İSTANBULLULAR ADINA SORUYORUZ!
1- Haldun Taner Sahnesi ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı olarak kullanılan tarihi yapının tahliye edilmesinin üzerinden kaç yıl geçmiştir?
2- Tahliye sırasında kamuoyuna açıklanan proje takvimi nedir? Yapının hangi tarihte yeniden hizmete açılması planlanmıştır?
3- Bugüne kadar söz konusu yapıda gerçekleştirilen çalışmaların toplam maliyeti ne kadardır?
4- Yürütülen çalışma teknik olarak bir restorasyon, yeniden yapım, güçlendirme veya başka bir uygulama mıdır?
5- Koruma kurulu tarafından onaylanan proje kapsamında yapının hangi bölümlerinin korunması, hangi bölümlerinin sökülmesi veya yeniden yapılması öngörülmüştür?
6- Bugüne kadar proje kapsamında kaç adet ihale yapılmıştır? İhaleleri alan yüklenici firmalar hangileridir?
7- Çalışmanın başlangıç ve öngörülen bitiş tarihleri nelerdir? Daha önce belirlenen sürelerin aşılmasının gerekçesi nedir?
8- Yapının tarihi ve kültürel kimliğinin korunması amacıyla hangi somut koruma tedbirleri uygulanmaktadır?
9- Restorasyon sürecine ilişkin güncel proje, rapor ve ilerleme bilgileri neden kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmamaktadır?
10- Kamuoyunda oluşan tereddütleri gidermek amacıyla İBB tarafından detaylı bir teknik bilgilendirme yapılması planlanmakta mıdır?
Selma Akın Patır (@selmaakin)
2021 yılından bu yana Sayın @EmineErdogan Hanımefendi’nin öncülüğünde bir devlet vizyonuna dönüşen 21-27 Mayıs haftası, Türk Mutfağı Haftası olarak kutlanmakta ve her yıl bir temayla çalışmalar yapılmaktadır.
Bu yıl "Bir Sofrada Miras" temasıyla tüm dünyada kutlanan #TürkMutfağıHaftası üzerine meclis konuşmamız:
İETT’de yaşanan arızalar, iptal edilen seferler ve duraklardaki yoğunluk artık istisna değil, günlük hayatın parçası haline geldi.
İstanbullu bunu hak etmiyor.
#İstanbulYönetilemiyor
Sabah işe giderken trafik, metroda arıza, durakta yoğunluk, akşam eve dönerken yine aynı çile…
İstanbul’da milyonlarca insan her gün zamanını, enerjisini ve sevdiklerine ayıracağı vakti yolda tüketiyor.
Bu şehir mazeret değil, çözüm bekliyor.
#İstanbulYönetilemiyor
Kadınlara dönük her türlü aşağılayıcı söylemi kınıyoruz.
Kadınlarla ilgili söylemlerin saygılı, özenli ve nitelikli bir yaklaşıma sahip olması esastır.
Toplumumuzun hiçbir kesiminin inancı etnik kökeni, kültürü, kimliği veya cinsiyeti aşağılayıcı, ayrımcı ve ötekileştirici söylemlerin konusu olamaz.
İnanç, etnik köken ve cinsiyet üzerinden üretilen aşağılayıcı yaklaşımlar nefret söylemi doğurur. Bu yanlış söylemlerden kesinlikle uzak durulması gerekir.
“Kürt kadın” ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir.
Kürt vatandaşlarımızla beraber hepimizi ve tüm kadınlarımızı inciten bu yanlış ve çirkin yaklaşımları en net şekilde ve kökten reddediyoruz.
Nefret söylemleri, mizah kılıfı ile asla mazur gösterilemez.
Yanlış söylemlerin düzeltilmesi ve özür dilenmesi, değerlerimize saygının bir gereğidir.
Herkes inanç, kültür, etnik köken, kimlik ve cinsiyet konularında sağduyulu, nitelikli ve saygılı bir dil kullanmaya özen göstermelidir.
Vatandaşlarımızın tamamı eşit onura, saygınlığa ve değere sahiptir.
Dünyaya daha net bakmamızı sağlayan, göz sağlığımız için büyük bir özveriyle çalışan tüm meslektaşlarımızın 1 Haziran Gözlükçüler ve Optisyenler Günü kutlu olsun. 👓
Gazi TBMM’nin önünde Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik sarfedilen saygısız sloganlar; siyasal nezaketle, devlet ciddiyetiyle ve demokratik olgunlukla bağdaşmıyor.
Siyasi tarihe bakıldığında, kendi iç hesaplaşmalarını toplumsal gerilime dönüştüren siyasal anlayışların millete hiçbir şey vadetmediği açıkça görülür. Bugün de CHP’nin kendi iç krizlerini, kutuplaştırıcı bir dil üzerinden başka adreslere taşıma çabası siyaseti sığlaştırmaktan başka sonuç üretmemektedir.
Biz; enerjisini sloganlara değil eserlere, polemiklere değil hizmete, kişisel hesaplaşmalara değil Türkiye’nin yarınlarına ayıran bir anlayışın temsilcileriyiz. Dünyanın yeniden şekillendiği böylesi kritik bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacı; öfkeyi büyüten siyaset değil, devlet aklını ve toplumsal huzuru güçlendiren sorumlu bir siyaset anlayışıdır.
Biz kökümüzü unutmayız, özümüzü unutmayız.
Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz.
Bizimle aynı yolda olan milyonlarla birlikte eğilmeden, bükülmeden, yılmadan ve yorulmadan yürümeye devam edeceğiz.
Özgür Özel'in açıklamalarını hayretle izledim.
Haftalardır parti logomuz altında, sosyal medyada ve 81 ilde duyurusunu yaptığımız “Bir Gençlik Şöleni” programımıza gençleri tabiri caizse “kandırarak” davet ettiğimizi söylüyor.
Oysa bu sözleriyle aslında gençlerimizi aşağılıyor. Bu ülkenin gençliğini; ne okuduğunu bilmeyen, ne gördüğünü anlamayan bir kitleymiş gibi tarif etmesi, hem ülkemiz gençliği hem de ülkemiz siyaseti adına son derece üzücüdür.
Üstelik etkinliğimize 100 bin gencin katılması ona dert olmuş; çıkmış “Tribün 35 bin kişi.” diyor. Asıl gördüğünü anlamayan sensin Özgür Özel. Tribünün dışındaki miting alanlarından bihabersin, stadyumun dışından bihabersin, gördüğünü de anlamıyorsun.
Yolsuzluk kayıtları, otel kayıtları derken; meğer CHP’nin emanetçi başkanı “ibrikçibaşı” olmuş da kayıt tutuyormuş. Sayım yapmaktan siyaset yapmaya vakit bulamıyor!
Gençler güven bulduğu yere gelir; senin gibi havlucuların ve bu havlucuların savunulduğu yere değil!
Zaten bunlar değil miydi; seçilme yaşı 18'e indiğinde, Meclis'te lise kıyafeti giydirdikleri gençlerle basın toplantısı yapıp “Bunlar mı ülkeyi yönetecek?” diye gençlerimizi küçümseyen?
Kafa aynı kafa, zihniyet aynı zihniyet.
Merak etme Özgür Özel, ülkemizdeki ortalama bir gencin muhakeme yeteneği seninkinden çok daha yüksek.
Gençlerimiz ne kadar kıvrak zekalı olduklarını, neyi nasıl muhakeme ettiklerini sandık günü sana bir kez daha gösterecek.
Sen bizi izlemeye devam et, AK Gençlik sana daha çok şey öğretecek! @eczozgurozel
📍Bayrampaşa
Bir atık bazen çöp değil, yeniden hayat bulmayı bekleyen bir hikâyedir…
“Sürdürülebilir Sanat Sergisi”nde emeğiyle fark oluşturan tüm kadınlarımızı gönülden tebrik ediyorum.
AK Parti İstanbul İl Başkanlığımızda, İl Başkanımız Abdullah Özdemir’in ev sahipliğinde; Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkanımız Sayın Mustafa Demir, geçmiş dönem İçişleri Bakanımız ve İstanbul Milletvekilimiz Süleyman Soylu ile Prof. Dr. Hikmet Kavruk’un katılımlarıyla düzenlenen “Yerel Yönetimlerde İlk Basamak: Muhtarlarımız” programına katıldık.
Mahallelerimizin sesi olan kıymetli muhtarlarımızla bir araya gelerek ilçelerimizin ihtiyaçlarını, çözüm bekleyen başlıkları ve yerel yönetimlerde ortak aklın önemini değerlendirdik.
İstanbul’un her mahallesi, bu büyük şehrin hafızasını ve ruhunu tamamlayan kıymetli bir parçadır. Muhtarlarımızla güçlü iletişim ve sürekli istişare içinde çalışmaya devam edeceğiz.
Muhtarlarımız mahallelerimizin hafızası, vatandaşımızın ilk kapısıdır.
“Yerel Yönetimlerde İlk Basamak: Muhtarlarımız” programında; mahallelerimizin ihtiyaçlarını, çözüm bekleyen konuları ve ortak sorumluluğumuzu istişare ettik.
İstanbul’u birlikte yönetmeye, istişare kültürünü güçlendirmeye devam edeceğiz.