gözaltı, ceza muhakemesinde istisnai nitelikte bir koruma tedbiridir; önleyici idari tedbir değildir. Hiç kimse, ileride suç işleyebileceği yönündeki varsayımlara dayanılarak özgürlüğünden yoksun bırakılamaz. Zirve öncesi getirilen toplu yasak ile bu ölçekteki bir gözaltı dalgasının üst üste gelmesi, somut suç şüphesinden değil, "muhtemel eylem" ve "muhtemel fail" varsayımından hareket edildiğini düşündürüyor.
Her ne kadar bizde sıradanlaşmış olsa da bu, ceza hukukunun fiile değil faile yönelen tehlikeli bir mantığıdır; hukuk devletinin reddettiği bir fişleme refleksidir.
Aynı sonuca daha hafif bir araçla ulaşılabiliyorsa, daha ağır müdahaleye başvurulması ölçülülük ilkesinin (özellikle gereklilik, yani en hafif aracın seçilmesi ölçütünün) açık ihlalidir. Kapıyı çalmak yeterliyken milletin sabaha karşı kapısını kıramazsınız.
Ülkemizde bu temel ilkelerden çok uzaklaşmış olduğumuzu, birçoğu için bu hatırlatmaların da anlamsız göründüğünü elbette biliyorum. Buna rağmen bıkmadan, usanmadan hukuku yok sayanlara görevlerini hatırlatmış olalım. Olur ya bazılarına belki tesir eder. En azından milletimize unutturmaya çalıştıkları hukukun unutulmamasına katkı sağlamış oluruz. Ayrıca yargı ve kolluğun hukuksuz uygulamaları o kadar sıradan hale gelip fiili norma dönüştü ki uygulamada bulunan birçok kişinin anayasal devletin temel gerekliliklerini unutmuş olmaları dahi kuvvetle muhtemel.
Bunların ötesinde kişinin avukatıyla görüşmesinin keyfi biçimde 24 saat süreyle engellenmesi, savunma hakkının fiilen askıya alınması anlamına gelir. CMK'nın tanıdığı bu kısıtlama imkânı, savunma hakkının özüne dokunacak biçimde uygulanamaz. Avukata erişim, adil yargılanma hakkının daha ilk anından itibaren güvence altındadır.
Savunma hakkı, devletin uygun gördüğü zamanlarda tanınan bir ayrıcalık değil; adil yargılanma hakkının ayrılmaz ve vazgeçilmez unsurudur.
Daha da önemlisi, ceza muhakemesinin temel mantığı, delillerin ortaya koyduğu makul suç şüphesi üzerine soruşturma yürütülmesini gerektirir. Hukuk devletinde soruşturma, mevcut delil ve olguların değerlendirilmesi sonucunda başlatılır; soruşturma işlemleriyle sonradan suç şüphesi oluşturulması veya şüpheyi haklı gösterecek deliller aranması bu mantıkla bağdaşmaz. Aksi yaklaşım, masumiyet karinesini yok sayar ve ceza muhakemesinin amacını tersine çevirerek hukuk güvenliği ilkesini anlamsız kılar.
İktidarın kontrol altına alamadığı, elini ferah feza uzatamadığı Yargıtay’ın yetkisini kısıtlama hamlesi.. yerel mahkemelerin hukuka göre değil iktidarın hoşnutluğuna göre verdiği kararlar Yargıtaydan dönüyordu demek ki artık dönemeyecek.. yazık bu ülkeye. Vatanı ülkesini seven bir iktidar böyle bir kötülüğü yapmaz. Siyasi tarihimizde yargıyı kendi çıkarı için bu derece araçsallaştıran başka bir iktidar örneği yok..
@samiltayyar27 Şamil bey ,
Her fırsatta milletin hakemliğine güvenden bahsetmeniz güzel de merak ettiğim, neden konu yeni anayasa olunca bu hakemliği bypass etmenin yollarını arıyor Akp...
Buğra Gökçe kendisi Emniyete gidip teslim olmuş...
"Yok demişler, senin teslim olmanı görüntüye almamız gerekiyor. Kapıdan yeniden gir vs..."
Meğerse medyalarına servis etmek için görüntü yapmışlar...
Bu DEVLET bu kadarını ne zaman görmüştü?
Dünyanın ilk 8’li çapraz karaciğer nakli Malatya’da gerçekleşti.
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde, Prof. Dr. Sezai Yılmaz liderliğinde gerçekleştirilen 8'li çapraz karaciğer nakli, tıp tarihine adını yazdırdı.
Bu gurur Malatya'nın ♥️
➖Bugün Ankara'da "hakları" için mücadele eden Özel Sektör Öğretmenler Sendikası’nı @ogretmensendika ziyaret ettik.
➖Dertleri büyük;
Ücretli öğretmenlerin;
➖Çok düşük maaşla çalıştıklarını,
➖Yazın maaş alamadıklarını,
➖Bazı öğretmenlerin inşaatlarda çalıştıklarını,
➖Evlere temizliğe gittiklerini,
➖Garsonluk yaptıklarını,
Söylediler.
➖Ve bugün,
➖Dertlerini anlatmak üzere Meclis’e gelen genç öğretmenlerimiz,
➖Orantısız bir şiddetle karşılaştılar, gözaltına alındılar.
☀️Konuyu @iyiparti olarak Meclis gündemine taşıyoruz.
#HakYerineöğretmeneGözaltı
#ÖğretmenlerGözaltında
N'oldu şimdi...
Sabah Akın Gürlek "Fahiş Fiyat" diyerek operasyon yapıldığını açıkladı
Akşama ise İstanbul Savcılığı "Üretimin ve tedarik zincirinin aksamaması için" dedi.
Sabah başka
Akşam başka
Fiyatın artmadığını mı fark ettiniz?
İyi ama burada binlerce twit atan troller boşa mı çıktı şimdi?
Piyasaya polis-savcı-hakim ile girilmez. Patates soğan teröristleri aramıştınız bir zamanlar. Hala anlamamışsınız.
Piyasayı ilgili kurumlar (Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu) gözetler ve denetler...
Kişinin iç çamaşırına kadar soyunmasının istenmesi halinde, artık arama değil, beden muayenesi söz konusudur. Ceza infaz kurumuna girerken üst araması yapılır; ancak beden muayenesi yapılamaz! Yapılırsa şayet, bu durum salt görevi kötüye kullanma olarak değil, kamu gücü kullanılarak işlenmiş işkence olarak değerlendirilmelidir.
Bir hatırlatma:
➡️Avrupa'da bir çok ülke "Netanyahu bizim ülkemize gelirse tutuklanır" kararı almış durumda.
➡️Türkiye böyle bir karar almadı.
⏩Mesela Türkiye'den İsrail'e askerliğe giden ve orada soykırım yapan İsrailli askerlerin Türkiye'ye geldiklerinde "soykırımdan yargılanırlar" kararı da alınmadı... Çifte vatandaş olup Gazze'de soykırım yapan askerler geri gelebiliyor.
Kısaca siz "Cola ve hamburger boykotu ile devam edin... Laf kısmını da eksik etmeyelim ama fiili adımlar başka bahara..."
Sayın Erdoğan, “Faizsiz ekonomi özlemimi gür bir seda ile dillendirmeye devam edeceğim” demiş.
TCMB faizinin %50’ye çıkarıldığı 2023 yılından bu yana o gür sesi hiç duymuyoruz.
Tarih sizi, bu millete, bu devlete en yüksek faizi ödetmiş Cumhurbaşkanı olarak kayda geçirdi.
Bir kadın, mahkeme önünde, herkesin gözünün içine baka baka gözaltında çıplak aramaya maruz kaldığını dehşet verici ayrıntılarla anlatıyor. İstanbul Emniyeti'nin buna cevabı: "Mevzuata aykırı bir şey yok."
Peki soruyorum:
Bir insan gözaltında çıplak aramaya maruz bırakıldığını iddia ettiğinde devletin görevi; gerçeği ortaya çıkarmak mıdır, yoksa meseleyi bir basın açıklamasıyla kapatmaya çalışmak mıdır?
O gün gözaltında kimler görev yaptı? İddialarla ilgili herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatıldı mı? Arama işlemlerine ilişkin kayıt ve tutanaklar nerededir?
Kamuoyunun beklediği şey, birkaç satırlık bir yalanlama değil; olayın bütün yönleriyle aydınlatılmasıdır.
Üstelik açıklama, mahkemede dile getirilen somut iddialara cevap da vermemektedir. Bir kişinin iç çamaşırını çıkarmasının istendiği, çömelmeye ve bedenini teşhir etmeye zorlandığı yönündeki beyanlar doğru mudur, değil midir?
Kamuoyunun bilmek istediği budur.
İnsan onuru devletin takdirine bırakılmış bir mesele değildir. Anayasa'nın ve uluslararası hukukun koruması altındadır. İşkence ve kötü muamele yasağının istisnası yoktur.
Devletin görevi vatandaşını aşağılayıcı muameleden korumaktır.
Bu nedenle yapılması gereken şey savunmaya geçmek değil, iddiaları etkin ve şeffaf biçimde soruşturmaktır.
🚀 You are SPECTACULAR! Just 3 days in and we're already at 75% of our goal! Every single one of you made this happen. We're over the hump, now let's finish what we started. 💪 #TogetherWeRise
3. gün ve hedefin neredeyse 75%’ine ulaşmış durumdayız. Gerçekten harika bir iş çıkıyor. İlgilenen, duyuruyu yayan ve yardım eden herkese çok çok teşekkür ediyorum. Çoğu gitti azı kaldı. Hadi bitirelim şu işi. 💪 #BirlikteYükseliriz
https://t.co/KhVU4txIsI
Gökhan Günaydın: "Diyorlar ki belediyeler her türlü işlerden uzak olmalıdır.
E söylüyoruz, getirin siyasi etik yasasını geçirelim diyoruz. Hadi herbiriniz mal varlığınızı açıklayın diyoruz.
Var mı bir taneniz açıklayan? Burada atıp tutmakla olmuyor."
AKP'li Akbaşoğlu: Mutlak butlan CHP'nin iç çekişmesinin sonucudur. Millet sizi arınmaya, hırsızlardan hesap sormaya çağırıyor.
CHP'li Günaydın: İkimiz beraber mal varlıklarımızı açıklayalım. Var mısın Akbaşoğlu? Kim arınabiliyormuş görelim. 650 milletvekili bunu yapsın.
✍️Soru önergesi veriyoruz;
➖“Macaristan’dan, Polonya’dan ne kadar et ithal ettiniz, bu etleri hangi firmalardan tedarik ettiniz, ne kadar para ödediniz?”
📍Cevap yok!
✍️Soruyoruz;
➖“ESK’nın başındaki şahsın Macaristan’da, Çekya’da şirketleri varmış doğru mu?
📍Cevap yok!
⚖️Cevap vermesi gerekenler, beni mahkemeye veriyor, paylaştığım belgeleri silmesi için @X 'e müracaat ediyor.
🇹🇷Bu ülkede bir gün yargı sizin gölgenizden kurtulacak, hukuk olması gerektiği gibi işleyecek ve yaptıklarınızın tek tek hesabını vereceksiniz!
Ekonomist Murat Muratoğlu’ndan haklı tespit:
“Etin kilosunu 90 liraya ithal edip 500 liraya satıyorlar. O yüzden ithalatı durduramazlar.
Çok büyük para kazanıyorlar. Sığırcılık bu sebeple gelişmez. Türkiye dünyanın en çok et ithal eden ikinci ülkesi.”
@yeniakit@mustafaislamogl a atmış oldugunuz iftira ve karşı açıklama karşısında sessizliğiniz nedeniyle bugün şeytan taşlamada taşlarım hak ile insanların arasında duran şeytan ruhlular içindi!
KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA
Bırakın peygamberlik asrını İslam ile en ufak bir ilgisi olmayan, “Paleolitik dönem mağaralarını, animizm ve şamanizmin ruh telakkisi”ni konuştuğum bir felsefi konuşmayı sanki Peygamberimizin vahiy alışıyla ilgili söylemişim gibi göstermeye çalışmışlar. Üstelik kestikleri videonun “kadim insan” cümlesiyle bitmesine rağmen… Vah ki ne vah.
İstismar edilen konuşma kesitini ilk paylaşan hesap sahibi, asla katılmadığım bir bağlantı kurmuş. Aynı kişi kendi çıkarımının bana nispet edildiğini görünce ifadenin bana değil kendine ait olduğunu, benim böyle bir bağlantı kurmadığımı beyan etmiştir. (İlgili iki paylaşım da aşağıdadır.) Gerçek bu iken, iftira atmaktan çekinmemişler, beni “apaçık küfür” saydığım bir inkarla itham etmişlerdir.
Ben Akit Gazetesi’nde 1990’larda 10 yıl köşe yazarlığı yaptım. Bir zamanlar gazeteye açılan davalarında yanında durduğum bu insanlar uzun yıllardır düzenli olarak her fırsatta operasyon çekmekten, iftira atmaktan bir nebze olsun geri durmuyorlar.
Biz bu operasyonları çok gördük, inandığımız hakikatler uğruna bedeller ödedik. Ancak siz insanlara itibar suikastı yapmayı huy edinen, milletimizi kandırmaya çalışan müfteri bir yayın organı olarak tarihe geçeceksiniz.
“Çamur at izi kalsın” mantığınız yanınıza kâr kalmayacak. Sistematik olarak sürdürdüğünüz bu iftiraların her biri için hem dünyada hem de ahiretteki mahkemelerde sizlerle hesaplaşacağız.
Yeni Akit başta olmak üzere söz konusu operasyon paylaşımını yaymayı sürdüren tüm hesaplarla ilgili hukuki süreçleri başlatacağımı kamuoyunun bilgisine sunarım. https://t.co/WvniyXrpiz