Freud diyor ki ;
Atatürk insanlığın sanatçısıdır...
Britanya imparatorluğunun varoluş hikayesini irdelerken, yakın tarihle ilgili inanılmaz bir bilgiyle karşılaştım. Bu bilgi şu ana kadar,
Neden Türkiye’de bilinmez diye de içten içe hayıflandım ; sonra da bu bilgiyi,
15 yıldır tanıdığım BBC çalışanı arkadaşıma,
kraliyet sarayı tarih direktörüne teyit ettirdim.
Yıl 1936. İngiltere Kralı VIII Edward,
Türkiye’ye geliyor, ATATÜRK tarafından ağırlanıp, uğurlanıyor. Kral,Londra’ya dönünce,
Kraliyet sarayında “tarihçilere ve düşünürlere" sekiz saat süren bir yemek veriyor.
Düşünür ve tarihçiler Kral’a,
“Bize Mustafa Kemal Atatürk’ü" anlatın diyorlar.
Kral anlatıyor, herkes düşüncelerini sıralıyor.
Son sözü, Freud alıyor. Sigmund Freud,
Psikanaliz biliminin kurucusu dünyaca ünlü nörolog ve psikolog Freud
Aşk’ı tarif ederken “Aşk cinselliği içerir“diyen düşünür. Aynı Freud, ölmeden bir yıl önce “aşkın tarifinde yanıldığını itiraf"ediyor.
Sebeb ise, Bir KARGA ! Hasta yatağında yatarken, kırık penceresinden gagasında bir adet cevizle içeri karga giriyor.
Cevizi Freud’un baş ucuna bırakıp pencerede yarım saat melul melul Freud’u seyredip uçuyor.
İşte o an Freud, Aşk cinsellikten öte bir duyguymuş diyor.
BURASI ÇOK ÖNEMLİ ?...
Freud, yemekte son sözlerini,
ATATÜRK için sıralıyor.
Hangi dilden, hangi dinden,
hangi topraktan olursan ol,
ATATÜRK’ü “sevmemek” mümkün mü ?
"Aşk, duygular ötesi bir sanatsa,
ATATÜRK’te bir insanlık sanatçısıdır" diyor...
Kral, neden böyle kesin ve keskin
düşünüyorsun diyor ?
Freud, ATATÜRK esir aldığı komutanlara insanca davrandı. Esir aldığı bayrakları çiğnemedi, çiğnetmedi.Esir aldığı halklara
saygı duydu. O, sadece toprağını korudu.
Ülkesini ve milletini sevdi, onlar için savaştı.
Tüm insanlığa, mazlum milletlere örnek oldu.
Emperyalizme dur dedi. Çağdaş düzeni kurdu.
Özgürlükleri, inançların serbestliğini,
kadınlara seçme seçilme hakkını, bilimi, doğanın korunmasını, sanatı ön plana çıkardı.
Daha ne yapsaydı, biz evrensel bilim insanlarına ?...
Freud, böyle sıralıyor düşüncelerini.
Şimdi gel de, ATATÜRK’ü sevme...
Hangi hakla, hangi vicdana dayanarak sevmeyeceksin be kardeşim?!
Hele de, yüz yıl geriye yüz tutmuş bugünün zihniyetine karşı !...
Türk kanı, müslüman kanı taşımayan ama,
insanlık kanı taşıyan Freud’a gel de hak verme.
Tesbit ettiğim, teyit ettirdiğim bu bilgi,
bu yazım mevcut tarihçilerimize, bilim insanlarımıza, siyasetçilerimize,
Sanatçılarımıza, tüm halkımıza, kısaca
ATATÜRK’ün ekmeğini yiyen herkese
KAPAK olsun !.
Amerika ' da 15 yaşındaki bir çocuk marketten ekmek çalarken yakalandı. Kaçmaya çalışırken bir de raf kırmış.
Cocuk tutuklanmış ve mahkemeye çıkartılmış.
Kararı vermeden önce hakim çocuğu da duymak ister.
Hakim: ′′ Neden çaldın? ′′
Çocuk: ′′ Ekmeğe ihtiyacım vardı. ′′
Hakim: ′′ Çalmak yerine ekmek alamadınız mı?"
Çocuk: ′′ Satın alacak param yoktu."
Hakim: ′′ Ailenden para isteyebilirdin. ′′
Çocuk: ′′ Evde sadece annem var.
Annem hasta ve işsiz. Sırf bunun için biraz ekmek ve peynir çaldım."
Hakim: ′′ Sen küçüksün, normalde işin de yok. ′′
Çocuk: ′′ Yıkama üzerinde çalıştım.
Bir hafta önce anneme hizmet etmek için izin aldım ve bu yüzden kovuldum. ′′
Hakim: ′′ Yardım isteyecek yeriniz ,kimseniz yok muydu? ′′
Çocuk: ′′ Her gün evden çıktığımda herhangi bir iş için eleman arayan en az elli adresle iletişime geçiyorum ama, başarısız.
Sonunda hırsızlık yapmaya karar verdim. ′′
Çocuğun ifadesinin ardından hakim kararını açıkladı:
-" Çalmak, özellikle EKMEK çalmak çok utanç verici bir suçtur. Ve işte hepimiz bu suçtan sorumluyuz. Bu odadaki herkes ve ben de bu suçtan sorumluyum.
O zaman tüm mahkeme katılımcıları 10 $ ile ceza alacak. Siz her biriniz 10 $ gönderene kadar kimse mahkeme salonundan ayrılmayacak."
Hakim de 10 $ ' ını verdikten sonra aç çocuğu polise teslim eden markete de 1,000 $ para cezası verdi.
Kararı duyduktan sonra çocuk gözyaşlarını tutamadı ve ikinci karar okunurken hakimi görünce heyecanlandı.
Hakim gözyaşlarını saklamaya çalışarak, salonu terk etti. Hakimin son sözleri bunlardı:
-"Bir kişi EKMEK çalarken yakalanırsa, o cemaatin, toplumun, devletin tüm insanları utanmalıdır."