İzlanda başbakanı Kristrún Frostadóttir hakkında bir sürü boş muhabbet yapıldı ama gerçekte nasıl bir birikime sahip olduğu nedense hiç konuşulmadı? Güzelliği, kıyafeti, yok efendim Külliyeye hayran hayran bakışı falan konuşuldu , halbuki 38 yaşındaki bu genç hanımefendi ekonomi ve uluslararası ilişkiler alanlarında oldukça güçlü bir akademik kariyere sahip:
Lisans: İzlanda Üniversitesi'nde eğitimini tamamladı.
Yüksek Lisans (Uluslararası İlişkiler): Yale Üniversitesi'nin Jackson Küresel İlişkiler Okulu'ndan (Jackson School of Global Affairs) mezun oldu.
Yüksek Lisans (Ekonomi): Boston Üniversitesi'nde ekonomi alanında yüksek lisans derecesi aldı.
Yani lafta değil, gerçek bir ekonomist kendisi. Sarayda “danışman” diye veya mecliste “vekil” diye gezen çoğunu cebinden çıkartır. Ama bizim aklımız şeyimizde olduğu için ona sadece “güzel kadın” olarak baktık.
Sevgili kadınlar papatyalarım; 4 çeşit pelvis tipi var jinekoid android andropoid platipelloid bu sizin seçebileceğiniz bir şey değil doğuştan gelen bir şey. Erkeklerin saçma sapan güzellik dayatmalarına kanıp beden algınızı bozmayın kendinizi sevin bedeninizin sağlıklı olmasına dikkat edin bir erkeğin kriterlerine uymasına değil, sizleri seviyorum 🫶🏻
Hayko Cepkin: (Travis Scott'ın İstanbul performansı)
"Zaten işleri playback, ses de autotune. Yüzünü görseniz ne olur, kı.ını görseniz ne olur. Alışamadınız hala keklenmeye.
Adamlar sistemi çözmüş. Herkes hak ettiğini yaşar. Alışın."
İstanbul Rumeli Üniversitesi Rumeli Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (RUÇAM) tarafından yayımlanan Rumeli Medya Raporu, her ay 16 ülkeden 200 medya platformunun taranması ve “Balkanlarda Türkiye” ile “Balkanlardaki Güncel Gelişmeler” başlıkları altında seçilen haberlerin analiz edilmesiyle hazırlanmaktadır.
Rumeli Medya Raporu - 1 yayında...
https://t.co/SoyJl3YHov
Doktora eğitimi dışarıdan bakanların sandığı gibi yalnızca tez yazmak, kaynak taramak ya da birkaç makale yayımlamak meselesi değildir. Doktora, insanın zihninde ve hayatında açılan uzun bir gerilim hattıdır. Sürecin sancısı çoğu zaman akademik tekniklerden değil, geleceğe dair duyulan o sürekli ve kemirici endişeden kaynaklanır. Başlangıçta bu endişe oldukça somuttur: İnsan nasıl geçineceğini, nasıl bir hayat kuracağını düşünür. Fakat yolun sonuna doğru kaygının yönü değişir. Bu kez mesele içinde yaşadığımız toplumun ve dünyanın nereye gittiğidir.
Doktora sürecinden herkes aynı şekilde çıkmaz. Kimileri için bu süreç yalnızca bir ünvana dönüşür; akademik hayatın giderek büyüyen ünvan enflasyonuna eklenen yeni bir halka olur. Fakat bu enflasyonun dışında kalabilenler için durum farklıdır. Onlar için doktora, düşünmenin ciddiyetiyle yüzleşme sürecidir. Artık fikirlerini bilimsel yöntemlere dayalı araştırmalarla savunabilecek bir eşiğe gelmişlerdir.
Tam da bu noktada akademinin romantik hayali ile gerçekliği arasındaki mesafe görünür hâle gelir. Çünkü düşünce üretmenin dünyası sandığımız kadar steril değildir. Dergiler, indeksler, yayın ağları ve akademik prestij mekanizmaları… Hepsi bir şekilde yerelleşmiş kapitalist formlar içinde işler. Bilginin dolaşımı da çoğu zaman bu piyasa mantığından bağımsız değildir.
Bu yüzden doktora bir bitiş değildir. Aksine, çoğu zaman bir başlangıçtır. Diploma alınır, tez savunulur, dosya kapanır; fakat zihinde açılan meseleler kapanmaz. İnsan bir kez bu yola girdikten sonra doktora artık bir eğitim aşaması olmaktan çıkar; hayat boyu taşınan bir yük, bir sorumluluk hâline gelir..
Düzenleme, Bilim ve Danışma Kurulu Üyesi olduğum "3. Uluslararası Rumeli Sosyal Bilimler Kongresi" bu yıl 1-5 Haziran 2026 tarihinde Arnavutluk başkenti Tiran'da Türkiye Maarif Vakfı Tiran New York Üniversitesi ev sahipliğinde yüz yüze ve çevrimiçi olarak düzenlenecektir.
Kongreye özet metin gönderim tarihi 6 Nisan 2026, tam metin gönderim tarihi 30 Nisan 2026'dır.
Bilgi İçin: https://t.co/PibMNsD85q.
İlk akademik şokum: Tez yazarken takıldığım yerde danışman hocamın bana destek olmasıydı. Akademide çoğu kişi tam tersini yaşadığı için insan şaşırıyor :)
1995:
Baba çalışırdı,
Anne evdeydi,
1 maaşla kira ödenir, araba alınır, çocuk büyütülürdü.
2026:
Anne çalışıyor,
Baba çalışıyor,
Çocuk çalışıyor,
Ama yine de ay sonu gelmiyor.
Yetmiyormuş gibi birde…Daha fazlasını göster
Savaş araştırmaları alanında çalışırken teorik literatürle meşgul olacağımı düşünüyordum. Şu an F-16 nasıl kullanılır videoları izliyorum. Akademinin sürprizleri bitmiyor
@akademikbiriiii Yeterlik süreci hem benden çok şey götürdü hem de çok şey getirdi. Özellikle yeni hobiler gibi.. tabii hiçbir şey götürdüklerinin yerini tutmadı 😂 kolay gelsin 🫶🏻
📌Savaş sıklığı ile demokratikleşme arasındaki istatistiksel ilişki nasıldır?
▶Bölüm 1: Sıklık Paradoksu
📕(Mark Harrison ve Nikolaus Wolf, The Frequency of Wars, 2012) +