Sosyal medyada anonluk yasak olmali ve kimin ne bok oldugunu filtresiz gorebilmeyiz. Black mirrordaki gibi puanlama sisteminin gercek olmasi gerekiyor ve bu tipler her zaman alt tabaka olarak kalmali.
Arabası olmayan biriyle evlendiğine göre kesin adam chaddir. Çalışsın hamile karısına bir araba alsın. O, bir kadını masrafsız hamile bırakacak betalar da saygıdan toplu taşımada bir doblo ile bile seyahat ettiremediği karısına yer mi verecek? Yok öyle beleşe saygı. Z kuşağına helal olsun.
ülkede herkes sinirli, yaşayamadıklarından ötürü tahammülsüz. kendi gücüyle satın alıcı olarak değer görebildiği tek yer olan marketlerde de anında memnun olmak istiyor. karşıda kendisiyle aynı dertleri çeken bir kasiyer çocuğun molası, mazareti önemsizleşiyor. görece huzur içindeki ülkelerde şöyle bir çıldırma anına denk gelemiyorsun ve uzunca kasada memnuniyetle bekleyebiliyorsun çünkü aç bitir salam ve iki gofret almak gününün tek iyi anı olarak yer almıyor zihninde. herkesin öfkesinin, aceleciliğinin, bezginliğinin, tahammülsüzlüğünün de aynı haklı olabildiği bir yer artık türkiye.
Yabancı bir sayfada çok güzel bir alıntı okudum. Diyor ki bazı insanlar sizi kontrol edemediğinde, size karşı moral contamination (ahlaki kirletme) taktiği uygulamaya başlarlar. Bu da iş yerinde, okulda veya sosyal bir ortamda hakkınızda sorunlu anlatılar, karikatürize söylemler, altı doldurulmamış patolojik ithamlar üretmeleriyle olur. Bunun amacı sizi utandırmak, korkutmak, sindirmek ve yetenek ve çekiciliğinizle onlarla aranızda açtığınız devasa farkı daha az görünür kılmaktır. Böyle bir durumda kesinlikle “kurban” hissetmemelisiniz. Daima meydanda olmalı, gerekli prosedürel şikayetleri tamamlamalı, süreç sonunda tüm failleri belgeleriyle açığa çıkarmalısınız. Unutmayın: onların en korktuğu şey; sizin başarılarınız, mutluluğunuz ve güçlü iradenizle örülü gri bir kayaya çarptıklarını hissetmeleridir. Ancak bu şekilde, meydanın gerçek sahibinin kim olduğunu gösterirsiniz.
Kapalı kadınların açık kadınlara duyduğu haseti dünyada kimse kimseye duymamıştır. İşin daha da tehlikeli yanı şu: Kapalı kadının dindarlık dozajı arttıkça kıskançlığı da artıyor, yani ne kadar dindarsa o kadar haset duyuyor. İçinde ona yaşatmadıkları bir hayat var, başkaları da yaşamasın istiyor.
Kadının eşini yıllarca göz önünde tutmamasına baya hak veriyorum.
Adam fotoğraflarda gayet karizmatik, yakışıklı ve iyi görünüyor. Ortada garip bir şey yok, uyumsuz bir çift görüntüsü yok, normalde ne güzel deyip geçilecek bir paylaşım var. Ama yorumlara bakınca insan iki dakika içinde neden sakladığını anlıyor.
Çünkü sosyal medya artık bir paylaşımı görmüyor, onu hemen mahkemeye çeviriyor.
Bir fotoğraf düşüyor, daha kimsenin hiçbir şey bildiği yokken yaş farkı konuşuluyor. Bir ilişki görülüyor, hemen paraya bağlanıyor. Bir kadın mutlu görünse zenginlik arıyorlar, bir erkek mutlu görünse başka hesap arıyorlar. Biri eşini paylaşsa tipi yorumlanıyor, paylaşmasa kesin bir şey saklıyor deniyor.
Daha kötüsü şu: bu sadece bu olayda değil, neredeyse her özel hayat paylaşımında böyle.
Bir ünlü sevgilisiyle fotoğraf atıyor, ilişki analizi başlıyor. Biri evleniyor, hemen altına eski sevgililer, servet, aile, sınıf farkı yazılıyor. Biri çocuğunu paylaşıyor, anneliği yargılanıyor. Biri kilo alıyor, bedenine giriliyor. Biri estetik yaptırıyor, yüzü üzerinden linç ediliyor. Biri eşini göstermiyor, gizem kasıyor deniyor. Gösterince de bu sefer adamın saçı, yaşı, fiziği, parası, mesleği konuşuluyor.
Yani insan ne yapsa bir yerinden tutup didikliyoruz.
O yüzden bazı insanların özel hayatını bu kadar koruması bana artık ukalalık ya da gizem gibi gelmiyor. Tam tersi, gayet anlaşılır bir savunma refleksi gibi geliyor. Çünkü sosyal medya en masum şeyi bile alıp birkaç saat içinde alay, kıyas, itham ve haset malzemesine çevirebiliyor.
Kadın haklıymış. Bu ortamda eşini, ailesini, ilişkisini rahat rahat paylaşmak gerçekten zor.
Bazen insanlar sakladığı için garip görünmüyor. Biz fazla meraklı, fazla acımasız ve fazla yorumcu olduğumuz için insanlar saklamak zorunda kalıyor.
yatili kuran kursu denen sacmaliklar kapatilmalidir, ogrenmek isteyen okula gider gibi sabah gidip oglen evine donebilir. Zaten oralarin ne bok oldugunu biliyoruz
Bir baba, yatılı kursta hafızlık eğitimi alan oğluyla diyaloğunu paylaştı.
+ "Efendim hafız."
- "Baba benim kursum 15 günlük ya biraz fazla geliyor. Onu 1 haftalık yapalım."
+ "Niye? Orası güzel. Orada ortam iyi her şey iyi. Arkadaşların var."
- "Yapamıyorum artık baba. Zor geliyor lütfen."